Son Ada / Zülfü Livaneli

Konusu 'Kitap Tavsiyeleri' forumundadır ve seaBahAR tarafından 19 Nisan 2009 başlatılmıştır.

    19 Nisan 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Son Ada / Zülfü Livaneli

    Kitaptan Alıntılar :

    “Başkentten bir yönetici atanamayacak kadar küçük bir yerleşim birimiydi adamız. Bizi göz ardı etmişlerdi.
    Ah unutulmuşluk, ah terk edilmişlik… Ah yalnızlık!
    Meğer ne değerli kavramlarmış bunlar. O dingin hayatlarımız için ne kadar gerekliymiş...."

    "Başkan'ın hayatımızdaki varlığını her geçen gün biraz daha hissetmemize karşın, biz olayları görmemeyi, her zamanki saf tavrımızla gelişmeleri iyiye yormayı sürdürüyorduk.
    Belki de söyledikleri doğruydu, o adada kentlerden, uygarlıktan uzakta yaşayarak yabani insanlar haline gelmiştik. Şimdi geriye doğru baktığım zaman, bu tavrımızın aşırı bir tembellikten, uyuşukluktan kaynaklandığını açıkça görebiliyorum. Hiçbir şeyi protesto etmiyorduk, karşı çıkmıyorduk. 'Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın!' diyor ama yılanın bize de dokunacağını hesap edemiyorduk...."

    "Biz insanlar, sınırlarımızı bilmeden kendi aklımızı beğeniyoruz, öğrenmiyoruz, akıllanmıyoruz. Her şeyi anladığımız zaman da genellikle iş işten geçmiş oluyor."

    "..bir yerde kötülük varsa, oradaki herkes biraz suçludur."

    "Halkın aymazlığına gösterdiğin tepki, dağa kaçan İsa hikayesini getirdi aklıma…Peygamberi dağa doğru koşarken görenler, 'Ey İsa, aslandan mı kaçıyorsun?' diye sormuşlar. O, 'Hayır!' demiş. 'Kaplandan, ejderhadan mı kaçıyorsun?' diye sormuşlar. O yine 'Hayır!' demiş ve eklemiş 'ben peygamberim, aslandan kaplandan korkmam.' 'Peki, o zaman neden kaçıyorsun?' diye sormuşlar. 'Ahmaklardan kaçıyorum' demiş İsa, 'çünkü onlarla baş edemem.'...."


    Şahsi Yorumum:
    Yine bir Livaneli kitabı.. Ve ben yine umduğumu aldım..
    Olayları sembollerle anlatma biçimini, yani alegori şeklinde yazdığı bu romanda Livaneli'nin mesajı çok net ve yalın. Öyle bir mesaj ki bu, baştan sona sekteye uğramadan okuyucunun kafasına çivi gibi çakılıyor..
    Bence kitabı özellikle de lise çağlarından itibaren bütün gençler okumalı.. Ancak bir yandan da düşünmeden edemiyorum yoksa TV filmi mi yapılmalı? diye..
    Neticede ülkemizin kitap okuma oranı %4.5 larda seyrederken, TV seyretme oranı %97…. Ne yazık ki..

    Emperyalizm güzel güzel gıdıklar insanı.. Sahip olması gereken yaşamı dayatır reklamlarıyla, kampanyalarıyla.. Sonra diğer eller uzanır kaşınan sırtımıza: Global idare makamı, "kardeşi kardeşe vurdurarak" kaşır aynı insanı.. Kaşır.. Kaşır.. Bir yandan güya karşı durdukları Emperyalizm Sitesi villalarının havuz kenarlarında güneşlenirken..
    Bazı eller de vardır ki; açlığa hiç çaktırmadan mahkum ettiği insanlara bir dilim küflü ekmek uzatır, ilahi ezgiler eşliğinde..
    Zorla kötülükler yerleştirilir içimize, zorla umutlar elimizden alınır, zorla "ötekileştirilir" ve biz daha ne olup bittiğini anlamamışken ya da en azından olasılıklara ihtimal vermiyorken, bir sabah bambaşka bir dünyaya gözlerimizi açarız. Artık sevgiden, barıştan ve hoşgörüden söz edilmeyen bambaşka bir dünyada..
    Bazıları ise İsa Peygamber gibi, çareyi dağlara kaçmakta bulur.. Çitlerini çevirdikleri, dağ başı bahçelerinde kendi seslerini duya duya sağır olur..

