Tevfik Fikret Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve fely tarafından 13 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    13 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : fely
  1. fely

    fely Geçici Olarak Hesap Pasiftir ! ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    10 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    779
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    86

    KÜÇÜK ASKER
    Küçük asker, silah elde
    Kahramanca ilerliyor
    Karşısında bütün belde
    "Kahramanım, yaşa!" diyor...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden hizmet ister.

    Vatan için çeker emek
    Herkes; bu borcu herkesin.
    Vatan demek ninen demek,
    Sen nineni sevmez misin?..

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden şefkat ister.

    Vatan senden hayat umar,
    Sen yaşarsan o canlanır;
    Vatan için ölmek de var,
    Fakat borcun yaşamaktır...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden kuvvet ister.

    Minimini omuzların
    Taşıyacak yarın tüfek;
    Tüfek değil, vatan yarın
    O omuza yüklenecek...

    Küçük asker, küçük asker!
    Vatan senden gayret ister.

    Küçük asker dinle bunu:
    Sakın boşa silah atma;
    Kılıcını, kurşununu
    Haksızlığa karşı sakla...

    Küçük asker, küçük asker!
    Hak da senden kuvvet ister.
     
  2. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fely
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    HÂLUK'UN BAYRAMI


    Baban diyor ki: "Meserret çocukların, yalnız
    Çocukların payıdır! Ey güzel çocuk, dinle;
    Fakat sevincinle
    Neler düşündürüyorsun, bilir misin?...Babasız,
    Ümitsiz, ne kadar yavrucakların şimdi
    Sıyâh-ı mateme benzer terane-î îdi!

    Çıkar o süsleri artık, sevindiğin yetişir;
    Çıkar, biraz da şu öksüz giyinsin, eğlensin;
    Biraz güzellensin

    Şu ru-yı zerd-i sefalet...Evet meserrettir
    Çocukların payı; lakin sevincinle
    Sevinmiyor şu yetim, ağlıyor...Hâluk, dinle!


    (Rübâb-ı Şikeste'den)
    Tevfik FİKRET
     
  4. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fely
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    KUŞLARLA

    Kuşlar uçar,
    Ben koşarım.
    Onların kanatları var,
    Benim kanadım kollarım.
    Kuşlar kanadını çırpar,
    Ben de kolumu sallarım.
    Uçun kuşlar, uçun kuşlar,
    Hepinizle yarışım var.


    Tevfik FİKRET
     
  6. 14 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : fely
  7. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.192
    Ödül Puanları:
    238
    Balıkçılar



    - Bugün açız yine evlatlarım, diyordu peder,
    Bugün açız yine; lakin yarın, Ümid ederim,
    Sular biraz daha sakinleşir... Ne çare, kader!

    - Hayır, sular ne kadar coşkun olsa ben giderim
    Diyordu oğlu, yarın sen biraz ninemle otur;
    Zavallıcık yine kaç gündür işte hasta...

    - Olur;
    Biraz da sen çalış oğlum, biraz da sen çabala;
    Ninen baban, iki miskin, biz artık ölmeliyiz...
    Cocuk düşündü şikayetli bir nazarla: - Ya biz,
    Ya ben nasıl yaşarım siz ölürseniz?

    Hala
    Dışarda gürleyerek kükremiş bir ordu gibi
    Döğerdi sahili binlerce dalgalar asabi.

    - Yarın sen ağları gün doğmadan hazırlarsın;
    Sakın yedek biraz ip, mantar almadan gitme...
    Açınca yelkeni hiç bakma, oynasın varsın;
    Kayık çocuk gibidir: Oynuyor mu kaydetme,
    Dokunma keyfine; yalnız tetik bulun, zira
    Deniz kadın gibidir: Hiç inanmak olmaz ha!

    Deniz dışarda uzun sayhalarla bir hırçın
    Kadın gürültüsü neşreyliyordu ortalığa.

    - Yarın küçük gidecek yalnız, öyle mi, balığa?
    - O gitmek istedi; 'Sen evde kal!' diyor...
    - Ya sakın
    O gelmeden ben ölürsem?

    Kadın bu son sözle
    Düşündü kaldı; balıkçıyla oğlu yan gözle
    Soluk dudaklarının ihtizaz-ı hasirine
    Bakıp sükut ediyorlardı, başlarında uçan
    Kazayı anlatıyorlardı böyle birbirine.
    Dışarda fırtına gittikçe pür-gazab, cuşan
    Bir ihtilac ile etrafa ra'şeler vererek
    Uğulduyordu...

    - Yarın yavrucak nasıl gidecek?

    şafak sökerken o, yalnız, bir eski tekneciğin
    Düğümlü, ekli, çürük ipleriyle uğraşarak
    ılerliyordu; deniz aynı şiddetiyle şırak -
    şırak döğüp eziyor köhne teknenin şişkin
    Siyah kaburgasını... Ah açlık, ah ümid!
    Kenarda, bir taşın üstünde bir hayal-i sefid
    Eliyle engini guya işaret eyleyerek
    Diyordu: 'Haydi nasibin o dalgalarda, yürü!'

    Yürür zavallı kırık teknecik, yürür; 'Yürümek,
    Nasibin işte bu! Hala gözün kenarda... Yürü!'
    Yürür, fakat suların böyle kahr-ı hiddetine
    Nasıl tahammül eder eski, hasta bir tekne?

    Deniz ufukta, kadın evde muhtazır... ölüyor:
    Kenarda üç gecelik bar-ı intizariyle,
    Bütün felaketinin darbe-i hasariyle,
    Tehi, kazazede bir tekne karşısında peder
    Uzakta bir yeri yumrukla gösterip gülüyor;
    Yüzünde giryeli, muzlim, boğuk şikayetler...


    Tevfik Fikret