Thomas Mann / Almanya

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve seaBahAR tarafından 20 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    20 Kasım 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238

    Thomas Mann

    [​IMG]

    Thomas Mann, 6 Haziran 1875'te Lübeck'te doğdu. St. Mary's Kilisesinde protestan olarak vaftiz edildi. Babası Thomas Johann Heinrich Mann, varlıklı bir tüccardı. Annesi Julia ise kalburüstü bir Alman ailesinden geliyordu. 1891 yılında babası ölünce, okulu bırakan Thomas, ailesiyle birlikte Münih'e taşındı. Burada bir sigorta şirketinde iş buldu ve 1895 yılında Teknik Üniversite'ye girdi. Yazar olarak kariyeri Simplicissimus adlı dergide yayınlanan yazılarıyla başladı. Bu sırada ilk kitabı ''Küçük Bay Friedmann'' (1898) yayınlandı.

    Thomas, üniversitedeyken, filozof Arthur Schopenhauer ve Friedrich Nietzsche'nin eserlerinden oldukça etkilendi. Ayrıca hayran olduğu başka bir insan, müzik dehası Richard Wagner'in etkisi, yazarın başyapıtı olan 'Buddenbrook Ailesi'nde, üslup ve teknik açıdan göze çarpar. Mann, 1897'de ilk olarak kitaba ailenin tek bir üyesi hakkında küçük bir öykü olarak başladı. Ancak içinde bulunduğu toplumsal yapıdan beslenerek öyküyü, Tipik bir Alman ailesinin dört kuşak boyunca süregelen çöküşünün destanına dönüştürdü. Burjuvazinin yüksek Avrupa değerleri altında gelişirken bunun getirisi olan din ahlak ve lüks düşkünlüğüne boğuluşunu eleştirdi. Son Buddenbrook genç müzisyen Hanno karakterinin ölümündeki trajedi, yazarın diğer eserlerindeki karakterlerinde de tekrarlanır. Bu büyük eser yazarın ismini dünya çapında duyurdu.

    'Buddenbrook Ailesi'nden sonra yazar bir çok kısa öykü yazdı. 1902 yılında Tristan derlemesinin parçası olan ve otobiyografik özellikler taşıyan ''Tonio Kröger'' yayınlandı. Üç yıl sonra 1905'te Münihli varlıklı bir ailenin kızı Katja Pringsheim ile evlendi. Çiftin altı çocuğu oldu. Kendini kurban edilmiş gibi hisseden yazar ardı ardına gelen öykülerinde karakterlerinde kendi yaşamının acılarını ve hapsedilmişlik duygusunu yansıttı. Soysuzlaşmış yaşam tarzından kaçarak bir aşkın peşinde Venedik'e giden bir sanatçının öyküsünün anlatığı ''Venedik'te Ölüm'' adlı hikayesi, Luchino Visconti tarafından daha sonra beyaz perdeye uyarlandı.

    II. Dünya Savaşı sırasında muhafazakar politik düşüncelerini terkederek cumhuriyet ve demokrasiyi savundu. Baş yapıtı ''Büyülü Dağ''da savaşın anlamsızlığında kaybolan hümanizmi ve burjuvazinin yalıtılmış sentetik dünyasını eleştirdi. Kitap, kuzenini görmek için gittiği seçkin bir senatoryumda belirsiz bir hastalığa ya da sadece hastalık fikrine yakalanan Hans Castorp isimli bir mühendisin öyküsünü anlatır. Yaşamın gerçek olabilmesi için, ölümün de gerçek olması gerektiğini düşünen yazar karakterini yalıtılmış sahte hayatından kurtarırken çöküşün kucağına atar. Büyülü Dağ'ın başarısı 1929 yılında yazara Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazandırdı ve savaştan kaçarak 1933 yılında İsviçre'ye göç etti. Burada dini metinlerin ilk mizahi eleştirisi sayılabilecek 'Yusuf ve Kardeşleri' isimli dört ciltlik eserin ilkini tamamladı. Mann, incildeki metinlerin asıllarına bağlı kalarak ustalıkla oluşturduğu eserinde, dini yazıları dogma olmaktan çıkararak yeni ve insanı bir bakış açısıyla eleştirdi. 1936 yılında faşizm karşıtı olan Mann, Alman vatandaşlığından çıkarıldı ve Çekoslovak uyruğuna geçerek 1938 yılında ABD'ye taşındı. Burada Princeton Üniversitesi'nde ders verdi. 1939 yılında yayınlanan ''Lotte in Weimar''da yazar, Goethe'nin ünlü eseri ''Genç Werther'in Acıları''nın dünya tarafından anlaşılamamış olduğunu vurguladı ve hakettiği değeri ona geri kazandırdı. 1944 yılında ABD vatandaşı olan yazar, II. Dünya Savaşı'nda Alman dinleyicileri için faşizm karşıtı radyo programları hazırladı. Üç yıl sonra Nazi dönemiyle ilgili çarpıcı düşüncelerinin yer aldığı ''Doktor Faustus'' yayınlandı. 1952'de İsviçre'ye döndü ve son eseri ''Felix Krull Adlı Dolandırıcının İtirafları''nı tamamlayamadan 12 Ağustos 1955 yılında Zürih'te hayata gözlerini kapadı.


    Thomas Mann'den birkaç alıntı:

    "İnsanlığın kurtuluşu, ancak insanlıkta eksik olan iyiliğin gücüne güvenmekle başlar."

    "Açık konuşmak gerekirse dini inancım yoktur benim, daha çok,
    herşeyden çok imansız olarak var olacak ve şüpheden doğacak bir iyiliğe inanırım" ​


    -alıntı-
     
    zeytinyaglipirasa bunu beğendi.
  2. 13 Eylül 2014
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. zeytinyaglipirasa

    zeytinyaglipirasa Popüler Üye Üye

    Katılım:
    4 Haziran 2013
    Mesajlar:
    1.675
    Beğenildi:
    175
    Ödül Puanları:
    118
    "İnsanlığın kurtuluşu, ancak insanlıkta eksik olan iyiliğin gücüne güvenmekle başlar."
    nasıl da etkileyici!