Tanrının Doğum Günü

Konusu 'Kitap Tavsiyeleri' forumundadır ve hotcouture tarafından 13 Ekim 2009 başlatılmıştır.

    13 Ekim 2009
    Konu Sahibi : hotcouture
  1. hotcouture

    hotcouture Popüler Üye Üye

    Katılım:
    29 Mart 2009
    Mesajlar:
    4.959
    Beğenildi:
    796
    Ödül Puanları:
    153
    Kızlar bakın ne buldum bir sitede.Ne kadar doğru,ne kadar yanlış.Göreceli bir kitap...Aslında bazı sorular yanıtlanmış gibi gosterilip yanıtlanmamış olması da doğru...

    Analiz konusu: Tanrı’nın doğum günü adlı kitap


    Yazarı: Bir reklamcı, “yaratıcı reklamcı”, sol kulağında küpe olan yeşil gözlü bir genç, 1974 doğumlu


    Kitabın Baskı Sayısı: Bir yılda 12. Baskı, ilk baskı Ekim 2006


    Yazar’ın Kitaba Başlangıç Nedeni: “Tanrı’nın imaj sorununun halledeceğine”dair kendi iddiası.


    Yazarın Kitaptaki Konumu: Tanrı’nın dona T. takma adıyla Msn'de konuştuğu bir insan; yani peygamber, kitabın sonunda ise büyük ve çağdaş müfessir.


    Yazarın Msn Diyaloğundaki Partneri: Musa ile çalılıkların arkasından konuştuğunu, yazarla da msn aracılığıyla konuşmasının doğal olduğunu söyleyen bir msn kullanıcısı Dona Tanrı. Dona, Katalanca da kadın demek, ancak reklamcıyla görüşmeye gelen kadın değil; kırk yaşlarında şık, yakışıklı ve zengin bir erkek. Cinsiyet karmaşası oluşturulmuş. Dona, Reklamcının iddiasını, röportajının yayınlandığı dergiden okumuş ve onunla iletişime geçmiş. Doğal yollarla işyerine gelip iş görüşmesi yapmış ve aylığı yüz bin dolara anlaşmış. ışin bu kısmı gerçek gibi duruyor. Dona Amerika’dan geliyor ve çok iyi Türkçe konuşuyor. Dona ile Reklamcının bir iş anlaşması yaptığı ve bu anlaşmaya göre geliştirdiği bir proje var; kitapta bu açıkça ifade edilmiş. Kurgu kendi sıradanlığında ortaya çıkmış. Dona Amerika’dan msn aracılığıyla yazarla konuşmaya başlamış…Kitap bir soru cevap akışkanlığı içinde çalışıyor.


    Görü:
    Reklamcı, “özel” olarak tutulmuş ve kira bedeli peşin olarak ödenmiş. Sözleşmesi yapılmış olan bir iş var ortada. Ancak Dona, yazarın kendisi değil. Zira; çok derin felsefi analizlere girmiş, ıslami ilimlere vakıf, Kur’an analizlerini lokal ve dar anlamlı mantıksal çıkarımlar tekniğiyle ikna edici şekilde yapan biri. Ve anlam realizasyonu üzerine telif edilmiş olan ıslami eserleri okuduğu kesin. ıslam'da ki mezheplerin ayrılık sebepleri üzerinde gerçek bir ihtisas yaptığı apaçık belli; kurgunun temel ayakları mezhep çelişkileri, özellikle Aleviliğin farklı versiyonları üzerine oturtulmuş. Dona’nın, yeni peygamber(!) aracılığıyla ıslam’ın temel hükümlerini ortadan kaldırdığını görmek mümkün. Dona, Budizm’e, Hinduizm’e dolayısıyla karma yasasına(felsefesine) ve kabala öğretisine de vakıf. Hatta yezidi inançlarını temel alarak şeytanı tanımlamakta. Ayrıca, felsefenin fikir mazisindeki temel sacayaklarını iyi biliyor. Dona’dan anlaşıldığı üzere; Müslümanların mevcut yaşantılarının da dışardan analiz edildiği ve ıslam’ın görünen haliyle gerçek hali arasındaki çelişkilerin iyi tesbit edildiği kesin. Ancak Türkiye’deki ıslam hakkında derin bilgiye sahip olunmadığı da belli; bu da Dona isimli kişinin “dışarıdan” olduğunun en büyük delili. Yüzeysel tespitler ve çözümler üzerinde durulmuş. ınsanlığın sorduğu ve cevapsız kalan soruların çoğu cevap verilir gibi gösterilse de cevapsız bırakılmış.


