Topkapı Sarayı

Konusu 'Türk ve Türkiye Tarihi' forumundadır ve UzmaN tarafından 25 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    25 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  1. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    TOPKAPI SARAYI

    Topkapı Sarayı İkinci Avlu Girişi (Bab-üs Selam)
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Harem Vitrayları
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Hazinesi Hançer
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Kaşıkçı Elması
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Hazine Eşyası
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Kutsal Emanetler Bölümü
    [​IMG]

    Topkapı sarayı Bağdat Köşkü
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Bayram tahtı
    [​IMG]
     
  2. 25 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  3. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    Topkapı Sarayı Akağalar Kapısı
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Akağalar Kapısından Arz Odasına Geçiş
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Nadir Şah'ın Tahtı
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Harem
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı Harem Yemiş Odası
    [​IMG]

    Topkapı Sarayı I. Ahmet'in Tahtı
    [​IMG]
     
  4. 25 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  5. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    TOPKAPI SARAYI

    Topkapı Sarayı dünyada günümüze gelebilmiş sarayların en eskisi ve genişi Topkapı Sarayıdır. İstanbul'da Sarayburnu sırtlarında yaklaşık 400 yıl Osmanlı Devletinin idare merkezi olan saray. Sultanahmed ile Haliç ve Boğaz sahilini kaplıyordu. Asıl alanı 700.000 m2 kadardı. İnşasına Fatih Sultan Mehmed (1451-1481) zamanında 1465 yılında başlandı. Osmanlı teşrifatında ilk adı “Saray-ı Cedîd-i Âmire” olup, “Yeni saray” demekti. Fatih, sarayın tek binadan değil, birçok köşk ve dairelerden meydana gelmesini istiyordu. Saray inşaatına bu istek üzerine başlandı. Osmanlılar devrinde devamlı ilave ve tadilat yapılıp, genişletilerek, ihtiyaca cevap verilecek hale getirildi. Sultan İkinci Mahmud zamanında, 1825 yılında ahşap olarak “Topkapı Sarayı” adıyla yeni bir saray yapıldı. Bütün yeni saraya“Topkapı Sarayı” denildi. Yangınlar ve demiryolu inşaatı sebebiyle pekçok köşk ve daire tahrip olup, yıkıldı. Atatürk'ün emri ile 3 Nisan 1924'den beri müze olarak kullanılmaktadır. Konumu Haliç'i , Boğaziçi'ni ve Marmara denizi gören, çok gözel manzaralı, İstanbul'un ilk kuruluş yeri olan bilinen akropol tepesidir.

    TARİHÇE​


    Tarihi İstanbul üçgen yarımadasının en uç noktasında, 5 km.yi bulan surlarla çevrili, 700.000 m2 özel araziye sahip bir kompekstir. İstanbul'un fethini 1453'te gerçekleştiren genç Fatih Sultan Mehmet, İmparatorluk tahtını bu şehre taşımıştı. Kurduğu ilk saray şehrin ortasında bulunmaktaydı. 1470'lerde yaptırdığı ikinci saraya, önceleri yeni saray, yakın tarihlerden beri de Topkapı Sarayı denilmektedir. Burası, tarihte bilinen diğer Türk sarayları gibi, klasik bir Türk sarayıdır. Değişik fonksiyonları olan, ağaçlarla gölgelendirilmiş, biribirini takip eden ve abidevi kapılarla ayrılmış avlulardan oluşmuştur. Fonksiyonel yapılar bu avluların çevresine serpiştirilmiştir. Saray, kurulduğu çağdan başlayarak Sultanların yaptırdığı birçok değişiklik ve eklemelerle sürekli gelişmiştir. Sultanların 1853'te gösterişli Dolmabahçe Sarayına taşınmaları ile resmi saraylıktan çıkmış ve hızla harap olmaya yüz tutmuştu. Cumhuriyet döneminde 50 yılı aşan sürekli onarımlar Topkapı Sarayını eski sade güzelliğine kavuşturmuştur. Sarayda sergilenen müze parçalarının pek çoğu dünyada eşi-benzeri olmayan şaheserlerdir. Saray olarak kullanıldığı devirlerdeki fonsiyonları, tarihteki diğer saraylara göre oldukça değişiktir. Burası imparatorluğun tek sahibi Sultanın resmi ikametgâhı olmakla beraber, resmi devlet işlerinin merkezi, bakanlar kurulunun toplantığı, devlet hazinesi, darphanesi ve arşivlerinin bulunduğu yerdi. İmparatorluğun en yüksek öğrenim kurumu, Sultanın ve devletin üniversitesi de sarayda bulunurdu. Osmanlı Türk İmparatorluğunun kalbi, beyni ve her anlamdaki tek merkezi burasıydı. Kuruluşundan epey sonra da sultanların özel haremleri de bu saraya yerleştirilmişti. Osmanlı Türk İmparatorluğu Türklerin tarihte kurduğu 16 bağımsız devletten en uzun ömürlü ve en geniş topraklara sahip olanıdır.

