Tunç Çağının Gizemli Kadınları

Konusu 'Diğer Sanat Alanları' forumundadır ve husel tarafından 13 Mayıs 2008 başlatılmıştır.

    13 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : husel
  1. husel

    husel er:) Üye

    Katılım:
    16 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    1.849
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    148
    [​IMG]

    Bir süre önce, günümüzden 5 bin yıl öncesinin besleyen, doğuran, üreyen, kutsal, küçük kadınlarının davetine kayıtsız kalamamıştım. Yapı Kredi Vedat Nedim Tör Müzesi’ne, göreceklerim karşısında nasıl büyüleneceğimi kurgulayarak gittim.. Çünkü Ana Tanrıça benim için önemliydi.. Çatalhöyük ile ilgili ilk gördüğüm resim ortaokul yıllarıma dayanır ki; bu resim iri göğüslü, şişman bir kadındı.. O zaman ki aklımla ne düşündüğümü hatırlayamıyorum ama şu an çok şey ifade ediyor bana o resimdeki Ana Tanrıça..


    [​IMG]

    Sonra Efes Artemis’iyle tanıştım.. Bol göğüslü olarak yontulmuş bu Artemis, hemen bolluğu ve bereketi gözler önüne seriyordu. Zaten Ana Tanrıça denilince akla doğurganlık, çoğalma gelir. Peki, bu iki karakter arasındaki zamanda Ana Tanrıça kültü kesintiye mi uğramıştı? Tabi ki hayır.. Bu sergi aradaki boşluğu kısmen kapatan bir belgeseldi benim için..

    [​IMG]

    Ana Tanrıça kültünün ortaya çıkışı, M.Ö. 40.000–30.000’lere rastlar. Bu dönemde yaşam mücadelesiyle uğraşan insanoğlu, yaradılışını sorgulamış ve bir hayat dünyaya getiren, onu koruyan, kendinde var olan sütüyle besleyip, büyüten bir varlığın bu doğal özellikleri, Ana Tanrıça kültünün çıkış sebebi olmuştur.

    Kent yaşamına geçilen Tunç Çağı’nda (M.Ö. 3200-2000) değişen yaşam koşulları gibi, Ana Tanrıça figürlerinin de değiştiğini gördüm bu sergide.. Öyle Neolitik Dönem Ana Tanrıçaları gibi abartılı uzuvları yok, incelmiş; baş, boyun ve vücuttan oluşan idollerle karşılaştım.. Göğüsleri belirtilmiş ve genelde, besleyici uzuvları olan bu göğüsleri elleriyle kapatır şekilde betimlenmişler.. Bazılarının sadece gözleri belirtilmiş, iri delikler halinde.. Aklıma o an Tanrıların Tanrısı Zeus’un çift yüzlü baltası (labrys) ile birlikte bazen bir göz bazen de bir kulağın betimlendiği, tapınak duvarları geldi. Böyle bir betimleme, “Tanrı sizi görüyor” ya da “Tanrı sizi duyuyor” anlamına gelirdi. Bazı Tanrıça figürinlerinde yalnızca gözlerin gösterilmesi aynı yönde bir inanış mıydı acaba? Kim bilir, belki de “ben her şeyi görüyorum” diyordu sessizce..




    Bu kadar çok kadın figürinlerinin yapılması için ise, söylenecek tek bir şey var; onun yaratma gücüne kayıtsız kalamayan insanoğlunun ona tapması..
     
  2. 13 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : husel
  3. nanelinargile

    nanelinargile Popüler Üye Üye

    Katılım:
    24 Şubat 2008
    Mesajlar:
    378
    Beğenildi:
    6
    Ödül Puanları:
    108
    tebrik ederim çok guzel bir yazı hazırlamışsınız.