Sözcükte anlam özellikleri

Konusu 'Yazım Kılavuzu' forumundadır ve Elif tarafından 22 Mart 2009 başlatılmıştır.

    22 Mart 2009
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.651
    Beğenildi:
    5.190
    Ödül Puanları:
    438
    1) GERÇEK (TEMEL) ANLAM:
    Bir sözcüğün ilk ve asıl anlamına denir.Yani bir sözcüğün söylendiği anda zihnimizde uyandırdığı ilk çağrışım gerçek anlamdır.

    2) YAN ANLAM:
    Bir sözcüğün gerçek anlamı yanında kullanımına bağlı olarak yeni anlamdır.

    3) MECAZ ANLAM:
    Bir sözcüğün gerçek anlamı dışında yepyeni bir anlamda kullanılmasıdır.
    * Adamın tarladaki bütün ekinleri yandı. ( gerçek)
    * Partide çektiğimiz bütün resimler yanmış. ( yan)
    * Bu sınavı kazanamazsan yandın (mecaz)
    * Balkona astığım çamaşırlar kurumamış.(gerçek)
    * Hazan mevsiminde kurumuş yapraklar gibi.(yan)
    * Senin aşkın da beni kuruttu be güzelim. (mecaz)
    * Caminin minaresi çok inceydi. (Gerçek)
    * Duvarın sıvası için ince bir kum getirmişlerdi. (yan)
    * Bana hediye alman çok ince bir davranıştı. (mecaz)
    * Sarayın aydınlık bir odasından karanlık bir odasına
    geçmiştik. (gerçek anlam)
    * Yaşadığımız bunca karanlık günlerden sonra aydınlık
    günler bizi bekliyor. (mecaz)
    * Arkadaş, bu kız seninle oynuyor. (mecaz)
    * Bu masanın ayağı oynuyor. (yan)
    * Çocuk kumsalda oynuyor. (gerçek)

    4) TERıMSEL ANLAM (TERıM):

    Bilim sanat, spor, ya da çeşitli meslek dallarıyla ilgili özel kavramları karşılayan sözcüklerdir.
    * Nota müziğin anahtarı gibidir.
    * Rakip takım birazdan penaltı atışı yapacak.
    * Marmara fay hattı tehlikeli sinyaller veriyor.
    * Güreşçimiz, finalde rakibini tuşla yendi.
    * Matematik öğretmenimiz tahtaya bir doğru çizmemizi
    istedi.
    * Şiirde aynı eklerin ya da sözcüklerin tekrarlanmasına
    redif denir.

    NOT 1: Bazen bir sözcük gerçekte terim değilken terim olarak kullanılabileceği gibi, gerçekte terim olan bir sözcük de terimlikten çıkabilir.

    * Polis bir hücre daha ortaya çıkardı. ( terimlikten çıkma)
    * Sinop burnu Türkiye’nin en kuzey noktasıdır.
    (terimleşme)

    NOT 2: Bir sözcük birçok dalda terim olabilir.

    * Bitkiyi toprağa bağlayan kökleridir.
    * Dört, kök dışına iki olarak çıkar.
    * Hiçbir ek almamış sözcüğe kök denir.

    5) YANSIMA SÖZCÜKLER:

    Doğadaki seslerin insanlar tarafından taklit edilmesine denir.

    * Bu köpek neden havlıyor?
    * Bir patlama sesiyle irkilmiştik.
    * Bu aylarda kediler çokça miyavlar.
    * Bu sözlerim üzerine sınıfta homurtular başladı.
    * Köyde sabahleyin koyunların meleyişleriyle uyandık.

    6) EŞ ANLAMLI ( ANLAMDAŞ) SÖZCÜKLER:

    Yazılışları farklı ancak anlamları aynı olan sözcüklere denir.
    * siyah ---- kara , * beyaz----- ak, * zengin----varlıklı,
    * zengin--- varlıklı, * fakir----yoksul , * rüzgar---- yel,
    * üzüntü-----keder, * öykü---hikaye, * eser--- yapıt,
    * edebiyat--- yazın, * cümle---- tümce * kelime--- sözcük

    7. ZIT (KARŞIT) ANLAMLI SÖZCÜKLER:

    Anlam bakımından birbirinin tersi olan sözcüklerdir.

    * Sana çirkin dediler düşmanı oldum güzelin.
    * Ağlarım harta geldikçe gülüştüklerimiz.
    * Kışın soğuğunu yaşadıkça yazın sıcağını arar oldum.
    * Aşağı tükürsen sakal, yukarı tükürsen bıyık.
    * Yaşlı insanları görünce gençliğimin kıymetini
    anlıyorum.
    NOT: Zıt anlamlılık ile olumsuzluk birbiriyle karıştırılmamalıdır.
    * Tanzimat romanında iyiler hep iyi kötülerse hep kötüdür. ( zıt)
    * Bugünlerde hiç iyi değilim. ( olumsuz)

    8) SESTEŞ ( EŞSESLı) SÖZCÜKLER:

    Yazılışları ve okunuşları aynı ancak anlamları farklı olan sözcüklere denir.

    * Yılanı gören at birden şaha kalktı.
    * Mutfaktaki pislikleri çöpe at.
    * Al bayrağıma sarılı cansız bedenimi al.
    * Gül: “Gül.” dedi, bülbüle.
    * Kalem böyle çalınmıştır yazıma
    Yazım kışıma uymaz, kışım yazıma
    * Kırda yaptığımız piknikte yanımıza kır saçlı bir ihtiyar
    geldi.

