Tutkuyla Karışık Hüzünlü Bekleyişlerin Gizemli Dansı

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve misty tarafından 22 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    22 Ocak 2008
    Konu Sahibi : misty
  1. misty

    misty Popüler Üye Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2006
    Mesajlar:
    1.532
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    *Özlemek, yaşarken her nefes alışımızda içimizden bir şeyler ***üren, bir
    şeylerin eksikliğini hissettiren, kalabalık yalnızlığımızın en yakın
    arkadaşı ve o tarifi zor duygu... Alışageldiğimiz, kurduğumuz düzenin iniş
    çıkışlarında adını sıkça duyduğumuz, şu ya da bu şekilde yaşamak zorunda
    olduğumuz, benliğimizde kimi zaman derin izler bırakan, kimi zaman onulmaz
    yaralar açan, hiç beklemediğimiz anda karşımıza çıkıp bizi şaşırtan, ama
    asla unutamadığımız hasret damlacıkları.

    Uzaklardaysanız ülkenize, taşına, toprağına, vatanınızın yeşilliklerine,
    denizlerine, çiçeklerine, evinize özlem duyarsınız buram buram.
    Yakınlarınızdan ayrıysanız her birinin kokusu burnunuzda tüter âdeta.
    Arkadaşlarınızı, eşinizi, çocuklarınızı, bazen de çok özel dostlarınızı
    özlersiniz. Sebebini tam olarak kendinize bile ifade edemediğiniz
    özlemlerinizle içiniz kavrulurken, sevginizin şiddetini hissedersiniz
    derinden derinden.

    İçinde, yüreğinize sığmayacak kadar büyük bir sevgi, gözyaşı, sabır, tutku,
    alışkanlık... Hepsinden vardır bir parça. Biraz isyan, belki biraz korku ve
    tarifi zor bir iç burukluğu da eklidir özleminize.

    Özlediğiniz her kim ve ne ise, sonunda kavuşmak varsa eğer; kucaklaşmanız
    özlemlerinizin son durağı olacak ve beklentileriniz yerini sımsıcak güzel
    duygulara bırakacaktır. Sevdiğiniz, özlemini günlerce, haftalarca, aylarca,
    belki de yıllarca çektiğiniz o güzel insanı karşınızda gördüğünüz andaki iç
    ürpertiniz, kollarınız boynuna sımsıkı sardığında delice çırpınışlara
    bırakır yerini. Yürek sesiniz kollarınıza söz geçiremez olur. Sıkı, daha
    sıkı, sımsıkı sarar ve bir daha hiç ayrılmak istemezsiniz artık ondan. İşte
    o an duyduğunuz o doyumsuz haz sizi daha o anda yepyeni özlemlere hazırlar,
    siz farkında olmadan üstelik. Kavuşmanın hazzını, tadını ve doruklardaki
    sevgiyi tadabilmektir esas güzel olan, onca zaman çektiğiniz özlem olsa bile
    değmiştir tüm sıkıntılara ve kaygı dolu yürek çarpıntılarına.

    Ama özleminizin sonunda kavuşmak yok, kaybedilenler varsa geride, herhangi
    bir sebepten; işte o zaman özleminiz katranlaşmış bir macun misali simsiyah
    bir örtü bırakmıştır duygularınızda bir yerlerde. Hatırladığınız anda
    içinizi acıtan, gözlerinizi nemlendiren, pişmanlıklarınızı çağrıştıran
    sessiz çığlıklar kopar yüreğinizde. "Keşke" leriniz artar bir anda elinizde
    olmadan. Yaşadığınız ânın değerini bilmediğiniz, özel dostlarınıza yeterince
    zaman ayırmadığınız, hayatınızın her dakikasından mutluluk payları
    çıkarmadığınız için hayıflanır durursunuz boş yere. Elinizden gelse zamanı
    geri getirmeyi istersiniz delicesine, pişmanlık duyduğunuz her ânı
    değiştirebilmek için. Ama ne mümkün! Yaşanmış yaşanmıştır bir kere.

    Özlemler hayatımızın bir parçasıdır, her koşulda olacaktır, kuşkusuz. Asıl
    olan "keşke"lerin ve pişmanlıkların az olduğu özlemleri yaşamaya çalışmaktır
    belki de, elimizden geldiğince. Ayrılıkların, yalnızlıkların ve özlemlerin
    kavuşma ile noktalandığı sonlarda, gülen gözlerinizi görmek ümidi ile...

    alıntı.........