tüp bebek tedavisi ile ilgili herşey

Konusu 'Tüp Bebek Özel Bölüm' forumundadır ve tere tarafından 25 Haziran 2007 başlatılmıştır.

    25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  1. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    merhabalar
    arkadaşlar burdan sizlere yardımı olacağını düşündüğüm benim faydalandığım sizlerinde okumasını istediğim konular var.eminim kafalardaki bir çok soru işaretini kaldıracaktır.sevgiler...


    Tüp bebek tedavisinde yeni dönem


    Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftlerin bebek özlemine son veren tüp bebek tedavisiyle ilgili yeni düzenlemeler içeriyor.

    Mevcut sisteme göre SSK’lı hastalar özel merkezlerden yararlanamazken, Genel Sağlık Sigortası’nın yürürlüğe girmesiyle özel-kamu ayrımı kalkacağı için Sosyal Güvenlik Kurumuyla anlaşmalı her merkeze başvurulabilecek. Mevcut sisteme göre 3 olan deneme sayısı 2’ye düşecek.

    Anayasa Mahkemesi’nin bazı hükümlerini iptal ettiği Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun yürürlük tarihi değiştirilmediği takdirde 1 Ocak’tan itibaren uygulanacak 63. maddesi, evli olmakla birlikte çocuk sahibi olamayan genel sağlık sigortalısının kadınsa kendisinin, erkekse karısının yardımcı üreme yöntemiyle tedavisine ilişkin kuralları düzenliyor.

    Buna göre, şu şartların birlikte gerçekleşmesi halinde tüp bebek tedavisi, Kurumca karşılanacak:

    * Tıbbi tedaviler sonrasında normal yöntemlerle çocuk sahibi olunamadığı ve ancak yardımcı üreme yöntemiyle çocuk sahibi olunabileceğinin, Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından tıbben mümkün görülmesi,
    * 23 yaşından büyük, 39 yaşından küçük olunması,
    * Son 3 yıl içinde diğer tedavi yöntemlerinden sonuç alınamadığının Kurumca yetkilendirilen sağlık hizmet sunucularının sağlık kurulları tarafından belgelenmesi,
    * Uygulamanın yapıldığı tıbbi merkezin, Kurum ile sözleşmesinin bulunması,
    * En az 5 yıldır genel sağlık sigortalısı veya bakmakla yükümlü olunan kişi olup, 900 gün genel sağlık sigortası prim gün sayısının bulunması.

    Mevcut düzenlemeye göre 3 olan deneme sayısı yeni sistemde 2’ye, 40 olan yaş sınırı da 39’a düşecek.

    “SÖZLEŞMESİ OLAN HER KURUMA BAŞVURULABİLECEK”

    Genel Sağlık Sigortası Genel Müdürü Sami Türkoğlu, mevcut sisteme göre Bağ-Kur ve Emekli Sandığı mensupları ile Yeşil Kartlıların tüp bebek tedavisi için özel sağlık kurumlarına başvurabildiğini, SSK’lıların ise sadece kamu sağlık kurumlarından yararlanabildiğini hatırlattı.

    Yeni sistemde kamu-özel ayrımının ortadan kalkacağını bildiren Türkoğlu, “Genel Sağlık Sigortası ile sağlık kuruluşları arasındaki kamu-özel ayrımı ortadan kalkacağı için bizim şartlarımızı ve verdiğimiz fiyatı kabul ederek sözleşme imzalayan her sağlık kurumuna başvurulabilecek” dedi. Türkoğlu, fiyatlandırma konusunda çalışmaların sürdüğünü, bu konuda bir rakamın henüz ortaya çıkmadığını bildirdi.

    DENEME SAYISI 3’DEN 2’YE DÜŞECEK

    Türk Jinekoloji Derneği Başkanı Prof. Dr. Bülent Tıraş, yeni sistemle tüp bebekte deneme sayısının 3’den 2’ye düşürülmesini eleştirerek, “Başarı şansı birinci denemede yüzde 50-55, ikinci denemede yüzde 70-75, üçüncü denemede ise yüzde 80-85’tir. Deneme sayısı ikiye düşürüldüğünde yüzde 10-15’lik bir kesimin gebelik şansı ortadan kalkar” dedi.

    Yeni sistemle yaş aralığının 23-39 olarak belirlenmesinin de yanlış olduğunu savunan Tıraş, “18 yaşında evlenen ve eşinde hiç sperm olmayan bir kadının çocuk sahibi olabilmesi için mutlaka tüp bebek yöntemine başvurması lazım. Ama bu çift çocuk sahibi olabilmek için 4 yıl beklemek zorunda kalacak” diye konuştu.

