Suni Tatlandırıcılar ve Şeker

Konusu 'Sağlıklı Beslenme' forumundadır ve tulipbs tarafından 17 Eylül 2007 başlatılmıştır.

    17 Eylül 2007
    Konu Sahibi : tulipbs
  1. tulipbs

    tulipbs Aktif Üye Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    378
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Katkı maddeleri ve baharatlar besinlere tat vermek için ya da tatlarını artırmak için kullanılır. Çok çeşitli maddelerden oluşan bu grupta bazı yağlar (sıvı yağ, tereyağı, hayvansal yağlar, margarin), şeker ve balın yanı sıra sirke, maydanoz, mercanköşk, fesleğen, biberiye; kekik gibi otlar ve karabiber, tarçın, vanilya, karanfil gibi baharat bulunur. Bu maddelerin temel etkisi sindirim salgılarını artırmak ve böylece gıdaların sindirimini kolaylaştırmaktır; bazıları gerçek gıdalar gibi görev yaparak bazı fizyolojik etkiler yaratır. Örneğin şeker, bal ve yağlar enerji verir. Bir gram şeker 4 kalori, bir gram sıvı yağ ise 9 kalori sağlar. Gıdaların besleyici değeri, verdikleri enerji ile ölçüldüğünde şeker ve bal “boş ve düşük kalori” kaynağı olarak tanımlanabilir. Aynı tanımlamaya giren alkolle birlikte şekerler basit yapıları ve vücut için öteki yararlı maddeleri (vitamin, mineral, protein) içermemeleri nedeniyle “boş kalori” kaynağı olarak tanımlar. Bu özellikleriyle şekerler ve alkol, daha az kalorili, ama yukarıda adı geçen yararlı maddeleri içeren başka birçok doğal besinlerden ayrılır.

    ŞEKERLERıN YAPISI
    Doğada sakkaroz (sofra şekeri) dışında laktoz ve maltoz gibi farklı kimyasal yapıda şekerler de bulunur. Bunların her biri en basit yapıdaki şekerlerin (glikoz, früktoz ve galaktoz) ikisinin yan yana gelmesiyle oluştuğundan disakkarit adını alır. Sakkaroz, glikoz ve früktozun birleşmesinden oluşur ve doğada şekerkamışının yanı sıra şeker pancarında, sebze ve meyvelerde de bulunur. Şekerkamışı tropikal ülkelerde, şekerpancarı da sıcak bölgelerde yetişmektedir.
    Şekerkamışı ve şeker pancarından şeker elde etmek için belli işlemler yapılarak içlerindeki şeker içeren sıvının çıkarılması gerekir.

    YAYGINLIK VE TÜKETıM
    Şeker tüketimi 1850′lerden sonra teknolojik ilerlemenin sonucunda şeker fiyatının belirgin olarak düşmesiyle artmıştır.

    Bazı bilim adamlarının bu artışı 20. yüzyılda beslenme alışkanlıklarında ortaya çıkan en önemli değişim olarak görmektedir. Bu olayın olumsuz biyolojik etkileri konusunda henüz yorum yapmak olanaklı değildir.

    Bal doğal bir ürün olarak değil biyolojik olarak üretilen bir ürün olarak görülmelidir; arıların topladığı çiçek nektarının metabolize edilmesi sonucu oluşur. Kimyasal olarak yüzde 70′i “dönüştürülmüş şeker” olan früktoz ve glikozun eşit miktardaki karışımından, bir bölümü de sakkarozdan oluşur. Arıların nektar aldığı çeşitli çiçeklerdeki uçucu maddelere göre tadı değişir. Bu nedenle “akasya hali”, “ıhlamur hali” gibi adlar alan çeşitli bal türleri vardır. “Saf’ bal peteğin elekten geçirilmesiyle elde edilir. Eski zamanlarda uzun süre tek tatlandırıcı madde olarak kullanılmış, Eski Yunan ve Eski Roma’da şarabın içine katılmıştır.

