Tüp Bebek Tedavisi ile İlgili Merak Ettikleriniz (Alıntı Yazı)

Konusu 'İnfertilite / Kısırlık' forumundadır ve nevrosky tarafından 16 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    16 Aralık 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  1. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    Tüp bebek uygulaması için yaş sınırı var mıdır?

    Kadın adetinin 3. gününde yapılan hormon testleri ve ultrasonografide görülen yumurtalık kapasitesi yumurtalık fonksiyonlarının uygun olduğunu gösterirse, 45 yaşına kadar tüp bebek işlemi uygulanabilmektedir. Ancak 38 yaş ve üstü kadınlarda uygulama yapılırken preimplantasyon genetik tanı yöntemi ile embriyoların kromozomlar yönünden normal olup olmadığının araştırılması önerilmektedir.

    Kadın yaşı başarıyı etkiler mi?

    Ne yazık ki evet! Öyle ki günümüzde erkek kısırlığının her tipine geniş bir tedavi imkanı sağlanmasına karşılık tedavide ortaya çıkan en büyük engel kadın yaşının ileri olmasıdır. Kadının yaşı ve buna bağlı az yumurta elde edilmesi başarıyı etkileyen en önemli faktördür. Ancak yumurtalık kapasitesinin iyi olduğu kabul edilen 40 yaş ve üstü kadınlarda preimplantasyon genetik tanı uygulanarak %25-30 civarında gebelik elde edilmektedir.

    Tüp bebek tedavisinde başarı mevsimlere göre değişir mi?

    Tüp bebek uygulamaları uzun yıllardır gerçekleştirilmektedir. Bu yıllar içerisinde elde edilen tecrübeler, tedavi başarısının aylara veya mevsimlere göre fark göstermediğini ortaya koymaktadır.

    Tüp bebek uygulamalarında tüplerin açık olması gerekli midir?

    Hayır. Toplanan yumurtalar sperm ile döllendikten sonra oluşan embriyolar rahim içine yerleştirilir. (Yumurtalar vajinal yolda ultrasonografi eşliğinde toplanır.) Dolayısıyla tüplerin açıklığının bir önemi yoktur fakat tüplerin içerisinde bir sıvı birikimi söz konusu ise bu sıvının rahim içine akışı embriyo tutunmasını etkileyeceğinden ya tuba çıkarılmalı ya da rahim ile bağlantısı kesilmelidir.

    Tüp bebek gebeliklerinde düşük riski daha yüksek midir?

    Hayır. Kendiliğinden oluşan veya tüp bebek yöntemleri ile elde edilen gebeliklerin yaklaşık %15'inin düşükle sonlandığı bilinmektedir. Kendiliğinden oluşan gebeliklerde erken dönemdeki düşükler bazen birkaç günlük adet gecikmesi ve bunu takip eden normalden biraz fazla miktarda bir adet kanaması gibi algılanabilir. Oysa yapılacak kan tahlilleri bunun bir gebelik kaybı olduğunu gösterecektir. Tüp bebek uygulamalarında gebelik sonuçları çok erken dönemden itibaren kan tahlilleri ile takip edildiğinden, her dönemdeki gebelik kayıpları kesin olarak tanımlanmaktadır. Bu durum da düşük oranlarının daha yüksek olduğu gibi yanlış bir kanıya sebep olmaktadır.

    Tüp bebek tedavisi sırasında ilaç kullanımının sakıncası var mıdır?

    Çocuk isteği ile tüp bebek merkezlerine başvuran ailelerde ilk görüşmede ayrıntılı bilgi alınırken, geçirilmiş ve halen mevcut hastalıklar da öğrenilir. Böylece hastaların arzu edilen gebeliğe en sağlıklı şekilde başlamaları planlanır; mümkünse öncelikle mevcut hastalığın tedavisi ve iyileşmenin sağlanmasını takiben infertilite tedavisine başlanır. Bu şekilde gebelikte bazı ilaçların kullanılması nedeniyle bebeğe verilebilecek zararlar da önlenmiş olur. Ayrıca infertilite tedavisi sırasında kullanılacak bazı ilaçların folikül ve yumurta gelişimi üzerine olumsuz etkileri olabileceği de bilinmektedir. Bu nedenle hastaların ilaç kullanımı mümkün olduğunca en aza indirilir. Bazı kronik hastalıklarda ise infertilite tedavisinin hastalığın alevlenme dönemleri geçtikten sonra başlatılması ve sürekli kullanılan ilaçların ilgili branşlardaki meslektaşlarımızla konsülte edilerek, infertilite tedavisini ve muhtemel bir gebeliği öngörerek planlanması doğru olacaktır.

