Suda doğum ve riskleri

Konusu 'Gebelik' forumundadır ve NILBERA tarafından 17 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    17 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : NILBERA
  1. NILBERA

    NILBERA SeVGi KeLeBeĞi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    6.271
    Beğenildi:
    82
    Ödül Puanları:
    153
    Suda Doğum...




    Son dönemlerde, ülkemizde de oldukça sık sorulmaya başlanan bu alternatif doğum şekli, planlı olarak ilk kez 1960 larda Rusya’da denenmeye başlanmış ve bunu 1975 lerde Fransa takip etmiştir. Günümüzde, Rusya, İngiltere,Fransa ve Amerika’nın belirli kesimlerinde, bu konuda çalışmaları olan ve teçhizatlı, sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır.



    Suda doğum yaptıran ve tercih edilmesini savunan kişilerin savı; ılık suyun, sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğudur.



    Normal doğum ve suda doğumun avantaj ve dezavantajlarını karşılaştıran bir kaç çalışmada, yarar ya da komplikasyonlar yönünden her iki doğum şeklinin birbirine karşı üstünlüğünün olmadığı gösterilmiştir.



    Ayrıca, bu tip alternatif doğum şeklinin, bu konuda uzmanlaşmış bir ekip yanında, doğumun gerçekleştirilebileceği çok özel bir havuz/küvet sistemi ve ek teçhizatların bulunmasını gerektirdiği bilinmektedir.


    Diğer yandan, bu tip bir doğum sırasında meydana gelebilecek ve anne ya da bebek hayatını tehlikeye sokan herhangi bir komplikasyon olması halinde ülkemiz sağlık mevzuatında yer almadığından, cezai ve vicdani sorumluluğun ne olacağı açık değildir.



    Sonuç olarak; suda doğum, bu gün için, normal doğuma karşı hiç bir ek avantajı olmadığı düşünülen, ve henüz üzerinde yeterli sayıda tıbbi çalışma bulunmayan, sadece alternatif bir doğum şekli olmaktan öteye gidememiştir.
     
  2. 20 Mart 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  3. guldennn

    guldennn Guest

    çok Mu Pahalidir Bilen Varmiiiii?
     
  4. 21 Mart 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  5. aysee

    aysee Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    131
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    106
    suda doğum yapan hastaneler var türkiyede fakat ben internette araştırdım suda doğumun bebek yada anne için çok katkıları yokmuş yani çok avantajlı bişey değilmiş sadece anne biraz daha rahat oluyomuş bebeğe bi yararı yokmuş hatta bilinçli kişiler yapmazsa bebek boğulmaları yada kazalar olabiliyomuş biraz pahalı bi yöntem olduğu için hastaeler yapalım diyolar yine de sen bilirsin bence herşeyin doğalı en iyisidir tabiki bi problem yoksa
     
  6. 22 Nisan 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  7. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    Suda Doğum

    Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılagelen bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. Dokümente edilen ilk su altı doğumu 1803 yılında Fransa'da yaşanmıştır. Ancak bu planlı bir doğum değidir. Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir.

    1960'lı yıllara kadar suda doğum ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmazken bu tarihlerde ilk kez eski Sovyetler Birliği'nde Igor Charkovshy bu konuda denemelere başlamıştır. Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa'da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pekçok doğumun gerçekleşmesinde yardımcı olmuştur.

    Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında hiçbir zaman popülarite kazanamamıştır. Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa'nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır.

    Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğuma üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur.

    Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj ya da dezavantajının olmadığı gösterilmiştir.

    1994-1996 yılları arasında İngiltere'de gerçekleşen doğumların sadece %0.6'sı suda olmuş ve bu doğumların da %9'u evde gerçekleşmiştir. Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2'dir ve normal suda olmayan doğumdan çok farklı değildir.

    Suda doğum tüm dünyada yaygınlık kazanmadığından konu ile ilgili bilimsel araştrıma ve makaleler de son derece sınırlı sayıdadır ve bunların büyük bir kısmı ebelik ile ilgili dergilerde yer almaktadır. Suda doğum klinikleri de genelde ebelerin görev yaptığı merkezler şeklindedir. Karşılaştırmalı inceleme yapılan araştırma sayısı ise yine çok kısıtlıdır ve eldeki veriler fikir birliğine varmak için yeterli değilidir. Konuyla ilgili çelişkili bilgiler mevcuttur.

