Tacizin insan psikolojisine etkileri

Konusu 'Psikoloji - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve yaren_76 tarafından 10 Şubat 2007 başlatılmıştır.

    10 Şubat 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    21
    Ödül Puanları:
    148
    Taciz, şiddetin en ağırı.

    İnsanoğlunun istemediği söz, hal ve davranışa engel olamadan maruz kalması şiddetin en ağırıdır. Zira insan, istemediği, hoşlanmadığı bir durumla karşı karşıyadır ve fazlasıyla yara alabilir.

    Yaşanan bir çok taciz vakalarında kişilerin benlik değerlerini çok düşük hissettikleri, kendilerine saygılarının azaldığı, tüm bu duygularla baş edemediklerinde kendilerini suçlar duruma geldikleri, bilinen klinik gerçeklerdendir.

    Aynı zamanda tacizde bulunan insanların ruh sağlığı da normal boyutlarında değildir. Her ne kadar “Tahrik unsuru var” cümlesini sıkça duyuyor olsak da, bu, tacize haklı gerekçe sunmaz ve durumu normalleştirmez.

    Taciz, aynı zamanda kişinin kendi sınırlarını bilmediği gibi, başkalarının sınırlarını da kabul etmemesidir. Tacizde düpedüz sınırların ihlâli vardır. Kişinin kendi bedeni en çok sahiplendiği sınırlarıdır. Başkasının bedenine dilediğiniz gibi davranamazsınız. Orada sizin için yasaklar ve cezalar bulunmaktadır. Fakat psikolojik olarak ruh sağlığı yerinde olmayan insanlar tüm bu gerçeklikleri, yasakları dikkate almadan sadece dürtüsel ve içgüdüsel davranabilmektedirler.

    Yine bilinen klinik gerçeklerden biri de tacize defalarca uğramış insanların bu problemleri çözemedikleri takdirde, sonunda saldırı düzeyinde taciz olmasa da, fark etmeden başkalarını taciz ya da tahrik edebildiğidir.

    Yapılan araştırmalarda bedeni üzerinden ticaret yapan insanların çoklukla geçmişlerinde taciz, ihanet ve tecavüz olayı yaşadıkları bilinmektedir. Mağdur, kendisine yapılanla baş edemediği, yaşadığı acı dolu tecrübeyi engelleyemediği için çatışmalarını, öfkelerini artık ötekilere yönlendirerek kendini ve başkalarını cezalandırmaya başlar.

    Tüm bu durumlar toplumun ahlâkî değerleri ve normları için son derece tehlike arz ettiğinden gerek hukukî, gerekse toplumsal açıdan bize düşen vazife, onların mahremiyetlerini muhafaza ederek ısrarla kamuoyuna ifşa etmemektir. Zira kişi zaten yeterince psikolojik, fizyolojik olarak darbe almıştır. Bu tür olayların ifşası kişinin ağır utanma duygusu yaşamasına sebep olmaktadır. Medya, ortaya atılan herhangi bir iddiadan yola çıkarak ispatlanmamış olayı bu derece yüzeyde tartışarak, aslında topluma zarar vermektedir. Bu tür hassas konularda medyaya düşen görev, toplumu olumlu bazda doğruya yönlendirmesidir. Sadece rating uğruna yapılan programlar ve sahnelenen durumlar hiç de hoş olmayan görüntülere sebep olarak anormal olanlar normale dönüştürülmeye çalışılmaktadır. Toplum olarak hem kendi mahremiyetimize, hem ötekilerinin mahremiyetine son derece duyarlı olmamız gerekmektedir.

    Hem bireysel, hem toplumsal anlamda bu problemlerin en doğru çözümü, her zamanki gibi eğitimden geçmektedir

    Yasemin Uçal Abdullah
    Psikolog
     
  2. 19 Ekim 2010
    Konu Sahibi : yaren_76
  3. UykusuzPrenses

    UykusuzPrenses Modern Jessica Rabbit =) Üye

    Katılım:
    1 Nisan 2007
    Mesajlar:
    569
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    108
    ne yazıkki türk kadınları olarak hayatımız boyunca en bir defa sözlü ya da fiziksel tacize uğruyoruz. Bir defayla kalsa yine iyi ama sadece kendi adıma bile hatırladığım en az 10 tane sayabilirim her ikisinden de. Her seferinde de aynı nefreti, aynı sıkıntıyı günlerce yaşadım. Hem bastırılmış hem de baskıcı bir toplumda yaşıyoruz. Kendimizi kapatmak saklanmak da çözüm değil. Açığımız da yaşıyor aynı çirkinliği, kapalımız da. Kadınlar olarak çoğumuz kendi üzerimize düşenleri az çok bilip uyguluyoruz, dikkat ediyoruz elimizden geldiğince. Ama erkek çocuklarına verilen eğitim bu süreçte daha da önemli gibi görünüyor bana. Anne baba olarak bile kız ve erkek çocuğa birbirinin tam tersi tutumları empoze ediyoruz. "Benim oğlum babası gibi erkek, oğlumun kızlarla arası iyi, benim oğlum çok canlar yakacak, erkek dediğin çapkın olur oğlum, hatta ve hatta açana bakacaksın tabi...vs" derken, "benim kızım çok hanımdır, oturmasını kalkmasını bilir, mini etek giyme bakarlar kızım, kız başına şunu yapma buraya gitme laf olur, yalnız gezme, sevgilin mi var kırarım kemiklerini" diyoruz.. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu derken bütün dengeler altüst oluyor işte. Eğitim şart, dediğiniz gibi :)