    Bir düşünelim.. En son ne zaman barış türküsü ezgisi çalındı kulağımıza..?
    Yoksa "barış" yeterince konvertibl mi değil..?

    Kitabı okurken sıklıkla anımsadığım iki sözü de eklemeden geçmeyeyim.
    "Hiçbir şey eyleme geçen cehalet kadar korkutucu olamaz." GOETHE
    "Bir grubun bilinç seviyesi ne kadar düşük ise onu harekete geçiren fanatik o kadar büyük olur." HAYYAM

    Kaptırsam daha da yazacağım ama söz benim değil.. Livaneli'nin..
    Mutlaka okunmalı..


    Kitap İle İlgili Genel Bilgi :
    [​IMG]

    Zülfü Livaneli
    Remzi Kitabevi
    Birinci Basım : Ekim 2008
    184 sayfa


    Kapak Yazısı :

    Livaneli'den alegorik ve sarsıcı bir roman... Darbeci bir başkan, emeklilik yıllarını geçirmek üzere, herkesin her şeyiyle hoşnut olduğu cennet bir adaya yerleşir. Başkan, ruhuna dek işlemiş olan yıkıcılık potansiyelini, geçmiş politik gücünden de yararlanarak kullanmaya kararlıdır. Bu doğrultuda tüm adayı etkileyecek müdahalelere girişir.

    Önceleri sıradan görünen bu müdahaleler, sonunda düşmanı düşmana kırdırmaya dek varacaktır. Başta martılar olmak üzere, ada halkı dahil tüm canlılar Başkan'ın acımasızlığından payını alacaktır. Bu arada durdurulamaz görünen bu gidişe direnen bazı sesler de vardır... Livaneli Son Ada'da, düşsel bir ülkede yaşanan aslında hepimizin aşina olduğu olayları alegorik bir anlatımla verirken, politik ve kişisel ihtiraslarla topluma ve doğaya müdahalelerin sonuçlarını da gözler önüne seriyor.
     
  2. 4 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Püsküütüm yüreğine sağlık a.s. Evcil topiclerine beni hapsettiğinizden bu yorumu bu kadar geç -ama yine senin sayende- fark edebildiğim için kırılayım mı, üzeleyim mi bilemedim CADIARZU

    Yazdıkların da hikayenin kahramanlarından yazarın ya da sevgilisinin ya da anlatıcının konuşmasıymış gibi okudum :1shok: Yine o Ada'ya götürdün beni :1rolleyes: En çok hoşuma giden cümleleri kırmızıyla işaretleyeyim demiştim ama baktım ki neredeyse her cümleni kırmızı yapacağım Şeniz

    Daha sonra kitabı okuyan diğer arkadaşlarla konuştuğumuzda yabancı yazarların benzer hikayeleri olan kitapları olduğunu söylediklerinde bir süre duraksadıktan sonra, aynı şeyleri yaşamış insanların benzer hayalleri olmasından daha doğal ne olabileceğini de ekledik cümlelerimizin sonuna...

    Yanarım, yanarım; o sayfaların içinden geçip Ada'ya ulaşıp da birilerine :mymeka: yapamadığıma yanarım Çok üzgünüm çoook
     
  4. 4 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Sen ne kırıl.. ne üzül.. Yazacaklarına önem vermiyor olsam dürtüklemezdim zaten.. Issızız buralarda.. İdare et dürtüklememi.. a.s.

