"söz ün karşı konulmaz gücü

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve realist tarafından 30 Mart 2009 başlatılmıştır.

    30 Mart 2009
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    “SÖZ” ÜN
    KARŞI KONULMAZ GÜCÜ

    *Sözler vardır bir insana şifa verir. Sözler vardır bir ulusu şaha kaldırır. Sözler vardır hasta eder, bozguna uğratır. Zamanında ve yerinde söylenmiş bir söz, aslında en büyük silahlardan daha etkileyicidir. Kutsal Kitapta söylendiği gibi “Başlangıçta söz vardı.”
    *Atatürk “Ya istiklal, ya ölüm” derken aslında İstiklal Savaşının kaderini belirlemiş oluyordu. Ya da “Ne mutlu Türküm diyene” derken, Türk ulusuna kendine inanmayı ve güvenmeyi aşılamış oluyordu. İnsan tamamen bir telkin varlığıdır. Söz bir tohumun toprağa ekilmesi gibi bilinç altına ekilir ve bir süre sonra meyve verir. Söz iyiyse meyve iyi, kötüyse de meyve kötü olacaktır şüphesiz.

    Söz söylemek bir tür büyü yapmaktır. Bu gün artık bilim sözlerin insan üzerindeki etkilerini araştırdığında bu olağanüstü gücü bir kere daha tespit etmiş oluyor. Sözler bir süre sonra yargılara, yargılar kararlara, kararlar inançlara dönüşüyor. Ve inanç insan ruhunda kesin bir YAP-YAPMA emri olarak yerini alıyor. O halde daha mutlu ve verimli bir hayat için insanın özüne uyan güçlendirici sözlerin bulunup, kullanılması gerekiyor. Günümüzde artık “Doğru Sözlere” ihtiyacımız var. İnsanın daha çok sevmesine yardımcı olacak, insanın başarmasına yardımcı olacak sözlere.
    Pekiyi nedir “Doğru Söz?” Doğru Söz, Gerçek Söz’dür. İnsan için bilinecek en önemli gerçeklerden birisi de, Tanrının Sevgisinden var edildiği gerçeğidir. Yani insan özde iyidir, güzeldir. Ve yine aynı gerçekten hareketle bütün insanlar eşittir ve aynı haklara sahiptirler. O zaman “Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir” dediği zaman Atatürk gerçeği söylüyordu. Ve onun hedefi Türk ulusunun özüydü.
    TARİHİ DEĞİŞTİREN SÖZLER

    İkinci Dünya Savaşı sırasında Winston Churchill Alman bombardımanı altındaki İngiliz halkına bu savaşın “En Güzel Saat” olduğunu söylemişti.
    Gorbaçov, açıklık ve yeniden yapılanma kavramlarını ortaya attığında, hiç kimse birkaç yıl sonra komünist rejimin çökeceğini düşünemezdi.
    İsa “Tanrı’nın saltanatının yeryüzünde kurulacağını” söyledi. Ve onun peşinden milyonlarca insan “Komşunu kendin gibi sev” sözlerindeki olağanüstü cazibeye kapılarak onun izinden gittiler.
    Muhammed “Allah birdir ve O’ndan başka Tanrı yoktur” derken, insanların bütün yaşama biçimlerini değiştirecek anahtar sözü bulduğunu (Cebrail ona söylediği için) pekala biliyordu.
    Fransız ihtilali “Eşitlik, Özgürlük, Kardeşlik” sözleriyle sloganlaştırılmış bir hareketin patlak vermesinden başka bir şey değildi. İyi düşünülmüş, zamanında söylenmiş bir söz insanlar tarafından anlaşılabilir bir karar haline geldiği zaman işte böyle tarihin akışını değiştirecek etkiler yaratabiliyor.

