Tiyatro patladı!

Konusu 'Sinema & Tiyatro' forumundadır ve ressam1970 tarafından 8 Şubat 2008 başlatılmıştır.

    8 Şubat 2008
    Konu Sahibi : ressam1970
  1. ressam1970

    ressam1970 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2007
    Mesajlar:
    660
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    106

    Türk tiyatrosunda bir şeyler oluyor. Oyunların biletleri haftalar öncesinden bitiyor, kimi salona ek sandalyeler koyuyor. Neredeyse hiçbir özel tiyatroda aynı güne bilet bulmak mümkün değil. Hatta mayısa kadar yer bulunmayan oyun bile var

    Son yıllarda tiyatro denince akla başarısız prodüksiyonlar, seyirci azlığından kaldırılan oyunlar ve şikayet eden tiyatrocular gelir olmuştu. Öyle ki, tiyatronun devrinin kapandığını, artık "arkaik" bir sanat dalı muamelesi görmesi gerektiğini iddia edenler bile oldu. "Şu oyunu seyrettin mi?", "Bu oyunu mutlak gör" gibi cümleler telaffuz edilmiyordu uzunca bir süredir. Ama bu yıl ilginç bir şey oldu ve tiyatro oyunları yeniden hayatımıza girdi.
    Herkes birbirine oyun önerir, çoktandır tiyatrodan elini ayağını çekenler bir oyundan diğerine koşturur oldu. Ve sonunda 1960'ların tiyatro patlamasının bir benzerinin habercisi Oyun Atölyesi'nin kapısında göründü: "Mayıs ayına kadar bütün biletlerimiz tükenmiştir." Bu cümle dönüp diğer özel tiyatrolara da bakmamızı sağladı. Acaba bu yalnızca Oyun Atölyesi'ne özgü bir durum muydu, yoksa tiyatro yeniden popüler mi oluyordu?
    Tek tek tiyatroları arayıp sorunca gördük ki, seyirci uzun süredir boş bıraktığı salonları yeniden doldurmaya başlamış. Kimi oyunların biletleri bir hafta öncesinden tükeniyor, kimi salona ek sandalyeler koyuyor. Hiçbir tiyatroda günü gününe bilet bulmak pek mümkün olmuyor. Eh, müjdeyi verelim o halde: Tiyatro patladı!


    Rekora gidiyor
    Oyun Atölyesi'nde Haluk Bilginer ve Vahide Gördüm'ün rol aldığı "Evlilikte Ufak Tefek Cinayetler" rekora gidiyor. Oyunun mayıs ayına kadar bütün biletleri tükendi. Mayıs ayı biletleri için acele etmeniz gerekiyor.


    Merdivenlerde oturuluyor
    Dostlar Tiyatrosu'nda sahnelenen "Sivas '93"ün biletleri oyundan bir hafta önce tükeniyor. Her oyunda salona en az 15-20 ek sandalye konuyor. Onlar da yetmeyince seyirciler merdivenlerde oturuyor.


    Oyun günü yer yok
    Akbank Yeni Kuşak Tiyatro'daki "Şeylerin Şekli"nin biletleri her ayın başında satışa çıkıyor ve çoğunluğu da ilk haftada tükeniyor. Salon kapasitesi 50 kişiyle sınırlı olduğu için bileti olabildiğince önceden almakta fayda var. Oyun günlerinde hiç yer bulunmuyor.


    Üç prömiyer birden
    Yıldız Kenter'in tek kişilik oyunu "Ben Anadolu" sezon başından beri dolu oynuyor. Kenterler'in "1 Bilete 3 Oyun" kampanyası çok ilgi gördü. Aynı anda üç oyun birden prömiyer yaptı: "Kuyruk", "39 Basamak" ve "Açık Denizde". Biletler için oyundan birkaç gün önce harekete geçmekte fayda var.


    Yedi ek gösterim kondu
    "Ashura" aralıkta 16 gün boyunca kapalı gişe oynadı. Garajistanbul tarafından Şubat ayına yedi ek gösterim kondu, 6-9 Şubat arasındaki dört oyunun biletleri tükendi. 20-22 Şubat arasındaki son üç oyuna az sayıda bilet kaldı.


    Ek sandalye konuluyor
    Metin Serezli ve Özlem Tekin'in rol adığı, Tiyatrokare yapımı "Kim O?" Caddebostan ve Kadıköy Halk Eğitim Merkezi'nde tıklım tıklım oynadı. Toplu satışlar çok fazla; kurumlar ve dernekler biletler satışa çıkınca hemen 100-150 kişilik yer alıyorlar. Metin Serezli'nin çok ciddi bir seyirci kitlesi var. Oyun günü bilet bulmak çok zor, zaman zaman ek sandalye konuyor.


