Sizin bebişlerde Televizyon hastasımı.???

Konusu 'Doğum Yapanlar' forumundadır ve Mev*Can tarafından 31 Mart 2008 başlatılmıştır.

    31 Mart 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  1. Mev*Can

    Mev*Can Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    7.380
    Beğenildi:
    72
    Ödül Puanları:
    0
    kızım berfe 4,5 aylık oldu ama tam bi tv tutkunu..daha doğrusu reklam ve klip tutkunu..elbetteki yaşı itibariyle olan bitenden bi haber ama tv deki hareketler çok dikkatini çekiyor olsa gerek..
    tv ye uzak bi yere yatırıyorum açıyorum reklamları çıtı bile çıkmıyor..hele müzik kanallarına bayılıyor..komik olan slow şarkılarda hareket fazla olmadığı için ağlıyor hızlı kliplerde ise kendi kendine çığlık atıp seviniyor...o tv seyrederken ben bütün işimi bitiriyorum artık ne kadar hevesli siz düşünün..mümkün oldukça uzağa yatırıyorum gözü bozulmasın diyede ben ellemsem hiç ağlamıycak yaramaz..son günlerde ki favorisi GÜLBEN ERGEN Sürpriz...
    ee sizin bebişler neler yapıyor onlarda tv seyrediyormu..
    varmı sevdikleri bi sanatçı:)))
     
  2. 31 Mart 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  3. AYSEL26

    AYSEL26 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    55
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    benim kızımda 3 aylık henüz ama tv vebilgisayar ekranını görünce bütün dertleri bitiyo sanki
    henüz sevdiği bi sanatçı yada görüntü yok biras daha büyüünce seninki gibi olur heralde yaramazım
     
  4. 1 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  5. Axsxk-xix Asi

    Axsxk-xix Asi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    38
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Bebeklerin gizli düşmanı müzik klipleri

    --------------------------------------------------------------------------------

    Bu yazıyı uzun zaman önce okumuştum, mesajınızı görünce hatırladım. Hemen aratıp buldum netten...

    Aman diyeyim, bence uzak tutun bebeklerinizi televizyondan, lütfen dikkatle okuyun...
    yasakkelimeyasakkelimeyasakkelime

    Kısaca "Gelişim bozukluğu" diye tanımlanan ve son yıllarda tüm dünyada tam altı kat arttığı belirlenen otizm, uzmanlarca büyüteç altına alındı. Ve otizmin izini süren tıp dünyası, şaşırtıcı bir bulguya ulaştı. "Klip Sendromu" adı verilen bu sendrom yüzünden tüm bebekler tehdit altında

    Pek çoğumuz minik bebeklerimizi oyalansın diye televizyon karşısına oturtur, hatta televizyona gösterdikleri ilgiyi büyük bir sevinçle karşılarız. Bu arada kendimizce önlemler alır abuk subuk görüntülerle karşı karşıya kalmalarını önlemek için genellikle de müzik kanallarını açarız. Ama anlaşılan o ki; biz bebeğimizin ilgisini müziğe olan kabiliyeti ve yatkınlığıyla özdeşleştirirken, o izlediği her kliple biraz daha içine kapanıyor, biraz daha yaşamdan kopuyor. Minicik beyni, başa çıkamayacağı sınırsız karanlıklara boğuluyor.