    GÜNDELİK HAYATTA SÖZ
    Şüphesiz bu etkili sözler rastlantıyla söylenivermiş şeyler değildir. Bu insanlar o sözleri söylemeden önce uzun uzun düşünmüşler, insanların günlük sıradan gerçeklik düzeyini aşmışlar, gerçeğe, öze uygun sözcükleri bulup, formüle etmişlerdir.
    Oysa gündelik hayatta bizler “kestirip atmak”, “vaziyeti idare etmek” için havadan sudan kavramlarla yaşıyoruz. Bize öğretilenleri hiç düşünmeden klişe halinde tekrar ediyoruz. Sonuç olarak hayatımız da “tekdüze, donuk, renksiz ve pırıltısız” sürüp gidiyor.
    Normal bir Türk insanının konuşurken kullandığı sözcüklerin toplamı 200’ü geçmiyor. Belki bazılarımız bunu 1000’e çıkartıyoruz.
    Şöyle bir oturup duygularımızı tarif edecek bir liste çıkartmaya kalksak, en fazla 15 sözcük bulabiliyoruz. Oysa sözlükleri taradığımızda insan duygularını tarif eden en az 200 sözcük bulabiliriz. Bu da yaşadığımız olayları çok kaba bir yelpazede değerlendirdiğimizi gösteriyor. Belki de ancak isimlendirdiğimiz duyguları hissedebiliyoruz. Diğerleri bizim bilinç alanımıza çarpmıyor bile.
    Oysa kullanabileceğimiz o kadar çok sözcük var ki! Örneğin Kitab-ı Mukaddes’de 7200 sözcük kullanılmıştır.İngiliz şair John Milton yazılarında 17.000 kelime kullanmıştır. William Shakspeare’in ise 24.000 üzerinde kelime kullandığı, bunların 5000’ini yalnızca bir tek kere kullandığı söylenmektedir.
    Örneğin bazı yerli Amerika dillerinde “Yalan” için bir sözcük yoktur. Bu kavram onların dilinin bir parçası değildir. Düşünce ve davranışlarının bir parçası da değildir. Filipinlerdeki Tasabay Kabilesinin dilinde “nefret”, “sevmeme”, “savaş” sözcükleri de yoktur. İngilizce’de “sevgi” sözcüğü aynı zamanda aşkı da ifade eden Love sözcüğü ile ifade edilir.
    O halde hayatımıza sokmak istediğimiz kavramları kullanarak bizi yücelten, özümüze yaklaştıran sözleri kullanarak, dilin bu sihrinden yararlanabiliriz. Bu sözcükleri kullanarak düşüncelerimizi, davranışlarımızı, inançlarımızı yenileyebiliriz. Sözcükleri rastgele amaçsızca değil, bilerek, düşünerek söyleyebiliriz.
    SÖZÜN TİCARİ BAŞARISI
    Bir nakliyat şirketi, Dr. W. Edward Deming’den çok önemli bir sorunu araştırması için yardım istedi. Şirket yöneticileri nakliye işlerinin % 60’ının yanlış sevkiyat olaylarıyla dolu olduğunu, bu işin kendilerine yılda çeyrek milyon dolardan fazla bir paraya patladığını hesaplamışlardı. Dr. Deming uyguladığı bir yöntemle, kısa bir süre sonra yanlış nakliyat olaylarını % 10’un altına düşürdü. Şirket bir yıl içinde çeyrek milyon dolar tasarruf etmeyi başardı. Pekiyi ne yapmıştı Dr. Deming?
    Sadece bir sözcüğü değiştirdi. İşçilerin kendilerine kamyoncu yerine “zanaatçı” demelerini sağladı. Bu şekilde insanın kendisini önemli ve değerli görmesini, çalışma gücünü ve dikkatini arttıracağını biliyordu.

    ETİKETLEME
    İnsanların kendi hakkında ya da başkaları hakkındaki yargılarını ifade eden sözler çok önemlidir. Eğer kendinize “ben dikkatsiz biriyim” etiketini yapıştırırsanız, aksi olmanız imkansızlaşır. “Ben sinirli biriyim” dediğinizde bu sözcük bilinçaltınıza bir emir olarak gidecek ve siz her olay karşısında sinirli bir insan gibi tepki vereceksiniz. Üstelik başka insanlar da size “o sinirli biri” diye etiket vurarak başlangıçta sizin kendi kendinize yaptığınız bu yargıyı kendi kaderiniz haline getireceksiniz.
    O halde kendi kendimize olumsuz etiketler kondurmak tuzağına düşmeyelim. Tam tersine olumlu ve pozitif sözcüklerle kendimizi isimlendirelim. “Ben başarılı bir insanım”, “Ben şanslı bir insanım” gibi.
    Hatta bu etiketlendirmeler bir süre sonra o insanın kimliğini meydana getiren genellemeler haline geliyor. Bunlar kendinizi hangi gözle gördüğünüzü belirten sözcüklerdir. “Ben zavallının tekiyim” şeklinde bir tanımlandırma o kişiyi gerçekten zavallı bir hale getirmeye yetecek hareketi başlatan tetik görevi görür. Oysa “Ben güçlü ve olgun bir insanım” şeklinde kendinizi değerlendiriyorsanız, bir süre sonra gerçekten öyle olacaksınız demektir.
    ALTERNATİF SÖZCÜKLER LİSTESİ
    Gündelik hayatta bilmeden, düşünmeden kullandığımız bizi kötü etkileyen bir çok sözcük vardır. Bunların bir kaçı için yeni sözcükler düşünerek bir liste hazırladım:
    Kavanoz dipli dünya-Üzerinde rahatça dolaştığımız
    Kahpe felek-Benim seçtiklerim
    Bunalımdayım-Yeni bir dönem yaşıyorum.
    Nasılsın? Diye sorulduğunda “Ehh! Fena değilim” yerine “çok iyiyim”,
    Çok sinirlendim-biraz bozuldum
    Yine başaramadım-Acaba yine neyi eksik yaptım?
    Ve bunu gibi sözcükler…….
    Bu listeyi siz kendiniz, kendi hayatınızda kullandığınız sözcükleri düşünerek geliştirebilirsiniz şüphesiz.

