Tacize Karşi Acizmiyiz?

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve 1BukeT tarafından 17 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    17 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  1. 1BukeT

    1BukeT Popüler Üye Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2006
    Mesajlar:
    1.454
    Beğenildi:
    15
    Ödül Puanları:
    106
    TACİZE KARŞI ACİZMİYİZ?

    Son yıllarda çevrenizde bulunan insanlarda gittikçe sıklaşan şu tür yakınmalar dikkatinizi çekiyormu?



    ‘’Bizim müdür bana taktı. Hemen hemen hergün canımı sıkacak bir konu buluyor ve beni aşağılıyor.’’



    ‘’ Şu amir denen adam benimle her karşılaştığında mutlaka alaycı bakışlarını üzerimde gezdiriyor. Hatta üzerine vazifeymiş gibi özel hayatımla ilgili birçok konuda beni eleştiriyor.’’



    ‘’ Bizim departmanda çalışan arkadaşlar son haftalarda beni dışlamaya başladı. Yüzyüze geldiğimizde bile bakışlarını kaçırıyorlar. Ayrıca, yapabileceğim her göreve balıklama atlıyor ve bana iş bırakmıyorlar.’’



    ‘’ Düne kadar beni çok sevdiğini söyleyen müdürüm artık sabahları günaydın bile demiyor. Ben o iş yerinde değilmişim gibi davranıyor.’’



    ‘’ Birimdeki arkadaşlara işle ilgili ne tür öneri götürürsem götüreyim hep reddediliyorum. Hatta beni küçük düşüren,alaycı tavırlarıyla sinirimi bozuyorlar ve bana işe yaramaz bir pislikmişim gibi davranıyorlar.’’



    Bu ve benzeri örnekleri ev hayatında da gözlemlemek mümkün. Özellikle başarılı bir iş kadınıyken çeşitli nedenlerle bundan vazgeçip ‘evinin kadını’ olan bayanlar, eşlerinden böylesi aşağılanmaları duymaktan bıkıp usanıyorlar. Onların da kendi aralarında yaptığı konuşmalarda ;

    - Eşim, son birkaç yıldır çok değişti. Eskiden hayatının anlamı sadece bendim ve bana ait ne varsa çok değerliydi. Oysa şimdi ya yaptığım yemekleri beğenmiyor ya da giydiğim giysileri... Hatta izlediğim TV programlarından seçtiğim arkadaşlara kadar her şeyi eleştiriyor. Hep bir bahane buluyor ve annemin,babamın yanında bile beni küçük düşürüyor. Davranışlarıma karışıyor veya önerdiğim ne varsa sürekli reddediyor.’’



    gibi yakınmalardan söz ediliyor.



    Tüm bu saptamalar bize şiddetin bir başka boyutta nasıl da etkili olduğunu oldukça net ortaya koyuyor. Demek ki; kişiye eziyet edilmesi, yıpratılması, bulunduğu ortamdan silinip atılması için ille de tekme tokat girişmek gerekmiyor.



    ‘Duygusal Şiddet’ veya eski haliyle ‘Yıpratma Politikası’ diye adlandırılan bu yöntem sayesinde binlerce insan işten çıkarılıyor veya istifaya zorlanıyor. Ev içinde bunu yaşayanlar da soluğu mahkeme salonlarında alıyor. Üstelik duygusal şiddet sayesinde iş ya da ev hayatını zindana çevirmek son derece kolay görünüyor. Sadece biraz zaman alıyor,hepsi bu.



    Madalyonun öbür yüzünde dikkatinizi çekmek istediğim bir nokta var ki o da şu; profesyonel iş yaşamında ve özellikle kurumsallaşamayan şirketlerde çokça görülen bu ve benzeri oyunlar! yüzlerce insanımızı ruh hastası yapıyor.



    Ülkemizde yapılan bir araştırmaya göre 300 kişilik bir psikiyatri kliniğinde bulunanların yüzde 25’i bu sorunla karşı karşıyaymış…Bu rakamın doğru olduğunu varsayarsak, olayın vehameti daha da anlaşılacaktır.



    Geçenlerde konuya ilişkin TV’de yapılan bir konuşma sırasında programa katılan bir izleyici, iş yerinde karşılaştığı duygusal şiddet yüzünden birkaç yıl içinde 35 kilogram aldığını ve nihayet işten ayrılmak zorunda kaldığını söylüyordu. Bundan sonra yeni bir işe başvurmak konusunda ise umutsuz ve tedirgin olduğunu belirten sözler sarfediyordu. Ne kadar acı!



    Öte yandan, başkalarının merhametine bağlı yaşam sergilemek zorunda kalan; bu tür şiddet uygulamaları karşısında ceketini alıp o iş yerine veda edemeyen binlerce insan olduğuna inanıyorum. Mağdur durumda olduklarını hissetseler bile işini bırakıp gitme lüksü bulunmayan onca insan da bu bozuk psikoloji ile çalışmaya devam ediyor. Kendini kıstırılmış ve çaresiz hisseden bu kişiler de belki aldığı duygusal travmaları atlatmak için ya başka insanlara ya da evindekilere benzer davranışlar sergiliyor. Bir üçüncü seçenekle de, yukarıda belirttiğim psikiyatri kliniklerinden birinde gizliden gizliye tedavi görüyor.



    Çağın demir leblebisi diyebileceğim duygusal şiddet konusunda bilimsel çözüm yolları sunmak gibi bir gayretim olamaz. Ama yine de yönetim ve idari kadrolarda çalışan herkesin ve hatta anne-babalar,öğretmenler de dahil olmak üzere topluluğa hükmeden her bireyin bilinçlenmesi gerektiğini düşünüyorum. Ayrıca kişi olarak da kötümser, karamsar tabloları hayatımızın anlamı olmaktan çıkarmalı; kendimize ait olumlu bir duruş yaratmalıyız. Yaşamımızın bütününe karşı olacak bu duruşumuzda bize yönelebilecek her türlü tacize de ‘’hayır’’ diyebilecek gücü taşımalıyız.


    Reyhan Berkman
     
  2. 18 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  3. ayma

    ayma Aktif Üye Üye

    Katılım:
    31 Mart 2007
    Mesajlar:
    16
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    çok doğru ve katılıyorum.
    Benim kanser olmamda etkendir derim hep iş meselem.
    Duygusal şiddet yada psikolojik çökertme politikasını izlemeye çalışanlar...
    Ben işten ayrılarak dur diyebildim gücüm yetmedi malesef ama herkes bu kadar kolay işinden ayrılamaz.
     
  4. 18 Nisan 2007
    Konu Sahibi : 1BukeT
  5. character

    character Guest

    bu yaptıklarını doğal hakları gbi görenler o kadar çok ki:1no2: