Sizin hiç babanız öldü mü?

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve Joy tarafından 28 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  1. Joy

    Joy Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    845
    Beğenildi:
    34
    Ödül Puanları:
    113

    Sizin hiç babanız öldü mü?. Benim öldü. Uzun süren tedavi sonucunda bir sonbahar sabahı bu dünyadan göçtü. Sabaha karşı uykusuzluktan yorgun düştüğüm bir anda kardeşimin dokunmasıyla uyanmıştım. Babamın ölmek üzere olduğunu söyledi. Koşar adımlarla odasına gittim. Gün ağarmak üzereydi. Hastanenin sessizliğinde yalnızca ayak seslerim duyuluyordu. Odasına girdiğimde son nefesini vermek üzereydi. Uyuyor gibiydi. Annemin bir köşede sessizce ağladığını fark ettim. Beyaz çarşaf üzerinde yatıyordu. Nefesini yeni vermişti. Tek bir damla ter, koku olmaksızın, yüzünü acıyla, sıkıntıyla buruşturmadan bizi bırakıp gitmişti. Onu bir daha göremeyecek olmanın üzüntüsünü yüreğimi kanatmıştı. Bana ömrünü veren, beni yetiştiren, emek harcayan insan birkaç dakika önce bu dünyadan ayrılmış, bizi terk etmişti. Onu bir daha göremeyecek olmanın telaşıyla soluk yüzüne uzun uzun baktığımı hatırlıyorum. Gözleri kapalıydı, kulakları belki de söylenenleri işitmiyordu, ağzından tek bir söz çıkmıyordu, ama uzun gövdesi yaşam işlevlerine bağlılığını sürdürüyordu. Dünyadan kopuk, ama içinde, bilinçsiz bir durumdaydı. Ruhu bir başınaydı sanki.

    Aslında bir ölümlünün son dakikalarında yanında olmak, onu son haliyle belleğe kazımak bir aciliyet duygusu da içerir. Son anlarını yaşayan insan birazdan ölecek ve onu ne siz ne de bir başkası bir daha göremeyecektir. Geçmiş, gelecek, biricik an o andır ve bir kez olmuş bir daha olmayacaktır. Cezanne " Dünyanın yaşamından bir dakika geçiyor. Onu olduğu gibi resmedin. " sözündeki gibi belki resmini çizemedim, fotoğrafını çekmedim ama o son görüntüsünü belleğime kazıdım. Yüzünün topografyasına baktıkça, yüzün kıvrımlarını oluşturan yaşanmışlıkları, deneyimleri duyumsadım. Belleğimde bir iz tutuyordum; onun yüzüyse daha şimdiden yaşamın bir kaydıydı yalnızca. Onu son kez görüyor olmam bir ayrılık sahnesi ritüelinden başka bir şey değildi. Görebildiğim her şeyden geriye yalnızca belleğimdeki bu son görüntüler kaldı.

    Hüzünle beraber eksik yaşanmışlıklar olanca ağırlığı ile yüreğimin ortasına oturuverdi birden. Başımdan aşağı ağır bir uyuşukluk süzülüyor. Yüzüm, ellerim usum yapış yapış. Hastaneden çıktığımda etrafıma baktım. Kimse benim ne yaşadığımın farkında bile değildi. Neye yarar dedim, kendi kendime, neye yarar?. Sözcükler yeterlimidir duyguları anlatmaya. Hep eskimiş, yıpranmış, yozlaşmış, yinelene yinelene anlamını yitirmiş sözcükler. Hele konu ölümse, hele konu sevilen birisinin yaşamdan kopması ise hangi sözcük şu an içinde yaşadığım karanlığı dağıtabilir?. Bulunduğum duruma bir nebze olsun ışık düşürür?.

    Hoş bir adamdı, aynı oranda renkli ve namuslu. Keşke hep sağlıkla yaşasaydı. Hep benimle olsaydı. Keşke hiç ölmeseydi. Bende kendimi, bu dünyada bir başıma ve sahipsiz kalmış hissetmeseydim. "Baba olmak zordur." Derdi her zaman. Doğruydu, zor ve çetin. Bir kere katıksız ve koşulsuz seveceksin, ne kadar kızgın olsan da, içsel fırtınalarını dışa vurmaktan kaçınacak, öğretirken öğrenmekten de geri durmayacaksın. Anlayacak ve en önemlisi dinleyeceksin onu sabırla. Gece en az iki kez kalkıp çocuğunu kontrol edeceksin üstü açık kalmış mı diye ve örteceksin usulca saçlarını okşayarak. Hani Can Yücel usta, "Ben en çok babamı sevdim" demişti ya, işte ben gerçekten en çok babamı sevdim. Şimdi yüreğime kilitlediğim sürgün düşlerimde, oğlumla yaşamayı öğreniyorum, aklımda babama ait puslu anılarla.