    622 yıl süren bu dev imparatorluk Akdeniz'i ve Karadeniz'i çevreleyen Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında yüzyıllarca hüküm sürmüştür. Değişik ırk ve değişik dinlerden pek çok ulusu idaresinde birleştirmiştir. Tarihte böylesine geniş topraklara bu kadar uzun süre hükmeden diğeri de Roma İmparatorluğudur. Osmanlı Türk İmparatorluğunda 36 Sultan hüküm sürmüş ve 16. yy. başlarından itibaren, halifelik ünvanı ile de, İslam dünyasının dinsel hükümranlığını üstlenmiştir. Sarayda Sultanın özel avlusunda bulunan okulda eğitimini tamamlayan yetenekli memurlar, geniş imparatorluğun yönetimi ve örgütlenmesinde büyük bir sadakatla başarı göstermişlerdir. Vezir ve sadrazamların pek çoğu bu okulun mezunlidi. Topkapı Sarayında gün ışığı ile başlayan hayat her adımda, her durumda, büyük tören ve katı protokol kurallarına bağlı idi. Asırları bulan kökleşmiş gelenek ve göreneklere herkesin uyması şarttı. Bu husus imparatorluğun çöküş devrinde bile kati kuraldı. Batı dünyası protokol usülleri, daima bu sarayın kurallarının etkisinde kalmıştır. Topkapı Sarayının sahil köşk ve pavyonları geçen yüzyıl sonlarında tahrip olmuşlardır. Değişik çini, ağaç işleri ve mimari üslupları, Topkapı Sarayında Türk sanatının gelişmesini, üslup farklarının uyumunu en güzel şekilde gösterir.

    BİRİNCİ AVLU​


    Sarayın birinci avlusuna Bab-ı Hümayun diye bilinen İmparatorluk kapısından girilir. Kapı dışındaki anıt çeşme 18. yy. Türk sanatının en güzel örneklerindendir. Birinci avluda saray fırınları, darphane, muhafız alayı, odun depoları ve aşağıdaki düzlüklerde özel sebze bahçeleri yer alırdı. Sarayın ilk yapısı Çinili Köşk ve Arkeoloji Müzesi de bu avludadır. Girişi takiben solda 6. yy. Bizans eseri olan Aya İrini Müzesi yer alır.

    İKİNCİ AVLU​


    Topkapı Sarayı Müzesinin ana girişi, ikinci kapı olan Bab-üs Selam, orta kapıdır. İkinci avlu devlet ve hükümetin yönetim merkezidir. Yalnızca sultanların at bindiği bu avluda, halktan resmi işi olanlar, özel ödeme günlerinde maaşlarını alan yeniçeri temsilcileri, elçi kabulleri ve devlet törenleri yapılırdı. 5-10 bin kişinin mevcut olabildiği törenlerde, tam bir sessizliğin hüküm sürdüğü bilinir. Sultanların katıldığı tören ve olaylarda imparatorluk tahtı bu avlunun diğer yanındaki kapının önüne yerleştirilir ve bir saygı ifadesi olarak tüm katılanlar elleri önlerinde kavuşmuş olarak dururlardı. Avlunun sol yanında kabinenin toplandığı yönetim bölümü yer alır. Sarayın tek kulesi de buradadır. Devlet adaletinin bu divanda dağıtılmasından dolayı buraya Adalet Kulesi denilirdi. Bu kuleden bütün İstanbul ve liman gözetlenebilirdi. Kulenin tek girişi harem kısmında bulunmaktadır.