    Meyve konserveleri de bol miktarda şeker içerir; genellikle şeker katılan meyvenin kaynatılmasıyla üretilir, bazen de ürünün yoğunluğunu jöle kıvamına gelene kadar artıran maddeler katılarak yapılır. Marmelat kaynatılan meyvenin özel süzgeçlerden geçirilmesiyle yapılır. Reçel ise meyvenin şekerle kaynatılmasıyla elde edilir. Meyve jölesi, sıkılarak elde edilen meyve suyuna jöleleştirici ve koruyucu maddelerinin eklenmesiyle yapılır. Marmelat ve reçellerin içerdiği şeker oranı yüzde 60-65 kadardır; bu oran jöieierde daha yüksektir.

    ENERJı DEĞERLERı
    Bal ve meyve konservelerinin besin değeri, içerdiği şekerlerden (sakkaroz, früktoz, glikoz) kaynaklanır. Şeker (sakkaroz) en ucuz enerji verici besin maddelerinden biridir. iki tatlı kaşığı tozşeker ya da iki kesmeşeker (10 gr) yaklaşık 40 kalori sağlar; bu da 100 gr patatesin sağladığı enerjinin yansıdır.

    100 gr bahn enerji değeri 280 kalori,100 gr marmelatın enerji değeri ise 260 kaloridir.

    Şeker, bal ve marmelat belirgin fiziksel etkinliği olanlar ya da yoğun hareket edenler için önerilir; barsaklarda hızla emildiği ve kan yoluyla bütün dokulara yayıldığından genel olarak bütün vücuda ve özellikle kaslara yakıt Sağlar.

    Sakkarozun bağırsaklardan emilmeden önce yapısal birimleri olan glikoz ve früktoza ayrılması gerekmektedir. Tatlıların son parçalanma ürünü olan glikoz sindirim kanalı yoluyla karaciğere taşınır ve burada glikojen olarak depolanır. Glikojen bir tür hayvansal nişastadır, gerek duyulduğunda glikoza dönüştürülerek kana verilir. 100 mi kandaki normal şeker düzeyi 70-100 mg’dir. Bazı karmaşık metabolizma ve iç salgı süreçleri bu değişkenliği ve kandaki şeker düzeyinin belirli sınırlarda kalmasını sağlar. Kan şeker düzeyi düşerse bu durum şeker verilerek düzeltilebilir; tersine, gerek duyulandan fazla şeker alınması yağ dokusunun artmasına yol açar. Bu da şeker tüketiminin neden gereksiz görüldüğünü açıklamaktadır. Buna yol açan öteki nedenler şekerin “boş kalori” içermesi ya da kaloriyle birlikte vücut için gerekli başka bir madde (vitamin, mineraller) içermesi, diş çürükleri ve şeker hastalığına neden olması ve damar sertliği gelişimine zemin hazırlayabilmesidir.

    TATLILIK DUYUSUNUN TATLANDIRICILARIN FıZYOLOJıSı KULLANIM GÜVENLıĞı
    Tatlandırıcılar insan beslenmesine yönelik yiyecek ve içecek hazırlanmasında kullanılmadan önce, hayvan ve insanlarda denenerek güvenli oldukları, yani yan etkilerinin kabul edilebilir düzeylerde olduğu kanıtlanmalıdır. Bu tür değerlendirmelerin yapılması genellikle güçtür; deneylerin sonuçlarının saptırılması olasılığı, denenen maddelerin saf olmaması, deneylerin uzun sürmesi ve yüksek maliyetli olması, başka etkenlerle etkileşimin sonuçların öznel ya da yanlış değerlendirilmesine yol açması karşılaşılan güçlüklerdir.

    o Früktoz - Yakın bir geçmişte “diyet şekeri” olarak ya da bazı diyet ürünlerinin hazırlanmasında kullanıma girmiştir. Birçok meyve ve balda doğal olarak bulunan früktozun diyet için sunduğu üstünlükler az kalorili olması, insüline bağımlı olmaması ve diş çürümesine yol açmamasıdır.

