Ter ve Terleme,Aşırı terleme (hiperhidroz)

Konusu 'Terleme, İstenmeyen Kokular ve Çözümleri' forumundadır ve yaren_76 tarafından 26 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    26 Haziran 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  1. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Ter ve Terleme Aşırı terleme (hiperhidroz)

    Vücut yüzeyinin dağılmış halde 2-3 milyon ter bezi vardır. Bu bezler vücut sıcaklığının korunması amacı ile kanın, sıvı kısmından aldığı bazı tuzlar ve suyu cilt yüzeyine atarak, buradan bu sıvının buharlaşması sırasında, ciltten kaybedilecek enerji nedeni ile ortaya çıkacak olan serinleme için çalışır. Bu sıvı kokusuzdur. Bu sıvının oluşturduğu nem, bakteri ve montorları üreterek koku yapabilir. Bu bezler vücut ısısını arttığı veya duygusal bazı durumlarda (heyecan) uyarılır.

    Bir başka grup ter bezi ise, (apocrine bez), koltuk altı, circumanal, perine (kasık), dış işitme kanalı ve meme ucunda bulunur. Bu bezler daha koyu kıvamda ve süt gibi bir salgı yaparlar. Bu salgının, bakterilerce yapısının bozulması kötü kokulara neden olabilir. Bu bezlerin gerçek görevleri çok net bilinmemektedir. Sinir sistemimiz her türlü uyarısında uyarılırlar. Bu bezlerin geçmişimizde olduğu düşünülen kokusal haberleşmeden kalıntı olabilir.

    Anormal Terleme

    Anhidros: Oldukça nadir görülen bu, hasta da genetik olarak ter bezlerinin bulunmaması halidir.

    Hiperhidrosis: Vücudun termal düzenleme ihtiyacından daha fazla bir terleme fonksiyonu olmasıdır. Sıklıkla endişe (anksiyete) durumlarında görülür. Sosyal özelliği olan bir durumdur, eller terler, gömlek ıslak durumdadır ve sosyal çevrede hoş karşılanmaz. Genelde ya üst ya da alt vücut eklerinde görülür. Bu apokrin kokunun yumurtlama döneminde fazlalaştığı düşünülmektedir. Bu bezlerin sinirlilik, korku ve heyecan durumlarında da arttığı ve bu bezlerin sadece ter salgılamamakta oldukları vurgulanan noktadır. Apokrin salgı ve bakteriler buluştuğunda vücut kokusu ortaya çıkar.

    Korunma Sık sık banyo yapılması ile cilt yüzeyindeki bakteri sayısı azaltılır. Bakteriler için gereken nemi azaltan antiperspirant maddeler uygulanmalıdır. Birçok kadın için günlük duş alınması ve deodorant kullanılması, vücut kokusunun kontrolü için yeterlidir. Bunun dışında özellikle oluşan nem nedeni ile bakterilerin çok olduğu bölümleri (koltukaltı, anüs-makat, kasık bölgeleri) anti bakteriyel özellikli sabunlar ile yıkanması önerilmektedir. Bu tip sabunların, cildi kurutucu etkilerinin de olabileceğinden diğer bölgeleri daha cildi koruyucu tipte sabunlar ile yıkamak gerekebilir. Günümüzde duş jeli adı ile çıkarılan, bazı ürünler bu konuda daha yardımcı olmaktadır. Ciltteki nemi azaltmak amacı ile mısır nişastası (talk pudrası yerine) hafifçe serpilerek kullanılabilir.

    Terinizde renk varsa veya aşırılıktan şüphe ediyorsanız doktorunuz ile konuşun. Bu amaçla kullanılan ürünler 2 grupta toplanabilir.

    Deodorantlar: Güzel kokuları ile tazelik veren ve hafif kokuları bastıran ürünlerdir. Değişik formlarda olabilmektedir. Genellikle mum şeklinde, ucu misketli şişelerde ve sprey olarak satılmaktadırlar.

    Antiperspirant: İçerdikleri alüminyum kloride ve benzeri aktif maddeler ile terlemeyi engelleyen, nemi azaltan, kokuları ile tazelik veren ürünlerdir. İçerdikleri Alüminyum klorur veya aktif madde konsantrasyonuna göre etki süre ve gücü değişir. Mum, misketli şişeler ve sprey formları vardır.

