Söz dinlemiyorsa bir nedeni var..

Konusu 'Aile, Evlilik ve Çocuklar' forumundadır ve Yelizz tarafından 31 Mart 2007 başlatılmıştır.

    31 Mart 2007
    Konu Sahibi : Yelizz
  1. Yelizz

    Yelizz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Aralık 2006
    Mesajlar:
    445
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    86
    Söz dinlemiyorsa bir nedeni var
    Boyu masaya bile yetişmeyen küçük oğlunuz dik bir pozisyonda elleri belinde size kafa tutuyor. Bırakın ona söylenenleri dinlemeyi, çileden çıkmanız için ne gerekirse yapıyor. Siz de karmakarışık duygular içinde sinirinize hakim olmaya çalışıyorsunuz. İyi bir anne, iyi bir baba olamadım, nerede hata yaptım diye kendinizi yargılıyorsunuz. Parmak kadar çocuğa, yapması gerekenleri neden anlatamadığınızı, neden söz geçiremediğinizi sorguluyorsunuz.

    Aslında işin gerçeği şu; çocuğunuz kendini artık sizin kadar önemli ve kuvvetli hissediyor. Bir bakıma kendini bu şekilde ıspatlanmış da oluyor. Amacıysa insan yerine konmak, söz hakkına sahip olmak. Ve en önemlisi o, kendi kararlarını kendi vermek istiyor. Sadece anne ve babanın yönlendirmelerine göre yaşamayı tercih etmiyor. Ufacık bir çocuğun aklına nasıl böyle şeyler geliyor diye düşünmeyin. Onlar sadece emirler alıp, başkalarının isteklerine göre hareket etmek istemiyorlar.

    Birey olarak kabul görmek istiyor

    Günümüzde artık şartlar o kadar değişti ki...Çocuklar sadece cezalandırılmaktan korktukları için değil, anne babalarını sevdikleri ve onları hayal kırıklığına uğratmak istemedikleri için laf dinlemeyi tercih ediyorlar. Azarlanan çocuk çok daha büyük tepkiler verebiliyor.

    Çocuk anne babası tarafından sevildiğini ve kendisine saygıyla yaklaşıldığını hissettiğinde, bunun karşılığını da zaten sorunsuz veriyor. Onları hayal kırıklığına uğratmak istemiyor ve onları onurlandırmak için elinden geleni yapıyor.

    Ceza vermek işe yarıyor mu?

    Eğer çocuğunuz gerçekten laf dinlemiyorsa, mutlaka onun da kendince sebepleri vardır. Böyle durumlarda anne babanın yapabileceği en büyük hatalardan biri- eskiden olduğu gibi- çocuğu cezlandırmak. Cezalar geçici olarak işe yarasalar da sonradan başka aksaklıklara ve anlaşmazlıklara yol açıyorlar. Hatta çocuğu derinden etkileyerek sonraki davranışlarına yansıyorlar. Bu nedenle anne babanın yapması gereken ilk şey çocuğun derdini dinleyip, bu konuda ona yardım etmek.

    Bazı çocuklar küçük yaştan itibaren garip tepkiler veriyorlar. Aileleri ne derse desin, onların ağızlarından çıkan kelime "niçin" veya "hayır" oluyor. Örneğin siz "Acele et okula geç kalıyorsun" diyorsunuz, o "hayır, bugün gitmeyeceğim" diyor. Sebebini sorduğunuzdaysa "Canım istemiyor" yanıtını alıyorsunuz. Böyle durumlar sizi hemen çaresizliğe itmesin! Biraz araştırın ve sebeplerini ortaya çıkarmaya çalışın. Göreceksiniz ki, durum hiç de göründüğü kadar basit değil. Okula gitmemek için bahane uyduran çocuğun, asıl probleminin öğretmeniyle veya sınıf arkadaşlarıyla olması gibi...

    Hırçınlığının sebeplerini araştırmalısınız

    Bazen olaylara biraz daha objektif bakmak, çocuğun gerçek sorununu ortaya koyabiliyor. Kıskançlık bu gibi durumların öncüsü olarak görülüyor. İkinci bir çocuk dünyaya geldiğinde anne tüm ilgisini bebeğe yöneltiyor. İlk başta hevesle beklediği kardeşin onu tahttan indirmesi ise farklı bir durum yaratıyor. Ve büyük çocuk yeni kardeşi bir rakip gibi görüyor ve ona bu şekilde yaklaşıyor. Annenin bebeğe olan sevgisini kıskanıyor, çünkü altını değiştirmesine, oyun oynamasına ve bazen sabahlara kadar yanında kalmasına tanık oluyor. İlk günlerde bu olayları sadece izlerken, zaman içinde tepki vermeye başlıyor. Anneye içten içe sinirleniyor, anlamsız ve yersiz tepkilerde bulunuyor. Örneğin eşyalara, etrafına zarar veriyor. Anne bebeği sevgiyle kucaklarken, kardeşinin parmağını ısırarak onun ağlamasını sağlıyor. Başlangıçta çoğu anne baba bu davranışların asıl sebebini fark etmiyor, hatta büyük çocuğu yargılama yoluna başvuruyor. Dolayısıyla sorun ya giderek büyüyor veya anlaşılmaz bir çıkmazın içine giriyor.

    Sorunun kaynağı kıskançlık olabilir

    Kardeşini kıskanan çocuğun saldırıları bazen anne babaya yönelik oluyor. Çünkü onun gözünde eve yeni bebeği getiren sorumlu kişiler anne baba oluyor. Hatta özellikle de anne... Bu nedenle anneler hamilelik döneminde dikkatli olmalı ve çocuklarını yeni gelecek kardeşe hazırlamalılar. Çünkü doğumdan sonra diğer çocukta olumsuz davranışlar görülüyorsa, bunun sebebi çoğunlukla eve gelen yeni kardeş oluyor. Çocuk saldırganlaşabiliyor veya aşırı suskun kalabiliyor.