    Bazı çalışmalarda suda doğum sırasında annede daha fazla sayıda ve daha ciddi doğum kanalı yırtıkları ortaya çıktığı ileri sürülürken bunun tam tersini bildiren çalışmalarda vardır. Benzer şekilde suda doğum ile normal doğum karşılaştırıldığında doğum eyleminin süresi, ağrıkesici gereksinimi gibi parametreler açısından da birbiri ile çelişen bilgiler yapılan az sayıdaki araştırmalardan elde edilmiştir.

    Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum süreci yaşanacağıdır. Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanmaktadır.Su için ideal sıcaklık 37 derecedir. Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adayını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir. Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir.

    Öte yandan doğum eylemi sırasında anne adayı su içindeyken bebeği kardiyotokograf ile monitörize etmek oldukça güçtür. Bunun için özel monitör cihazları gereklidir. Doğum eylemi monitörüze edilmediğinde bebeğin kalp seslerinde yaşanabilecek düşmeler fark edilemeyeceğinden oksijensiz kalması riski söz konusu olabilir.

    Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır. Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır. Her ne kadar sudaki anneye ait dışkı su dışına alınsa da su hiçbir zaman temiz olmamaktadır.

    Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır. Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir. Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin %14'ünün kordon kopması nedeni ile yoğun bakıma alındığı ve hatta bir bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır.

    Doğumun yapılacağı havuzun fazla derin tutulmaması ya da bebeğin tamamen doğana kadar yukarı çekilmemesi bu riski azaltabilir.

    Solunum açısından bakıldığında ise suda doğum bebeğin boğulma ya da su yutma riskini arttırmamaktadır.

    Görüldüğü üzere suda doğum normal doğuma herhangi bir üstülük sağlamamaktadır. Kaldı ki evrim süreci içerisinde suda yaşayan pekçok canlı üremek için karaya gelmeyi tercih etmekte, karada yaşayan hiçbir canlı ise bu amaçla suya gitmemektedir. .

    Ülkemizde suda doğum ile ilgili tecribesi olan hekim sayısı neredeyse hiç yoktur.

    Dünyada yaygın uygulama alanı bulamamış bu yöntemin ülkemiz de de popülerlik kazanmasını uzak bir olasılık olarak görmekteyim. Ayrıca sağlık mevzuatında konu ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeni ile görülebilecek olumsuzluklar karşısında yasal prosedürün de bilinmemesi nedeni ile pekçok jinekolog bu doğum şeklini uygulamaya yanaşmayacaktır.
     
  8. 31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  9. BenDenizYildizi

    BenDenizYildizi Guru Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2006
    Mesajlar:
    3.806
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    348
    Suda Doğuma İlgi Artıyor

    Nurgül Yeşilçay'ın suda doğum yapmasından sonra bu yöntemle doğum yapmak isteyen kadın sayısı arttı. Suda doğum ağrıları azaltan bir yöntem...

    Türkiye'de suda doğum ünitesinin bulunduğu ilk devlet hastanesi olma özelliğine sahip Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde bugüne kadar söz konusu yöntemle 5 doğum gerçekleştirildi.

    Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Leyla Mollamahmutoğlu, AA muhabirine yaptığı açıklamada, geçen yıl Kasım ayında Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan tarafından açılan suda doğum ünitesinde doğum yapmak isteyen çok sayıda anne adayından başvuru aldıklarını bildirdi.

    Burada ilk doğumu Hatice Tuna isimli annenin yaptığını ve bebeğe ''Pelinsu'' adının verildiğini anlatan Mollamahmutoğlu, ''Suda doğum, hasta konforunu son derece artıran bir yöntem. Nitekim bugüne kadar burada doğum yapan 5 hastamız da olağanüstü rahat bir doğum yaptıklarını ve herkese tavsiye ettiklerini dile getirdiler'' dedi.

    Mollamahmutoğlu, ilk kez anne olacaklarla riskli gruptakilere suda doğum önermediklerini kaydederek, ''İlk doğumlarda yırtıkların düzgün açılması için kontrollü kesiler açılır. Bunun su içindeyken yapılması mümkün olmadığı için, suda doğum 2. veya 3. doğumlarda tavsiye ediliyor'' diye konuştu.

    HIV, hepatit ve aktif genital enfeksiyonu olanların suda doğum yapamayacaklarını belirten Mollamahmutoğlu, bebeğin ters gelmesi, çoğul gebelik, daha önce sezaryenle doğum yapılması, bebeğin çok iri olması, erken doğumun söz konusu olması, annenin astım, kalp, şeker, yüksek tansiyon gibi hastalıkları olması, su kesesinde sorun ya da bebeğin eşinde problem bulunması, annenin suyunun erken gelmesi, aşırı kanamasının olması ve çok kilolu olması halinde suda doğumun önerilmediğini bildirdi. Mollamahmutoğlu, suda doğumu; normal doğum yapmak isteyen, damardan veya belden ağrı kesici ilaç almadan doğum süresini kısaltma arzusunda olan, çok istekli ve bu konuda daha önceden bilgilendirilmiş anne adaylarına önerdiklerini kaydetti.

    Türkiye'deki doğumların yüzde 40'ının sezaryenle yapıldığını anlatan Mollamahmutoğlu, suda doğum ünitesini normal doğumu teşvik etmek ve bunda endişe edilecek bir yan bulunmadığını ortaya koymak amacıyla açtıklarını söyledi. Mollamahmutoğlu, suda doğum yapmak isteyen anne adaylarının, yakında açılacak suda doğum polikliniğinde izlemeye alınacağını da bildirdi.

    SUDA DOĞUM NEDİR

    Zekai Tahir Burak Kadın Sağlığı, Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde suda doğum, 36-37 derece sıcaklıktaki suyla doldurulan geniş bir küvet içinde yaptırılıyor. Anne adayları burada ortalama 2.5-3 saat kalıyor.

    Ancak uzmanlar, bu sürenin hastadan hastaya değiştiğine, anne adaylarının kimi zaman daha uzun, kimi zaman da daha kısa süre su içinde kaldığına dikkati çektiler.

    Bu yöntemin uygulanmasında doğum başladıktan sonra bebeğin aktivite, annenin ise tansiyon ölçümleri yapılıyor. Bunların uygun olması halinde anne adayı küvete alınıyor. Hiçbir ilaç, suni sancı veya ağrı kesici yapılmayan anne adayı doğum gerçekleştikten sonra kanama kontrolü için sudan çıkarılarak normal doğum masasına alınıyor.

    Uzmanlar, yeni doğan bebeğin suyun içinde 12 saniye kadar kalabildiğini belirttiler.

    SUDA DOĞUMUN AVANTAJLARI

    Uzmanlara göre suda doğumun avantajları şunlar:

    -36-37 derece sıcaklıktaki su, vücudu rahatlatan endorfin hormonunun salgılanmasını kolaylaştırarak, doğumun gerilimini azaltıyor.

    -Ilık su, anneye daha rahat hareket etme imkanı sağlıyor.

    -Anne rahmiyle su arasında çok fazla ortam farkı bulunmadığından, bebek şoka uğramıyor ve hayata ''yumuşak bir geçiş'' yapıyor. Böylece ameliyathanelerin ve doğumhanelerin gürültülü, kalabalık ve ışıklı ortamının olumsuz etkileri en aza indirgenmiş oluyor.

    -Doğum, hem anne hem de çocuk için kolaylaşmış oluyor. Çünkü annenin salgıladığı hormonları çocuk doğrudan alıyor.

    -Annenin artan kan dolaşımına bağlı olarak bebeğe daha fazla oksijen gitmesi ve yeni doğan döneminde emzirmeyle ilgili daha az problem yaşanması bebek için bir avantaj oluşturuyor.

    -Doğum kanalı yaralanmaları ile doğum sonrası kanamanın az olması ve doğum ağrılarının anne tarafından daha az hissedilmesi nedeniyle ağrı kesici ilaç kullanmaya gerek kalmaması da anne için avantaj yaratıyor.

    Kaynak: İnternetHaber
     
  10. 31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  11. *mavili*

    *mavili* ...:::Ruzişim:::... Pro Üye

    Katılım:
    26 Şubat 2007
    Mesajlar:
    3.602
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    ilginç hiç bilmiyordum ama mantıklı gibi ya.bende zaten zekai tahir de doğum yapacağım inşallah.ben bunu bi doktorumla konuşayım.paylaşım için teşekkürler canım...
     