    Kitabın Hedef Kitlesi:
    Herkes; ama öncelikle cemaat ve tarikat baskılarından dolayı dine mesafeli duran üniversite mezunu Müslüman insanlar ile gençler. Dolayısıyla, bu kitlenin ıslam beklentilerini de çok iyi tespit ederek yeni bir ıslam formu oluşturmaya çalışmışlar. Samimi, fakat temel ıslami ilimlere vakıf olmayan Müslümanları çelişkiye düşürecek kadar tutarlılıkla işlenen konu sayısı epey fazla;ancak bunların çoğu,zaten insanların itiraz ettikleri şeyler değil. Yani temel ayaklar değil.





    Kitapta Kullanılan Teknikler:
    Doğal salınım ve yayılma tekniği kullanılıyor. Soru-cevap tekniği ikna döngüsü üzerine kurulmuş. Kur’an ayetleri sıklıkla delil olarak kullanılıyor. Çalışma, özellikle müteşâbih ayetler üzerinde “kabala” büyücülerinin kutsal metin bozma ustalıkları ile sürdürülmüş. Profesyonel bir reklamcının yaptığı gibi bir proje üretilmiş. Sponsorsuz gibi görünen ve peygamberler gibi saf ideal uğruna her şeyini ortaya koyan, ancak bunu reklam yapmadan başarmayı hedefleyen bir kimlik var ortada. Bu kimlik, peygamberler için oluşturulmuş ilahi bir kimlikti; taklit etmekte sakınca görmemişler. Yazar, kurduğu internet sitesiyle insanlarla doğrudan yazışabiliyor. Ve yazışmalardan özellikle seçilenler yayınlanıyor. Site istatistikleri de yayılma görüntüsünün gerçekliği üzerine sık sık veriliyor..Bu da siteye gelenlerin yanlış yolda olmadıklarını ve yalnız olmadıklarını düşünmelerini sağlıyor;sürü veya grup psikolojisi tekniği kullanılıyor. Ayrıca dini hassasiyeti yüksek kişilerden alınan tepkiler açıkça sitede yayınlanabiliyor; takipçilere özgüven mesajı veriliyor. Herkesin bir diğerini etkilemesi üzerine kurulmuş bir yapılanma var. Kullandıkları Fısıltı tekniği tıpkı elçilerdeki gibi kulaktan kulağa yayılmayı sağlıyor. Ve proje her anıyla, Tanrı'nın imaj sorununu gidermeyi hedefleyen bir proje olarak kendisini hissettiriyor..Reklamcı yaptığı işin sonuna kadar gitmek ve aldığı parayı hak etmek niyetinde. Dağıtımcıların, kitabevlerinin kitaptan uzak durdukları şikayeti izleyicilere iletiliyor.


    Ön Değerlendirme:

    Kitapta karma felsefesi eşliğinde yeni bir ıslam konsepti var. Yeni bir ıslam yorumu gerektiği hususunda bir sürekli vurgular yapılıyor. Bu gerekçeyle de ıslam Alimleri “Allah adına konuşmak” la suçlanmış, böylece onların fikirleri etkisizleştirildikten sonra yeni sunumlar yapılmış. Cennet-cehennem olgusu ortadan kaldırılıyor, ahret hayatı muğlaklaştırılıyor ve bedensel dirilişten daha çok ruhsal dirilişten bahsediliyor, şeytanın-tıpkı Yezidilikteki gibi, bir melek olduğu ve görevlenmeden önce adının iblis olduğu vurgulandıktan sonra- görevi gereği insanları kötülüğe yöneltmesi, eski bir dostun biçilen rolü yerine getirmesi olarak anlatılıyor, reenkarnasyon olduğu iddia ediliyor,Kelime-i Tevhid’den Muhammed adının kalkması gerektiği söyleniyor.Temel sorulardan hiçbirine cevap verilmiyor; buna karşılık Celaleddin Rumi’nin konuyla ilgili görüşlerinden destek alınıyor, ayetlerden kanıt bulunamayınca sıklıkla bazı düşünürlerin, filozofların görüşlerine başvuruluyor. Dona Tanrı , yazar da elçi olduğuna göre kitaptaki Dona sözleri birer ayet oluyor. Dolayısıyla, bu da açıkça belirtilmiş-Kur’an da beyan olunan “gücünüz yeterse bunun benzerini getirin” mealli ayetine karşılık verilmiş oluyor-. ınsan eliyle Kur’ana benzer bir kitap oluşturulmaya çalışıldığı apaçık. Ancak Kuran ayetleri de kabalacıların kutsal metin bozma ustalıkları ve teknikleri kullanılarak yalanlarına kanıt olarak sunuluyor. Doğrudan tepki çekmemek ve konsepte uygun olmak kaygısıyla "cümlelere" yeni ayetler denmiyor; tefsir deniyor. Ayrıca kuranın peygamberden sonra şimdiki dizilişiyle dizildiğini iddia ediyor. Ali Bulaç’ın mealini kaynak olarak kullandığını söyleyerek de ayrıca Ali Bulaç adı üzerinde güven yapısı kuruyor.


    Kitabın Oluşturduğu Fitnenin Boyutları:

    Kitabın özellikle korsan baskısı büyük bir hızla artıyor ve kitap çok çabuk okunabiliyor. Psikolojik tekniklerin tümü kullanılmış, karşıtlıktan kaynaklanan çelişkiler bile okuyucuları etkilemek üzere kullanılmış. Geri bildirimler sık sık kontrol ediliyor. Kuşkular üzerinde kanıtlardan ziyade felsefi yorumlar yapılmış, ıslam’ın olumsuz algılanmasına neden olan basit şeyler, hurafeler vs olumsuz pekiştireçlerle okuyucunun gündeminden uzaklaştırılmış, ıslam’daki temel ayaklar hakkındaki olumsuz okuyucu fikirleri olumlu/olumsuz pekiştireçlerle sık sık pekiştirilmiş…Ve okuyucunun sözkonusu konulardaki olumsuz düşünceleri kesinleşince/netleşince orda oluşturulan boşluğa hemen ıslam dışı hükümler yerleştirilmiş. Bu hükümler de genellikle kabala öğretisinden, Karma felsefesinden, Yezidilikten, Alevilikten, Mutezileden yani kabaca insanların kafasındaki çatışmaları besleyen unsurlardan alınmış. Çok iyi fizibilite çalışması yapıldığı apaçık belli. Kuşkulanan okuyucuyu hemen Kur’an ayetleriyle tekrar kontrol altına almaya çalıştıkları açıkça görülebiliyor. Kuşku şiddeti arttıkça da işlenen konudaki sapkınlıklar azaltılıyor ve ıslam’ın ruhuna uygun yaklaşımlar başlıyor…Sinsice ilerledikten sonra da punduna getirip zehirli fikirleri aynı yöntemle işliyorlar. Tipik bir Siyonist proje. Büyük Ortadoğu Projesinin bir parçası olan bu kitapta, BOP’u ve Yahudileri suçlayıcı bir format kullanılmış…Yani; projeye düşman kişilikler olarak sunuluyorlar…Bu da ayrı bir psikolojik teknik; “biz sizdeniz, sizin ve ıslam’ın iyiliğini istiyoruz” imajı verilmek istendiği belli. Dona, kitapta, Dünya’daki ıslamofobinin sorumlularının Müslümanlar olduğunu, Müslümanların imaj değiştirirlerse yaşanan bu olumsuzluklardan kurtulacaklarını, bu yüzden de bu kitabın yeni bir tefsir olarak çığır açacağını okuyucusunun kafasına vura vura anlatıyor.


    Geçici Sonuç:

    Olay/olgu çok büyük. Geçiştirilmesi, telafisi mümkün olmayan sonuçlara sebep olabilir. Kelime-i Tevhid’den Muhammed’i çıkaran, hatta Kelime-i Tevhid’i gereksiz bulan, cehennemin olmadığını, kimsenin cehenneme gitmeyeceğini, herkesin cennete gideceğini, nihai ölümün olmadığını, sık sık ölüp doğarak ruhlarımızın sürekli beden değiştirdiğini, doğup ölerek tekamülünü tamamlayan ruhların doğrudan Tanrı'ya yükseldiğini ve bir daha doğmalarına gerek kalmadığını, kıyamette de tüm insanların Tanrı’dan koptukları için tekrar Tanrı’ya döneceklerini, kurban kesmenin artık gereksiz olduğunu, şeytan'ın insanın düşmanı olmadığını, eski bir dostu olduğunu söyleyen ve düşünen çocuklarımız olmasını istemiyorsak tedbir almalıyız. Zira; bu kitap, çok büyük bir projenin sadece bir ayağı, hem de çok cesur ve edepsizce bir ayak. Ve gittikçe de taraftar bulan sahte bir peygamber var ortada..Üstelik sinsice Kur’an’ı kullanıyor.