    İÇİ BOŞALTILMIŞ SÖZCÜKLER
    Anlamları düşünülmediği zaman ne kadar doğruyu ve gerçeği ifade ederse etsin sözler içi boşaltılmış kavramlara dönerler. Tanrı sözcüğü bile üzerinde düşünülmediği, gerekli gereksiz kullanıldığı zaman anlamını yitirebilir. İnsanlar görünüşte çok önemli ve değerli şeyler konuşuyormuş gibi gözükse de düşünülmeden yapılan bir konuşma etkileyici olmaz. Havada uçup, kaybolup giderler.
    Fakat asıl işin tehlikeli yanı bu önemli sözleri söyleyen insanların bir süre sonra kendilerini bilgili sanmaya başlamalarıdır. Gerçekte olup biten şey karşılıklı uçuşan sözcüklerden başka bir şey değildir. Sözler kulağı geçip, akla oradan gönle gidemezler. Bir çok insan ağzı dolu dolu “Demokrasi”, “İnsan Hakları”, “Laiklik”, “Adalet”, “Din”, “Özgürlük” sözleri eder. Ama üzerinde iyi düşünülmediklerinde bu kavramları ancak dar bir çerçeveden hatta belki çarpıtılmış olarak algılarlar. O zaman belki de aynı şeyi söyleyen iki insan bile sözcüklere farklı anlamlar yüklediği için, anlaşamayıp, tartışabilirler.
    SONUÇ: Kendi hayatımızla, dünya ile insanlarla ve Tanrı’yla ilgili kavramları ele alıp, onları en doğru şekilde kullanmak için şüphesiz önce düşünmek gerek.
    Sonra bulduğumuz sözü en güzel şekilde kullanıp, hayatımıza sokmak, sonra da bu sözün ateşlediği hareketle her şeye yeni bir can, yeni bir hareket, yeni bir perspektif kazandırıp, yeni bir gerçeklik yaratmak.
    Yani özümüze uygun bir dünya yaratmak:
    İyi, güzel, doğru bir Dünya!

    R.ŞANAL
     
  2. 4 Nisan 2009
    Konu Sahibi : realist
  3. buzdevri

    buzdevri **** Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2008
    Mesajlar:
    5.660
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    "Söz söylemek bir tür büyü yapmaktır. "

    işte bazen en güzel hediye bazen en acımasız silah olur sözler....

    çok güzel bir paylaşım olmuş..emeğinize sağlık...
     
  4. 4 Nisan 2009
    Konu Sahibi : realist
  5. Vaveyla06

    Vaveyla06 Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Şubat 2009
    Mesajlar:
    32
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    R.ŞANAL hayatımı bir anda değiştiren bir adam.SHOWMAX pazartesi ve çarşambaları 22 de başlıyor mutlaka izleyin derim farkı farketmek ve farkındalıgı yaşamak icin .Ve size güzel palaşımıdan dolayı çok teşekkur ediyorum .Ne ederse insan kendine eder .Biz yaptıklarımızdan sorumluyuz.Ve şanalın bir sözü tarih tekerrurden ibaret eder neden mi cünkü insanlar o olaylara bakıp davranıslarını degiştirmezler ve böylelikle bilindik son yinelenir.Emegine saglık arkadaşım..