    TELEVİZYONDAKİ TEHLİKE

    Marmara Üniversitesi Odyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferda Aktaş izledikleri müzik klipleri nedeniyle "Otizm" le karşı karşıya kalan bebek sayısının her geçen gün biraz daha arttığına dikkat çekerek, "Aileler çocuklarında konuşma gecikmesi, dalgınlık ve konsantrasyon bozukluğu şikayetleri ile başvuruyor. Bu çocukların ortak özellikleri özellikle 0-2 yaş arasında sürekli müzik klibi seyretmeleri. Hastalık, televizyon kesinlikle yasaklanıp özel eğitim programları uygulanarak, dört yaşına kadar önlem alınırsa önlenebiliyor. Ancak dört yaşından sonra tedavisi mümkün değil" diyor. Kliplerin çocuk beyni üzerinde bu denli zararlı olduğu fikrini ortaya atınca Prof. Dr. Ferda Aktaş da bir hayli tepki görmüş. Ancak uluslararası kongrelerde de sunduğu tebliğlerle sendrom konusunda sadece aileleri değil meslektaşlarını da uyarıyor. Konuşmanın öğrenilmiş bir davranış olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Ferda Aktaş, "Aileler nedense konuşmanın otomatik olarak öğrenildiğini zannediyorlar. Doğal ortamda çocukların dudak şekilleri, ses ve cümleler arasında bağlantı kurması gerekli. Ancak televizyon çocukların öğrenmesini engelliyor. Çünkü göz bağlantısı kuramayan çocuklar dudak hareketleri ile sesi birleştiremiyor. Televizyon sesi yüksek olan bir ortamda da çocuklar anne ve babalarının sesi yerine televizyon sesini algılar bu da onların beyin yapısının karışmasına neden olur. Çünkü dudak şekilleriyle çıkan ses arasında bağlantı kuramazlar" diye konuşuyor.

    YOKSA DUYMUYOR MU?

    "Klip sendromu" teşhisi konulan hastalardan biri henüz yirmi dört aylık olan minik Berkan. Geçtiğimiz aya kadar ailesi Berkan'ın ağzından anlamlı tek bir cümle dahi duyamamış. Berkan kendi adına bile tepki vermiyormuş. Anne Meltem Kadıoğlu, "Önce işitme problemi olduğunu düşünüyorduk. Ancak televizyonda müzik klipleri olduğu zaman kendisini olduğu gibi o yöne sabitliyordu. Nerede olursa olsun televizyona yönelip sanki büyülenmiş gibi duruyordu. Çalıştığımız için bakıcı ile kalıyordu. Bakıcısı onu oyalamak için bütün gün klip seyrettiriyordu. Açıkçası ben de bunda bir sakınca görmüyordum çünkü ben de ev işleriyle uğraşırken zaman zaman aynı şeyi yapıyordum" diyor.

    İLK SORUNUN YANITI EVET

    Trabzon'da yaşayan Kadıoğlu Ailesi oğullarının bir türlü konuşmadığını fark edince soluğu İstanbul'da, Marmara Üniversitesi Hastanesi'nde almış. "Şikayetimizi söyler söylemez Berkan'ın çok klip izleyip izlemediğini sordular" diyor Meltem Kadıoğlu. Genç kadından aldıkları, "Evet" yanıtının ardından ayrıntılı bir incelemeye girişen doktorlar sonunda teşhisi koymuşlar. "Klip Sendromu"

    Teşhisin ardından evde televizyon açmadıklarını ve Bertan'la sürekli onun anlayabileceği şekilde konuşmaya çalıştıklarını anlatan Kadıoğlu, "Ona dokunmamıza, öpmemize bile izin vermezdi. Bir ayda çok şey değişti. İsmini öğrendi. Televizyon kapalı olduğu için ara sıra huzursuzlanıyor ama hemen dikkatini başka şeylere yöneltmeye çalışıyoruz" diye anlatıyor zorlu tedavi sürecini.

    "BANA İNANMIYORLAR"

    Rüzgar'da aynı sendromun kurbanı. Ailesi Rüzgar üç yaşındayken, yani beş yıl önce fark etmiş oğullarındaki garipliği. Teşhis konulduktan sonra da iki yıl boyunca evlerine hiç televizyon sokmamışlar. Anne Siral Demiral, "Aynen bir bağımlıya zararlı bir maddeyi bıraktırır gibi davrandık" diyor. Çocuklarının rehabilitasyon döneminde bir kreş bulamamaktan o kadar bunalmışlar ki, otistik çocuklar için bir kreş açmışlar. Bu arada aile içi bir sarsıntı da atlatmışlar. Eşi Haluk Göçener'le o günlerde boşanmış. Ama Rüzgar'ın eğitimi için birarada olmayı başarmışlar.