  12. 31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  13. BenDenizYildizi

    BenDenizYildizi Guru Üye

    Katılım:
    26 Eylül 2006
    Mesajlar:
    3.806
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    348
    rica ederim mavili
     
  14. 29 Haziran 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  15. EU2

    EU2 Guest

    Suda Doğum

    Hidroterapi yani su ile tedavi uzun yıllardır kas gevşetici ve rahatlatıcı etkileri nedeni ile kullanılagelen bir alternatif tedavi yaklaşımıdır. Bu etkinin normal doğumlarda da kullanılabileceği fikri de oldukça eskilere dayanır. Dokümente edilen ilk su altı doğumu 1803 yılında Fransa'da yaşanmıştır. Ancak bu planlı bir doğum değidir. Uzun süre doğum eyleminde kalan ve biraz rahatlamak için sıcak su dolu bir küvete giren bir kadının doğumu bu esnada gerçekleşmiş ve bu tesadüf sonucu suda doğum yapan ilk kadın olarak tarihe geçmiştir.

    1960'lı yıllara kadar suda doğum ile ilgili herhangi bir gelişme yaşanmazken bu tarihlerde ilk kez eski Sovyetler Birliği'nde Igor Charkovshy bu konuda denemelere başlamıştır. Onu 1978-1985 yılları arasında Fransa'da yaşayan Dr. Michel Odent izlemiş ve su altında pekçok doğumun gerçekleşmesinde yardımcı olmuştur.

    Suda doğum uygulamaları daha sonraları bir ara güncellik kazansa da belirli bölgeler dışında hiçbir zaman popülarite kazanamamıştır. Günümüzde eski Sovyet Cumhuriyetleri, İngiltere ve Fransa'nın bir kısmı ile Amerika Birleşik Devletlerinde sınırlı sayıda klinikte uygulanmaktadır.

    Suda doğum yaptıran ve bu uygulamayı savunan kişiler ılık suyun sakinleştirici ve ağrı giderici etkileri olduğunu ve bu etkinin kadının kendisini rahat hissetmesine ve doğumun daha kolay geçmesine yardımcı olduğunu ileri sürmektedirler. Bu görüşler dışında suda doğumun su dışında doğuma üstün olduğunu gösteren hiçbir bilimsel veri yoktur.

    Konuyla ilgili yapılan ve normal doğum ile suda doğumu karşılaştıran sistemik bir araştırmada yarar ya da istenmeyen etki açısından her iki doğum şeklinin birbirine karşı avantaj ya da dezavantajının olmadığı gösterilmiştir. 1994-1996 yılları arasında İngiltere'de gerçekleşen doğumların sadece %0.6'sı suda olmuş ve bu doğumların da %9'u evde gerçekleşmiştir. Bu doğumlarda bebek ölüm oranı binde 1.2'dir ve normal suda olmayan doğumdan çok farklı değildir.

    Suda doğum tüm dünyada yaygınlık kazanmadığından konu ile ilgili bilimsel araştrıma ve makaleler de son derece sınırlı sayıdadır ve bunların büyük bir kısmı ebelik ile ilgili dergilerde yer almaktadır. Suda doğum klinikleri de genelde ebelerin görev yaptığı merkezler şeklindedir. Karşılaştırmalı inceleme yapılan araştırma sayısı ise yine çok kısıtlıdır ve eldeki veriler fikir birliğine varmak için yeterli değilidir. Konuyla ilgili çelişkili bilgiler mevcuttur.

    Bazı çalışmalarda suda doğum sırasında annede daha fazla sayıda ve daha ciddi doğum kanalı yırtıkları ortaya çıktığı ileri sürülürken bunun tam tersini bildiren çalışmalarda vardır. Benzer şekilde suda doğum ile normal doğum karşılaştırıldığında doğum eyleminin süresi, ağrıkesici gereksinimi gibi parametreler açısından da birbiri ile çelişen bilgiler yapılan az sayıdaki araştırmalardan elde edilmiştir.