    Aslında früktozun sağladığı kalori miktarı sakkarozunkiyle (yüzde 50’si früktozdur) eşittir: gram başına 4 kalori. Bu nedenle früktozun az kalorili olduğunu söylemek doğru olmasa da dolaylı olarak tatlandırma gücünün şekerden 1,5 kat daha fazla olması nedeniyle daha az kullanılır ve daha az kalori alınmasını sağlar. Bu kalori kazancı önemsemeyecek düzeyde değildir. Hele diyet şekerinin şişmanlatmadığı yolundaki yanlış düşünce ile früktozla tatlandırılmış tatlı, pasta, kahvenin çok tüketildiği durumlarda bu kalori kazancı bütünüyle önemini yitirir. Bu arada früktozun glikoza oranla daha çok yağ yapıcı olduğu ve vücutta yağ birikimine ve kan trigliseritlerinde artışa yol açtığını da hatırlatmak gerekir.

    Glisirizin
    Meyan kökünde bulunan bu şeker, tatlandırıcı olup eski zamanlardan beri bilinmektedir.
    Glisirizinin, meyanköküyle tatlandırılmış maddeler verilen, verem ve alkolden kurtulma tedavisi gören hastalarda çeşitli yan etkileri görülmüştür. Bu yan etkiler: Yüksek tansiyon, bacaklarda ödem, sık idrara çıkma (poliüri) ve elektrokardiyogram değişiklikleridir. Glisirizinin en önemli biyolojik etkisi potasyumun idrarla atımını önemli ölçüde artırarak kan potasyum düzeyini düşürmesidir. Şekerim, alınması uygun olan en yüksek günlük miktarı (güvenlik sınırı) olan 200 mg, glisirizin içeren maddeler alındığında kolaylıkla aşılabilir. Bu nedenle sakkaroza seçenek oluşturan tatlandırıcılar arasından glisirizin seçilirken son derece dikkatli olunmalıdır. Gene de glisirizinin kanser yapıcı etkisi olmadığı gösterilmiştir.

    Sorbitol
    Bu alkol birçok bitkide bulunur. Yapay olarak glikozdan da hazırlanır. Tatlandırma gücü sakkarozun yarısı kadardır ve kalorisi sofra şekeriminkine eştir. Emildikten sonra früktoza dönüşerek aynı yoldan yıkıldığı bilinmekle birlikte, organizmanın bu şekeri ne hızda yaktığı tam bilinmemektedir.

    Sorbitol günde 30-40 gr’lik dozlarda ishale yol açar. Ağdalı ve nemlendirici özellikleri nedeniyle ve B12, Bı ve C vitaminlerinin emilimini artırdığımdan özellikle şekercilikte kullanılır.

    Siklamat
    Bu yapay tatlandırıcı şekerden yaklaşık 30 kat fazla tatlandırıcı güce sahiptir. Beslenmeye giren katkı maddelerinin en önemlisidir. Önce kabul edilen, sonra piyasadan çekilen, daha sonra kısmen yeniden kullanıma giren sikiamat günümüzde ABD, ıngiltere ve bazı başka ülkelerde yasaklanmıştır

    Siklamatım vücuttaki dönüşümü ve metabolizma ürünlerinin kanser yapıcı etkisi olduğunun görülmesi bilimsel tartışmalara yol açmıştır. Siklamatlarm kanser yapıcı etkisi üzerindeki çalışmalar iyimser sonuçlar vermemekte ve toksikologlar siklamata hala kuşkuyla yaklaşmaktadırlar.

    Sakarin
    Tatlandırıcı etkisi çok yüksek olan sakarin, yıkılmadan yüzde 80-90 oranında sindirim kanalımdan emilerek organizmaya geçer. Emildikten sonra kana geçen sakarin çeşitli dokulara dağılır ve fazla kanlanan organlarda (böbrekler, karaciğer, akciğer) ve özellikle de idrar kesesinde birikir. Etenedem geçerek erişkimde olduğu gibi dölüt karaciğerinde de birikir. Sakarinin toksik etkileri kısmen saf olmamasından kaynaklanır.