    Rahim içi doku kültürü (co-culture) nedir, kimlere uygulanır ve başarısı nedir?

    Rahim içi doku kültürü uygulaması, tekrarlayan tüp bebek tedavilerine rağmen gebe kalamayan, embriyoları yavaş veya kötü gelişim gösteren çiftlerde yeni bir umut haline gelmiştir. Adetin 21. günü rahim içinden alınan ufak bir doku örneği laboratuvar koşullarında üretilerek yapay bir rahim içi dokusu oluşturulur ve embriyolar bu doku içinde büyütülür. Bu uygulama sırasında kadının kendi rahim içi (endometrium) hücreleri kullanıldığından sarılık, AİDS ve diğer riskli durumlar ekarte edilir. Endometrial hücreler embriyo gelişimine zarar vermez, gelişiminin devamını sağlar ve büyüme şansını artırır.

    Embriyo gelişimi için gerekli olan faktörler ve proteinler yönünden oldukça zengin olan co-culture sıvıları içerisinde bulunan büyüme faktörleri ve besleyici maddeler embriyo gelişimini destekler. Ayrıca ortamda oluşan antioksidanlar embriyo için zararlı olabilecek artıkları embriyo çevresinden uzaklaştırır. Tüp bebek için kullanıma hazır olarak sunulan yapay kültür ortamlarında bu proteinler ve büyüme faktörleri oldukça sınırlı bulunur. Bu nedenle tekrarlayan tüp bebek tedavisinde başarısız olgularda co-culture hazır satışa sunulan kültür sıvıları için bir alternatif oluşturur. Endometrial co-culture uygulaması ile Memorial Hastanesi Tüp Bebek Merkezi'nde daha önce 3 ila 10 kez arasında başarısız tüp bebek denemesi olan ve gebelik elde edilememiş vakalarda % 40 oranında gebelik elde edilebilmektedir.


    Tüp Bebek tedavisi tarih içerisinde hangi evrelerden geçti?

    Kamuoyu 1978 yılında Louise Brown'un doğumu ile Tüp Bebek tedavisinden haberdar oldu. Ancak embriyo transferi fikri 1890'lann başında VValter Heape adlı bilim adamının tavşanlar arasında embriyo nakli yapması ile ortaya çıkmıştır. Bununla beraber 1960 yılına kadar herhangi bir gelişme kaydedilememiştir. Bu tarihten sonra gerek embriyoloji alanındaki gelişmeler, gerekse teknolojik ilerlemeler, bilim adamlarını tüpleri kapalı olan kadınların yumurtalarının vücut dışında döllendirilmesi ve anne rahmine nakli konusunda araştırmalar yapmaya itmiştir. Vücut dışında döllenme ilk kez 1973 yılında gerçekleşmiş fakat bu embriyo anne rahmine tutunamamıştır. 1978 yılında Dr. Edwards ve Dr. Steptoe ilk kez laboratuvar koşullarında döllendirdikleri embriyoyu anne rahmine yerleştirerek sağlıklı bir gebelik ve canlı doğum elde ettiler. Bu uygulamadan doğan ilk bebek ise Louise Brovvn oldu.

    Bu süreçte tedavi şekli ve yöntemleri nasıl bir gelişim gösterdi?