    Normal yolla bebek sahibi olamayan kadınların tüp bebek yöntemiyle 43 yaşına kadar anne olabileceğini, ancak bu şansın 37 yaşından sonra ciddi olarak azaldığını anlatan Tıraş, “Yaş sınırı neden 37 değil de 39 oldu, hangi kriterler göz önüne alınarak 40’dan 39’a düşürüldü belli değil. Bu tür düzenlemeler bilimsel gerçekler göz önüne alınarak yapılmalıdır” görüşünü savundu.

    SSK’lıların tüp bebek tedavilerinin, kamu hastanelerine başvurmak koşuluyla yaklaşık bir yıldır kurumca karşılandığını hatırlatan Tıraş, “SSK’lılar bir yıldır üvey evlat muamelesi görüyordu. Diğer kurum mensupları özel merkezlere başvurabilirken SSK’lıların bu haktan yararlanmaması yanlıştı. Dünyada tüp bebek tedavileri özel merkezlerde yapılıyor. Ayrıca geri ödeme kurumlarının bu işlem için ödediği bin 250 YTL de yeterli değil. Bir nevi sübvansiyon. Bu tutar artırılmalıdır” dedi.

    RUHSATLI TÜP BEBEK MERKEZLERİ


    Tüp bebek yöntemi normal yollardan çocuk sahibi olamayan çiftler için umut haline gelirken, üremeye yardımcı merkezlerin sayısı da her geçen gün artıyor. Sağlık Bakanlığından ruhsatlı merkezlerin sayısı son 6 ayda 78’den 84’e yükselirken, yeni merkezler İstanbul, Bursa, Adana ve Gaziantep gibi büyük illerde açıldı. 84 merkezin 63’ü özel, 21’i ise kamuya ait.

    İstanbul’da 26’sı özel, 6’sı kamu olmak üzere toplam 32, Ankara’da 8’i özel 7’si kamu olmak üzere toplam 15, İzmir’de ise 5’i özel, 2’si kamu olmak üzere toplam 7 merkez bulunuyor.

    Üremeye yardımcı merkezlerin illere göre dağılımı şöyle:
    İstanbul (32), Ankara (15), İzmir (7), Bursa (6), Adana (5), Antalya (3), Kayseri, Konya ve Gaziantep (2’şer), Denizli, Diyarbakır, Erzurum, Eskişehir, Kocaeli, Malatya, Sakarya, Samsun ve Trabzon (1’er).

    “BAŞARI ORANI SORGULANMALI”

    Tıraş, Sağlık Bakanlığının ciddi bir ruhsatlandırma politikası olduğunu ifade ederek, “Tüp bebek sahibi olmak isteyenler başvuracakları merkezin ruhsatlı olup olmadığına dikkat etmeli” dedi.

    Bu çiftlerin ayrıca merkezdeki hekim ve embriyologların üremeye yardımcı tekniklerin eğitimini alıp almadığını ve merkezin başarı oranını da sorgulamalarını isteyen Tıraş, ekipte bulunan hem hekim hem de embriyologların iyi yetişmiş olması gerektiğini vurguladı.

    İyi bir tüp bebek merkezindeki fiziki ve teknik alt yapının da yeterli olması gerektiğini anlatan Tıraş, nitelikli bir merkezin ayda en az 50 uygulama yapması, eve bebek götürme oranının ise yüzde 35’in altında olmaması gerektiğini söyledi.
    hamileyiz.biz
     
  2. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  3. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Tüp bebek... Ama ne zaman?


    Pek çok çiftin en büyük arzusudur bir çocuk sahibi olmak... Ancak bunun için bazen doğal yollar yeterli olmuyor. İşte, bu noktada ...tüp bebek... merkezleri devreye giriyor. Ama tüp bebek herkese uygulanabilen bir yöntem değil. Yaş ve sorunun niteliği çok önemli. Biz de uzmanlara sorduk: "Tüp bebek kime, ne zaman uygulanmalı?"

    "Hamilesiniz..."Tüm yaşantınız boyunca alabileceğiniz en güzel müjde bu olsa gerek. Öyle ya, sevginizin ortak meyvesi olan o minik bedeni nihayet mutlulukla bağrınıza basabileceksiniz...Peki, ya bu cümleyi doktorunuzdan bir türlü duyamıyorsanız? Üzülmeyin! Çünkü, günümüzde, modern tıp alanında yaşanan gelişmeler, infertilite yani kısırlık sorununa karşı size pek çok çözüm sunuyor. Bu yöntemlerden en sık başvurulanı, hiç kuşkusuz tüp bebek. Ancak, madalyonun öbür yüzünü de unutmayalım; tüp bebek gereksiz yere uygulandığında pek çok sorunu da beraberinde getiriyor!

    TÜP BEBEK NEDİR?

    * Sperm ve dişi yumurta hücrelerinin laboratuar koşullarında birleştirilmesi sonucunda oluşan embriyoların, rahme transfer ilkesine dayanıyor.