    Rüzgar şimdi sekiz yaşında. Aldığı eğitimin ardından iç dünyasındaki karanlığı aşmış hiperaktif bir yapıya bürünmüş. Ancak ara sıra öfke nöbetlerine kapılıyor, bazen saldırganlaşıyor. Hâlâ okula gidemiyor, okuma yazmayı özel eğitimle öğreniyor. Siral Demiral, "Bütün yakınlarıma söylüyorum. Çocuklarına klip seyrettirmemeleri konusunda uyarıyorum ancak çoğu zaman bana inanmıyorlar" diye yakınıyor.

    NİNNİYİ KENDİN SÖYLE

    Doktorlara göre, teşhis konulan çocukları hastalığın etkisinden kurtarmak için yoğun çaba gerekiyor. Çünkü etkilenen beyinlerde hastalık çoğu zaman yerleşiyor. Doktorlar bu hastalığın teşhisini koyduktan hemen sonra televizyonu kesinlikle yasaklıyorlar. Çocuğun uyurken bile müzik dinlemesini istemiyorlar. Ailelere mümkün olduğu kadar çocukla, onun anlayabileceği ses tonu ile konuşmalarını tavsiye ediyorlar. Bu arada çocuklarla şefkat yüklü fiziksel temas da önemli. En önemli şeylerden biri de minik bebeklere ninni söylemek. Uzmanlar, "Radyoda ya da teypte çalmayın siz söyleyin" diyorlar.

    Onlar zamanında fark etti

    Siral Demiral ve Haluk Göçener oğulları Rüzgar'daki belirtileri erken fark etmiş. Şimdi tüm ebeveynlere uyarıp. "Hastalığın belirtilerini gözardı etmeyin" diyorlar. İşte adım adım otizme giden süreç;

    "Kendi dünyasındadır. Kendisi ilişki başlatmaz. İstediği şeylere ulaşmak için ilişkiye girer, insanları obje olarak gösterir, parmağı ile işaret edemez. Göz teması kuramaz, yüz ifadesi ciddidir. Donuk ya da hüzünlü bakar. Jest vemimikleri kullanarak sevimli olmaya çalışmaz. Bay bay yapmaz. Oyuncağını vermez. Yaşıtlarından uzak durur. Öpmek ve öpülmekten hoşlanmaz"

    Kliplere uyarı konulsun

    Marmara Üniversitesi Odyoloji Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Ferda Aktaş klip sendromu nedeniyle RTÜK'e başvurdu ve klip gösterimlerinde, "0 *2 yaş arasındaki çocukların izlemesi sakıncalıdır" uyarısının yer almasını istedi. Aktaş'ın verdiği bilgiye göre bebeklerin davranışlarının dikkatli izlenmesi hastalığın tanımını kolaylaştırıyor. Ve Aktaş klip sendromunun belirtilerini şöyle sıralıyor;
    * Oyuncaklarla konuşur gibi sesler çıkarmaz (7 ay)
    * Anlamlı isimlendirmeleri yoktur (10 ay)
    * "Annene götür" gibi basit emirleri anlayıp yerine getirmez (18 ay)
    * Üç kelimeli cümle kuramaz (2 yaş)
    * Karşısındakilerle isim ve cinsiyet tayin ederek konuşmaz (3 yaş)
    * Jest ve mimiklerini kullanmaz.
    * Evet, hayır, nasıl kelimelerini kullanamaz, zamir seçimi bozuktur
    * Monoton, duyduğunu tekrarlayarak (anında ya da bir zaman sonra konuşur)
    * Kendine özel kelimeleri ya da konuşma tarzı (son heceleri söylememe gibi) vardır.
    * Oyuncaklar ve objelerle ağzına alarak, elinde oynayarak, yere düşürerek ya da bir yere vurarak ilgilenir.
    * Dönen eşyaları, çamaşır makinesini seyreder.
    * Elinde ip veya benzeri bir şeyi sürekli sallayabilir.
    * Kağıtlara, gazetelere, kitaplara özel bir ilgisi vardır, düzgün tutar.

    ERKEN TEŞHİS ÇOK ÖNEMLİ

    Prof. Dr. Ferda Aktaş, klip sendromu ile karşı karşıya kalan çocuklarda dört yaşından sonra tedavinin mümkün olmadığını söylüyor.