    Kırmızı boya dökülür paletin üzerine; hoşuna giden cümleleri kırmızılayan kadının işini kolaylaştırır adeta.. Aman ne şımardım ben şimdi.. kaydirigubbakcemile2

    Evet.. Livaneli' nin "Son Ada" sını okurken, benim de aklıma Thomas More / Ütopya ve George Orwell / Hayvanlar Çiftliği (hatta biraz da ucundan 1984) gelmişti.. Tartışmaların bitiş cümlesini de çok sevdim..

    Aynı şeyleri yaşayan insanlar ....... benzer hayal kırıklıkları..

    İnsanoğlunun hayal kırıklıklarından ders almamasına ne demeli ki?

    Bu kitabı daha çok insanın okumasını dilemekten başka da bir şey gelmiyor elimden.. Sessiz çığlık misali.........
     
  6. 5 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Ya Püsküütüm sen yaz, ben okuyayım :1rolleyes: mest olayım böyle hep :1rolleyes: Hani olur ya sağda solda konuşmalara şahit olur insan, hala daha akıllanamayan ve kendilerini an içni kurtardıklarını düşündüklerinden yüzlerinde gevrek bir gülümsemeyle her şeyden memnun olduklarını utanmadan söyleyebilenlere, ne demek istediğimi anlayacaklarını bilsem "bu kitabı okuyun" diyeceğim ama ne yazık ki "sonunuz son ada'dakiler gibi olacak, haberiniz yok" diyebiliyorum sadece.

    ılk mesajında yazdığın gibi-özellikle lise çağından itibaren- gençlerin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum. Liselerde eğitmen olan arkadaşlarımdan destek bekliyorum bu konuda, hoş zaten beklememe gerek yok, tavsiye edileceğine eminim, tabii ki yüreği sadece kendi için atmayan eğitmen arkadaşlarımdan bahsediyorum sengözlerimebaksanab
     
    Son düzenleme: 5 Mayıs 2009
  8. 5 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238

    Umutlu olmak istiyorum.. Sonra da diyorum "anlatıcı" nın umuduna benzemesin bu iş..
    Sitede de var bir çok eğitmen.. Belki birinden biri gelir bu başlığa da, yürek ferahlatacak bi'şeyler fısıldar..
     
  10. 6 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    :Saruboceq: Benim gibi görememiş oldukları için henüz fısıldayamadıklarını düşünmek istiyorum. Bugün çok mu iyimserim? :uhm:
     
  12. 6 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238

    ıyimserlik, bir insanın kendisine yapacağı en büyük kötülükmüş.. Öyle diyor ustalardan biri.. yerimseniben

    Romanda iyimser rolünü üstlenmiş anlatıcı, kötümser görünen, vıkvıkçı görünen yazarı dinleseydi..

    Sessiz kalmak.. iyimserlik çerçevesinde midir? Ya da bıkkınlık.. Ya da "değer" bile bulmamak..

    Aynı usta bir de der ki..

    "ınsan ağaç gibidir. Işık için yükseldikçe, yere doğru; aşağılara, karanlığa ve kötülüğe doğru iyice kök salar."


    Önce bi' ayılmak lazım.. Ayılıp, aymazlıktan silkinmek lazım.. Gösterilenin ışık olmadığını anlamak lazım.. Satılık maneviyata esir düşmemek için ayağını yorganına, hatta yastık kılıfına göre uzatmak lazım..

    Başka bir usta Shakespeare de der ki.. "Hiçbir şeye sahip değilsen, kaybedecek bir şeyin de yoktur.."

    Bunu özümsemek lazım.. Sahip olduklarımız, sahip olduğumuzu sandıklarımız ve bize yaşam boyu "sahiplenmemiz" için yapılan önermelere kanışımız sonrasında.... sahip olunna her şey aslında bizim bir parçamıza sahip olurlar.. Ve minik minik fiyat etiketleri gelir, konuveriri, minik parçalarımıza..

    Gün gelir satarız kendimizi, ruhumuz duymaz..

