Taksici Yalanları

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve DryaSzr tarafından 2 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    2 Ocak 2008
    Konu Sahibi : DryaSzr
  1. DryaSzr

    DryaSzr Edeple gelen lütufla gider Üye

    Katılım:
    24 Ekim 2007
    Mesajlar:
    1.937
    Beğenildi:
    17
    Ödül Puanları:
    148
    Taksici Yalanları
    * Abi demek sen de fark ettin. Geçen doktora gittim o da aynı şeyi söyledi. Ben de dolaşım bozukluğu varmış. Direksiyona geçince de dolaştırmam ondan anlaşılan. Allah düşmanımın başına vermesin, çok zor valla. Evlerden ırak.

    * Bende yalan yok. Tamam, gezdirdim ama bu dünyaya niye geliyoruz zaten. Atalarımız ne demiş: "Gez dünyayı gör Konya'yı." Bak neredeyse Konya'ya geldik biz de. Ne kadar çok yer görsek o kadar kar değil mi? Gezebildiğimiz kadar gezmeyelim mi yani şu üç günlük dünyada?!

    * Aaaa sen Türk müydün abi ya? Ben seni vallahi turist zannettim biliyor musun? Şehrimizin tarihi güzelliklerini gösterip Türk turizm sektörüne bir nebze de bizim katkımız olsun hesabı gezdiriyordum seni. Para falan da almayacaktım. Bir mutlu turist bin mutlu turist icabında değil mi abicim?!

    * Speed filmi vardı ya, hani arabanın altına bomba koyuyorlardı teröristler, arabanın durmaması gerekiyordu, durursa havaya uçacaktı hani. Sana söylemedim telaş yapma diye ama aynısından benim taksiye de koymuşlar. Ama seni gezdirirken bir taraftan da bombayı etkisiz hale getirmeye çalıştım. Başardık abicim, birlikte başardık. Çaak!

    * Dönüp dolaşıp gideceğimiz yer aynı değil mi ablacım?! Ben fani dünyadan bir an sıyrılıp düşünce aleminde bir takım dersler alalım istemiştim. Bunu bu kadar büyütecek ne var? Üç günlük dünya için beni kırdığına değer mi? Nereye gidiyoruz dediydin sen?!

    * Benim taksimetre maksimum kaç rakamını görür diye merak etmiştim. Vay be, 970 milyona kadar çıkabiliyormuş. Bıraksan milyarı da görecekmişiz demek ki. Neyse sayende bir merakımı daha giderdim. Allah razı olsun senden

    * Bak şimdi kırdın beni. Ben de biliyorum Osmanbey'den taksime giderken Boğaz Köprüsü'nden geçilmeyeceğini. Sen bilgili birikimli bir abimiz olarak görününce gözüme 'işte' dedim, 'işte Anadolu'nun derdine kulak verecek bir vatansever bindi arabama nihayet' dedim. İstedim ki Anadolu ile kucaklaşalım, onların dertlerine merhem olalım. Yanlış mıyım abim?!

    * Sanayiye götürdük, dünya para harcayıp yaptırdık. Hâlâ sağa çekiyor araba. Buna artık çekmek de denmez. Hesapta şoför benim ama araba istediği yere gidiyor. Bak şimdi de canı balık çekiyor. Boğaza doğru gitmeye başlayacak. Aman diyim ağabeycim, at kendini aşağı, sen kendini kurtar bari.

    * Ablacım yani hiç yaşını göstermiyorsun biliyor musun?! O kadar genç göründün ki gözüme şunu biraz gezdireyim dedim. Çocuklar, gençler sever ya otomobille gezmeyi. Benim evdekiler öyle en azından onlardan biliyorum. Demek yanlış görmüşüm ha?! Pes valla.

    * Aaaa nasıl dalmışım ya!! İki gündür oraya buraya derken eve gitmeye fırsat bulamadım. Bir an eve gidiyorum sanmışım. İçimi nasıl bir huzur kaplamış. Yoksa ne işimiz var Pendik yolunda değil mi? Ah yuva hasreti, insanın evi gibisi var mı?

    * İki seferdir aynı dükkanın önünden geçiyoruz, doğru. Ama neden geçiyoruz. Boşuna mı?! Asla. Vitrindeki manto tam yengeme göre. Fiyatı da uygun. Gözüne çarpsın da yengeye al, mutlu et istiyorum ama nerdeee?! Sen takmışsın gezdiriyorsun, dolaştırıyorsun diye tatava yapmaya. Aynadan bakıyorum, yengenin de gözü var o mantoda bilesin. Ben başka bir şey demiyorum abi ona göre, sen bilirsin....