    HAREM​


    16 yy. ortalarına kadar şehrin başka semtindeki Eski Sarayda yerleşikti. Topkapı Sarayı Haremi dar uzun koridorlar, küçük iç avlular etrafına serpiştirilmiş 400 kadar odadan oluşmuştur. Burası çağlar boyunca değişikliklere uğrayarak gelişmiştir. Sultanın annesi, kız, erkek kardeşleri, ailenin diğer fertleri ve geniş aileye hizmet eden cariye ve harem ağalarının bulunduğu evin özel bölümü durumunda idi Harem. Dışarıya kesinlikle kapalı olan bu özel, Harem bölümü için asırlar boyu pek çok öyküler anlatılmıştır. Sultana ve ailesine hizmet verecek cariyeler, çeşitli ırkların en güzel ve sıhhatli kızları arasından seçilir veya hediye edilirlerdi. Çocuk yaşta hareme giren kızlar yıllar süren kati disiplin içinde yetiştirilillerdi. Saray usullerini öğrendikten sonra, belirli sınıflara ayrılmış bu cariyelerden sultanın gözüne girebilenler, onun karısı bile olabilirdi. İmparatorlukta kraliçe unvanı yoktu. Haremin bütün idaresi sultanın annesinin elinde idi. Zenginlik ve ihtişamın yanında dedikodu, kin ve sultana daha yaklaşabilmek için mücadele, yaşamın bir parçası idi. Yeni bir sultanın tahta geçişi, eski sultanın hareminin bir başka saraya gönderilmesine sebep olurdu. İdaresi ve kişiliği zayıf sultanlar devirlerinde harem kadınları ve harem ağalarının yönetime etkileri ve çevirdikleri entrikalar hemen ortaya çıkardı. Bütün güzellikler, entrikalar ve çirkinlikleri ile birlikte haremde yaşam, çağdaşı kadın dünyasından üstün bir yaşam şekli idi. Harem bölümünün ancak bir kısmı ziyarete açıktır. Hareketli ve renkli eski günlerinin tam tersine loş koridorlar, boş odalar ziyaretçinin ancak hayal gücünde canlanabilir. Harem gezisi sultan annesine tahsis edilen bölüm ile 40 odalı kısımdan başlar. Büyük hamam ve kubbeli, geniş sultan salonu sonraki bölümlerdir. Her münasip yere çeşme ve ocak yerleştirilmiştir. Enteresan çeşmelerin aktığı havuzlu, büyük salon 16. yy. şahane çinileri ile süslü olup, III. Murat devri eseridir. Küçük kütüphane odasına ve çok enteresan meyve ve çiçek resimleri ile bezeli 'yemiş odasına' salonun dip tarafından girilir. Harem turunun sonunda gezilen iki 16. yy. odası, camları güzel vitraylar ve duvarları zengin dekorla kaplıdır. Bu çift oda şehzadeye tahsis edilmişti.
     
  6. 25 Kasım 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  7. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146

    SİLAH KOLLEKSİYONU VE DİVAN ODASI​


    Geniş saçaklı ' Divan-ı Hümayun' bölümünün yanındaki büyük yapı devlet hazinesi idi. 8 kubbeli bina eski silahların modern biçimde sergilendiği zengin bir koleksiyondur. Sultanların kullandığı zırh ve silahlarla, saray ve ordu mensuplarının değişik çağlarda kullandıkları silahlar, diğer ülkelerden ele geçirilenlerle birlikte teşhirdedirler. . Hükümet üyelerine tahsis edilmiş Divan bölümü yanında sarayın tek kulesi Adalet Kulesi yükselir. Divan toplantıları Sadrazam başkanlığında toplanan Vezirler ve katipler ile yapılırdı. Sultanlar toplantıya katılmaz ancak, duvarda harem bölümüne açılan yüksek, perde ile kapalı bir pencereden toplantıyı dinleyebilirdi. Elçi kabullerinde ziyafet sofrası bu salonda kurulurdu.