    Üçüncü oyun başlıyor
    Tiyatro Kedi'nin "Casablanca"sı üç yıldır dolu salona oynuyor. Sezonun ikinci oyunu "Müzikaldeki Hayalet"e de bilet bulmak zor. Topluluğun Caddebostan Kültür Merkezi ve Cevahir Sahnesi'nde her oyunda biletleri tükendi. 16 Şubat'ta da üçüncü oyunları, başrolünü Haldun Dormen'in oynayacağı "Kibarlık Budalası" başlayacak. Tiyatro Kedi, Hadi Çaman Tiyatrosu'na taşındı.


    Dolu salona oynuyorlar
    Dot'taki "Kürklü Merkür"ün her oyunu dolu salona oynanıyor. Biletleri bir-iki hafta öncesinden satışa çıkıyor, kısa sürede tükeniyor. Dot'un bir de son dakika bileti uygulaması da var. Oyunun başlamasına iki dakika kala gelmeyen seyirci olursa, kapıda bekleyenlere indirimli son dakika bileti satılıyor.


    Her temsile 250 seyirci
    İstanbul Halk Tiyatrosu yapımı "Can Tarlası" ikinci sezonunda olmasına rağmen her temsilde 250 seyirci ortalamasıyla oynuyor.


    20 bin seyirciye ulaştı
    22 kişilik kadroyla Küçük Sahne Sadri Alışık Tiyatrosu'nda sahnelenen "Kadıncıklar 2007" kapalı gişe oynuyor. Oyun, üç ayda 50 oyun oynayarak yaklaşık 20 bin seyirciye ulaştı.


    Sezona iki oyunla başladıAysa Prodüksiyon bu yıla iki oyunla başladı: "9 Ay Son Gün" ve "Koca Bir Aşk Çığlığı". Üçüncü prodüksiyonları olan Günay Karacaoğlu'nun tek kişilik oyunu, şubat ortasında başlayacak. "9 Ay Son Gün" her oyunda ortalama 250 seyirciye, "Koca Bir Aşk Çığlığı" ise dolu salona oynuyor.

    Metrelerce kuyruk da gördüler boş salon da

    Hep söylenir ki, 1960'lar Türk tiyatrosunun altın çağıdır. O dönemde oynanan oyunların ne niteliklerine ne de seyirci sayılarına ulaşılabiliyor hâlâ. Bu altın çağı yaşayan ustalar "kapıları kıran" ve "sinek avlayan" oyunlarını anlattı



    "Bir gün salonda dokuz izleyici vardı, oyunun kadrosu ise 12 kişiydi"

    MÜJDAT GEZEN
    Çok şükür, kapıya "Yer yoktur" yazıyoruz. Üstelik biz çok genç bir tiyatroyuz, geçen sene kurulduk.
    1963'te Münir Özkul Tiyatrosu'nda "General Çöpçatan" oynuyorduk. Savaş Dinçel'in bir repliği vardı. Ben bir askeri oynuyorum ve oyunun bir yerinde seyirciye tüfeği doğrultup "Onları vurayım mı?" diyorum. Savaş da bana diyor ki: "Yapma, bizden kalabalıklar. Canımıza okurlar." Bir gece salonda dokuz seyirci vardı, halbuki kadro 12 kişi. Ben de dedim ki, "Müsadenle, biz bu gece daha kalabalığız".
    Gelenektir, gelen seyirciye para ve bilet iadesi yapılmaz.
    Ben bu iş gerçekten ciddiye alındığında, televizyondan sıkılan insanların tiyatroya geleceği inancını taşıyorum. Seyirci "Beni ciddiye al, ben de seni ciddiye alayım" diyor.


    "Keşanlı Ali Destanı'nın gişe kuyruğu Muammer Karaca Tiyatrosu'ndan Galatasaray'a uzanırdı"

    GÜLRİZ SURURİ
    Eskiden biletler satışa haftalık çıkardı. "Keşanlı Ali Destanı"nın gişe kuyruğu Muammer Karaca Tiyatrosu'ndan Galatasaray'a kadar uzanırdı. Engin (Cezzar) ile o kuyrukları seyrede seyrede yürürdük. "Keşanlı" başlamadan Halit Çapın'ın röportajı çıkmıştı, oyunu görmeden kuyruğa girdi seyirci bilet almak için.
    "Sokak Kızı İrma"nın kuyruğu da Atlas Pasajı'ndan başlar, Galatasaray Postanesi'nde biterdi.
    "Kaldırım Serçesi"nde de bir hafta önceden bitiyordu biletler.
    "Evet Evet"i oynuyorduk, çok iyi iş yapıyordu. O kadar iyi gidiyordu ki bir sonraki oyunun provasını sakız gibi uzattık, üç ay çalıştık ve tutmadı.