    Sakarinin istenmeyen etkileri arasında en önemlisi başta idrar kesesinde olmak üzere olası kanser yapıcı etkisidir. Gerçekten de sıçan deneylerinde yüksek düzeyde sakarin içeren (yüzde 5 ve yüzde 7,5) gıdalarla beslemenin, idrar kesesi tümörüne yol açtığı gösterilmiştir. Ama şeker hastalığı olan insanlar üzerinde yapılan epidemiyolojik çalışmalarda sakarin alımı ile idrar kesesi tümörü arasıda hiçbir bağlantı bulunmamıştır. Sakarinin sıçanlarda idrar kesesi tümörü oluşturması, deneyler sırasında kullanılan sakarinin yüksek dozlarda verilmesiyle açıklanabilir.

    Aspartam
    Son derece kuvvetli bir tatlandırıcı olan aspartamın da zararlı etkileri olduğu yolunda kuşkular bulunmaktaydı. Aspartamın zararlı etkileri ilk bakışta molekülü oluşturan bileşiklerin doğal olması nedeniyle her ne kadar önemsiz görünse de, moiekülün durağan olmaması ve fenilketomürili hastalarda kullanılması sorun yaratmaktadır.

    Aspartamın durağan olmaması gazlı içeceklerde kullanılmasında sorun yaratmıştır. Oda sıcaklığında tutulan Coca-Cola’nın iki ay sonra, başlangıçtaki aspartam içeriğinin yüzde 70′ten fazlasını kaybettiği, buna karşılık yüzde 90 oranında diketopiperazin içerdiği görülmüştür. Diketopiperaziııin zararsız olduğu yolundaki bilgiler ise kesinleşmemiştir.

    Aspartamla tatlandırılmış içeceklerin ambalajlarında saklama koşulları, son kullanma tarihi, gebe ve süt veren kadınlara yönelik uyarılar, fenilketonüri hastalığı olanların bu içecekleri kesinlikle içmemesi gerektiği yolundaki bilgiler belirtilmelidir. Ayrıca pişmiş ürünlere aspartam eklemek ya da aspartamla yemek pişirmek de sakıncalıdır. Hayvanlar üzerinde yapılan toksikolojik çalışmalar günlük 4 gr/kg’ye kadarki dozlarda aspartamın zararlı etkisi olmadığını göstermiştir.
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 27 Mayıs 2009
  2. 17 Eylül 2007
    Konu Sahibi : tulipbs
  3. lightcola fun

    lightcola fun Aktif Üye Üye

    Katılım:
    31 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    155
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bilgiler için teşekkürler..bende 1 yıldan fazla bi süredir tatlandırıcı (aspartam) kullanıyorum...
     
  4. 9 Haziran 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  5. liliz

    liliz Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    152
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    bilgiler icin tesekkür ederim bende 2 yila yakin süredir sürekli tatlandirici kullaniyorum. Simdilik bir zararini görmedim. herkez zararli oldugunu söylüyor ama cayimda kahvemde cok fazla seker tüketiyorum. Bunun önüne gecebilmemin tek cözümü ise tatlandirici.
     
  6. 9 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  7. sbl

    sbl Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    899
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    86
    tamamen bitkisel tatlandırıcı var. hermesetas diye bir tatlandırıcı ben onu kullanıyorum
     
  8. 7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  9. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    Arkadaşlar,
    KK'da geçtiğimiz sonbahar-kış boyunca baş ağrısı serüvenimi yazmıştım. Sonuç olarak migren tanısı konmuştu.

    Aylar süren sancılı dönemlerden sonra neredeyse 3-4 aydır sancı tipi baş ağrısıyla hiç karşılaşmamıştım diyebilirim. Adet dönemlerinde özellikle kaçınılmazdı o dönemde bu ağrılar. Tatlandırıcı (aspartam) kullandığımda ya da konserve ton balığı yediğimde ağrıyı tetiklediğimi fark etmiştim. Ağrısız geçtiğini söylediğim bu dönemde ara sıra konserve tüketmeme rağmen tatlandırıcıdan uzak kaldım korkumdan.

