Son Padişah Vahdettin - Özet - Yılmaz Çetiner

Konusu 'Kitap Özetleri' forumundadır ve EU1 tarafından 25 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    25 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    KİTABIN ÖZETİ :

    Osmanlı İmparatorluğu; Avrupa Devletleri’nin aralarındaki rekabeti kullanabilen bazı padişahlar ve devlet adamları sayesinde ayakta kalmayı başarabilmiştir. Ancak, Avrupa’da gelişen bağımsızlık hareketleri ile sanayi devrimi neticesinde Osmanlı İmparatorluğu radikal çözümler üretemediğinden, o dönemde Avrupa’nın ve kendisine bağlı azınlıkların zorlamalarına dayanamaz olmuştur. Azınlıklar bir bir bağımsızlıklarına kavuşmuş, yapılan savaşlarda mağlubiyetler arka arkaya gelmiştir.Bütün bu olumsuzluklara rağmen bir de 1 nci Dünya Savaşına katılmak zorunda kalan devlet daha çok batağa saplanmıştır. Bütün bu savaşlar neticesinde halk yorgun ve bitkin bir vaziyette günlük ihtiyaçlarını bile karşılayamaz duruma gelmiş, morali bozulmuş ve ümidini kaybetmek üzere bir durumda bulunmaktadır. Avrupa devletlerinin imparatorluk üzerindeki baskıları giderek daha da artmakta, bir de buna iktidar çekişmeleri eklenince istikrarsızlık ortamı hat safhaya ulaşmaktadır. Tam bu zamanda, 3 Kasım 1918 tarihinde, Padişah Mehmet Reşat ölmüş,onun yerine kardeşi Vahdettin padişah olmuştur. Zaten Vahdettin padişah olduğunda 1 nci Dünya Savaşı’nın kaderi çoktan belli olmuştu. İşte bu eser son padişah Vahdettin ile onun dönemini yorum katmadan belgelere dayandırarak anlatan bir kitaptır. Çocukluğumuzda hep okullarda “Vatan haini, ülkeyi satan sonra da kaçan padişah” olarak okutulan Vahdettin’e haksızlık yapıldığı, onun aslında şartların esiri olarak bazı yanlışlıklar yaptığı bir gerçek olarak karşımıza çıkmaktadır. Bugüne kadar yapılan yanlış uygulamaların, yönetim hatalarının ve iktidar mücadelelerinin neticesinde pozitif bilimlere ve gelişen dünyaya ayak uyduramayan koca bir imparatorluğun hazin sonu bu kitapta açıkça görülmektedir.
    Zaten her şey bitmiş, her şey kaybedilmiş bir durumda, son padişah Vahdettin’in de yapacağı bir şey kalmamıştır. Onun döneminde, vaziyeti kurtarma, durumu idare etme ve saltanatı koruma devlet yönetiminin temelini teşkil etmiştir. Var olan iktidar mücadelesi daha da hızlanmış ve yukarıda belirtilen nedenlerden dolayı Padişah Vahdettin doğru kararlar verememiş, kendi emniyeti açısından hep çevresinde güvendiği ve aileden gelen şahısları iktidarda tutma temayülüne gitmiştir. Ancak durumun vehametini gören Atatürk gibi idealist askerler zaman zaman yetkilerini de aşarak ülkeyi kurtarmak için büyük bir çaba içine girmiştir. Gerek padişahın tutumu, gerekse hukuki bazı olumsuzluklar yüzünden bu idealist, vatansever ve ileriyi gören yürekli insanlar zaman zaman bir çok olumsuzluklarla karşılaşmışlar, bunun neticesinde de müdahale süresi uzamıştır. Bu kişilerin faaliyetleri bütün hukuki yollara başvurmalarına rağmen devamlı İstanbul hükümeti tarafından baltalanmıştır. Bunun neticesinde Atatürk ve ekibi “Vatanı yine milletin azim ve iradesi kurtaracaktır” parolasından hareketle çalışmalara başlamış ve başarılı olmuşlardır. Bu kitap, dönemin şartlarını ve beceriksiz insanların bir ülkeyi ne duruma getirebileceğini göstermesi açısından ibretle okunması gereken bir kitaptır. Ayrıca; ülke menfaatlerini kendi menfaatlerinden daha hakir gören, korkak ve beceriksiz insanların düştükleri durumu ve çaresizliklerini de gösteren bir ibret abidesidir. Yıllarca süren savaşlarda yorgun düşmüş, ümidini yitirmiş bir halkın yürekli, dinamik, şartları sorgulayan, iyi yetişmiş liderler sayesinde başaramayacağı hiçbir iş olmayacağını vurgulayan bir tarihsel belgedir. Bu nedenle kitabın daha iyi anlaşılabilmesi için biraz tarih bilgisine ihtiyacı vardır. Sadece salt bir olaylar zinciri gibi roman tarzında okunduğunda elde edilebilecek pek fazla bir şey bulunamayacağı kanaatindeyim.