    Nedenleri

    Cildinizde iki tür ter bezi bulunmaktadır: ekrin ve apokrin bezleri. Ekrin bezleri vücudunuzun büyük bölümünde görülür ve doğrudan cildinizin yüzeyine açılır. Apokrin bezleri bol miktarda kıl kesesi bulunan kafa derisi, kol altı ve üreme organı gibi bölgelerde ortaya çıkar.

    Vücudunuzda 2 milyon ila 5 milyon arasında ekrin terleme bezi bulunur. Vücut sıcaklığınız yükseldiğinde, otonom sinir sistemi bu bezleri cildinizin yüzeyine sıvı salgılamak üzere uyarır ve sıvı buharlaştıkça vücudunuz soğur. Bu sıvı (terleme) esas olarak su ve tuzdan (sodyum klorür) oluşur ve vücudunuzda sıvı dengesini sağlamaya yarayan maddeler olan elektrolitlerden az miktarda içerir.

    Diğer taraftan apokrin bezler doğrudan salgı bezi tübülüne ter sıvısı salgılar. Duygusal stres altındayken tübül duvarı büzülerek ter cildin yüzeyine doğru atılır ve bakteriler tarafından bozulmaya başlar. Keskin koku, en çok apokrin terin bakterilerle parçalanması sonucu oluşmaktadır.

    Terleme miktarınızı ve hatta terinizin kokma şeklini bir dizi faktör etkileyebilir. Bazı gıda, ilaç veya sağlık koşulları aşırı terlemeye neden olurken ilaç veya koşulların bir kısmı normal şekilde terlemenizi engelleyebilir.

    Aşırı terleme (hiperhidroz)

    Bazı kişiler belirli herhangi bir neden olmaksızın diğerlerinden daha fazla terler. Ancak bazı faktörler aşırı terlemenize neden olabilir. Bunlar:

    � Kalıtım. Bazı insanların soyaçekim nedeni ile özellikle avuç içi ve ayak tabanları aşırı terleme eğilimi göstermektedirler.

    � Bazı gıda ve içecekler. Sıcak içecekler ve kafein veya alkol içeren içecekler terlemenize neden olabilir. Baharatlı gıdaları tüketmek aynı etkiye neden olabilir.

    � Bazı ilaçlar. Ruhsal bozuklukların tedavisinde kullanılan bir kısım antipsikotik ilaçlar, morfin ve aşırı dozda tiroksin tiroit hormonu gibi ilaçlar aşırı terlemeye neden olabilmektedir. Aspirin ve asetaminofen (Tylenol vs.) benzeri analjezikler aşırı dozda kullanıldığında yoğun terlemeye neden olabilmektedir.

    � Menopoz. Menopoz dönemine giren kadınlarda östrojen seviyesinin düşmesine bağlı olarak ateş basması(vücut sıcaklığında yükselme ile beraber gözlenen terleme ve aşırı ateş) görülebilmektedir. Menopoz dönemindeki kadınların bir kısmı gece aşırı terleyerek uyanmakta ve daha sonra üşümektedir.

    � Düşük seviyede erkeklik hormonları. Erkeklerde testosteron hormonunun düşük seviyede bulunması veya testislerin fonksiyonunun azalmasından kaynaklanan hormon salgılanmasında yetersizlik hali (hipogonadizmi), ateş basmalarına neden olabilmektedir.

    � Düşük kan şekeri (hipoglisemi). Bu durum kandaki şeker seviyesi belli bir değerin altına indiğinde ortaya çıkar. İnsülin veya insülinin etkisini arttıran oral tedavi gören diyabet hastalarında yaygın olarak görülen bir durumdur. İlk belirti ve semptomları arasında terleme, titreme, güçsüzlük, açlık hissi, baş dönmesi ve bulantı vardır. Bazı kişilerde özellikle mide veya bağırsak ameliyatı geçirdikten sonra yemek sonrasında kan şekeri düşebilmektedir. Nadiren vücudunuzda aşırı miktarda üretilen pankreas hormonu insülin kan şekerini düşürmektedir.


    � Ateş. Vücudunuzun sıcaklığı normalin üzerine çıktığında ateşiniz yükselir. Grip gibi önemsiz vakalardan zatürree gibi ciddi vakalara kadar bakteri ve virüs enfeksiyonlarının birçok türünde ateşlenme ortaya çıkar. Vücut sıcaklığı normale döndüğünde vücudunuzun aşırı ısıyı dışarı atma özelliğine bağlı olarak aşırı miktarda terleyebilirsiniz. Ateşi takip eden titreme nöbetleri ciddi bir enfeksiyona işaret edebilir.