    İlk tüp bebek uygulamalarında, kadının doğal adet döngüsü esnasında geliştirdiği tek yumurtanın olgunlaşması takip edilmiş ve bu yumurta laparoskopi (kapalı cerrahi operasyon) ile vücut dışına çıkartılmıştır. Spermler elde edilen yumurtanın yanına bırakılmış ve döllenmenin kendiliğinden oluşması beklenerek, döllenen embriyo anne rahmine yerleştirilmiştir. 1980 yılından itibaren yumurtlamanın uyarılması ile daha fazla sayıda yumurta elde edilmesini sağlayan ilaçlar kullanılmaya başlanmıştır. Tüp bebek tedavisinin önemli kilometre taşlanndan biri bu sözünü ettiğimiz yumurtlama tedavisidir. İlaç endüstrisinin 1985 yılında idrardan saflaştırdığı FSH hormonunu kullanıma sunması yumurtlama tedavisinin başarısı İçin bir dönüm noktası oldu. Bundan bir yıl sonra Gonodotropin Salgılatıcı Hormon Antogonistlerinin yumurtlamanın kontrollü olarak uyarılması amacıyla tedaviye ilave edilmesi başarıyı artıran faktörler arasında yer aldı. Bu gelişmelerle eş zamanlı olarak, yumurtlamanın takip edilmesi amacı ile vajinal ultrasonografi yönteminin kullanılması, daha önceleri idrarda tespit edilen hormon düzeyleri yerine kan hormon düzeylerinin ölçülmeye başlanması yumurtlamanın kontrol edilebilmesine olanak tanımıştır. Diğer yandan geliştirilen yumurtaların vajinal yoldan özel bir iğne yardımı ile vücut dışına alınması tedaviyi oldukça pratik hale getirmiştir.
     
  2. 16 Aralık 2008
    Konu Sahibi : nevrosky
  3. nevrosky

    nevrosky Doruk Paşa Sen Çok Yaşa Pro Üye

    Katılım:
    17 Mart 2008
    Mesajlar:
    12.988
    Beğenildi:
    23
    Ödül Puanları:
    196
    Kısırlık tedavisi için ne zaman başvurulmalıdır?

    Genel olarak eslerin herhangi bir korunma yöntemi uygulamadan ve düzenli cinsel ilişkiye girmelerine rağmen 1 yıl boyunca gebe kalamaması durumunda doktora müracaat etmeleri önerilir. Ancak günümüzde daha geç yaşlarda evlenme oranı arttığında kısırlıkla ilgili şüphesi olan erkeklerin üroloji uzmanına müracaatı önerilir. Mutlaka çiftler eşleri ile birlikte muayeneye gelmelidirler. Erkeklerde genel fiziksel muayenenin yanı sıra gerekli hormon tetkikleri, gerekli ise genetik incelemeler ve mutlaka geçmişte yapılmış dahi olsa merkezimizde semen analizinin tekrar incelenmesini gerekmektedir.

    Tüp bebek tedavisi ne kadar sürer?

    Tüp bebek tedavisi; yumurta gelişimi, yumurtaların toplanması ve döllenmesi, embriyo gelişimi ve embriyo transferi aşamalarından oluşan bir süreçtir. Bu tedavi süresi boyunca kadının hastanede yatmasını gerektirecek bir uygulama gerçekleştirilmemektedir. Yumurta gelişimi süresince çoğu zaman gün aşırı ve nadiren günlük kan tahlili ve ultrasonografı incelemesi takipleri sürdürülecek, takip boyunca hastanede geçirilecek zaman mümkün olduğunca kısa tutularak günlük çiftlerin günlük hayatının ve programlarının etkilenmemesine çalışılacaktır. Yumurta toplama ve embriyo transferi işlemleri ise hastanede yatmayı gerektirmeyecek oldukça kolay işlemlerdir.

    Sigara çocuk sahibi olmayı etkiler mi?

    Uzun süreli ve yüksek sayıda sigara kullanımının üreme sistemi ve hormon aktivitesini olumsuz etkilediği düşünülmektedir. Etkinin özellikle yumurtalıklar düzeyinde olabileceği ve sigaranın adet düzensizliği, kısırlık ve erken menopoz gibi önemli sonuçlara yol açabileceği bilinmelidir.Gebelik oluştuğunda da bebekte gelişme geriliği ve düşük doğum ağırlığına yol açabilir.

    Kullanılan sperm ve yumurtalar eşlerin kendisine mi aittir?