    UYARI: Bir sözcüğün mecaz ya da yan anlamıyla sesteş anlamlılık karıştırılmamalıdır.
    * Bu sözler bazılarına çok dokunacak. ( mecaz anlam )
    * Omzuma bir el dokundu. ( gerçek anlam )
    * Bu yaz, bir mektup yaz. ( sesteş )

    NOT: Sesteş sözcükler genellikle halk edebiyatında cinaslı manilerde kullanılır.
    9. SOMUT VE SOYUT ANLAMLI SÖZCÜKLER:

    Varlığını beş duyu beş duyu organıyla algılayabildiğimiz kavramlar somut; beş duyu organımızdan hiçbiriyle algılayamadığımız, varlığını sadece akıl ve mantık yürütme yoluyla kabul ettiğimiz kavramlar soyuttur.

    * çiçek, ağaç, ses, koku, hava, göl, ev, rüzgar, ışık(somut)
    * ruh, akıl, vicdan, akıl, acıma, üzüntü, aşk, inanç( soyut )

    ÖZELLıK 1: Somut anlamlı bir sözcük, ek alarak soyut anlam kazanabilir.

    * anne - lik , insan - lık
    somut soyu yaptı somut soyut yaptı

    ÖZELLıK 2 :Somut anlamlı bir sözcük kullanıldığı cümleye göre soyut anlam kazanabilir. Buna soyutlaştırma denir. Soyutlaştırma kelimeye mecaz anlam kazandırma suretiyle olur.

    * Ne kadar sıcak bakıyor değil mi? ( soyutlaştırma)
    * Kara haber tez duyulur. ( soyutlaştırma)
    * Titreyen yapraklar, cilvedir, nazdır. ( soyutlaştırma)
    * Bu adam kafasızın biridir. ( soyutlaştırma)
    * Kızın gittiği bu yolu hiç iyi görmüyorum. (soyutlaştırma)
    * Sanatta özgün olmak biraz da yürek ister. (soyutlaştırma)
    * Nedense bugün hiç havamda değilim. ( soyutlaştırma)

    ÖZELLıK 3 : Soyut anlamlı bir sözcük çoğunlukla benzetme yoluyla somut hale getirilebilir.Buna somutlaştırma denir.

    * Hüzün, sonbaharda dökülen yapraktır.
    * Yalnızlık , bir çiçektir.
    * Sevgi, gökyüzünde kanat çırpan bir güvercindir.
    * Arkadaşlık, kişiler arasında kurulan bir köprüdür.
    * Bu düşünceler, zamanla çürüyecektir.
    * Vişne dallarında arzularımız, alnımıza konan bir
    öpücüktür.
    ÖZELLıK 4 : Gözlemleyebildiğimiz eylemler somut, gözlemleyemediğimiz eylemler ise soyuttur.
    * Annesi, bebeğini kucağına almış seviyordu. ( somut )
    * Ferhat, Şirin’i dağları delecek kadar seviyordu.( soyut )
    * Çocuk, masadaki vazoyu kırmıştı. ( somut )
    * Bu sözlerinle arkadaşını çok kırdın. ( soyut )

    10) NıTELıK VE NıCELıK ANLAMLI SÖZCÜKLER:

    Bir şeyin nasıl olduğunu , ne gibi özellikler taşıdığını anlatan sözcüklere nitelik anlamlı sözcükler denir. Bir şeyin sayılabilen, ölçülebilen ya da azalıp çoğalabilen durumunu bildiren sözcüklere nicelik anlamlı sözcükler denir.

    * Az ileride birkaç kişi seni bekliyor. ( nicel )
    * Bugün oldukça kötü bir zaman geçirdim. ( nitel )
    * Çok konuştuğu için arkadaşları pek sevmedi. ( nicel )
    * ıki damla yaş olur düşersin yüreğime gizlice ( nitel, nicel)
    * Kör karanlıkta açardık paslı gözlerimizi. (nitelik )

    UYARI: Bazı sözcükler cümlede kazandığı anlama göre nicel de olabilir nitel de.

    * Yaptığı işte iyi para kazanıyordu. ( nicel )
    * O iyi bir insandı. ( nitel )
    * Bu soğuk havada bir de senin soğuk esprilerini çekemem. ( nicel, nitel )
    * Bu şehrin havası sıcak olduğu gibi insanları da sıcaktır. ( nicel, nitel)

    Görüldüğü gibi nitelik anlamlı sözcükler, genellikle niteleme sıfatı ve durum zarfı görevindedir. Nicelik anlamlı sözcükler ise ölçü - miktar zarfı , belgisiz sıfat veya sayı sıfatı görevindedir.

    10. GENEL VE ÖZEL ANLAMLI SÖZCÜKLER:

    Karşıladıkları varlığın tamamını belirten sözcüklere genel anlamlı sözcükler denir. Tek bir varlığı karşılayan sözcüklere ise özel anlamlı sözcükler denir. Varlıkların genelden özele doğru sıralanışı : Varlık- canlı- hayvan- keçi- Ankara keçisi.

    * Çocuk, geleceğin teminatı olduğundan ben çocuğumun iyi yetişmesini istiyorum. ( 2. si 1. sine göre daha özel)
    * Kitap, insanın en iyi dostudur. ( genel)
    * Bu kitabı arkadaşıma ödünç verdim. (özel )
    * Eğitim- öğretim sadece okulda yapılmaz ( genel)
    * Okulumuz, şehrin en eski binasıdır. (özel )

    edebiyatogretmeni.net
     
    Son düzenleme: 22 Mart 2009