    � Aşırı aktif tiroit (hipertiroidizm). Bazen tiroit bezi tarafından aşırı miktarda tiroksin hormonu üretilir. Bunun sonucunda kilo kaybı, hızlı veya düzensiz kalp atışı, sinirlilik ve ısıya karşı aşırı hassasiyet benzeri belirti ve semptom ortaya çıkar. Bu durum aynı zamanda normalden daha fazla terlemenize neden olur.

    � Kalp krizi. Bu durum kan kaybının kalp kaslarınıza zarar vermesi veya ortadan kaldırılması sonucunda ortaya çıkar. Kalp krizi bazen ölümcül olabilmektedir. Kalp krizinin semptomları arasında bir kaç dakika boyunca devam eden göğüs üzerinde baskı, doluluk ve sıkışma hissi veya göğsünüzden omzunuza, kol ve sırtınıza kadar uzanan ağrı, nefes alamama ve yoğun terleme bulunmaktadır. Bu semptomları yaşadığınızda derhal tıbbi yardım isteyiniz. Kalp krizinden sonra geçen her dakika önemlidir.

    � Tüberküloz. Akciğerleri etkileyen bu kronik bakteri enfeksiyonu Birleşik Devletlerde her yıl 25000 kişiyi etkilemektedir. Tedavi edilmediği takdirde tüberküloz ölümcüldür. Belirti ve semptomları arasında öksürük, hafif ateş ve gece terlemesi vardır.

    � Sıtma. Dünya üzerinde özellikle tropik ve subtropik ülkelerde görülen bu hastalıktan 200 milyondan fazla kişi etkilenmiştir. Birleşik Devletlerde her yıl, özellikle dünyanın diğer bölgelerinden dönen kişilerde görülmek üzere, yaklaşık 1.000 yeni vaka bildirilmektedir. Bu semptomlar sıtmaya neden olan parazitin yaşam döngüsüne bağlıdır ve enfeksiyon sonrasında 8 gün ila 1 yıl içinde her yerde görülmeye başlar. İlk olarak üşüme, baş ağrısı, kusma ve bulantı oluşabilir, ancak vücudunuzun ateşi düştükçe aşırı miktarda terlersiniz. Bu döngü 48 ila 72 saat aralarla tekrar görülebilir.

    � Bazı kanser türleri. Lösemi ve lenfoma anormal terleme biçimleri ortaya koyabilir.

    Az terleme veya terlememe (anhidroz)
    Birçok kişi aşırı terlemeden şikâyet etmektedir. Ancak bazı kişiler çok az terlemekte ve hiç terlememektedir, bu durum ölümcül sonuçlara yol açabilmektedir. Normal terleme özelliğini etkileyebilen faktörler:

    � Bazı ilaçlar. Ruhsal bozukluk tedavisinde kullanılan antipsikotik tedaviler ter bezlerinin çalışmasına etki edebilir.

    � Hipohidrotik ektodermal displazi (HED). Nadir görülen bu bozuklukla doğan çocuklarda ter bezleri bulunmadığından özellikle sıcak iklimlerde aşırı ısınma (hipertermi) sonucunda ölüm riski bulunmaktadır. Bilim adamları bugüne kadar HED�den sorumlu olabilen iki geni tanımlamıştır.

    � Otonom nöropati. Bu bozukluk iç organ, ter bezleri ve kan basıncını düzenleyen otonom sinir sisteminin bazı istem dışı fonksiyonlarını kontrol eden sinirlere zarar verir. Bu sinirlerin zarar görmesi ter bezlerinin aktivitesini bozabilen vücudunuzun normal sıcaklığını korumasını güçleştirir.

    � Enfeksiyonlar. Ter bezlerinin hidradenit benzeri aşırı enfeksiyonu bezlerin normal fonksiyon görmesini engelleyebilir.

    � Yanıklar. Yangın, kimyasal madde veya elektrikle ilgili ciddi (üçüncü derece) yanıklar, ter bezi, kas ve hatta kemiklere zarar verebilmektedir.

    � Dehidrasyon. Bu durumda vücudunuzda normal fonksiyonları yerine getirmeye yetecek kadar su bulunmaz. Sıcak hava koşullarında egzersiz yaptığınızda ve terleme yolu ile kaybettiğiniz sıvıyı yerine getirecek ölçüde sıvı almadığınızda kolaylıkla dehidrate olursunuz. Su kaybının diğer bilinen nedenleri arasında inatçı kusma, ishal veya idrar akışını arttıran ilaçların (diüretikler) kullanılması yer almaktadır. Sonuç olarak daha sonra terlemeye imkân vermeyecek miktarda su kaybedebilirsiniz. Belirti ve semptomlar arasında susuzluk hissi, halsizlik ve konfüzyon vardır. Şiddetli su kaybı ölümcül olabilir. Yaşlılar ve çocuklar özellikle risk altındadır.

    � Güneş çarpması. Su kaybı gibi güneş çarpması da sıcak hava koşullarında çalıştığınızda veya yorucu şekilde egzersiz yaptığınızda ve kaybettiğiniz sıvıyı yerine getirecek ölçüde sıvı almadığınızda ortaya çıkabilir. Yaşlılar, şişman kişiler ve HED�li çocuklar için güneş çarpması riski yüksektir. Güneş çarpması özellikle vücudunuzun terleme gibi ısıya bağlı stres ile normal mücadele mekanizmaları kaybedildiğinden çok ciddi sonuçlar verebilmektedir. Genellikle 40ºC den yüksek ateş ile birlikte sıcak, kuru cilt ve zihinsel karmaşıklık ve hatta koma güneş çarpmasının temel belirtileridir.
     
  2. 26 Haziran 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  3. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Deodorant ve ter kokusu

    Terleme özelliklede sıcak yüz günlerinde bir çok kişinin sorunu. Her ne kadar sağlıklı olsa da ter kokmak hiç de hoş değil. Ter kokusuyla baş etmenin en kolay yolu ise deodorant kullanmak. Peki deodorant kullanımının inceliklerini biliyor muyuz? Ter kokuları ile savaşın ilk kuralı temizlik. Deodorant`ınızdan en iyi ve en etkili sonucu alabilmeniz için temiz ve kuru koltuk altına uygulamanız gerekir. Ter kokan bir koltuk altına tekrar deodorant sıkmak, oluşmuş ter kokusu ile deodorantın parfümünün karışımından oluşan ağır ve kötü bir
    kokuya neden olur. Bu yüzden mutlaka koltuk altının temizlenmesi gerekir. Sprey deodorant`ların, koltuk altına 15 cm.lik mesafeden ve kutu dik tutularak püskürtülmesi gerekiyor. Eğer bu sprey antiperspirant özelliğe sahip pudralı bir deodorant ise mutlaka çalkaladıktan sonra kullanın. Deodorant`ı giysilerinize sıkmaktan kaçının, çünkü leke yapabilir.
    Roll-on ve stick deodorant`lar koltuk altına sürülerek kullanılır. Yine uygulama öncesinde koltuk altınızın temiz ve kuru olduğundan emin olun, böylece en etkin sonucu alırsınız.
    Gün ortasında tekrar deodorant kullanma ihtiyacı hissederseniz koltuk altını tekrar temizlemeniz gerekir.

    TERLEME
    Terleme, ter bezlerinin vücut yüzeyine sıvı salgılanması olarak tanımlanır. İnsan vücudunda 2 çeşit ter bezi bulunur; daha ufak olan ve doğru kıl köklerine bağlı olan ile bu köklere açılan apocrine ter bezleri. Bu iki tip ter bezinin dağılımı, fonksiyonları ve salgılamaları aşağıda açıklanacağı gibi tamamıyla birbirinden farklıdır.

    Eccrine ter bezleri
    İnsan vücudunda tüm vücut yüzeyine dağılmış olarak 2-3 milyon adet ter bezi bulunur. Cildin çok damarlı (kırmızı) bölgelerinde ter bezi bulunmaz (dudaklar gibi). Cilt üzerindeki ter bezi yoğunluğu cm2 başına 100-400 adet arası değişir. Ter bezlerinin toplam sayısı sabittir ve yaş ile birlikte artmaz. Bu yüzden çocuklarda ter bezi yoğunluğu yetişkinlerden daha fazladır, ancak ter bezleri daha ufaktır.
    Eccrine ter bezlerinin temel fonksiyonu sıcak bir ortamda ya da fiziksel çalışma sırasında vücut ısısının dengelenmesidir. Bu durumlarda vücut ısısı dengelenmezse sıcak çarpması oluşur. Bu yüzden eccrine ter bezlerinin alışması insanların ter türlü iklime uyum sağlamasına yardımcı olur.
    Terin vücut yüzeyinden buharlaşması sonucu derideki kılcal damarlar soğur ve vücut ısısında bir düşme sağlanır.
    Eccrine ter bezlerinin başka bir fonksiyonu ise avuç içlerinde ve ayak tabanlarında oluşan zihinsel ve duygusal terlemedir.
    Eccrine ter bezi temel olarak su içerir (% 99). Bunun yanı sıra sodyum klor, potasyum, lactat, üre ve protein de bulunur. Bu maddelerin dağılımı, su ile karışım, sağlık, yer ve zamana göre değişebilir. Günlük normal terleme hızı 0,5 litredir ancak bu miktar duruma göre günde 10 litreye kadar çıkabilir.

    Apocrine ter bazleri
    Apocrine ter bezleri özellikle koltuk altı, genital bölge ve yüzde bulunur. Dağılımları ise vücut bölgesine göre farklılık gösterir. Örneğin koltuk altlarında apocrine ter bezlerinin sayısı, eccrine ter bezlerinin 10 katı kadardır. Apocrine ter bezleri doğumdan itibaren vardır ancak ergenlik ile birlikte aktif hale gelirler.
    Ter ifrazatı, adrenalin ve noradrenalin gibi hormonların salgılanmasıyla alakalıdır ve kişiden kişiye değişir. Ter, heyecan, acı veya cinsel dürtülerle salgılanır.
    Vücuttan çıkan sıvı ilk anda yağlı ve kokusuzdur. Ancak cilt yüzeyindeki bakteri florasında yerleşik bulunan bakterilerin çürümesiyle ter kokusu ortaya çıkar. Çevre faktörleri ile birleşen koltuk altı, bakteri oluşması için ideal bir ortam oluşturur. Yarı kapalı bir ortam ise bakteri büyümesi için gereken suyun buharlaşmasını en aza indirir. Ayrıca her iki ter bezi de, eccrine ve apocrine, bakteri gelişimini destekleyen aminoasit, yağ ve eloctrolit gibi kalıntılar salgılar.
    Bakteri florasının yapısına ve toplam bakteri sayısına göre değişen çeşitli koltuk altı kokuları oluşur.

    ÜRÜNLER
    Her ne kadar antiperspirant ve deodorant kelimeleri birbirinin yerine kullanılsa ve pek çok tüketici bunlar arasında bir fark görmese de aslında bu ikisi eş anlamlı değildir. Deodorant`lar bakterilerin çürümesiyle ortaya çıkan apocrine teri maskelerken, antiperspirantlar eccrine ter bezlerinin salgılanmasını azaltarak çalışır.

    Antiperspirantlar
    Koltuk altı ıslaklığını kontrol etmek ve düzenlemek için kullanılan ilk ürünler yaklaşık yüz yıl önce geliştirilildi.
    Kozmetik olarak kullanılan antiperspirantlarda mekanizma şu şekilde işler: Antiperspirantların aktif maddesi, eccrine ter bezlerinin cilt üzerindeki yüzeyinde engelleyici bir rol oluşturur. Bu nedenle ter bezinden yüzeye çıkan sıvı azalır.
    Bu tür engelleme kalıcı değildir. Bunun bir nedeni, aşırı terlemenin bu engeli zayıflatması ve tekrar terleme yeteneğini kazanmasıdır. Başka bir neden ise 25 - 30 günde bir gerçekleşen ve gözeneklerdeki engeli ortadan kaldıran, yüzeydeki ölü deri tabakalarının dökülerek vücuttan atılması olayıdır.
    En çok kullanılan antiperspirant aktif maddeleri alüminyum klorohidrat ve alüminyum klorohidreks-glysindir.

    Deodorant`lar
    Yaklaşık 4000 yıl önce, ter kokusu Çin’de söz konusu olan bir kavramdı ve ağaçlardan elde edilen aromatik reçinelerin hayvansal yağlarla karıştırılması bir çözüm olarak kullanılıyordu. Aslında merkanizma ter kokusunun maskelenmesiydi. Daha etkin olan diğer yöntem ise kokudan korunmakdı. Apocrine ter bezi tarafından ortaya çıkarılan sıvı kokusuz olduğu ve ter kokusu bakterilerin bu ortamda çürünmesiyle oluştuğu için bu yaklaşım koltuk altı yüzeyindeki bakterilerin yok edilmesine yönelikti. Deodorant`ın aktif maddesi olan bir antimikrobiyal ajanın uygulanması ile bakteri florası yok edilip, ter kokusu oluşumu engellendi.
    Klasik antimikrobiyal ajanlar triklosan, farnesol veya polyglycerin-2-caprate’dir.