    *Tüp bebekte yaş sınırlaması getirilmiyor.

    *Tedavi maliyeti 2-3 bin dolar arasında değişiyor.

    *Çoğul hamileliğin önlenmesi için, istisna durumlar dışında embriyo sayısı 2-3 ile sınırlı tutulmalı.

    *Uzmanlar hem bedenen hem de ekonomik anlamda sıkıntıya düşmemeniz için yöntemi 3-4 denemeyle sınırlamanız gerektiğini belirtiyorlar. Ancak literatüre göre 12. denemede hamile kalanlar da var.

    NASIL UYGULANIYOR?

    Yumurtalıkların uyarılması: İlaçlarla yumurtalıklardan çok sayıda olgun yumurta üretilmesi sağlanıyor.

    Yumurtaların toplanması: Ultrason yardımıyla ameliyathanede gerçekleştiriliyor. İğne ve iğneye bağlı elektronik pompa aracılığıyla yumurtalar toplanıyor.

    Emriyo gelişimi: Yumurtalar toplandığı gün, eşe mastürbasyon yoluyla meni veriyor. Hareketli spermler, toplanan yumurtalarla birlikte vücut ortamına ayarlı özel kaplara yerleştiriliyor.

    Embriyo transferi: Gelişen embriyoların kaliteleri değerlendirilerek, uygun sayıda embriyo, transfer kataterinin içine alınıyor. Embriyolar, kateterin ucuyla rahim içine bırakılıyor.

    Test: 10 gün sonra hamilelik testi yapılıyor

    hamileyiz.biz
     
  4. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  5. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Tüp bebeğe gülümseyerek hazırlanın


    Dünyada, laboratuvar ortamında döllenen ilk bebeğin, Louisa Brown'ın doğumundan bu yana geçen 25 yılda yardımcı üreme tekniklerinde büyük mesafeler alındı. Ancak uzmanlar, teknik boyutun yanında çok önemli bir faktöre işaret ederek, hastanın psikolojik durumunun gebelik başarısı üzerindeki etkisine dikkat çekiyor.

    Ege Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Opr. Dr. Kaan Bozkurt, Türkiye'de tüp bebekle gebelik oranının, Avrupa standartlarının üzerinde olduğunu, bu konuda oldukça mesafe alındığını söyledi. ''Avrupa'da tüp bebekle gebelik ortalaması yüzde 30 civarında. Biz bu oranların üzerindeyiz'' diyen Dr. Bozkurt, şöyle devam etti:

    ''Bunun nedenlerinin başında titizlik geliyor. Çünkü bunu bir zincir olarak düşünürseniz, tedavi en zayıf halkada koptuğunda başarı şansınızı çok düşürürsünüz. Bir yanını iyi, diğer yanını eksik yapma şansınız yok. Her halka sağlam olmalıdır. Teknoloji olacak, bunu değerlendirmesini bilen ekip olacak, bir de bu işi yapanlar iyi motive olacak. İşte tam burada ekibin ve hastanın psikolojik durumları çok önemli.''

    Tüp bebek için bir sağlık kuruluşuna başvuran hastanın, bu aşamaya kadar olan sürede madden ve manen yorgun olabileceğini ve çeşitli endişeleri taşıyabileceğini belirten Dr. Bozkurt, ilk adımda, bu duygunun kırılması gerektiğini söyledi.

    ''HASTAYLA PAYLAŞIM''
    Öncelikle çiftin öyküsünün alınması, muayenesinin yapılması ve daha önce uygulanan tetkiklerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Kaan Bozkurt, tıbbi son değerlendirmenin mutlaka hastayla paylaşılmasının önemini vurguladı. Dr. Bozkurt, şöyle devam etti:

    ''Bizdeki en önemli eksikliklerden biri, hastanın bilgilendirilmemesidir. Önce hastanın psikolojik olarak rahatlaması ve güven duygusunu hissetmesi gereklidir. Bunun için ciddi bir zaman ayrılması ve ayrıntılı görüşmeler yapılması gereklidir. Eğer uygulamaya güven duygusunu oluşturmadan başlarsanız, gebelik şansını azaltırsınız. Güven herşeyin başıdır. Sonrası zaten tekniktir. Sadece hastanın değil, tüp bebek ünitesinde çalışan herkesin ruh hali önemlidir. Sonuçta bu, hastaya yansır.''

    Opr. Dr. Bozkurt, her 100 evli çiftten 15'inin çocuk sahibi olmakta güçlük çektiğini de sözlerine ekledi. Bunlardan yarısının durumunun er geç tüp bebek uygulaması gerektirdiğini ifade eden Dr. Bozkurt, erkek ve kadın faktöründen kaynaklı sorun oranının da aşağı yukarı aynı olduğunu vurguladı.

