Son istein nedir mahkm?

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve xsxulem tarafından 25 Kasım 2006 başlatılmıştır.

    25 Kasım 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    *15 kişiyi yakarak katletmekten elektrikli sandalye cezası verilen bir
    mahkûmun infaz günü gelmişti. İki görevli onu sandalyeye götürüyordu. Elleri
    kelepçeliydi. Kelepçeler sadece mahkûmun elini değil, hayatını da sımsıkıya
    bağlar. Bu mahkûmda aynen öyle bir durumdaydı. Sandalyeye getirip
    oturttular. Kelepçeleri çözdüler. Sandalyenin olduğu oda loştu. Görevliler
    net olarak seçilmese de, mahkûmun olduğu sandalye aydınlıktı. Görevliler
    birbirlerine bakarak vaktin geldiğini ifade eden bir edayla bakıştılar.
    Adetten bir soru soracaklardı.


    " Son isteğin nedir mahkûm?"


    Mahkûm, hafif gülümseyerek bir sigara istedi. Son isteği bir sigaraydı.
    Odadaki bir görevli dışarı sigara almaya gitti. Döndüğünde mahkûm da hala
    aynı yüz ifadesi vardı. Sigarayı uzattılar. Mahkûm sigarayı eline aldı ve
    parmakları etrafında bir tur attırdı. Sigarayı ağzına götürürken duraksadı "
    Bu sigarayı bir hayat olarak düşünelim" dedi ve gülümsedi. Ağzına götürdü.
    Görevlilerden biri çakmakla sigarayı yakmak istedi ama mahkûm elini tuttu
    engelledi. " Birinci kural, hayatını kesinlikle başkasına yaktırmayacaksın.
    Hayatta her işi kendin yapacaksın " dedi mahkûm ve görevlinin elinden
    çakmağı aldı, kendi yaktı. Görevliler şaşırdılar ama karşı koymadılar.
    Sigarasını içmeye başlamıştı ve bir anda tekrar konuşmaya başladı. " Daha
    demin sigarayı hayat olarak göstermiştik. Hayatımızı ne olursa olsun
    kendimiz yakalım, kendimiz tutuşturalım ve kendimiz söndürelim." Dedi.
    Görevliler dikkatle dinlemeye devam ettiler. " Şimdi de sigarayı, öldürdüğüm
    insanların hayatı olarak görelim. Hayatlarını yaktım, hepsini tutuşturdum
    aynı sigara gibi, ve hepsini söndürdüm aynı sigara gibi…" Görevliler hafif
    ürkmüştür. Mahkûm arada sırada öksürmektedir. Sigarayı içmekte güçlük
    çekiyordur. " İkinci kural, kimsenin hayatına karışmayacaksın. Ben karıştım
    ve sonum burası gördüğünüz gibi" Zaman akıp geçmektedir. Mahkûmun sigarası
    da bitmeye başlamıştır. " Üçüncü kural, sigara bir hayat ise dibini
    göreceksin. Aynen ben şimdi hayatımın dibini göreceğim gibi".


    Görevliler artık zamanın geldiğini söylerler. Ve mahkûmun ellerini
    elektrikli sandalyeye bağlarlar. Mahkûmun kafasına ve kollarına kablolar
    takılır. Ve başlayın işareti verilir. Mahkûm son kez ağzını açar


    " Dördüncü kural, bilmediğiniz şeyi yapmayacaksınız"


    Görevliler, işareti verir ve infaz gerçekleşir. Mahkûm can verir.
    Kurallarıyla birlikte hayata gözlerini yumar.


    —2 sene önce-


    O gün yine işine geç saatte gelmişti. Evi işyerine uzaktı. Bu yüzden işe
    gitmeye çok zorlanıyordu. Tüp fabrikasında çalışıyordu. Tüpleri kalite
    kontrol yapıyordu. Az para alıyordu ama geçinimini sağlıyordu. İş yerine
    geldiğinde hemen işinin başına geçti. Onun dışında 14 kişi daha kalite
    kontrolde çalışıyordu. Yan yana iş yapmaktaydılar. 5 saniyede bir eline bir
    tüp geliyordu. Test edip damgalıyordu. Telefonu çaldı. Evinden arıyorlardı.
    Açtı konuştu. Acilen hemen tüpü bırakarak çıktı. Hemen oradan bir çırağı
    çağırdı. " 5 dk benim yerime tüpleri kontrol et. Ve sakın sigara içme" Dedi
    ve çıktı. Çırak tüplerin başına geçti. Bu konuda bir bilgisi yoktu. Diğer
    kişilere bakıp o da aynı şeyi yapmaya çalışıyordu. Bilmediği bir işti. Gelen
    tüplerden biri hafif şişikti. Gaz sıkışması vardı. Çırak bu tüpe de geçerli
    damgası vurdu. Diğerlerinin yanına bıraktı. 5-6 tüpü de aynı bu şekilde
    diğer gazı sıkışmış tüpün yanına yolladı. O tüp arada sıkıştı. "Tıs" diye
    bir ses duyuldu. Ve korkunç bir patlama gerçekleşti. İçerdeki 14 görevli ve
    çırak yanarak feci şekilde can verdi. O sırada iş yerinden çıkan adam işe
    dönmüştü. Alevleri görünce şoka uğradı. Acil işi ise komşusunun kalp krizi
    geçirmesiydi. Karısı misafirlikteyken kriz başlamıştı. Ve karısı haber
    vermişti. O da koşup acilen bakmıştı. Geldiğinde arkadaşlarının yanarak can
    verdiğini gördü. Polisler sorgu üzerine adamı götürdüler.


    Mahkemede adam 15 kişiyi öldürmekten suçlu bulundu. Savunmasını
    gerçekleştiremedi. Çünkü o uğradı şokla aklı zarar görmüştü. "15 kişiyi
    yakarak katletmekten elektrikli sandalye cezası verilmiştir" dedi hakim. Ve
    mahkeme dağıtıldı. Polisler, alev alev yanan işyerinden izmarit külleri
    bulmuştu. Sigaradan çıkabileceği şüphesi de uyandı. Fakat tüpün başka
    şekilde patlatıldığı ortaya çıktı. Tek bir şey kalmıştı, o da adam
    tarafından kundaklatıldığı oldu. Hastane raporlarında mahkumun şu ana dek
    sigara kullanmadığı bildirilmişti. Ama kanıtlar adamın kurtulmasını
    sağlayamadı. Eğer mahkûm çırağa sigara içme demese belki de raporlarda
    sigaradan patladığı anlaşılacak ve suç çırağın olacaktı. Mahkûm başkasının
    işine karışmıştı. Ve çırağa işi devretmemeliydi. Çünkü çırak işi bilmiyordu.
    Bilmediğin işi yapmayacaksın. Ve her zaman kendi işini kendin yapacaksın…*
     
  2. 25 Kasım 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  3. Chilek

    Chilek Aktif Üye Üye

    Katılım:
    1 Kasım 2006
    Mesajlar:
    105
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86