    Ne zormuş baba ölümü!. Ah... Enver Çınar... Ayrılışından beri o iki harflik sözcüğün, "ah" sözcüğünün içinden neler geldi geçti; Anılar, sevinçler, acılar, dinmek bilmeyen coşkular, endişeler, umutlar... Bir de sert gibi görünüp de içinde hem sorgulamayı, hem de sonsuz bir duyarlığı, şefkati, dayanışmayı, insan sıcaklığını barındıran bakışlar. Kişide bir eksilme olur ölüm ile. Bir şeyler çekilir gider içimizden. Ve ölüm haberleri çoklarımızda hemen özel yaşamı çağrıştırır, tatlı acı bir sürü anılar tazelenir. Kesik, kopuk görüntüler bize bütün değerleriyle yalnızca gideni hatırlatmakla kalmaz ve yazık ki birazda kendi gözümüzde kendimizi değerlendiren ayrıntılar da ortaya çıkar ortaya. "Onu ilk defa…" ya da " bir gün…." diye anılar anlatılmaya başlanır. Okunaksız bir el yazısına dönüşür anılar.

    Behçet Necatigil'in bir şiirinde dediği gibi;



    "Ben gidince bir renk uçar/Albümlerinizden/ Kendince bir ses erir havada/Bir eksik kalır fotoğraflarda/Ama gene olurum aranızda /Sizinle kendimi sayarak/Bende varım hala boşlukta/Bir dayanak aramalarınızda"

    Günler hızla akıp gidiyor. Yaşam sıradanlığı ile devam ediyor. Acılar birbirini kovalıyor, ölüm haberleri içinde yaşıyoruz. Ölüm hepimizin yanı başında. Bir gün gelecek en sevdiğiniz kişinin artık bu dünyadan koptuğunu göreceğiz. Bu iş böyle kurtuluş yok. Çeker gider tek başına insan. Çevresinde eşi, çocukları, dostları da olsa yine yalnız gidilir sonsuzluğa. Ölüm tek başına yaşanır her zaman. Bazen bir doğum haberi, bir düğün, bir şenlik, her hangi bir sevinçli haber ve yüreğimizde, yüzümüzde kahkahalar, sarılıp kucaklıyoruz birbirimizi. O an sanki ölüm yokmuş, hiç ölünmeyecekmiş gibi sımsıkı yapışıveriyoruz yaşama. "Aslolan hayattır /Beni unutma Hatçem" diyen şairin umudunu benimseyiveriyoruz. Ölümler ve oyunlar arasında yaşam devam ediyor işte.

    Sonra bir gün ölüm gerçeği ile karşılaşırız. Hep düşünmüşümdür insan ölümün eşiğindeyken neler düşünür. Hangi yaşta olursa olsun, yaşamı terk etmeyi zamansız mı bulur?. Ölüm herkes için erken midir?. İnsan ne kadar yaşlı olursa olsun neden ben diye sorar, kendisine acır mı?. Bir daha dönemeyecek olmak, yaşam denilen harika şeyin içinde olamamak çok mu zor gelir?. Sevdiklerini bir daha göremeyecek olmak o*nlardan ayrılmak insanın yüreğini burkar mı?. Çaresizce yok olmayı kabullenmek, adını koyamayacağım bir sızı gibi kuytuluklarında sessizce yol mu alır?. Daha yapman gereken işler, görmen gereken yerler var diye mi düşünür?. Niye bu kadar erken deyip hayıflanır mı insan, yoksa oh be kurtuluyorum yüklerimden deyip sevinir mi?. Bilemiyorum. Babam ne düşünmüştü acaba ölmeden önce?. Bunu hiçbir zaman bilemeyeceğim.