    MUTFAKLAR VE PERSONEL KOLLEKSİYONU​


    İkinci avlunun sağ tarafında 20 bacalı saray mutfakları yer alır. Sarayda mevcudu 12.000'i geçen Çin ve Japon porselenlerinin 2500 kadarı bu bölümde sergilenmektedir. Buranın mutfak olarak kullanıldığı günlerde sayıları 1000'i geçen aşçı ve yardımcıları, sarayın değişik bölümlerine tahsis edilmiş yemekleri pişirip, gönderirlerdi. Günümüzdeki porselen teşhiri kronolojik ve modern bir sergidir. Dünyanın en zengin koleksiyonunun seçilmiş parçalarıdır. Mutfakların bir bölümü eskisi gibi muhafaza edilmiş, diğer bölümünde de İstanbul işi porselen eşya ve cam işi teşhire sunulmuştur. Ayrı bir bölümde gümüş eşya ve Avrupa porselenleri koleksiyonu yer alır. Eşsiz Çin seledonları giriş sağ salondadır. Mavi beyazlar, tek ve çok renkli porselen teşhirleri, Japon porselen salonu ile nihayetlenir. Helvahane bölümünde günlük yaşamda kullanılan madeni kapkacak, kahve takımları, tombaklar sergilenmektedir.



    ÜÇÜNCÜ AVLU​


    Üçüncü avluya Bab-üs Saade denilen, Ak Hadım Ağaların kontrol altında tuttuğu, ancak özel izni olmayan hiç kimse geçemediği kapıdan, Sultanın özel avlusuna girilirdi. Saray Üniversitesi, Taht Odası, sultanın Hazine Dairesi ve Kutsal Emanetler bölümü bu kısımda yer alırdı. Sultanlar elçi kabullerini Taht Odasında yapar, yüksek devlet memurları ile de burada görüşürlerdi. Giriş karşısındaki taht odası hizmetkârları, güvenlik nedenleri ile sağır ve dilsiz kimselerden seçilirdi. Sultanın çeşitli, değişik hizmetlerini gören subay rütbeli personel aynı zamanda saray okulunun ileri gelenleriydi. Avlunun ortasında bulunan 18 yy. III Ahmet Kütüphanesi Barok üslubunun Türk mimarisine uyumunun tipik, güzel örneğidir.
    ük bir şehir parkı
    ELBİSELER​


    Avlunun sağ yan bölümünde teşhir edilen sultan elbiseleri koleksiyonunun, dünyada bir benzeri yoktur. Özel saray tezgâhlarında, elde yapılmış kumaşlardan dikilen elbiseler 15. yy.dan beri itina ile bohçalanıp, özel sandıklarda saklanmış olup tamamı 2500 kadardır. İpek, altın ve gümüş simlerle işlenmiş elbiseler yanında, Türk Sanatının şaheserleri olan Sultanların kullandığı ipek halı, özel seccade örnekleri de teşhir edilmektedir.