    Bu arada tüp bebek uygulamasında yaş faktörünün de başarı oranını etkilediği belirtildi. Uzmanlara göre, yirmili yaşlarda yüzde 50'nin üzerinde olan gebe kalma oranı, 35 yaştan sonra yüzde 30'lara düşüyor. Bu oran, kadının yumurtalık veriminin az olması halinde giderek aşağılara inebiliyor.

    hamileyiz.biz
     
  6. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  7. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Türkiye’de 65 Tüp Bebek Merkezi Var


    Türkiye genelinde Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlı 20’si kamu 65 tüp bebek merkezi faaliyet gösteriyor. Bu merkezlerin 26’sı İstanbul, 15’i Ankara’da.

    Sağlık Bakanlığı Ana Çocuk Sağlığı ve Aile Planlaması Genel Müdürlüğü’nden yapılan açıklamada, bakanlıkça hazırlanan, “Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği”nde yapılan değişiklikle, üremeye yardımcı tedavi merkezlerinin çalışma yapabilmesi için Sağlık Bakanlığı’ndan izin almasının hükme bağlandığı anımsatıldı.

    Türkiye’de Eylül 2005 itibariyle Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsat almış 20’si kamuya ait, 65 tüp bebek merkezinin faaliyet gösterdiği belirtilen açıklamada, bu merkezlerin 26’sının İstanbul’da, 15’inin Ankara’da, 6’sının İzmir’de, 4’ünün Adana, 3’ünün Antalya’da bulunduğu kaydedildi. Açıklamada, Bursa, Kayseri, Konya illerinde 2’şer, Denizli, Sakarya, Samsun Eskişehir, Kocaeli illerinde de 1’er tüp merkezinin faaliyet sürdürdüğü bildirildi.

    Bakanlık girişimiyle normal yollardan çocuk sahibi olamayan ailelerin yaptıracakları tüp bebek tedavisinin, “zorunlu sağlık harcaması” sayılmasına ilişkin bir maddenin “Bütçe Uygulama Talimatı”na eklendiği de anımsatılan açıklamada, şu anda Emekli Sandığı, Bağ-Kur ve Yeşil Kartlı vatandaşlara tüp bebek tedavisinde devlet desteği sağlandığı bildirildi.

    SSK’lı vatandaşların ise kapsam dışında yer aldığı belirtilen açıklamada, bunun SSK Kurumu’nun tasarrufundaki bir konu olduğu belirtildi.

    Açıklamada, tıbbi yönden bebek sahibi olamayacaklarına dair sağlık kurulu raporu alan çiftlerin, istedikleri merkezde tüp bebek tedavisine başladıkları kaydedildi. Açıklamada, adı geçen sosyal güvenlik kuruluşlarının, bu çiftlerin 3 denemeye kadar olan masraflarını ödediği ve 3 denemenin sonunda bebek olmuyorsa devletin çiftin daha sonraki harcamalarını karşılamadığı ifade edildi.

    UZMANLAR UYARIYOR
    Konuyla ilgili bilgi veren Türk Jinekoloji Derneği Başkanı ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve DoğumAnabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Bülent Tıraş da vatandaşları doğru tüp bebek merkezi seçme konusunda uyardı. Tıraş, tüp bebek merkezi seçiminde yapılan yanlışlıkların, önemli riskleri de beraberinde getirdiğine işaret ederek, doğru tüp bebek merkezinin, aileyi, tek ve sağlıklı bebek ile evine uğurlaması gerektiğini bildirdi.

    Prof. Dr. Tıraş, tedavi masrafı boşa gitmesin veya zaman kaybı olmasın diye bebek bekleyen ailelerin, birden fazla aşılama veya embriyo transferlerinde ısrar etmeleri, hekimin de buna uymasının doğru bir davranış olmadığını kaydetti. Tüp bebek yöntemiyle meydana gelen çoğul gebeliklerin ciddi riskler taşıdığına dikkat çeken Prof. Dr. Tıraş, birden fazla sayıda bebeğe gebe kalmanın, anne ve çocuğun yaşamı için ciddi riskler oluşturduğunu kaydetti. Tıraş, Sağlık Bakanlığı’nca hazırlanan, “Üremeye Yardımcı Tedavi Merkezleri Yönetmeliği”nde yapılan değişikliklerle tüp bebek merkezlerinde 3’ten fazla embriyo transfer edilmemesinin esas olduğunadikkat çekerek, bu yönetmeliğin çoğul gebeliklerin en aza indirilmesi açısından önemli yararlar içerdiğini kaydetti.