    Suda doğumu savunanların hipotezi ılık suyun kasları gevşeteceği ve zihinsel rahatlık sağlayacağı ve bu sayede plasentaya giden kan akımının artarak daha az ağrılı ve daha kısa bir doğum süreci yaşanacağıdır. Ancak burada suyun sıcaklığı önem kazanmaktadır.Su için ideal sıcaklık 37 derecedir. Suyun daha sıcak olması durumunda anne adayının kan dolaşımında değişim olabilir ve ani tansiyon düşüklüğü ile plasentaya giden kan akımlarında azalmalar yaşanabilir bu da hem anne adayını hem de bebeği gereksiz risk altına sokabilir. Ayrıca suda uzun süre kalınması durumunda anne adayında terlemeye bağlı sıvı kaybı görülebilir. Öte yandan doğum eylemi sırasında anne adayı su içindeyken bebeği kardiyotokograf ile monitörize etmek oldukça güçtür. Bunun için özel monitör cihazları gereklidir. Doğum eylemi monitörüze edilmediğinde bebeğin kalp seslerinde yaşanabilecek düşmeler fark edilemeyeceğinden oksijensiz kalması riski söz konusu olabilir.

    Suda doğumla ilgili bir başka risk de enfeksiyon olasılığındaki artıştır. Doğum eylemi sırasında suya karışan kan ve dışkı hem anne hem de bebek için risk yaratır. Her ne kadar sudaki anneye ait dışkı su dışına alınsa da su hiçbir zaman temiz olmamaktadır.

    Suda doğum sırasında karşılaşılan ve önceden kestirilemeyen bir başka risk de kordon kopmasıdır. Özellikle bebeğin göbek kordonunun kısa olması durumunda aniden su yüzüne çıkan bebeğin kordonu kopabilir ve bebek kan kaybedebilir. Yapılan bir çalışmada suda doğum sonrası bebeklerin %14'ünün kordon kopması nedeni ile yoğun bakıma alındığı ve hatta bir bebeğe kan verilmesi gerektiği saptanmıştır.

    Doğumun yapılacağı havuzun fazla derin tutulmaması ya da bebeğin tamamen doğana kadar yukarı çekilmemesi bu riski azaltabilir.

    Solunum açısından bakıldığında ise suda doğum bebeğin boğulma ya da su yutma riskini arttırmamaktadır.

    Görüldüğü üzere suda doğum normal doğuma herhangi bir üstülük sağlamamaktadır. Kaldı ki evrim süreci içerisinde suda yaşayan pekçok canlı üremek için karaya gelmeyi tercih etmekte, karada yaşayan hiçbir canlı ise bu amaçla suya gitmemektedir.

    Ülkemizde suda doğum ile ilgili tecribesi olan hekim sayısı neredeyse hiç yoktur. Dünyada yaygın uygulama alanı bulamamış bu yöntemin ülkemiz de de popülerlik kazanmasını uzak bir olasılık olarak görmekteyim. Ayrıca sağlık mevzuatında konu ile ilgili herhangi bir düzenleme bulunmaması nedeni ile görülebilecek olumsuzluklar karşısında yasal prosedürün de bilinmemesi nedeni ile pekçok jinekolog bu doğum şeklini uygulamaya yanaşmayacaktır.

    KAYNAKLAR: Geissbühler V, Eberhard J. Waterbirths: a comparative study. A prospective study on more than 2,000 waterbirths. Fetal Diagn Ther 2000 Sep-Oct 15:291-300 Gilbert RE, Tookey PA. Perinatal mortality and morbidity among babies delivered in water: national surveillance study. BMJ 1999;319:483-7 Nikodem VC. Immersion in water during pregnancy, labour and birth. Cochrane Database Syst Rev 1999 (3). Schröcksnadel H, Kunczicky V, Meier J, Brezinka C, Oberaigner W. Water Birth: experience at a university clinic and a district hospital in Austria. Gynakol Geburtshilfliche Rundsch 2003 43:7-11 Thöni A, Murari S. Birth in water. A comparative study after 555 births in water Minerva Ginecol 2001 Feb 53:29-34 Zimmermann R, Huch A, Huch R. Water birth--is it safe? J Perinat Med 1993 21:5-11


    kaynak: Dr. Alper Mumcu - mumcu.com
     
  16. 25 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  17. koalayim

    koalayim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Mart 2007
    Mesajlar:
    813
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Doğum konusunda en çok sorulan sorular doğum şeklinin anne ve çocuk üzerine etkileri konusunda olmaktadır. Özellikle doğum ağrısı konusundaki korkular bazı hastaları sezaryenle doğum seçeneğine yöneltebilmektedir. Normal doğum konusunda kararlı hastalar ise özellikle doğum eylemi sırasında çekilen ağrılar ve ağrısız doğumla ilgili sorularla karşımıza çıkmaktadır. Doğum eylemi sırasında ağrıların azaltılması konusu ile birlikte alternatif doğum yöntemleri ve bu arada su altında doğumla iligili sorularla da oldukça sık karşılaşıyoruz.

