Turklerle Basa Cikilmaz

Konusu 'Komik Yazılar' forumundadır ve TATLI CADI tarafından 6 Kasım 2006 başlatılmıştır.

    6 Kasım 2006
    Konu Sahibi : TATLI CADI
  1. TATLI CADI

    TATLI CADI Aktif Üye Üye

    Katılım:
    3 Kasım 2006
    Mesajlar:
    8
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Mucizeler ülkesi de denilebilir... Ülkemizden bahsediyorum.
    Bana herhangi bir ülke gösterin ki, bizim sabredebildiklerimize
    katlanabilsin. Hiç sanmıyorum.

    Elektrik kesik, ses eden yok! Sular akmaz, aynı sabır! Ama bütün
    bunlara rağmen en ufak şeylere sevinir, mutlu olur, her şeyi unuturuz.

    Gösterişi sevmediğimiz gibi, yarattığımız mucizelerin de farkında
    olmayız. Aşağıdaki örnek gibi;

    Bir reklam ajansımız, 50 000 adetlik baskılı T-Shirt ihracat
    bağlantısı yapmıştı. Sıcak baskı tekniği ile yapılan bu uygulama,
    herhangi bir fotoğrafın T-Shirt'e basılması şeklinde oluyordu. İlk 10
    000 adetlik parti yerine ulaştığında, alıcı firma işin mükemmelliği
    karşısında gözlerine inanamamış, uygulamayı yerinde inceleyip bilgi
    sahibi olmak için bu konuda uzman iki kişilik heyeti Türkiye'ye
    yollamış.

    Olay buraya kadar göğüs kabartıcı. Ancak, reklam şirketini almış bir
    panik. O kadar iptidai bir yöntem uyguluyorlar ki, bunun ilgili firma
    tarafından anlaşılıp siparişin iptal edileceği korkusunu yaşıyorlar.

    Derken heyet geliyor. Karşılıklı sevgi göterileri,iltifatlar, izzet,
    ikram; heyet sabırsız, illaki imalatı göreceğiz diye sızlanıyorlar.
    Bizimkiler hala panikte; yapacak başka birşey kalmıyor, utana sıkıla
    atölyenin yolunu tutuyorlar. Sanayi sitesinin loş bir katındaki
    atölyeye girdiklerinde manzara şöyle; bir kırık dökük masa, yerlerde
    boyalar, yırtık elbiseli birkaç çırak, iki usta ve onbeş metrelik uzun
    bir tezgah ve tabii ki meşhur T-Shirt'ler baskı için sıra bekliyorlar.
    Bu ortamda beyaz T-Shirt'lere bu kadar temiz baskı yapmak olanaksız.
    Ama heyet nezaketen uygulamanın başlamasını istiyor. Kaybedecek hiçbir
    şeyi kalmayan firma yetkilileri, çaresiz gösteriye basliyorlar. İki
    çırak, masaya paralel tahtanın iki ucundan tutuyorlar. Bu arada usta
    gerekli boya ayarını yapıyor ve:
    - Şimdi!, diye bağırıyor. İki çırak var güçleri ile öteki uca koşuyorlar.
    Sonuç:Harika....

    Ertesi gün heyet teşekkür ederek ayrılıyor. Korku ile beklenen birkaç
    gün sonra karşı firmadan 50 000 adetlik bir sipariş daha geliyor.
    Bizimkiler, kabul edilmenin sarhoşluğu içinde bayram yapıyorlar.

    Olaydan bir yıl sonra heyetin verdiği rapor tesdüfen ellerine geçiyor.
    Aynen söyle:
    "Türk'ler bütün ısrarlarımıza rağmen söz konusu fabrikayı bize
    göstermediler. Ancak sanayi casusluğuna karşı aynı ürünün sahtesinin
    yapıldığı yerde bizi aldatmaya çalıştılar. Biz nezaketen inanmış
    göründük. Orada bu sürede değil 50 000 adet, 500 adet dahi
    yapılamayacağını çocuklar bile anlar. Bu bakımdan siparişin devamını
    Türk'lere vermekten başka çaremiz yoktur."

    Yarattığımız mucizelerin bile farkında değiliz.