    Yapamadığım şeyleri tekrar yapmaya cesaret toplamıştım artık, özellikle son bir ayda. Kitap okumak, ekranı karartmadan oturmak, konsere gitmek vb.

    Birkaç gündür tekrar tatlandırıcı kullanmaya (günde 2 taneyle) başlamıştım. Bu sabah kahvemi tekrar tatlandırıcıyla içtim( bende insülin direnci var bu yüzden şekerden uzak durmam gerekiyor, bu nedenle tatlandırıcı kullanıyorum). Kahvem bittikten sonra ani bir sancıyla karşılaştım. Ağlayacaktım neredeyse. Aylar sonra tekrar bu sancılar. Moralim bozuldu pazar sabahısenağlama

    Aranızda böyle bir şikayeti olan var mı? hihoyyyt
     
  10. 7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  11. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    ben de bitkisel tatlandırıcı olarak stevya almıştım bir ara. ancak toz olduğu için minik paketi boşaltırken her yer yapış yapış oluyor, bu yüzden kullanamadım:KK43:
     
  12. 7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  13. darkblue

    darkblue Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Mayıs 2008
    Mesajlar:
    820
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86
    bende splendayı almıştım doğal tatlandırıcı diye bir kaç senedir tatlandırıcıların zararlı oldugunu okudugum ıcın soframdan şekeri kaldırmakla basladım cayımın rengını actım ıcıne bır dılım lımon attım kahvemı cok koyu ıcmıyorum yoksa şekersiz ıcılmıyordu artık bunyem sekersız ıcmeye alıstı... cok cay ve kahve tuketımınde bulunanlar ozellıklede de şekerli sevıyorlarsa ınanılmaz seker tuketımınde bulunuyor tüm gün bu da gereksiz olarak kalori kazandırıyor ve kilo almaya sebep oluyor ama arkadasım sızdekı başagrısı enteresan tatlandırıcımı yapıyor ama onu kullandıgınızda oluyormus mıgrenınız varsa bazı yemeklerın mıgrenı daha cok tetıkledıgını duymustum acaba boyle bır şeymı sizdeki de ?
     
  14. 8 Eylül 2008
    Konu Sahibi : tulipbs
  15. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    çok haklısınız, aslında keşke şekersiz içebilsek. Ben daha rahatsızlığım başlamadan iş yerimde çayıma-kahveme şeker atarken iş arkadaşlarımın ve öğrencilerimin :1shok: :1shok: bakışları karşısında :eek: utanmaya başlayınca bir kupa kahveyi 6 küp şekerden önce 5 sonra 4'e indirmiştim. Sonra zamanla 3'e insülin direnci çıktıktan sonra da 2'ye kadar indirebildim.:hooray:

    splenda'nın yan etkileri var mı acaba? evet ben de migreni tetikliyor sanırım. ancak daha önce kosnerve de etkiliyordu bu hafta konserve değil ama aspartam kullandıktan sonra girdi o iğrenç sancılar. Tek sevindiğim nokta bir ağrı kesici aldıktan ve bir fincan kahve daha içtikten (normal şekerli) sonra tekrarlamadı :Saruboceq: kafein eksikliği de baş ağrısı yapıyor, gerçi sabah 1 kahve içtikten sonra olmuştu ağrı ama:uhm:
     
  16. 9 Ocak 2009
    Konu Sahibi : tulipbs
  17. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Obezite, diyabet, kalp-damar hastalıkları gibi insan sağlığını önemli ölçüde tehdit eden hastalıkların tedavisi için medikal tedavinin yanı sıra en etkin yol diyet tedavisidir. Bu hastalıkların tedavisi için diyetlerinde şeker ve şekerli yiyeceklerin tüketimi kısıtlanır. Kısıtlamanın yanı sıra; diyabetli hastalarda tatlı algılama duyusunun azalması ve tatlı yiyeceklerin genelde sevilmesinden dolayı tatlı yeme isteği artmaktadır. Bu ihtiyaçtan dolayı; şeker yerine kullanılabilecek, aynı tadı veren ancak sağlık açısından sakıncası olmayan düşük kalorili veya kalori içermeyen bazı yapay tatlandırıcılar kullanılmaktadır. Yapay tatlandırıcılar genel olarak 2 gruba ayrılır:

    1) Enerji İçerenler
    Sükroz: Sofra şekeri olarak da bilinen şeker pancarı ve kamışından elde edilen bir disakkarittir. Bal, mısır şurubu ve esmer şekerin yapısındadır.