    Klip izlerken adeta büyüleniyorlar

    Bol hareket içeren müzik kliplerinin dünyayı yeni yeni tanımaya çalışan minik gözler tarafından sürekli izlenmesi ,beyinlerinde kimi zaman tedavisi mümkün olmayan hasarlara neden oluyor. "Klip sendromu" bulgularını taşıyan çocukların geçmiş hikayeleri "sürekli müzik klibi izlenmesi"ni içeriyor. Tv'de ardı ardına yayına sokulan klipleri izleyen çocuklar çevresiyle ilişkisini kesiyor, aile içi iletişimini en aza indirgiyor Berkan'da bu sendromun tipik örneklerinden biri.
     
  6. 1 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  7. Axsxk-xix Asi

    Axsxk-xix Asi Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    38
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Çocuklar ve reklamlar

    Çocuklar reklam mesajlarını nasıl algılıyorlar? Bu durum, yaşlara göre nasıl değişiklikler gösteriyor?

    Çocuklar reklamları çok iyi izleyebiliyorlar, çünkü: Dikkatlerini vermeleri için kendilerini zorlamalarına gerek kalmıyor, ek bir zahmet gerekmiyor. Özellikle, görerek ve yaparak öğrenme becerileri çok gelişmiş olan 5 yaşının altındaki çocuklar, reklamlara çok iyi bakabiliyorlar. “Mesaj” görsel işaretlerle aktarılabilen cinsten ise, ve çocuğun kavram dağarcığına uyuyorsa, “tam” algılanabiliyor. Yaş büyüdükçe sözel beceriler artsa bile, ilk baştaki görsel algılama eğilimi çok güçlüyse, reklam görüntüsüne sözünü dinlemeksizin bakma alışkanlığı büyük yaşlarda da devam ediyor.

    Küçük yaşlarda yoğun televizyon seyretme pek çok çocukta sözel becerilerin güçlenmesini önlüyor; ya da sadece varolan bakma-görme becerilerini ihtiyaç duyulandan fazla güçlendiriyor; bu durum ömür boyu pek değişmeksizin sürüyor. Sabırsızlık, sonunu bekleyememe, tam anlamadan hareket etme gibi davranış özelliklerinin yaş büyüdükçe kaybolması gerekir; sözel becerilerin gelişimi bu ilerlemenin altyapısını oluşturur. Sürekli görsel işleyen bir beyin, sözel becerileri geliştirmekte zorlanabiliyor. Bazı çocuklar bu açıdan özellikle risk taşıyabiliyorlar.

    İlke olarak 3 yaşın altındaki çocukların televizyon reklamı seyircisi olmalarını istemiyorum. Televizyon ve benzeri durumlarda karşılıklı olmayan, “tek-taraflı” ilişkiye küçük çocukların pek ihtiyacı yok...

    Ebeveynler, çocukların reklamla ilgili algı ve tutumları (örneğin reklamda gördüğü her şeyi doğru kabul etmeleri veya satın alalım diye tutturmaları) karşısında nasıl davranmalılar? Bu türden durumlarda çatışma doğmaması için veya olası çatışmaların giderilmesi için neler yapılmalı?

    Bu anne-babaların genelde çocuklarının isteklerini nasıl değerlendirdikleriyle ilişkili. Reklam çocukları alışverişe özendirici etkenlerden birisi... Vitrinler, büyük alışveriş merkezleri, güzel paketler gibi.

    Satın alma dürtüsüne boyun eğmemeyi öğretmek, çocuk eğitiminin önemli bir aşaması:

    Hangisi uygun, hangisi kabul edilebilir?
    Neden satın aldığını biliyor mu?
    Hangi ihtiyacı için satın alınsın istiyor?
    Burada çocuğa öğretilen bilinçli tercih yapmak. Kendini tutmayı öğrenmek... Anne-babanın model teşkil edebildiği, kararların zamana yayılarak verilebildiği ortamlar, reklamların lüzumsuzu satın aldırıcı etkisine karşı koyabilmek için bir asgari koşul.