    "20 kişiye oynadığımız oldu; kapıya kadar gelen izleyiciyi geri çevirmeyiz"

    GAZANFER ÖZCAN
    Allah nazardan saklasın, çok yoğun bir istek var. 17 Şubat'a kadar bütün biletler satıldı. Biz 1962'de kurulduğumuzdan 1970 yılına kadar devamlı üç-dört haftalık bilet sattık. Öyle bir şanımız var. Ama bu, televizyonla beraber değişmeye başladı, 20 kişiye oynadığımız oldu. Kapıya gelen seyirci çevrilmez, bizim için zuldür böyle bir şey.
    Şehir Tiyatrosu'nda çalışırken, 1956-57 yıllarında Eminönü Halkevi'nde "Ayşe'nin Marifetleri" diye bir oyun oynuyorduk. Yılbaşı gecesi iki öğrenci büfede ders çalışıyordu, sonra bilet almışlar. Başka da gelen olmadı, gittim dedim ki "Ne olur siz de biletlerinizi iade edin de bizi eziyete sokmayın. Biz 15 kişiyiz içerde, siz iki..." "Yok, seyredeceğiz" dediler. Uzun uzun pazarlık yaptık ama ikna edemedik, oturduk iki kişiye oynadık.



    "1960'larda gişe sabah 10.00'da açılırdı, 10'u çeyrek geçe bilet kalmazdı"

    METİN SEREZLİ
    İyi seçilmiş, iyi çalışılmış işler doluyor. Demek ki bu yıl tiyatrolar çok iyi işler çıkardı. 1960'larda, Türk tiyatrosunun altın çağı kabul edilen zamanlarda bunu çok yaşadık. O zamanlar daha da kaliteli eserler seçilebiliyordu, çünkü İstanbul seyircisi çok farklıydı. Tiyatroya gitmek bir alışkanlıktı, kimse ben bu oyunu görmedim diyemezdi.
    Küçük Sahne'de cuma akşamları 17.00'de talebe matineleri vardı. Biletler bir hafta önceden çıkardı. Gişe sabah 10.00'da açılırdı, 10'u çeyrek geçe bilet kalmazdı. Büyük bir çoğunluğu Musevi, Ermeni ve Rum seyircilerdi. Türkiye onları elinden kaçırdıktan sonra da sanatsal olaylar gerilemeye başladı. Bugün İstanbul 20 milyona yakın bir nüfusa sahipse kendi içinde çoğalmadı ki, göçlerle çoğaldı. Gelenler de tiyatro kültüründen yoksundu.



    "İsterseniz sahneye oturun ama ikinci perde randevuevinde geçiyor"

    HALDUN DORMEN
    Haftada dokuz temsil oynardık eskiden. "Bit Yeniği", "Yaygara 70", "Şahane Züğürtler" her temsilde dolu salona oynardı. Ama sırada bekleyen oyunlar var diye bir sezon oynar, bırakırdık. "Sokak Kızı İrma" 2 bin kişilik Atlas Sineması'nda oynardı, başrol oyuncusu Gülriz Sururi ile çıkıp gişenin önündeki kuyrukları seyrederdik.
    "Bit Yeniği"ni oynuyorduk. Bütün biletler bitmişti. Oyun başladı, antremi beklerken Altan Erbulak'ın sahnede garip laflar ettiğini duydum. Bir baktım, sahnenin ortasında bir hanımla konuşuyor. Meğer bu hanım kalkıp ta Adapazarı'ndan gelmiş, biletini de almış ama tiyatro o kadar dolu ki ayakta kalmış. Altan da diyor ki, "İsterseniz sahnenin kenarına iskemle koyalım, burada oturun; ama sizi uyarayım ikinci perde randevuevinde geçiyor."

    milliyet
     
  2. 8 Şubat 2008
    Konu Sahibi : ressam1970
  3. PurpleRain

    PurpleRain what if i'm the bad guy? Üye

    Katılım:
    29 Ocak 2008
    Mesajlar:
    8.294
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    146
    tiyatroya gitmeyi çok seviyorum, fakat bilet bulamamak benim de en büyük problemim..
     
  4. 6 Mart 2008
    Konu Sahibi : ressam1970
  5. EU2

    EU2 Guest

    İnternetten ayırtıyorum ben biletlerimi.Ama sürekli takip etmek lazım.En az bir hafta önceden bakamak lazım ki yer olsun.