    Tüp bebek tedavisinden SSK’lı vatandaşların da ücretsiz yararlanması gerektiğini kaydeden Tıraş, SSK’lılar için de düzenleme yapma çalışmasının sürdüğünü, konuyla ilgili dernek olarak kendilerinden görüş istendiğini bildirdi.


    hamileyiz.biz
     
  8. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  9. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Tüp bebekte psikolojik durum, gebelik şansını etkiliyor


    Dünyada, laboratuvar ortamında döllenen ilk bebeğin, Louisa Brown’ın doğumundan bu yana geçen 25 yılda yardımcı üreme tekniklerinde büyük mesafeler alındı. Ancak uzmanlar, teknik boyutun yanında çok önemli bir faktöre işaret ederken, hastanın psikolojik durumunun gebelik başarısı üzerindeki etkisine dikkat çekti.

    Ege Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Opr. Dr. Kaan Bozkurt, Türkiye’de tüp bebekle gebelik oranının, Avrupa standartlarının üzerinde olduğunu, bu konuda oldukça mesafe alındığını söyledi.

    “Avrupa’da tüp bebekle gebelik ortalaması yüzde 30 civarında. Biz bu oranların üzerindeyiz” diyen Dr. Bozkurt, şöyle devam etti: “Bunun nedenlerinin başında titizlik geliyor. Çünkü bunu bir zincir olarak düşünürseniz, tedavi en zayıf halkada koptuğunda başarı şansınızı çok düşürürsünüz. Bir yanını iyi, diğer yanını eksik yapma şansınız yok. Her halka sağlam olmalıdır. Teknoloji olacak, bunu değerlendirmesini bilen ekip olacak, bir de bu işi yapanlar iyi motive olacak. İşte tam burada ekibin ve hastanın psikolojik durumları çok önemli.”

    Tüp bebek için bir sağlık kuruluşuna başvuran hastanın, bu aşamaya kadar olan sürede madden ve manen yorgun olabileceğini ve çeşitli endişeleri taşıyabileceğini belirten Dr. Bozkurt, ilk adımda, bu duygunun kırılması gerektiğini söyledi.

    Öncelikle çiftin öyküsünün alınması, muayenesinin yapılması ve daha önce uygulanan tetkiklerin değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Dr. Kaan Bozkurt, tıbbi son değerlendirmenin mutlaka hastayla paylaşılmasının önemini vurguladı. Dr. Bozkurt, şöyle devam etti: “Bizdeki en önemli eksikliklerden biri, hastanın bilgilendirilmemesidir. Önce hastanın psikolojik olarak rahatlaması ve güven duygusunu hissetmesi gereklidir. Bunun için ciddi bir zaman ayrılması ve ayrıntılı görüşmeler yapılması gereklidir. Eğer uygulamaya güven duygusunu oluşturmadan başlarsanız, gebelik şansını azaltırsınız. Güven herşeyin başıdır. Sonrası zaten tekniktir. Sadece hastanın değil, tüp bebek ünitesinde çalışan herkesin ruh hali önemlidir. Sonuçta bu, hastaya yansır.”

    Opr. Dr. Bozkurt, her 100 evli çiftten 15’inin çocuk sahibi olmakta güçlük çektiğini de bildirdi. Bunlardan yarısının durumunun er geç tüp bebek uygulaması gerektirdiğini ifade eden Dr. Bozkurt, erkek ve kadın faktöründen kaynaklı sorun oranının da aşağı yukarı aynı olduğunu vurguladı.

    Bu arada tüp bebek uygulamasında yaş faktörünün de başarı oranını etkilediği bildirildi. Uzmanlara göre, yirmili yaşlarda yüzde 50’nin üzerinde olan gebe kalma oranı, 35 yaştan sonra yüzde 30’lara düşüyor. Bu oran, kadının yumurtalık veriminin az olması halinde giderek aşağılara inebiliyor.


    hamileyiz.biz
     
  10. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  11. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    "Tüp bebek" olduğunu saklamalı mı?


    Uzmanlar, ailelerin toplumdaki yanlış inanışlar nedeniyle çocuklarının ''tüp bebek'' yöntemiyle doğduğunu sakladıklarını ya da bu yöntemi denemekten çekindiklerini belirtiyorlar

    Erciyes Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yılmaz Şahin, erkekte sperm sayısı yetersizliği ya da hareket azlığı, kadınlarda tüplerin tıkalı ya da yumurtlamanın olmadığı durumlarda, aşılama veya ilaçlarla gebelik sağlanamadığı taktirde ''tüp bebek'' yöntemini uyguladıklarını kaydetti.