    HAZİNE​

    Topkapı Sarayı müzesinin hazine koleksiyonu dünyanın en zengin, bir numaralı koleksiyonudur. 4 odada teşhir edilen eserler otantik ve orjinaldir. Değişik yüzyıllardaki Türk mücevherat işçiliğinin şaheserleri, Uzak-Doğu, Hint ve Avrupa eserleri ile birlikte seyredenleri büyüler. Hazine Bölümü sergilemesi 2001 yılında modernize edilerek değiştirilmiştir. İlave bir ücret ile gezilebilen bölümde ilk odada Osmanlı İmparatorluğunun değişik çağlarda kullandığı biri som altın kaplamalı diğeri benzersiz mine ve kıymetli taşlarla süslenmiş, bir diğeri abanoz ağacı ve üzerine fildişi kakma motifli, ötekisi bağa ve sedef kakmalı, kıymetli taşlarla süslü dört taht ve sultanların nadide taşlarla süslü sorguçları, iri taşlı zümrüt askıları yer alır. İkinci odada Rus-Çin-İran-Hind el işi güzel eserler, devlet madalyonları sergilenmektedir. Üçüncü salon vitrinlerini Yeşim, tutya ve neceften yapılma eşsiz eserler, bir 16 yy. merasim miğferi, her biri 48 kg som altından yapılan iki büyük şamdan süsler. Dördüncü salonda merasim kılıç ve hançerleri, takı ve yüzükler yanında Sarayın sembolü Topkapı hançeri, Kaşıkçı Elması, III Mustafa'nın süslü zırhı ve altın üzeri değerli taşlarla süslü beşik sergilenmektedir. Üçüncü odayı dördüncüye bağlayan, Boğaziçi'nin girişine ve Asya sahiline hakim şahane manzaralı bir balkon vardır.

    SAAT KOLLEKSİYONU BÖLÜMÜ​


    Kutsal emanetlerin yanındaki oda, dünyanın en zengin koleksiyonudur. Giriş sağ tarafında Türk sanatkârlarını saatleri yer alır. Çok değerli duvar ve masa saatleri, cep saatleri 16-19. yy.lar arası tarihlenir. Değişik markalar saraya hediye edilmişlerdi. Salonun en büyük saati 3.5 metre boyunda ve 1 metre eninde İngiliz malı olup, içinde bir org vardır. Cep saatleri arasında Sultan Abdülmecit ve Abdülaziz'lerin portreli saatleri enteresandır. Kubbeden aşağıya sarkan kuş kafesinin altı enteresan, mineli bir saattir.

    KUTSAL EMANETLER BÖLÜMÜ​


    16 yy. Mısır'ın fethini takiben saraya getirilen İslam'ın kutsal emanetleri o tarihten beri bu bölümde muhafaza edilmektedirler. Emanetlerin sergilenmesinden önce, bölüm Taht Odası olarak kullanılmıştı. Kubbeli odaların duvarları çinilerle kaplıdır. Hz. Muhammed'in kılıçları, yayı ve değerli bir kutu içerisinde muhafaza edilen hırkası koleksiyonun önemli parçalarıdır. Odadaki büyük, süslü işlemeli, kubbeli kafes gümüşten mamuldür. Diğer oda vitrinlerinde Peygamberin, mührü, sakal kılları, mektup ve ayak izleri sergilenmektedir. İlk el yazma Kuranlardan birisi, Kâbe'nin anahtarları, önemli kişilerin kılıçları diğer eserlerdir.

    SULTAN PORTRELERİ GALERİSİ​


    Kutsal Emanetler bölümü ile Hazine arasında, müze müdüriyetinin bulunduğu önü sütunlu binadadır. Büyük salonda zaman, zaman değiştirilen sergiler yer alır. Topkapı Sarayı Müzesinde zengin, değişik belgeler, kitaplar, minyatürler, yazı takımları gibi kıymetli eserler bulunmaktadır. Bu nadide parçalar buradaki salonda zaman içerisinde sergilenir. Salonun balkon şeklindeki galeri duvarlarında Sultanların yağlı boya tabloları bulunmaktadır.

    DÖRDÜNCÜ AVLU​


    Sarayın üçüncü avlusundan koridorlar ile dördüncü avluya, bahçeler içindeki pavyonlara geçilir. Burada sarayın tek ahşap pavyonu, 17. yy. zengin işlemeli ve çinilerle süslü Bağdat ve Revan köşkleri ve nihayet saraya inşa edilen en son yapı olan Mecidiye köşkü yer alır. Köşkün alt katı ziyaretçilere ayrılmış lokantadır. Bağdat köşkünün önündeki teras Haliç, Galata bölümü ve Eski İstanbul'un kubbeler ve minarelerden oluşan eşsiz manzarasının birlikte seyredilebileceği en uygun yerdir. Saray yamaç bahçeleri halka tahsis edilmiş büydır.
    [İçerik-Alıntıdır)
     