    Sadece reklamlarda değil, herhangi bir medya aracından (internet, gazete vs) öğrenilen bilgi “öyleymiş” gibi kabul ediliyor. Sanki sihirli ya da ilahi bir kaynaktan geliyormuşçasına inandırıcı olan bu tip bilgiler genelgeçer doğru kırıntılarının yanında yayıncının, reklamcının, ya da üreticinin inanmamızı istediği bilgileri de içeriyor. Biz de, genelgeçer doğruyu zihnimizden içeri alırken, diğer bilgileri de aynı kesinliğe sahipmiş gibi yanında kabul ediyoruz. Aynı sağlamlıkla inanıyoruz. Çocuklarda zihinsel mekanizmalar genelgeçer klişelere karşı çok geçirgen olduğundan ötürü, bu inandırma işlemi kolay oluyor... Ama zihin böyle bir şey işte...


    Reklamlarda çocuk oyuncuların kullanılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Çocukların, yetişkin izleyicilerin reklam mesajlarını algılamalarında nasıl bir etkisi oluyor? Çocukların kullanılması ne derece doğru?

    Reklamda çocukların oynaması, ilgi çekici ve hoş duygular uyandırıcı bir etki; çocukların pozitif duygularla ilgili beyin sistemlerini otomatik olarak harekete geçirdiklerini biliyoruz. Bir çocuk gördüğümüzde, davranışlarımızın, ses tonumuzun nasıl değiştiğini düşünün bir... Gördüğümüz reklama, “etkiye açık” olarak yaklaşmamızı sağlıyor.

    Çocuk içeren bir reklam (içeriği kime yönelik olursa olsun), taklit davranışını kolayca doğurabiliyor. Çocukların taklit eğiliminin ne kadar güçlü olduğu malûm. Hele gerçek ve hayal ayrımını yapma yetisini henüz tam kazanmamış (okul öncesi) çocuklar için neyin taklit edildiği (bizim için) önem taşıyor.

    Filmlerde, reklamlardaki çocukların davranışlarını diğer çocuklar taklit ediyor diye püritence bir yasakçılık taraftarı değilim. Daha ziyade başka insanlara kötü muameleyi özendiren reklamlardan hoşlanmıyorum. Ya da hayatın gerçeği olan, ama bir reklam filminde yer alması gerekmeyen bir çok şey var. Örneğin, çocukların çalışması ve çocuk işçiler hayatın tatsız bir gerçeği; ama bunun reklam filminde ele alınarak meşrulaştırılmasını doğru bulmuyorum. Yaz tatilinde çalışan çocuk, babasına yardım eden çocuk değil, “çocuk işçi” burada kastettiğim. Çocuklarımızın reklamların içeriğinden etkilenmesini istemiyorsak, bunun en kestirme yolu hangi saatlerde ve neleri seyrettiğini bilmek, denetlemeyi başaramıyorsak, televizyon izleme saatlerini sınırlamak bir yol olabilir. Her televizyonun bir açma-kapama düğmesi var... Yayıncılardan beklenen ise reklam yayın saatlerinin çocuklara göre ayarlanması.

    Bir de son zamanlarda eklenen klip-reklam sendromu tartışması var?

    Klip sendromu tanımı geçersiz, yanıltıcı bir tanım; yani, klip ya da reklam seyrederek otistik olunmuyor. Ama dil gelişimini tamamlamamış, iletişimi becerileri tam oturmamış çocukların, günlerini klip kanalları başında geçirmeleri gelişimlerini bozabiliyor; özellikle sözel becerilerini kısıtlayıcı etkiler yaratabiliyor. Genetik yatkınlık taşıyan çocuklarda bu etkiler otizm belirtilerinin ortaya çıkmasına yol açıyor. Bu tip gelişme gecikmelerine ne kadar erken müdahale edilirse, o kadar iyi... Ama dört yaşından sonra hiçbir şey yapılamaz vs gibi görüşlerin de pek bir geçerliliği yok; gazete başlıklarına yansıtılış şekli anne-babaların kafasını karıştırıcı oldu galiba...