    ''Tüp bebek'' yönteminde, başkasının yumurtasının ya da sperminin kullanılmasının söz konusu olmadığını belirten Prof. Dr. Şahin, şunları anlattı:

    ''(Tüp bebek) yönteminde, öncelikle kadına çeşitli ilaçlar verilerek yumurta sayısı artırılıyor ve büyütülüyor. Daha sonra bu yumurtalar ültrason eşliğinde alınıyor. Aynı anda kadının eşinden de sperm alınıyor. Laboratuvar ortamında 2-3 gün içinde oluşan kaliteli embriyolardan, 1-3 embriyo, rahime yerleştiriliyor. 12 gün sonra gebelik testi yapılıyor. Bazen erkekte sperm bulunamazsa erkeğin yumurtalarından biyopsi ile sperm aranıyor. Bir ya da birkaç sperm bulunduğunda alınarak mikro enjeksiyon yöntemiyle yumurtalar döllendirilip gebelik oluşturuluyor. Yumurtalıktan sperm arama yöntemi 10 yıldır uygulanmaktadır. Ancak, çiftler bu yöntemden haberdar olduklarında ne yazık ki yaşları gecikmiş oluyor.''

    ''Aileler toplumdaki yanlış inanışlar nedeniyle çocuklarının 'tüp bebek' olduğunu saklıyorlar veya bu yöntemi denemekten çekiniyorlar'' diyen Prof. Dr. Şahin, şöyle devam etti:

    ''Hastalarımızın büyük bir bölümü sanki anormal bir şeymiş gibi çevrenin yanlış inanışı nedeniyle tüp bebek yöntemiyle çocuk sahibi olduklarını saklıyorlar. Çünkü, tüp bebek yönteminde, spermlerin ya da yumurtaların farklı kişilerden alındığı sanılıyor. Bu inanış tamamen yanlıştır. Zaten başkasının sperminin ya da yumurtasının kullanılması ülkemizde kanunen yasaklanmıştır. Çocuk sahibi olmak için tedavi gören çiftlere yakınlarının maddi ve manevi olarak destek vermesi gerekir. Çocuğu olmayan çiftler ya boşanmakta ya da aile içinde büyük huzursuzluk yaşamaktadırlar.''

    hamileyiz.biz
     
  12. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  13. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Tüp bebek için zaman kaybetmeyin


    Tüp bebek uygulamasıyla hamile kalma ihtimalinin 30’lu yaşlardan sonra azaldığı, bu yaş grubunda evlenen çiftlerin çocuk yapma konusunda zaman kaybetmemesi gerektiği belirtildi. Türkiye’nin tüp bebek uygulaması alanında Avrupa standartlarında olduğunu söyleyen Ege Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Tavmergen, tüp bebek uygulamasıyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yaş faktörünü iyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

    Erzurum’da Kadın Doğum Kış Kongresi’ne katılan Ege Üniversitesi Tüp Bebek Merkezi Müdürü Prof. Dr. Erol Tavmergen, tüp bebek uygulamasıyla hamile kalma ihtimalinin yaşla olan orantısı hakkında bilgi verdi. Türkiye’de başarılı bir şekilde yürütülen tüp bebek uygulamasına olan talebin her geçen yıl daha fazla arttığına dikkat çeken Tavmergen, bu konudaki bazı önyargıların yıkılmaya başlandığını dile getirdi. Ancak bu uygulamanın daha sağlıklı bir şekilde anlatılması gerektiğine işaret eden Tavmergen, tüp bebek uygulamasıyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftlerin yaş faktörünü iyi değerlendirmesi gerektiğini söyledi.

    Bir kadının tüp bebek uygulamasıyla gebe kalma ihtimalinin 30 yaşından sonra azaldığını belirten Tavmergen, bu yaştan sonra yıllar ilerledikçe ihtimal oranının da giderek düştüğünü kaydetti. Tavmergen, 30 yaşında bir kadının tüp bebek uygulamasıyla gebe kalma ihtimalinin yüzde 50, 35 yaşında yüzde 35, 38 yaşında yüzde 28, 40 yaşında yüzde 15 ve 42 yaşında da yüzde 5 olduğunu vurguladı. Bu nedenle normal şekilde gebe kalamayan ve tüp bebek uygulamasıyla çocuk sahibi olmak isteyen kadınların geç kalmaması gerektiğini anlatan Tavmergen şunları söyledi: “Yapılan evliliklerde bazı çiftler genellikle birkaç yıl çocuk yapmama kararı alırlar. Ama 30 yaşın üzerinde evlenen çiftlere bizim tavsiyemiz vakit kaybetmeden çocuk yapmaları. Çünkü, eğer çocukları olmuyorsa tüp bebek uygulamasına başvurmak isteyebilirler. Ama 30 yaşında evlenip 32 ya da 33 yaşında çocuklarının olmayacağını anladıktan sonra tüp bebek uygulamasına başvuran kadınlarda gebe kalma ihtimali azalıyor”

    Tavmergen, Türkiye’nin, tüp bebek uygulaması alanında Avrupa standartlarında olduğunu söyledi. Türkiye’de bu alanda kısa sürede önemli gelişmeler olduğunun altını çizen Tavmergen, bu uygulamada, ülkede iyi bir teknoloji yakalandığını ve alanlarında uzman kişilerin yetiştiğini dile getirdi.