  8. 21 Aralık 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  9. Derin__Su

    Derin__Su derin sular ÜZGÜN Üye

    Katılım:
    14 Aralık 2008
    Mesajlar:
    5.394
    Beğenildi:
    118
    Ödül Puanları:
    163
    Eserlerimizin güzelliklerine bakin, diger konular full ceker ama böylesine güzel bi paylasim cevapsiz birakilmis:S Sonradan neden sahip cikmiyoruz oluyor.. Cok yazik ya.. Topkapi sarayi cok büyülü geliyor bana, tarihi yerleri gördügümde icim bi tuhaf olur herzaman..
     
  10. 21 Aralık 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  11. UzmaN

    UzmaN Popüler Üye Üye

    Katılım:
    19 Şubat 2007
    Mesajlar:
    5.097
    Beğenildi:
    8
    Ödül Puanları:
    146
    Tarihsiz bir yaşam düşünemiyorum..Hem seviyorum hem de sahip çıkıyorum kendi adıma:))

    Konulara cevap yazılmaması önemli değil,önemli olan bunlar var ve bunlar bizim tarhimiz diyebilmek..Ben zevk alarak tarih konularını açıyorum,açarken okuyorum bilgilerimi tazeliyorum,eksiklerim varsa bu şekilde tamamlıyorum..Tarih başlığını e ansiklopedi gibi düşünelim biz en iyisi:)) Bugün yaşananlar bile,on yıl sonra yüz yıl sonra tarih olarak karşımıza gelecek.

    Dediğim gibi tarih sevmek bambaşka bişeydir..

    Yorum ve tarihe yaklaşım tarzınızdan dolayı teşekkür ediyorum..

     
  12. 21 Aralık 2008
    Konu Sahibi : UzmaN
  13. gxuxz_gxuxzeli

    gxuxz_gxuxzeli Popüler Üye Üye

    Katılım:
    8 Kasım 2007
    Mesajlar:
    1.237
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    içine girdiğime gerçekten değecek bir yerdi..büyülü o tarihi etrafı incelerken yaşatan bir yerdi..
     
  14. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  15. lightlife

    lightlife eylülde geeeeellll :) Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2009
    Mesajlar:
    8.752
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    148
    Emeğine sağlık, oraları kaç kere gittim gördüm hatta en son 2 hafta önce gittim ama mutfak bölümü ziyarete kapanmış:KK43: diğer yerlerde de çok sıra vardı yoğunluktan giremedim ama kutsal değerlerimizin olduğu yeri gezdim..bende zaten tarihimize karşı bi ilgi var buyüzden müzekart aldım ama onunlada heryere girilmiyo..Tarihe ilgisi olanlara tavsiye edeceğim yerler şunlar olabilir; Eski uygarlıklar ile ilgili begama.. heryeri tarih..dünyanın ilk hastanesi var(asklepiondu sanırım adı),bergama müzesi,akropol,kızılavlu,afyonda arkeoloji müzesi.atatürk dönemil ile ilgili dolmabahçe,anıtkabir.osmanlı dönemi ile ilgili topkapı sarayı,yıldız şale.Bide çanakkale şehitliklerine mutlaka gidin derim.. Bu arada tavsiye edeceğiniz yerler varsa cevabınızı bekliyorum..
     
  16. 28 Nisan 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  17. lostsun

    lostsun Popüler Üye Üye

    Katılım:
    5 Haziran 2008
    Mesajlar:
    1.239
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    146
    tarihimiz o kadar anlı şanlı ki biz kıymetini bilmiyoruz.başka bir millette bu kadar zenginlik olsaydı kimbilir nasıl korurlar nasıl tanıtırlardı.tarih bilinci çok önemli.
     
  18. 30 Nisan 2009
    Konu Sahibi : UzmaN
  19. lightlife

    lightlife eylülde geeeeellll :) Üye

    Katılım:
    4 Şubat 2009
    Mesajlar:
    8.752
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    148
    Bu cumartesi topkapı sarayında tarihi resimlerin sergisi var..ılgilenenlere duyurulurr..