    Kesinlikle evet. Bu işlemler için aranan şartlardan birisi de resmi nikah belgelerinin tarafımıza ulaştırılmasıdır. Hangi nedenle olursa olsun sperm üretmeyen erkek veya yumurta geliştiremeyen çiftler tedaviye kabul edilmez. Tedavilerde kullanılacak üreme hücreleri kesinlikle resmi nikahlı eşlerin kendi hücreleridir.

    Bu tedaviler sonrası anormal çocuk dünyaya getirme riski var mıdır?

    Tedavi ile doğan bebekler ile normal yolla doğan bebekler arasında fiziksel ve zihinsel gelişim açısından fark bulunmamıştır.

    Tüp bebek tedavisinde kullanılan ilaçların yan etkileri var mıdır?

    İlaçların enjeksiyon yolu ile kullanımlarında, enjeksiyon yerinde küçük morluklar ve rahatsızlıklar görülebilir. Burun spreyleri ve cilt altı iğneler ise yorgunluk, kas ve eklem ağrıları ve geçici menopozal yakınmalara benzer şikayetler oluşturabilir. Gonadotropinler, yumurtalıkların aşırı uyarılmalarına neden olabilirler. Bu şekilde ortaya çıkan tabloya " Ovarian Hiperstimulasyon Sendromu denir. Hiperstimülasyon sendromu, polikistik overlere sahip fazla sayıda yumurtası olan bayanlar için risktir. Fakat bunu engellemek için bu hastalarda mümkün olan en düşük doz ile tedavi gerçekleştirilmektedir. Bu durumun çok ciddi şekillerinde hastaneye yatarak tedavi görmeyi gerektiren tıbbi problemler oluşabilir.

    Mikroenjeksiyonun tüp bebek yönteminden farkı nedir?

    Tüp bebek yönteminde, vücut dışına alınan sperm ve yumurtalar laboratuvarda özel bir ortamda bir araya getirilerek döllenmenin kendiliğinden oluşması beklenir. Hareketleri ve dölleme kapasitesi yetersiz, az sayıda ve şiddetli şekil bozukluğu gösteren spermler yumurtayı kendiliğinden delerek döllenmeyi sağlayamazlar. Bu durumda spermler yumurta içine enjekte edilerek döllenme sağlanır. Bu işleme mikroenjeksiyon adı verilir.

    Yardımlı yuvalama ( assisted hatching / aha) kimlere ve nasıl uygulanır?

    Assisted hatching (AHA) :Embriyonun rahim duvarına tutunmasını kolaylaştırmak için, etrafını saran zarın inceltilmesi ya da açıklık oluşturulması işlemidir.35 yaş ve üzerindeki olgulardan elde edilen embriyolara, embriyoyu saran zarın kalın olduğu durumlarda,yavaş bölünen embriyolara,daha önceki denemelerinde iyi kalitede embriyo transferine rağmen gebelik elde edilememiş olgulara,FSH hormonu sınırda ya da yüksek olan olgulara (12 mIU/ml ve üzeri),embriyo biyopsisi yapılacak embriyolara,dondurma-çözme sonrası elde edilmiş embriyolara AHA uygulanır.AHA kimyasal,mekanik ya da lazer yöntemiyle yapılabilir.Bu işlemin özellikle kalın zarla çevrili ve yavaş gelişen embriyolarda,embriyo ile rahim duvarı arasındaki uyumu sağladığı ve tutunmayı arttırdığı düşünülmektedir.

    Obezite (şişmanlık) çocuk sahibi olmayı etkiler mi?

    Vücut tartısının boya göre normalden fazla olması vücut kitle indeksi ile belirlenir.BMI:kg/m2 olarak hesaplanır.Bu değerin >30 kg/m2 olması durumunda kadınlarda düzenli yumurta gelişiminin olumsuz etkilenebileceği ifade edilmektedir. Tüp bebek uygulamalarında da bu olgularda yumurtalıkların hormon ilaçlarına cevabı daha az olmakta ve az sayıda yumurta gelişmektedir.

    Ayrıca yağ dokusunun vücuttaki dağılımı da önemlidir. Artmış bel /kalça çevresi oranı yani santral (merkezi) obezite bazı hormonal düzensizlikler ve insülin direnci ile birlikte olduğunda gebe kalmayı da olumsuz etkiler.