    Öte yandan Türkiye’de tüp bebek merkezleriyle ilgili denetimlerin de çok sıkı tutulduğunu kaydeden Tavmergen, bu sayede sistemin sağlıklı bir şekilde işlediğini anlattı. Tavmergen, bir çok Avrupa ülkesine göre tüp bebek uygulamasının Türkiye’de daha ucuz olduğunu, bu nedenle yurtdışından da taleplerin geldiğini sözlerine ekledi.


    hamileyiz.biz
     
  14. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  15. tere

    tere Aktif Üye Üye

    Katılım:
    29 Mayıs 2007
    Mesajlar:
    113
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Tüp Bebek Tedavisi


    Tüp bebek tedavisi bayan eşin yumurtalıklardan alınan yumurtaların erkek eşten alınan spermler ile vücut dışında döllenmesi ve elde edilen embryoların anne adayının rahmine transfer edilmesidir.

    Tüp bebek tedavisi ilk kez 1978 yılında Dr. Edwards ve ekibi tarafından İngiltere’de uygulanmıştır. Bu tedavi yöntemi ilk dönemlerde tüplerinde tıkanıklık nedeni ile çocuk sahibi olamayan kadınlara uygulanmıştır. Günümüzde endometriozis, antisperm antikorlarına bağlı immunolojik kısırlık, erkeğe bağlı kısırlık ve nedeni bilinmeyen kısırlık vakalarında da tüp bebek tedavisi başarı ile uygulanmaktadır.

    Tüp bebek tedavisinin basamakları

    Tüp bebek uygulaması dört basamaktan oluşur;

    - Yumurtaların geliştirilmesi; yumurtalıkların uyarılması için hormon ilaçları kullanılır ve fazla sayıda yumurtanın olgunlaşması sağlanır.

    - Yumurtaların toplanması; ultrasonografi eşliğinde ve lokal anestezi ile yumurtalar toplanır.

    - Yumurtaların laboratuvarda döllenmesi; elde edilen yumurtalar ile erkek eşten elde edilen sperm laboratuvar koşullarında özel besiyerleri içinde bir araya getirilir.

    - Embryoların anne adayının rahmine transfer edilmesi; oluşan embryolar ince bir kateter aracılığı ile anne adayının rahmine transfer edilir.




    Yumurtalıklarda fazla sayıda yumurta geliştirildiğinde fazla sayıda embryo elde edilebilir. Oluşan embryoların içinden en iyi kalitede olanlarının seçilerek anne adayına transfer edilmesi ile gebelik şansı artırılabilir. Fazla sayıda embryo elde edildiğinde ardışık blastosist transferi yapılabilir.

    Yumurtalıklardan fazla sayıda yumurta elde edilebilmesi için çeşitli hormon prepatları kullanılır. GnRH anologları; yapıları GnRH hormonuna çok benzeyen ilaçlardır. Bu ilaçlar ilk kullanıldıklarında hipofiz bezini uyararak FSH ve LH salınımını arttırır, fakat bir süre sonra hipofiz bezi bu ilaçlara cevap vermez, FSH ve LH düzeyleri düşer. GnRH anologları ile tedaviye adet siklusunun başında veya ortasında başlanır. Bu ilaçlar enjeksiyon veya nazal sprey (burun spreyi) şeklinde kullanılır. İlaçlara 10-14 gün devam edildikten sonra kanda östradiol düzeyleri belirlenir ve ultrasonografik inceleme yapılır, istenen baskılanma sağlanmış ise günlük FSH veya hMG enjeksiyonlarına başlanır. Bu enjeksiyonlar sırasında GnRH anologlarına da devam edilir. Foliküllerin çapı ve östradiol değerleri ölçülerek hCG enjeksiyonunun (çatlatma iğnesinin) verileceği gün tespit edilir. hCG enjeksiyonundan sonra GnRH anologları ve hMG enjeksiyonları kesilir.

    Yumurtalık hiperstimülasyon sendromu

    Hiperstimülasyon sendromu (yumurtalıkların fazla uyarılması) hafif, orta ve şiddetli olmak üzere üç derecede görülebilir.

    Hafif hiperstimülasyon vakalarında yumurtalıklar büyür ve kistler oluşur. Bu durum hMG tedavisi gören hastaların üçte birinde görülür. Hastalarda karın ağrısı ve karında şişlik görülebilir, dinlenmeyle ve ağrı kesiciler alındığında bu şikayetler geçer.

    Orta dereceli hiperstimülasyonda karında şişlik ve hassasiyet artar, yumurtalıklardaki kistler büyür. Bulantı, kusma, kilo artışı tabloya eklenebilir. Hafif hiperstimülasyon gibi tedavi edilir fakat bu vakalar daha yakın takip edilmelidir.

