Solu(ğu)mdasın Sevdam

Konusu 'Aşk Mektupları' forumundadır ve meltosh tarafından 23 Ocak 2009 başlatılmıştır.

    23 Ocak 2009
    Konu Sahibi : meltosh
  1. meltosh

    meltosh Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    27 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.045
    Beğenildi:
    78
    Ödül Puanları:
    153
    Suzinak bir şarkıdır, içimde kırık dökük vagonlarla yol alan yaşam..
    Tren rayların uzun, ışıklı kimsesizliğinde geçiyor zaman..
    Duvarların (k)arasında sancılı bir yaşam daha ekleniyor gözlerime…
    (S)ağır bir zaman içindeyim…
    Gece sedeften gölgeler dökülüyor avuçlarıma..
    Alaca kanatlı atlılar, ellerinde simsiyah güllerle
    geliyorlar yalnızlık merasimine..
    Görecesiz, yasak ve bölücü bir yalnızlık bu..
    Gözlerime hedef sevimsizliklerin yaylım ateşinde;
    inadına göremediklerimi seviyorum..
    Yasakların belimi büken faşizanlığında; ekmeğimi,
    suyumu bölüyor asi iştahsızlığım…

    (P)ustayım (s)is içinde…



    Ne vakit bir uçurtma yapsam telli duvaklı,
    tel örgülere takılıyor; kuyruk acısıyla çırpınarak..
    Aynı labirenti dolaşıyorum uykusuz..
    Koridor boyu üniformalar, kamuflajlar, yasaklar..
    Ve demir parmaklıklar kanatıyor düşlerimi..
    Kanıyorum…

    Gidişime dalgın bir İstanbul,
    dönüşüme beklentisine küsmüş bir çift göz bıraktım..
    Affet beni sevgili..Yine (s)aklayamadım içimdeki haylaz çocuğu..
    Soğuk yargı koridorlarında son bulan, onaylanmış bir hüküm,
    karanlığa kesti sana gelişlerimi…Sonrası…

    Sonrası, duvar dibi bekleyişler,uykusuz ranzalar, suskun voltalar..
    Ve yine, hükümlüğün acı yüzüyle karşı karşıyayım
    kendi mazoşist duygularımla;
    bu anlamsız, bu yorucu savaş
    daha ne kadar sürecek bunu bilmiyorum..
    Ne yana baksam inadına duvar örülüyor yürüyüşlerime..

    Yine on adımlık sancılarda voltalıyorum, yaşlı Maltaları..
    Sabahları çirkin imalı “koğuş kalk”ların kulak tırmalayan sesinde,
    geçmişimden tanıdık sancılar biriktiriyorum yastığımın altında..
    Gece vardiyalarının hüzün nöbetlerinde,
    sana uzak ellerimi bastırıyorum göğsümün sol cenahına..
    Uzun sohbetlerimizin aklıma yuva kurmuş
    sevgi sözcüklerini yineliyorum,
    hasret her yüzümde vuranda..

    Bir ihtilal kadar yalnız,
    hazin bir ölüm kadar sessiz acıların koynundayım..
    Bu kaçıncı mevsim özgürlüğün bekleme odalarında..
    Her akşam gürültüyle üzerime kapanan demir kapıların paslı ağırlığıyla,
    serin bir poyraz esiyor bahçemde..

    Üşüyorum...
    Yılları devirmiş tutsaklığım, ayları büyütüyor gözlerinde..
    Sancılı bir sevinci yeni toplamışken daha,
    gereği düşünülmüş bir hüküm infazında,
    ertelendi geleceğe umutla bakan gülüşlerim..
    Duman altı odamın en kederli köşesindeyim..
    İki sigara arası zamanı azaltıyorum efkar demlenince gözlerimde,
    (h)içlenen kalp sancılarımı asıyorum
    dudağımda pusuyan duman halkalarına…

    Solu(ğu)mdasın sevdam…
    Gözümü kapattığım yanı başımda aşk belası bakışların,
    ulaşılmaz dağların doruğundan KARADENİZ’ime dökülen
    ateşi sönmez yegane ırmağımsın…

    İçime dirençsin sevdam…

    Tutsak duruşumda özgürlük saklıyorum senin için..
    Yara almış yolculuğumuzun kanayan yerlerine,
    sargısı bol düşler ekliyorum..

    SOLU(ĞUM)DASIN SEVDAM…

    HASAN KARADENIZ