    Masanın ucuna rastgele bırakılmış ve ne yazık ki ağzına kadar dolu bir sürahi gibiyim.. Ufak bir dürtmenle boşalıyor sularım yere yorgunum..

    Çok dolmuşum ben çoookkkk...................
     
  14. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. h_i_s

    h_i_s OĞLUM BERKİN'İM <3 Pro Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.351
    Beğenildi:
    36
    Ödül Puanları:
    153
    Çooook güzel püsküütüm... Teşekkürler bu konu için....

    Uzun zamandır aklımda Son Ada yı okumak var taa ki Sevdalım Hayat ı okurken de aklımdaydı.... Zaten Zülfü nün beğenmediğim kitabı olmamıştır hiç... Ama inan hala okuyamadım... Şu aralar daldım araştırma kitaplarına çıkamıyorum.... Tarihin içine daldım.... Yine girdim dönmelerden, Sabatayistlerden, Osmanlı dan, tarikatlardan nerden çıkarım bilmiyorum.... Ama bana dönem dönem böyle sadece bilgilendirici kitaplar okuma hırsı geliyor kendime hakim olamıyorum... Biri dürtüklüyor heralde kaydirigubbakcemile3
     
  16. 7 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. h_i_s

    h_i_s OĞLUM BERKİN'İM <3 Pro Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.351
    Beğenildi:
    36
    Ödül Puanları:
    153
    :eek::eek::eek:

    Evet sadece iyimserlik değil... Gerçeklik payı da var... Püsküüt konuya eklememiş olsaydı bu linki ben de göremeyecektim eminim... Gerçi bu aralar yazılılardı etkinliklerdi gelemiyoruz biz eğitimciler lütfen idare edin... Ama okumaya tam gaz devam... İş miş dinlemem valla... :kahve:

    Çok dolmuşsun püsküütüm gerçekten ama sen dolmaya devam et, baksana dolunca ne güzel şeyler yazıyorsun... Keşke senin gibi herkes duyarlı olup da dolabilse... O kadar duyarsız bir toplum haline döndük ki... İşime gittiğim her gün biraz daha ölüyorum.... İşimi sevmeden yaptığımdan değil bu yok oluşum.... Küçücük çocuklarda dahii kocaman kocaman insanlardaki duyarsızlıkların olduğunu görmemden... Vee en kötüsü de bu kocaman kocaman insanlar hep onların en yakın kıyılarında dolaşanlar... Kocaa bir kısır döngünün içindeyiz maalesef....

    İyimserlik konusuna gelince çok güzel alıntılar yapmısşın... Eline sağlık... İyimser olmakla kendimize mi yoksa çevremize mi zarar veriyoruz bilemeyeceğim... Yoksa hiç mi zarar vermiyoruz? Garantisi yok.... Ama Voltaire Candide isimli kitabında iyimserliği epey eleştirmiştir.... O da farklı bir bakış açısı....yerimseniben
     
  18. 8 Mayıs 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  19. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Sevgili eğitmenim HİS gelmiş.. sefalar getirmiş.. a.s.

    Livaneli' nin herhangi bir kitabını okumayı bitirdiğimde "Bu en güzeliydi" diye düşünürüm..
    Şimdi Son Ada için diyorum ki; Bu en güzeli.. yerimseniben

    Seni dönem dönem neyse dürtükleyen iyi yapıyor.. keyifli okumalar dilerim..

    Voltaire' in iyimserliğe bakış açısından haberdar değilim.. vakit bulduğun bir ara, üstü kapalı da olsa bahsedersen çok sevinirim..

    Duyarsızlık, benmerkezciliği besleyip, büyüten kapitalizm ile başladı..
    "Doğru" nun tanımı değişti.. "İşini bilen" diye bir sıfat girdi lugatimize..
    ..ve herkes işini bilmekten başka şey düşünemez oldu..
    Kısa vadelerde kısa hesaplar, anlık keyifler...
    Herkesin kendi keyfi yerinde olsun da gerisi boş..

    ...iyimser olduğum tek şey şu: İyi ki yeni doğmadım...