    Şiddetli hiperstimülasyon görülme olasılığı %1’den azdır. Bu vakalarda karın ve göğüs boşluğunda sıvı birikimi olur, nefes almakta güçlük hissedilebilir. Bu vakalar hastaneye yatırılarak tedavi edilir. Gebelik gerçekleştiğinde hiperstimülasyon sendromu uzar ve 3 hafta kadar sürebilir.

    Bunun için uygulanan en güvenilir yöntemler gelişen folikül çapının ulrasonografi ile ölçülmesi ve kandaki östradiol hormon düzeylerinin belirlenmesidir.




    Yumurtaların toplama işlemi

    Tüp bebek uygulamaları ilk başladığı dönemlerde yumurta toplama işlemi laparoskopik olarak gerçekleştirilirdi. Günümüzde yumurtalar çok daha basit bir işlem ile vajinal ulrtrasonografi eşliğinde toplanır. Ultrasonografi eşliğinde yapılan yumurta toplama işleminde genel yada lokal anestezi uygulanır. Lokal anestezi ile işlem sırasında hastalar hafif bir rahatsızlık veya kısa süren bir ağrı hissedebilir. Ultrason probuna yerleştirilen bir iğne aracılığı ile vajinal yoldan yumurta toplanır.Yumurtaların toplanması işlemi güvenli bir işlemdir fakat işlemi yapan kişilerin bu konuda deneyimli olması gerekir. İğnenin damara girmesi veya bağırsak dokusunu zedelemesi son derece nadir görülen komplikasyonlardır. Yumurta toplama işlem yumurtalıklara zarar vermez.





    Yumurtaların Döllenmesi

    Toplanan yumurtalar zenginleştirilmiş besi yerlerine alınır. Erkek eşten alınan sperm örneği özel yöntemler ile hazırlanarak yumurtaların bulunduğu yere eklenir. Eklenecek sperm miktarı yumurta başına yüzbin hareketli sperm düşecek şekilde belirlenir. Bunlar inkübatör adı verilen anne vücudunun benzeri bir ortam sağlayan cihazlara konur. Ertesi gün yumurtaların döllenip döllenmediği kontrol edilir.

    Günümüzde bu yöntemin yerini gebelik şansının daha yüksek olduğu mikroenjeksiyon yöntemi almıştır.

    İntrasitoplazmik sperm enjeksiyonu (ICSI) olarak da adlandırılan mikroenjeksiyon işleminde seçilen tek bir sperm hücresi bir yumurtanın içine enjekte edilir. Bu işlemden önce çeşitli kimyasallar kullanılarak yumurtanın etrafındaki hücreler temizlenir. Mikroenjeksiyon işlemi özel mikroskoplara takılan mikropipetler yardımı ile gerçekleştirilir. 1992 yılından beri uygulanmakta olan ICSI işlemi ile döllenme oranları %80–90’lara ulaşmıştır.

    Mikroenjeksiyon tedavisi;

    Ağır erkek kısırlıks vakaları; Menide az sayıda spermi olan, Sperm hareketliliğ az olan, Normal yapıdaki spermi az olan, Normal sayıda spermi olmasına rağmen spermlerin yumurtayı dölleyemediği durumlarda,

    Azospermi vakaları; Menisinde hiç sperm hücresi olmayan hastalarda MESA ve TESE işlemleri ile elde edilen spermler, eşlerinden alınan yumurtalara enjekte edilmek suretiyle uygulanır.


    hamileyiz.biz
     
  16. 25 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  17. ada

    ada ebe Üye

    Katılım:
    28 Nisan 2007
    Mesajlar:
    301
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    verdiğin bilgi için teşekkürler.emeğine sağlık.ben nasipse 3.yü deneyeceğim ve bu verdiğin bilgileri yaşayarak öğrendim.inan çok kişi faydalanacaktık.çünkü bunlar çok önemli ve bilinmesi gereken şeyler.sevgiler......
     
  18. 26 Haziran 2007
    Konu Sahibi : tere
  19. Tuxgxba & Mxuxrsel

    Tuxgxba & Mxuxrsel Aktif Üye Üye

    Katılım:
    19 Haziran 2007
    Mesajlar:
    122
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Canım arkadaşım ellerine sağlık çok iyi düşünmüşsün bende tedaviye haftaya başlıyorum senin tadevinin kaç gün sürdü doktorum bana 15-20 gün arasında değişebildiğini söyledi tedaviye başladığın ilk günden transferin yapıldığı güne kadar kaç gün geçti bide transferden sonra 12 gün mutlaka yatmakmı gerekiyo. Biliyosun ben tokatta yaşıyorum tedavi için istanbula gidicem yaa ne zaman evime dönebilirim onu merak ediyorum henüz dönüşümü doktorla konuşmadık ama o ne derse öyle olacak artık 12 gün yat derse yatarım ne yapalım sonuçta herşey bebişlerimiz için değilmi :):1hug: