SONUNDA BU DA OLDU :Bebeğinin ''burcu için'' sezaryen yaptıran var

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve daylight tarafından 25 Ağustos 2009 başlatılmıştır.

    25 Ağustos 2009
    Konu Sahibi : daylight
  1. daylight

    daylight Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    6 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    2.435
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    Türk Neonatoloji (Yenidoğan Bebek Sağlığı ve Hastalıkları) Derneği Başkanı, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Yurdakök, anne adaylarının tıbbi nedenler dışında sezaryenle doğum yapmaktan kaçınmaları uyarısında bulundu. Ülkede herhangi bir tıbbi gereklilik olmadan sadece annenin isteğiyle sezaryenle yapılan doğumlarda büyük artış olduğuna dikkati çeken Yurdakök, bazı hastanelerde tüm sezaryenlerin 5'te 1'ini böyle doğumların oluşturduğuna dikkati çekti.

    Yurdakök, şunları söyledi: ''Tıbbi gereklilik olmadığı halde, anne adayının bebeğinin arzu etmediği bir burca sahip olmasını önlemek istemesi ya da hekiminin tatil veya kongre nedeniyle şehir dışında bulunacak olması gibi değişik nedenlerle anne veya hekim, doğumu kendi programına göre belirliyor. 'Bebek anne rahminde gelişmesini artık tamamlamıştır, daha fazla gebelik zahmetine ve doğum ağrılarına gerek olmadığı' inancı ile gebelik, doğum zamanından önce sezaryenle sonlandırılıyor. Halbuki bu bebekler doğduklarında oldukça büyük ve gelişmiş de gözükseler önemli sağlık sorunları olabiliyor.''

    Gebeliğin 34-36. haftalarında, zamanından 1-1.5 ay önce dünyaya getirilen bebeklerde solunum yetmezliğinin 9 kat fazla olduğunu kaydeden Yurdakök, ''Bu bebeklerin durumu, 3'te 1'i solunum cihazına bağlanmayı gerektirecek kadar ağırdır. Gebeliğin 37. haftasında sezaryenle dünyaya getirilen bebeklerde bile ağır solunum yetmezliği zamanında doğanlardan 5 kat fazladır'' diye konuştu.

    Gebeliğin 34-36. haftalarında dünyaya getirilen bebeklerde ayrıca, kan şekerinde düşüklük olasılığının damardan serum verilmesini gerektirecek kadar 6-7 kat, şiddetli sarılık nedeniyle hastaneye yatırılma olasılığının 10 kat, yaygın enfeksiyon (sepsis) nedeniyle ölümlerin 4 kat, herhangi bir nedenle ölüm olasılığının 10 kat, spastik felç olasılığının 3 kat, zeka geriliği olasılığının ise 2 kat fazla olduğuna dikkati çeken Yurdakök, bu bebeklerde görme ve işitme bozuklukları ile epilepsinin de oldukça yaygın görüldüğünü, ileri yaşlarda ise önemli nörolojik bozukluklar ortaya çıkabildiğini bildirdi.

    Bu risklerin, artık tamamen olgunlaştıkları düşünülen 37-38 haftalık bebeklerde bile oldukça yüksek olduğunu vurgulayan Yurdakök, ''Riskler 37 haftalık bebeklerde 2-4 kat, 38 haftalık bebeklerde 1.5-2 kat fazladır. Bu nedenle doğum eylemi kendiliğinden başlamamışsa veya bebeğin anne rahminde oksijensiz ve besinsiz kaldığını gösteren bir bulgu yoksa gebelik 39. haftadan önce sonlandırılmamalıdır'' şeklinde konuştu.

    Anne veya bebek için acil bir durum söz konusu değilse sırf anne adayının acı çekmekten kaçınmak istemesi nedeniyle sezaryenle doğuma başvurulmaması gerektiğini belirten Yurdakök, şunlara dikkati çekti: ''Bebeğin anne rahminde sıvı ile dolu akciğerlerinin doğumdan hemen sonra temizlenmesi ve hava soluyabilmesi için, annenin doğum ağrısı çekmesi gerekir. Sezaryenle dünyaya getirilen bebeklerde solunum sıkıntısı riski, normal yolla doğan bebeklerden 3-4 kat fazladır. Ama anne sezaryene alınmadan önce doğum ağrıları çekmişse bu risk yarı yarıya azalır. Gebeliğin 34-36. haftalarında dünyaya getirilen bebeklerde ise bu riskler en az 2 kat fazladır. Sonuçta anneler her zaman normal doğumla bebek sahibi olmayı amaçlamalı, normal süresi 40 hafta olan gebelikte sadece annenin isteği ile bebek 39 haftalık olmadan doğurtulmamalıdır.'' Prof. Dr. Murat Yurdakök, kadınların gebelikleri döneminde sağlıklı bir bebek dünyaya getirme amacını ön planda tutmaları gerektiğini sözlerine ekledi.