    Fruktoz: Fruktoz meyvelerde ve balda doğal olarak bulunmaktadır. Diyabetik ürünlerin yapımında da kullanılmaktadır.

    Sorbitol: Sebze ve meyvelerde doğal olarak bulunmaktadır. Günlük alım miktarı 30 gramı geçtiğinde hazımsızlığa ve ishale yol açabilir.

    Mannitol: Tatlılık derecesi glikoz kadardır. Gıda sanayinde, ciklet ve şeker üretiminde tatlandırıcı olarak kullanılmaktadır.

    Ksilitol: Meyve ve sebzelerde ( Çilek, malta eriği, karnabahar ) bulunmaktadır. Diş çürüklerine karşı koruyucu etkisi bulunmaktadır.

    Yapay Tatlandırıcılı Ürünleri Dikkatli Tüketin
    
    Ağız Sağlığında Doğru Bildiğimiz Yan

    Ağız ve diş sağlığı konusunda doğru bildiğimiz yanlışlar ve yaptığımız hatalar.. .. Devamı>>
    
    2) Enerji İçermeyenler
    Aspartam: Ülkemizde diyabetik baklavada, diyet içeceklerde, kahvaltılık tahıllarda, süt, yoğurt, tatlı, çay ve kahvede kullanılabilmektedir.

    Asesülfam-K ( Asesülfam potasyum ): Çay, kahve, kahvaltılık tahıl, tatlı, çiklet, meyve ve diğer yiyeceklerde kullanılabilir.
    Sakkarin: Çay şekerinden 300–400 kat daha fazla tatlıdır. Yüksek dozda sakarin alımının hayvanlarda üriner sistem tümörlerine neden olduğu ortaya çıkınca insanlarda sakarin kullanımının kanser ile ilişkisi olabileceği riski nedeniyle kullanımı yasaklamıştır.

    Siklamat: Sukroza göre 30 kere daha tatlıdır. Aşırı siklamat alımı ishale neden olmaktadır.

    İdeal tatlandırıcı nasıl olmalı?
    Sağlık Bakanlığı’nın “özel beslenme amaçlı gıdalar” tebliğinde kullanılmasına izin verilen yapay tatlandırıcılar belirlenmiştir. İdeal bir tatlandırıcı; şekerin duyusal özelliklerini içeren, çözelti halindeyken renksiz, kokusuz, suda çabuk eriyebilen, ekonomik, fonksiyonel, ısıya dayanıklı, düşük kalorili, ağızda acı ve metalik tat bırakmayan hoş bir tada sahip olmalıdır. Toksik ve kanserojenik olmamalıdır.
    (Dyt. Şefika Aydın)
     
  18. 5 Mart 2009
    Konu Sahibi : tulipbs
  19. Lya

    Lya Aktif Üye Üye

    Katılım:
    17 Aralık 2007
    Mesajlar:
    136
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    bende arada bir kahvemde aspartam kullanıyorum çayı şekersiz içmeye alıştım ama kahveyi şekersiz içemiyorum. Malesef aspartam ve küçük poşetlerde satılan kupalık içilen çorbalar nedense beni daha çok acıktırıyor, mesela bugün hiç kahve içmedim ve normal öğünlerimi yedim saat 5 oldu ve kendimi tok hissediyorum hala, artık bir kupa kahveye bir tane kesme şeker atıp içicem, öbür türlü daha çok acıkıp daha çok yiyorum, sabahtan bir kupa kahveye 18 mg lık bir tablet aspartam tatlandırıcı atsam gün boyu kendimi hep aç hissediyorum, aman sizde dikkat edin kilonuzu verdikten sonra tatlandırıcı kullanın kilonuzu korumak için :KK66: