Terapi Sürecinde Neler Olur?

Konusu 'Psikoloji - Ruh Sağlığı ve Hastalıkları' forumundadır ve pskfatma tarafından 7 Eylül 2008 başlatılmıştır.

    7 Eylül 2008
    Konu Sahibi : pskfatma
  1. pskfatma

    pskfatma Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Haziran 2008
    Mesajlar:
    19
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Bireyin kendi iç dünyasına yaptığı uzun,sabır isteyen bazen zorlu ama genel olarak zevkli bir yolculuktur. Her yolculuğun bir başlangıcı gelişim süreci ve bir sonu vardır.Terapi sürecinin de başlangıcı gelişim süreci ve elbette sonu vardır. Terapilerin başında birey varmak istediği yolu belirler.

    Kılavuzu yardımıyla ve desteğiyle o yola ulaşmak için çaba sarfederler. Yolculuk iki kişiyi gerektirir.Taşın altına hem terapist hem de danışan elini sokarsa ancak yolun sonuna öyle varılır.Terapist tek başına hiçbir şey yapamaz. Hiçbirimizin elinde sihirli değnek yok.Terapi, zihinsel ve duygusal bozukluk gösteren bireylerde daha sağlıklı bir ruhsal denge sağlamak amacı güder. Ve bu süreçte danışan ve terapist arasında düşünce ve duygu alışverişi kurulur. Bu alışverişin kurulduğu süreç hem bir bilimsel süreçtir çünkü kendi içinde sistemi vardır hem de sanattır çünkü yaratıcılık ve zeka gerektirir.

    Kimlerin psikoterapiye ihtiyacı vardır?

    Acaba benim terapiye ihtiyacım var mı sorusunu sorabilen insanların çok açık bir şekilde terapiye ihtiyaçları vardır. Günlük yaşam sorunlarıyla başaçıkmada güçlük yaşıyorsa kişi ve daha önce çok rahat yapabildiği sıradan şeyleri bile artık yaparken daha fazla güç harcıyorsa, kendisine karşı ve diğerlerine karşı tolere gücü düşmeye başlamışsa, kendine ve diğerlerine bakarken taktığı gözlük flulaşmışssa ve daha karamsar bakıyorsa kendine ve diğerlerine ve dünyaya, kendini değersiz ve anlamsız buluyorsa ve içsel sorgulamaları ve çatışmaları;yaşama dair korkuları artmışsa ve mutsuzsa işte o zaman kendisine kılavuzluk edene ihtiyacı var demektir.

    Bazı insanlar terapileri sohbet ortamı gibi algılıyorlar. Bu doğru değil o zaman yani sizin anlatımınıza göre terapi hem bilişsel bir süreç hem de yaratıcılık ve zeka gerektiren bir süreç..

    Evet sanıyorum bazıları şöyle düşünüyorlar. İki kişi konuşuyor,sohbet ediyor. Biri diğerine akıl veriyor, şunu yap bunu yap diyor. Ama bu kesinlikle böyle değil.Herşeyden öte terapistin akıl verme gibi bir lüksü yok. Bir terapist yol gösterici değildir. Sadece bireyin gitmek istediği yolda ona destek olan ve o yolda sağlıklı adımlar atmasına yardımcı olandır.Yol engebeliyse işte bu nokta da terapistin yaratıcılığı öne çıkar.o yolu engebeli ve bozuk olduğunu fark etmesi için bireye yardımcı olmaya çalışır. Ama bunu direk söylemez.Çünkü birey kendi farkına vardıkları üzerinden değişimi gerçekleştirir. Terapi bilimsel bir süreçtir çünkü yol bozuksa ve engebeliyse bilimsel teknikler kullanarak terapist bireye zarar vermeden o yolda ilerlemesi için ona destek olur. Terapinin ilk şartı yardım almaya gelene zarar vermemektir.Kişiye zarar vermemek için de siz bu işin eğitimini almış olmalısınız.

    Böyle bir süreçte sınırları korumak zor olmuyor mu?

    Hayır. Terapinin kendi içinde kuralları ve koşulları vardır. Bu koşullar ve kurallar terapist tarafından danışana anlatılır.Yani bir nevi sözlü anlaşma yapılır. Ve danışandan buna uyması beklenir.

    Nasıl kurallar bunlar?

    Terapinin zamanı, ne kadar süreceği,danışanın görüşmelere ne kadar zamanda bir geleceği, ücreti, uygulanacak terapinin şekli ve süreçle ilgili kurallar. Bu anlaşma yapılırken terapistin kullandığı dil açık olmalı ve danışan tarafından anlaşılır olmalı.

    Herkese aynı terapi şekli mi uygulanır?

    Değil elbette. Destekleyici terapiler, eğitici terapiler, yapılandırıcı terapiler gibi terapinin de farklı tedavi şekilleri var. Bu yöntemleri kişinin gittiği psikoterapist kişinin içinde bulunduğu duruma ve kişilik yapısına göre belirler. Örneğin;destekleyici terapilerde amaç; sağlıklı savunma mekanizmalarını güçlendirmek ve kişinin kontolünü sağlayabilmesi için daha sağlıklı ve alternatif yollar oluşturmasını sağlamak. Eğitici terapiler de ise yeni bir model oluşturuyoruz.Kişinin kendisi ve çevresiyle arasındaki uyumu sağlamaya yöneliyoruz. İçindeki yaratıcılığı öne çıkarması için oluşturulan bir terapi şekli. Danışanı merkez alan bir terapi şeklidir. Bilişsel terapiler,aile terapileri,eş terapileri gibi. Yapılandırıcı terapiler ise bilinçdışı çatışmalara yönelik içgörü kazandırma, kişilik değişimine yönelik değişim ve olgunluk kazandırma amaçlıdır.
    Psikoterapi, nerede ve ne zaman
    Psikoterapi hastalıkların ve kişilik yapılarının bir uzmanla konuşma iletişimi içinde iyileştirilmesine verilen addır. Psikoterapi yardımı alması için kişinin "hasta" olması yeterlidir. Yalnız ruhsal değil, bedensel sorunlara bağlı ruhsal sorunların da psikoterapi içinde iyileşmesi ve yaşam kalitelerinin artması olasıdır. Ilaçlı tedavilerde bile psikoterapi ilacın etkisini % 50 oranında arttırır. Ayrıca psikiyatride ve hatta bedensel hastalıklarda kullanılan ilaçların bile % 50 telkinle etkisini gösterdiği varsayılırsa psikoterapilerin önemi daha iyi anlaşılabilir.

    Psikoterapi hangi hastalık ya da sorunlarda uygulanabilir?
    Hemen hemen ruhsal hastalıkların tümünde uygulanabilir: örneğin fobiler, anksiyete hastalıkları, takıntı nevrozları, depresyonlar, şizofreniler, cinsel sorunlar, uyku bozuklukları, yeme bozuklukları vb. Hastanın bir beyin hasarı , ya da bunaması veya mental geriliği olmadığı sürece her hastalık yararlanabilir. Beden hastalığı ya da hastalıkları nedeniyle ruhsal sorunlar yaşayanlar.
    Örneğin, kanser, diyaliz hastaları, kronik bedensel hastalıklar gibi. Durumsal sorunlar: örneğin, evlilik ve aile sorunları, yas ve yasa bağlı sorunlar, fiziksel ve ruhsal örselenmelere bağlı sorunlar (doğal felaketler, işkenceye maruz kalma, tecavüze uğrama vb) , sosyal ve ekonomik koşullara bağlı ruhsal sorunlar (iflaslar, göçler, savaşlar vb). Kişilik yapılanmalarına bağlı hastalıklar: narsisistik nevrozlar, sınır durumlar (borderline), nevrotik yapılanmalar, depresif kişilikler, kaçıngan kişilikler, bağımlı kişilikler gibi.

    Kaç tür psikoterapi vardır?
    Uygulama şekline gore:
    1) Bireysel:
    2) Grup psikoterapileri.
    Bireysel psikoterapilerde terapist ve hasta birebir iletişim içindedirler. Grup psikoterapilerinde benzer sorunları olan ya da olmayan farklı yaşlardan ve cinslerden sekiz-oniki kişi toplanarak etkileşim ağırlıklı bir tedavi grubu oluştururlar. Bir ya da iki terapistleri olur. Genellikle haftada bir, bir buçuk saatlik seanslar şeklinde yürür.
    Uygulama biçimine gore:
    1) uzun süreli analitik psikoterapiler: daha çok kişilik ve gelişim sorunları ile ilgili olarak uygulanır. Haftada bir ya da iki kez elli dakika ya da birer saatlik seanslar şeklinde yürür. Çocukluktan bugüne ve geleceğe uzanan anılar, duygular, tasarımlar, rüyalar gibi çözümlenmeye hazır malzemelerin seans içinde yaşanması ve anlaşılır hale gelmesine yönelik yıl ve yılları bulan bir çalışmadır.
    2) kısa süreli psikoterapiler: ağırlıklı olarak bir durum ve bu duruma bağlı sorunların çozümünde uygulanır. Örneğin, eşler arası cinsel sorunlar gibi. Ya da bir depresyonun tedavisi süresinde sınırlı olarak.
    3) davranışçı-bilişsel psikoterapiler: sorunların derinliklerine girmeksizin bilgilendirmek ve yeni davranışlar edinmekle ilgili bir dizi ödev ve görevin yapılması ve gözden geçirilmesi ilkesine dayanır. Örneğin, sokağa çıkma korkusu olan bir hastanın iyileştirilmesi, ya da eşya çalma hastalığının tedavisinde, yeme bozukluklarının tedavilerinde, takıntılı düşünce ve davranışların tedavilerinde olduğu gibi. Çünkü insanlar bir çok davranışlarında olduğu gibi hastalıklı davranışlarında da yineleyen otomatik davranış biçimlerini tekrarlarlar. Tedavilerde bu tekrarlamaların anlamları gösterilir ve yinelenmemesi için bazı ev ödevleri verilerek yeni yaşantılar, yeni duygular ve yeni davranış modelleri edinilmesi sağlanır.
    4) destek psikoterapileri: genellikle yaşanan ve yaşanmış bir duruma karşı kişinin bu sorunla baş edebilmesi için benlik gücüne uygun destek ve telkinlere dayanan bir tedavi şeklidir. Bu tür terapinin içinde danışmanlık, yol gösterme ve uyuma yönelik tavsiye ve telkinlerde bulunma önemli bir yer alır. Ayrıca gevşeme egzersizleri, hipnoz ve meditasyon gibi teknikler de kullanılabilir.
    Psikoterapi nasıl başlar?
    Psikoterapi kişinin bilinçli ya da bilinçsiz olarak sorunu nedeniyle bir psikiyatri uzmanına başvurmasıyla başlar. Eğer o uzman aynı zamanda bir terapist ise hastasına böyle bir seçeneğin olduğunu söyler ve hasta tarafından da uygun görülürse bir "anlaşma" yapılır. Hangi tür psikoterapi nasıl ve ne sıklıkla ve hangi ücretle uygulanacaktır? Bu konularda anlaşma sağlanırsa terapi başlatılır. Eğer uzman doktor terapist değilse kendisini bir terapiste yönlendirebilir.

    Kimler psikoterapist olabilirler?
    Psikoterapi eğitimi bir üst uzmanlık alanıdır. Psikiyatri eğitiminden sonra dört yıl kadar süren bir eğitimi vardır. Henüz bizim ülkemizde bu konu yasallaşmadıysa da yakında yasallaşması olasıdır. Bu nedenle terapistinizi seçerken onun almış olduğu eğitime önem vermenizi ve araştırmanızı öneririm.

    Psikologlar terapist olabilirler mi?
    Evet olabilirler. Ancak psikoloji eğitimi hastalıkları kapsamadığı için bu eğitimi alacak kişinin once "klinik psikolog" olması ve ondan sonra dört yıl psikoterapi eğitimi alması gerekmektedir. Yani her psikolog psikoterapi yapamaz, her psikiyatri uzmanının da psikoterapist olamayacağı gibi.

    Her psikoterapi uygulaması başarıyla sonuçlanır mı?
    Tabii ki hayır. Her tedavide olduğu gibi iyileşme bir çok bileşenin bir araya gelmesine bağlıdır. Hastanın ve hastalığın durumu, terapistin yeterliliği, hasta ve terapist arasındaki uyumun sağlanması ve en önemlisi terapiste olan güven duygusunun gelişmesi. Örneğin bazı kişilik hastalıklarında güven duygusu hem çok zor ve güç gelişirken, terapistin de bu engelleri aşmada yetenekli ve deneyimli olması önemlidir. Çok genel bir yüzdeleme yapmak gerekirse psikoterapilerden yararlanma oranının % 70-90 arasında değiştiği söylenebiir. Iyi ve koşullara uygun başlatılmamamış ve iyi seçilmemiş bir hastada bu oran doğal olarak çok daha aşağılara inebilir.

    Psikolog Armağan P. ADANAR
     
    Son düzenleyen: Moderatör: 23 Eylül 2008