    Peki, ne yapalım? Üç yaşının altındaki çocuklara yemek yedirmek için klip ve reklam seyrettirmek dışında bir yol bulalım; küçük çocukların edilgin ve bakarak izleyen olduğu durumların dışına çıkmalarına yardımcı olalım...

    Nasıl mı? Oyun ne güne duruyor? Yanına oturup, sıkıntımıza tahammül edip, gözgöze dizdize zaman geçirelim... Bütün gün mü? Ne mümkün... Ama, TV karşısında çocuk oyalama ihtiyacı bir “realite” ise (-ki öyle), 3 yaşından küçük çocuklara özel programları arayıp bulsak daha iyi olur...

    Prof. Dr. Yankı Yazgan
    www.yankiyazgan.com
     
  8. 1 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  9. minik kuslarim

    minik kuslarim CANIMIN 3'Ü Üye

    Katılım:
    6 Şubat 2008
    Mesajlar:
    6.645
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    146
    selam kızlar;
    ben TARKAN fanatıgı olarak sureklı dınlerdıgımden hamılelıklerım dogumum ve bundan sonrada:)))))))))
    2kızda fanatık oldu.buyuk kızımla konserle konser gezedık:)))))
    sımdı ısra kucukte:))))))))
    klp cıkınca cıldırıyor.kalbının atısı gozlerının ısıgı :)))))))gorulmeye deger.
    esım cocuklarıda kendıne uyudurdun dıye sıtem etsede aılecek fanatıgız.
    en sonkı favorı sarkıları vay anam vay,dıllı duduk,hop hop,dedıkodu,cat kapı metamorfozdan buyuk kızım dıger cdlerdende kuzu kuzu dudu,gulumse kaderıne,bu sarkılarda olmasa,sorma kalbım,nazan oncel haya hay ukala dumbelegı,burak kut komple,kenan dogulu cakkıdı,bas harfı ben,ve acayıp derecede pop rock meraklısı.cızgı fılm arası sarkı molası verıyor.
    kızlardan cekecegımız var gıbı?
    ne dersınız canlarım.:)))))))
     
  10. 1 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  11. gonca2206

    gonca2206 v for melinda Üye

    Katılım:
    21 Kasım 2007
    Mesajlar:
    2.685
    Beğenildi:
    164
    Ödül Puanları:
    153
    benim küçük kızım henüz dokuz haftalık tv ye bayılıyor gözünü dikip izliyor sürekli
    zararlı oldugunu biliyorum ama ne yapılabilirki bu aşamada
     
  12. 2 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  13. lamazi

    lamazi Guest

    ayni benim oglumda öyle cok merakli herseyi incelicek
     
  14. 2 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  15. esrarda

    esrarda Aktif Üye Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2007
    Mesajlar:
    38
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    aman cnm dikkatyasakkelime benim oglumda o aylarda dikkatli tv izlemeye başlamıştı doktoruyla konuştum bu konuyu bana uzun uzun anlattı.bir takım gelişim bozukluklarına neden oldugu için fazla izletmememi söyledi ondan sonra kesinlikle tv başına bırakmadım artık kontrollü olarak izletiyorum bence sende saatlerce bırakma tv basında :kahve:
     
  16. 2 Nisan 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  17. *mavili*

    *mavili* ...:::Ruzişim:::... Pro Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2007
    Mesajlar:
    3.602
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    ya benim kızda 3 aylık pür dikkat tv ye bakıyor....onu çok oyalıyor.....önüne yatırıyordum bende..ama yapmayayım bariii
     
  18. 23 Ekim 2008
    Konu Sahibi : Mev*Can
  19. anne-10

    anne-10 eşim ve oğullarıma aşığım Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.111
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    benim oğlumda 4,5 -5 aylıkken klip ve reklamlara bayılırdı bizimkide gülben ergen hayranıydı osıralar laylalay şarkısını çok seeverdi şimdi cadım 2,5 yaşında şimdiki favorisi nil karaibrahimgil tvde reklamı çıkınca hemen sevgilim çıktı anne bak diyor.....