    Su altında doğumla ilgili merak ve sorular daha çok bu konudaki eksik bilgi ve meraktan kaynaklanmaktadır. Bebeğin anne karnında su içinde yaşadığı ve bu nedenle su içerisine doğmasının da daha fizyolojik olacağı düşünülmekte ve suda doğumun esas olarak bebek açısından daha iyi olduğu düşünülmektedir. Suda doğum ilk defa 1805 yılında Fransa’da yapılmasına karşın şu ana kadar bu konuuda ciddi çalışmalar yapılmamıştır. 1985-1999 yılları arasında toplam olarak 150.000’nin üzerinde su altında doğum yapıldığı tahmin edilmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar bütün olarak incelendiğinde su altında doğumun bebek açısından birçok riskleri olduğu görülmektedir. Öncellikle şunu belirtmek gerekir ki suda doğum bebek açısından bir avantaj sağlamamakta, anne için kanıtlanmamakla birlikte daha aza ağrıya neden olmaktadır. Yani suda doğum bebek için değil, belki anne için daha avantajlı görünmektedir. Bu konuda yapılan çalışmalar incelendiğinde şu sonuçlar ortaya çıkmaktadır: 1. Genel olarak su altında doğumun daha iyi olduğun dair kanıt bulunmamaktadır. 2. Bebekte su yutulmasına bağlı olarak kandaki tuz oranı düşebilmekte ve bu beyin fonksiyonlarında bozulmaya neden olabilmektedir. Bu nedenle suya tuz eklenmesi önerilmektedir. 3. Bebeğe sudan mikrop bulaşabilmektedir. Ayrıca gebe kadının dışkısında buluna bazı mikroplarda bebeğe bulaşabilmektedir. 4. Su altında doğumda bebek doğduktan hemen sonra dışarıya çıkarılması gerekir. Bu çıkarma sırasında göbek kordonunda hızlı veya fazla çekilmeye bağlı olarak kopmalar görülebilmektedir. Bu da sonuç olarak bebekte kan kaybına neden olmaktadır. 5. Nadirde olsa bebekte boğulmalar görülebilmektedir. 6. Bebekte omuzun çıkmaması ve bebekte bir sıkıntı olduğu halde geç doğum gibi risklerde görülebilmektedir. 7. Su havuzunda uzun süre kalma sonucunda annenin ateşi yükselebilmektedir. Anne vücut ısısındaki artış cilde olan kan akımının artması ve rahime giden kan akımının azalmasına neden olabilmektedir. Anne vücut ısısındaki artışla birlikte bebek kalp atımlarında ve metabolizmasında artış olmaktadır. Bebekteki metabolizma artışı ve rahime giden kanın azalması bebekte oksijenlenmenin bozulmasına neden olabilmekte ve bunun süresinin uzaması da beyin fonksiyonlarını bozabilmektedir. Sonuç olarak suda doğumun şu an için kanıtlanmış bir avantajı bulunmamaktadır. Annenin daha az ağrı çektiği konusu da henüz kanıtlanmamıştır. Ancak bu konuda yeterli çalışma bulunmaması dolayısı ile bu doğum şekline tamamen karşı olduğumuzu da söylemek şu an için olası değil. Sadece bu konuda geniş ve iyi planlanmış çalışmalar yapılması gerektiğini ve bu çalışmalar sonuçlanıncaya kadar hastalara önerilmemesi gerektiğini düşünüyoruz.

     
  18. 26 Temmuz 2007
    Konu Sahibi : NILBERA
  19. XOXzgxuxrCe

    XOXzgxuxrCe Popüler Üye Üye

    Katılım:
    20 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    2.875
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    canım benim yıllar önce duyduğum bir konuydu bildiğim kadarıyla daha zeki oluyomuş sudadoğan bebekler.ama şimdi aydınlanmış oldum.çok teşekkürler.