    Özetlemek gerekirse ter kokusunu azaltmanın iki temel yolu vardır:
    Birincisi antimikrobiyal özellikle lokal bir ajan kullanarak koltuk altında yerleşik bakteri florasını azaltmak. Bu da deodorant`ların içerisinde bulunan aktif maddeler ile gerçekleşir.
    İkincisi ise uygulamadan sonra bakteri gelişimini azaltan ve antimikrobiyal bir ilaç gibi çalışan bir antiperspirant kullanmak. Bu ürünler de terlemeyi düzenleyerek daha az ter sıvısının bakterilerle bir araya gelmesini sağlar, dolayısıyla bakterilerle temas eden ter sıvısı çok az miktarda olunca ter kokusu da oluşmaz.

    GÜN BOYU ETKİLİ KORUMA VE BAKIM ÖNERİLERİ

    Deodorant`ınızı kullanmadan önce koltuk altlarınızın kuru ve temiz olmasına dikkat edin.
    Deodorant`ı doğrudan cildinize uygulayın. Unutmayın, giysilerinize sıktığınızda ter kokusunu engelleyemezsiniz!
    Deodorant`ınız pudralı ise kullanmadan önce mutlaka çalkalayın ve 15 cm. uzaktan koltuk altınıza sıkın. Böylece deodorant`ınız istenmeyen kokuları engellemekte çok etkili olur.
    Sprey, stick, roll-on, pudralı, pudrasız, alkolsüz, hassas ciltler için parfümsüz gibi farklı kullanım olanakları sunan ürünlerden size uygun olanını seçin
     
  4. 26 Haziran 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  5. yaren_76

    yaren_76 mareşal Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.069
    Beğenildi:
    22
    Ödül Puanları:
    148
    Ter kokmamak sizin elinizde

    Magnezium, Zinc, Paba ve B6 vitaminleri ter kokularını engeller.

    - Her gün su ve sabun ile yıkanmak yerine haftada 2 defa yıkanmak yeterlidir.

    Zira sık yıkanmak vücudun genel koruyucu yağını azalttığı için bakterilerin yerleşmesi hızlanır.
    - Gerekirse kol altına antibiyotik yağ ve krem kulanın, bitkisel
    Tea Tree yağı bu iş için idealdir.- Ayak ve genital bölgeleri her gün yıkayın.

    - Ticari deodarantları ve üzerinde anti-persperant yazan (ter engeleyici) ürünleri kulanmayın, zira vücudun doğal mekanizmasını bozar.


    alıntı
     
  6. 18 Eylül 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  7. yorgun savaxsxçxix

    yorgun savaxsxçxix Popüler Üye Üye

    Katılım:
    14 Ağustos 2007
    Mesajlar:
    7.562
    Beğenildi:
    18
    Ödül Puanları:
    148
    ben yıllar önce deotak la koku sorununu çözmüştüm(bir iki ayım piyasadaki tüm deo ları denemkle geçmişti. gerçketen de dedikelri gibi 1 hafta her gün duş alınmasına rağmen dayanıyordu.
     
  8. 30 Aralık 2007
    Konu Sahibi : yaren_76
  9. dj_oznur_0106

    dj_oznur_0106 sweet_lady Üye

    Katılım:
    15 Haziran 2007
    Mesajlar:
    1.067
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106
    Koltukaltı bölgesinin ve el ayalarının aşırı terlemesi, fiziksel ve sosyal rahatsızlıklar yaratabilen bir problemdir. Bu bölgelerdeki aşırı terleme dışarıdan uygulanan kozmetiklerle önlenemeyecek durumda ise Botox uygulaması ile geçici olarak veya cerrahi yöntemlerle kalıcı çözümü mümkündür. Aşırı terleme için yapılan ameliyat bir saat kadar süren, lokal anestezi ile yapılabilen bir ameliyattır. Hastalar ameliyattan sonraki dönemde, en geç beş gün sonra işlerine veya diğer aktivitelerine dönebilirler.

    [​IMG]