    Sizin hiç babanız öldü mü?, insanın içini acıtan cümle. "Sizin hiç babanız öldü mü? / benim bir kere öldü kör oldum" diye başlayan ve devamını okumaktan her zaman korktuğum bir şiiri vardır Cemal Süreyya'nın. Artık okumama gerek kalmadı, çünkü devamını şimdi ben de biliyorum.

    " Sizin hiç babanız öldü mü?/ Benim bir kere öldü, kör oldum.Yıkadılar, aldılar, götürdüler / Babamdan ummazdım bunu kör oldum./………."

    Erol ÇINAR
     
  2. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  3. hersey_eskir

    hersey_eskir Dengesiz.. Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.658
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    senağlama

    bnm de babam öldü.. hemde yaşarken......
     
  4. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  5. minik tuzluk

    minik tuzluk Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Aralık 2007
    Mesajlar:
    161
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    çok hoş ve bir o kadarda anlamlı bir yazı allah kimseye göstermesin büyük bir acı tadan bilir sadece...
     
  6. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  7. minik tuzluk

    minik tuzluk Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Aralık 2007
    Mesajlar:
    161
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    bi mahsuru yoksa senin için sorabilirmiyim neden ?
     
  8. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  9. hersey_eskir

    hersey_eskir Dengesiz.. Üye

    Katılım:
    16 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    1.658
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    Ben babamı öldürdüm ve hiç kan çıkmadı..

    tıpkı o şiirdeki gibi..

    Kendi istedi bunu

    Kendi haketti..

    Baba olmayan her gün bir kat daha acı cektirip beni öldüreceğine

    Ben öldürdüm onu !!

    Yeterli mi ? a.s.
     
  10. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  11. minik tuzluk

    minik tuzluk Aktif Üye Üye

    Katılım:
    8 Aralık 2007
    Mesajlar:
    161
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86

    canım kesinlikle böyle düşünme içinde öldürme her ne olursa baba babadır ne yaparsa yapsın ne söylerse sölesin sana kötü davrasa dövsede babadır unutma bunu sakın bir gün gerçekten gittiğinde anlarsın demek istediğim asıl şeyi umarım hiç kaybetmessin allah kimseye göstermesin:1hug:a.s.
     
  12. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  13. damllaa

    damllaa mutlu... Üye

    Katılım:
    15 Nisan 2008
    Mesajlar:
    427
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Başın sağolsun Allah rahmet eylesin canım,benim de babam uzunca süren,ona büyük acılar çektiren bir hastalığın ardından hayata veda etti,seni çok iyi anlıyorum,Allah sabır versin...
     
  14. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  15. sabirsizim

    sabirsizim nazlı kuzummm Üye

    Katılım:
    7 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    238
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Evet öldü... üstelik Onu hiç tanıma fırsatını bana vermediler :KK43:(
     
    Son düzenleme: 18 Temmuz 2008
  16. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  17. Joy

    Joy Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Aralık 2007
    Mesajlar:
    845
    Beğenildi:
    34
    Ödül Puanları:
    113
    canım böle düşünmene üzüldüm.yaşın kaç bilmiyorum ama tahminime göre çok gençsin.ama inanıyorum ki belli bir yaşa gelince böle düşünmiyeceksin.tabi yinede yaşadıklarını bilmediğim için ancak bu yorumu yapayorum.
    benden sana abla tavsiyesi ne yapmış olursa olsun bir kez daha düşün öle karar ver tatlım...
    :1hug:
     
  18. 28 Haziran 2008
    Konu Sahibi : Joy
  19. okypete

    okypete Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    28 Mart 2008
    Mesajlar:
    86.970
    Beğenildi:
    41.398
    Ödül Puanları:
    563
    evet .benim babam da öldü. 21 yaşındaydım öldüğünde. dünya tatlısıydı benim babam. o kadar sevecendi ki. 55 yaşında kalp krizinden kaybettim benim melek babamı.....bizim aile anaerkil bir aileydi. annem daha baskındı. babacığım, tipik yengeç burcu, duygusal, neşeli, hep kahkaha atan ve kızına yani bana çok düşkün bir babaydı.bebekken, hep anlatırdı annem, ben uyandığımda sabaha kadar başımda duran, benim uyumamı bekleyen,hatta, esneme numaraları yapıp beni kandıracağını ve uyuyacağımı düşünen biricik babam. nur içinde yat. seni çok seviyorum. benim hep yanımda olduğunu hissediyorum. sanki yukardan da beni koruyorsun....bunu hissediyorum. seni rahmetle anıyorum.