    Gerekirse endokrinolojik konsültasyonla, diyetisyen eşliğinde yapılacak uygun diyet ve egzersiz ile kilo verdikten sonra tedaviye başlanması hem gebelik şansını arttıracak, hem de hastaları gebelikte oluşabilecek obeziteye bağlı sorunlardan da koruyacaktır.Bunlar arasında hipertansiyon,gebelikte gözlenen diyabet, iri bebek ,zor doğum ve doğum sonrası bebeğe ilişkin bazı sorunlar sayılabilir.


    Embriyo seçimini nasıl yapıyoruz ve çoğul gebeliği nasıl önlüyoruz?

    Embriyo transferi genellikle döllenmenin hemen sonrasındaki günde yani 2. gün ile 5. gün arasında yapılabilir. Transfer edilecek embriyoları seçerken hekim, embriyolog ve hastanın birlikte kaç adet embriyo transferi yapılacağına karara vermesi gerekir. Bu kararı verirken öncelikle ülkemizdeki yönetmeliklere göre eğer geçerli bir sebep yoksa transfer edilecek embriyo sayısının 3 ile sınırlandırıldığını belirtmekte yarar vardır. Kötü embriyo gelişimi ve ileri anne yaşı gibi durumlarda bu sayı artabilir. Merkezimizde geçerli olan kriterlere göre daha önceden başarısız denemeleri olmayan, en iyi kalite (top quality) denilen embriyolara sahip ve 35 yaşından genç bayanlarda iki adet embriyo verilmesi prensibi benimsenmiştir.

    Bu sayı, kadının yaşı arttıkça, daha önceki başarısız denemelerin varlığında ve transfer edilecek embriyoların kalitesinde azalma olduğu sürece artabilir ancak 4’den fazla embriyo verilmesinin gebelik şansını arttırmadığı bilindiğinden çok nadir durumların dışında bu sayının üstüne çıkılmamaktadır.

    Ayrıca embriyolardan genetik araştırma yapıldığında sonuçlar sayıyı kısıtlayıcı da olabilmektedir. Örneğin sağlıklı genetik yapıya sahip olan tek embriyosu olduğu yada HLA (Doku uyumluluğu) uyumu açısından tedavi ve araştırma yapılan hastalarda bu incelemeleri sonuçlarına göre embriyo sayısı belirlenmektedir.
     
  4. 6 Ocak 2009
    Konu Sahibi : nevrosky
  5. sultan49

    sultan49 ben geldim :) Üye

    Katılım:
    14 Kasım 2007
    Mesajlar:
    2.407
    Beğenildi:
    7
    Ödül Puanları:
    106
    galiba yakın zamanda bende olucam :KK43:( hiç beklemediğim bişeydi bu çok zor çokk
     
  6. 7 Ocak 2009
    Konu Sahibi : nevrosky
  7. Aybala42

    Aybala42 ''me veddeake rabbuke ve ma kale...'' Üye

    Katılım:
    8 Eylül 2008
    Mesajlar:
    1.331
    Beğenildi:
    200
    Ödül Puanları:
    153
    kızlar devlet ödüyor mu tüp bebeği? ödemesi için yıl veya aşılama şartı var mı biliyor musunuz?
     
  8. 8 Ocak 2009
    Konu Sahibi : nevrosky
  9. esratdemir

    esratdemir Aktif Üye Üye

    Katılım:
    26 Kasım 2008
    Mesajlar:
    9
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ben 21 yasımdayım doktorum bır an once tup bebek yada asalama onerdı eger yasın 23 se vede 3 yıllık evlıysen masrafların bır bolımunu sıgorta karsılıyo bana soylenenler bu kadar yanı senın anlıycan ben bu guruba dahıl deyılım
     
  10. 4 Şubat 2010
    Konu Sahibi : nevrosky
  11. beybisi35

    beybisi35 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    13 Kasım 2009
    Mesajlar:
    3.602
    Beğenildi:
    32
    Ödül Puanları:
    148
    bende 21 yaşındayım 4.5 senelik evliyimtüplerim tıkanıkmış amaliyat oldum açısın diye işe yaramadı ne yani 2 sen dahamı beklicez biz:KK43:((