tavanarası hayatları...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 7 Temmuz 2008 başlatılmıştır.

    7 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Müstakil evlerin olduğu bir bölgeye düşerse yolunuz, çatılardaki delikler çeksin ilginizi. Tavanarası delikleri.

    Tıpkı bedenlerimizi korumak, barınmak amacıyla inşa ettiğimiz evler gibi, ruhlarımızın da evleri vardır. Kimisi zindan olur ruhlarımıza, kimisi cennet.

    Kimimiz ruhlarımızı o evlerin tavanaralarına hapsederiz. Güneşten, hayattan uzakta, karanlıklar, acılar içinde kıvranır durur zavallı ruhumuz.

    Tavanaralarının esas kullanım amacı, fazlalık, ıvır zıvır olarak değerlendirdiğimiz eşyaları koymaktır. Tüm fazlalıkları, görmeye tahammül edemediğimiz eşyaları oraya tıkarız. Onları orda ne biz görürüz ne de başkaları.

    Ruhlarımız için inşa ettiğimiz evlerin tavanaraları ise, fazlalık düşünceler, acılar, kötü anılarla doludur. Yüzleşmek istemediğimiz geçmişimizi, hatırlamaya tahammül edemediğimiz kötü anıları tıkarız oraya. Onlar ayak altında olmayınca da, huzurlu, mutlu, daha da önemlisi özgür olduğumuzu sanırız.

    Peki ya özgürlük sandığımız şey bizim tutsaklığımızsa?

    Gerçek özgürlük , bizi tutsak eden şey her neyse onu farkedip, yüzleşip, onu affetmekten, serbest bırakmaktan geçiyor.

    Kin güderek, öc alacağımız anı bekleyerek, hiçbir düşünceden özgürleşemeyiz.

    Ne demişler: 'Unut ve affet! Ekşi üzümden iyi şarap olmaz.'

    Kin, öfke, kıskançlık gibi duygulara esir olduğumuz an, gerçek tutsaklığın içindeyiz demektir. Tavanaralarında, güneşten uzak, kapkaranlık bir hayat sürüyoruz demektir.

    Karanlık hep oyun oynar insana. Minik problemler, acılar, üzüntüler gözünde büyür insanın; çünkü bunların aslı değil, gölgesi görünür karanlıkta.

    Tavanarası hayatlar yaşamak zorunda değiliz!

    Tek bir hamle! Güneşe doğru tek bir hamle yeter bize.

    Kafamızı dışarıya uzatıp baktığımızda, dışarda bambaşka bir hayatın bizi beklediğini göreceğiz. Bu evrende yalnız olmadığımızı farkedeceğiz. Diğer insanların da problemlerinin olduğuna ama onların bu problemlerin üstesinden geldiğine, güneşe güvendiklerine tanık olacağız. Yaralı bir kuşun, yırtıcı hayvanlar tarafından yenme ihtimali olmasına rağmen, bir elin ona yuva olduğuna tanık olacağız. Hayatın olasılık hesaplarıyla yaşanamayacağını kavrayacağız.

    Biz, tavanaralarında abartı hüzünler yaşamayı seçerken esas acıyı çeken insanların hayata tutunmak için verdiği mücadeleyi görüp utanacağız.. Gördüklerimiz karşısında bir yandan şaşırırken, bir yandan da evrene şükretmeyi öğreneceğiz.

    Çatlamış, kırılmış bir vazo düzelmez. Yapıştırsak da eskisi gibi olmaz belki. Biz toprak gibi olmalıyız.

    İstediğimizi elde edemediğimiz için, hayatın bize karşı adil olmadığını düşünüp incinebiliriz. Susuz kalmış toprağın çatlak halini andırabilir kalbimiz. İşte bu aşamada toprak gibi, bir damla su birleştirsin incinen kalbinin parçalarını.

    Bazı durumlar karşısında, çaresiz olduğunu düşünüyorsan, nefes aldığını hatırla. Nefes alabildiğine göre istediğin gibi yaşama, istediğini elde etme hakkına sahipsin. Yeter ki yürekten iste.

    Saydığım tüm bu duygular dışarıda var. Tavanaralarına saklanarak birşey kazanamayız.

    Yüreğini eski, rutubetli,karanlık yerlere sokma.

    Tutsak yüreğin için reçeten : Biraz nefes, biraz güneş, aşırı dozda gülmek.

    okumaktan çok keyif aldığım bu güzel yazısı için sevgili ayşe seyer'e teşekkürlera.s.
     
  2. 13 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  3. irna

    irna Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.862
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    çok şükür.gecmişimi biriktirip bana acı vermesine izin vermedim.
    acılarımda sevinçlerimde yaşadığım anda vardır.gecmişim üzmedimi beni,hemde çoookkk. gencliğmde hiç kurtulamazdım etkisinden.artık yaş ilerledikce oluyor sanırım, ne fayda vardır ısıtıp ısıtıp önüme getirmeye.dedim kararımı verdim.unuttummu* tabiki hayır sadece onları uyuttum.ben istediğim zaman uyanacaklarını biliyorum.yani ipler benim elimde.
    eşyalar için kullanalım tavan aralarını,yaşanmışlıkları değil.
     
  4. 13 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  5. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    Tavan araları..Daima eski eşya saklanılan yer...Bazen mutlulukların da konduğu eski anılar
    Duyguları tutsak edemeyeceğimiz tek yer yüreğimiz
    Kızgınlıklarımız, üzüntülerimiz, öfkemiz...Gülücüklerimiz, neşemiz, keyfimiz bizimdir bize ait. istediğimiz yere koyarız..ama yukarıda dendiği gibi tavan arasına konduysa, çık nefes al, hava al, kendine gel.
    İpler bizim elimizde olsun yeter ki...
     
  6. 14 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  7. derman

    derman Gökkuşağı istiyorsan ;yağmura katlanmalisin. Üye

    Katılım:
    18 Ekim 2007
    Mesajlar:
    5.141
    Beğenildi:
    1.558
    Ödül Puanları:
    163
    Tutsak yüreğin için reçeten : Biraz nefes, biraz güneş, aşırı dozda gülmek.
    çok güzel bir yazı tşk
     
  8. 23 Temmuz 2008
    Konu Sahibi : talin
  9. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    senin yorumlarına bayılıyorum yeşilim'cim
    yorumlarınla yazılarıma renk kattığın için teşekkür ederima.s.
    öpüyorum seni en kocamanındanŞeniz