    Yardıma ihtiyacı var

    Bazı çocuklar hislerini hiç belli etmiyorlar. Ve aslında içten içe küçük kardeşe karşı bir kıskançlık duyuyorlar. Eğer büyük çocuğunuz kardeşinin altını değiştirmek veya onu kucağına almak istiyorsa buna izin verebilirsiniz. Ama bu tür istekler onun kardeşini kıskanmadığı anlamına gelmiyor. Çünkü ne de olsa yeni kardeş bir bakıma evin kralını tahtından indiriyor ve annenin yoğun ilgisini üstünde topluyor. Kıskançlık bir süre devam etse de zaman içinde anne babanın doğru tutumuyla alevini söndürüyor. Çocuk, kardeş sahibi sahibi olmanın iyi yönlerinin farkına varıyor.

    Sevginizi hissettirmelisiniz...

    Çocuğunuzun söz dinlemediği dönemlerde yardıma ihtiyacı olduğunu hissetmeli ve onunla dayanışma içine girmelisiniz. Bunu, onu günlük ev işlerine, ortak aktivitelere veya bebek bakımına dahil ederek yapabilirsiniz. Böylelikle çocuğunuz kendisine bir birey olarak değer verildiğini görür ve zamanla hırçınlığından vazgeçer. En önemlisiyse ona sonsuz sevgi vermeniz, sevginizi hissettirmeniz... Kolay gibi görünse de aslında bunu başarmak son derece zor. Çünkü anne baba için kıskançlığından çıldıran bir çocuktan daha dayanılmazı yoktur. Peki bu durumda anne ve baba nasıl davranmalı? Çocuk annenin her hareketini gözlüyor ve çileden çıkmasını adeta dört gözle bekliyor. Her tepkiye daha çok çıldırarak karşılık veriyor. Ve zaman zaman anne sonradan pişman olacağı tavırlar sergiliyor. Bağırıyor veya tokat atıyor. Sonunda çocuk hem istediğini elde ediyor, hem de içler acısı ağlayabiliyor. Ve bunun için nasıl bir sebebi var! Onun istediği gibi hareket ederek, çok daha büyük sorunlara yol açmış oluyorsunuz. Tam aksini yaparak soğukkanlı kalmaya çalışın. Ve kavganın en doruk noktasında çocuğunuzun en az beklediği davranışı yapın. Örneğin bebeğin yanına gidin, onu kucağınıza alın ve "bak ağabeyin hiç de yaramaz bir çocuk değil!" deyin. Bu davranışınız o kavgalı ortama sıcaklık ve sevecenlik katacaktır.

    Ona sorumluluk verilmeli

    Bebeğe mutfakta mama hazırlarken, küçük yaramazınızın kapıda durduğunu ve garip garip baktığını fark edebilirsiniz. Bu gibi durumlarda ona hemen bir görev vermelisiniz. Örneğin ondan masanın üzerindeki bisküvi paketini açarak size vermesini isteyebilirsiniz. Bunu büyük bir hevesle yaptığını göreceksiniz. Hatta tezgahın yanına bir sandalye çekerek, mamayı nasıl hazırladığınızı izlemesini sağlayın. Böylece çocuğunuz kendini dışlanmış hissetmez ve size düşman olmaktan vazgeçer.
     
  2. 31 Mart 2007
    Konu Sahibi : Yelizz
  3. NXIXSA

    NXIXSA Aktif Üye Üye

    Katılım:
    9 Mart 2007
    Mesajlar:
    3
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Merhaba Yelizz,

    Bu yazmış olduğun tüm sorunları yaşadım ve hala yaşamaktayım. Durumu bizaz toparladım sanırım ama hala kızım kardeşini sevmediğini her fırsatta belirtiyor. Toplumda dahi arkadaşları arasında kardeşine adeta cephe kurup kötü davranmalarını sağlıyor. Evet biz büyükler suçluyuz ve bile bile davranışlarımıza dikkat etmiyoruz.
     
  4. 31 Mart 2007
    Konu Sahibi : Yelizz
  5. EU1

    EU1 Guest

    Galiba bebeklerimizin büyüdüğüne inanamıyoruz. Onları ev içinde bazı kafasının alabileceği konularda söz sahibi yapmak fikirlerini almak gerekiyor. Çok dikkatli dinlemek sordukları soruları geçiştirmeden ertelemeden en basit şeklinde ama kesinlikle doğsunu anlatmalıyız. Şimdi işim var bunu daha sonra konuşalım demek onları uzaklaştırıyor. Kendimizi onun yerine koymalıyız en basiti eşinizle konuşmak istediğiniz de o size aynı yanıtı verince içten içe tepki duymuyormuyuz. Çocuktur unutur asla unutmuyorlar. Birde yaptırmak istediklerimizi ona emirle değilde ben dilini kullanarak denerseniz sonuç daha iyi oluyor. Örnek (sen oyuncaklarını toplamadığın zaman evin dağınıklığından ben çok rahatsız oluyorum. Oyuncaklarını toplamak bana kalıyor ve daha çok yoruluyorum bu yüzden seninle birlikte geçireceğimiz zaman azalıyor. ) gibi bir dil seçimi onların üzerinde büyük etki bırakıyor. Burada onu suçlamadan azarlamadan isteklerimizi dile getirmiş oluyoruz. Ben kendim bu ben dilini kullanarak gayet olumlu karşılıklar aldım . Allah herkesin evladına sağlıklı uzun ömürler versin inşallah. sevgiyle kalın.