üç Heykel...

Konusu 'Hayat Bilgisi' forumundadır ve kakule tarafından 19 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    19 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : kakule
  1. kakule

    kakule Guru Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    456
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    306
    Üç Heykel


    İki komşu ülkenin hükümdarları birbirleriyle savaşmazlar, ama her fırsatta birbirlerini rahatsız ederlerdi. Doğum günleri, bayramlar da ilginç armağanlar göndererek karşıdakine zekâ gösterisi yapma fırsatlarıydı.

    Hükümdarlardan biri, günün birinde ülkesinin en önemli heykeltıraşını huzuruna çağırdı. İstediği, birer karış yüksekliğinde, altından, birbirinin tıpatıp aynısı üç insan heykeli yapmasıydı. Aralarında bir fark olacak ama bu farkı sadece ikisi bilecekti.

    Heykeller hazırlandı ve doğum gününde komşu ülke hükümdarına gönderildi. Heykellerin yanına bir de mektup konmuştu.

    Şöyle diyordu heykelleri yaptıran hükümdar: "Doğum gününü bu üç altın heykelle kutluyorum. Bu üç heykel birbirinin tıpatıp aynısı gibi görünebilir. Ama içlerinden biri diğer ikisinden çok daha değerlidir. O heykeli bulunca bana haber ver."

    Hediyeyi alan hükümdar önce heykelleri tarttırdı. Üç altın heykel gramına kadar eşitti. Ülkesinde sanattan anlayan ne kadar insan varsa çağırttı. Hepsi de heykelleri büyük bir dikkatle incelediler ama aralarında bir fark göremediler.

    Günler geçti. Bütün ülke hükümdarın sıkıntısını duymuştu ve kimse çözüm bulamıyordu. Sonunda, hükümdarın fazla isyankâr olduğu için zindana attırdığı bir genç haber gönderdi İyi okumuş, akıllı ve zeki olan bu genç, hükümdarın bazı isteklerine karşı çıktığı için zindana atılmıştı.

    Başka çaresi olmayan hükümdar bu genci çağırttı. Genç önce heykelleri sıkı sıkıya inceledi, sonra çok ince bir tel getirilmesini istedi.

    Teli birinci heykelciğin kulağından soktu, tel heykelin ağzından çıktı.

    İkinci heykele de aynı işlemi yaptı. Tel bu kez diğer kulaktan çıktı.

    Üçüncü heykelde tel kulaktan girdi ama bir yerden dışarı çıkmadı. Ancak telin sığabileceği bir kanal kalp hizasına kadar iniyor, oradan öteye gitmiyordu.

    Hükümdar heykelleri gönderen komşu hükümdara cevabı yazdı:

    "Kulağından gireni ağzından çıkartan insan makbul değildir.

    Bir kulağından giren diğer kulağından çıkıyorsa, o insan da makbul değildir.

    En değerli insan, kulağından gireni yüreğine gömen insandır.
     
  2. 19 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : kakule
  3. seyda_66

    seyda_66 Popüler Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.217
    Beğenildi:
    40
    Ödül Puanları:
    148
    ellerine saglik kakulem cok güzeldi yazin
    birde özledim ki nerdesin girmiyorsun kizlarini öptümmmm
     
  4. 19 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : kakule
  5. EU1

    EU1 Guest

    bende çok beğendim ama bu zamanda zor maalesef ,böyle insanlar pek kalmadı paylaşımın için teşekkürler.
     
  6. 25 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : kakule
  7. 1askim

    1askim Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    14
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Çok güzel bir hikayeydi.
    Dedikodu yapmayalım,insanları dinleyelim,sır tutmasını bilelim.
    Kelimelerin yanyana gelmesi nasıl bir büyüyü oluşturuyor ya.
    Teşekkürler.