Ufacık Bir Mutluluk

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve misty tarafından 25 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    25 Ocak 2008
    Konu Sahibi : misty
  1. misty

    misty Popüler Üye Üye

    Katılım:
    10 Aralık 2006
    Mesajlar:
    1.532
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    106
    Ufacık Bir Mutluluk…

    Günler geçiyor, zaman gözümüzün yaşına bakmadan akıp gidiyor.Dostluklar tükeniyor zamanla; büyük sevdalar küçük aldatmacalara yenik düşüyor.Hepimiz birer birer yitip kayboluyoruz.Bu koca dünyanın içinde sıradanlaşıyor ve herhangi biri olup çıkıyoruz. Bir girdabın içinde tek başımıza savrulup duruyoruz da umursamıyoruz. Her gün mutsuzluktan şikayet ediyor ama nedense mutlu olmak için ufacık bir çaba bile sarf etmiyoruz.
    Bir girdabın içindeyiz dedim ya az önce; işte o girdap hepimizi farklı yerlere savururken hiçbirimizin aklına; birleşmek, elele tutuşmak gelmiyor. Halbuki tutuşsak elele, gene eskisi gibi arasak sevsek birbirimizi; dostluklarımıza, sevdalarımıza; yalanlar, aldatmacalar girmese kaybolur muyuz, savrulur muyuz bilinmezliğe? Mutlu olmaz mıyız sizce? İşte o zaman, bir yürek olduğumuzda hangi güç sıradanlaştırıp yok edebilir bizi?
    Şöyle düşünün bir kere; durup dururken kaç kere sarıldınız ailenize, onların kokusunu kaç kez çektiniz içinize; kaç kere içten bir seviyorum dediniz arkadaşlarınıza, dostlarınıza; sokakta küçük bir çocuktan simit alırken kaç kere teşekkür ettiniz ona? Ya sevdiğinize ansızın sürprizler yapıp büyük sevdanızı kaç kere haykırdınız sessizce; kendinizden önce başka birini düşündünüz mü hiç? Yada bir tabak makarnayı on beş kişi paylaştığınız oldu mu? Ağladığınız zaman size sarılıp sizinle birlikte gözyaşı döken kaç kişi var hayatınızda; hiç düşündünüz mü eski dostlarınızı, sizin için büyük olan sevdanızı; yada büyük bir sevdaya kapıldınız mı?.. Bu öyle büyük ki; onun için ölümü göze aldınız mı; aç kalmayı, üşümeyi umursamamazlığınız oldu mu onunlayken? Yada biten bir sevdanın ardından; sevdam ağlıyor şarkısını mırıldandınız mı? Onun eski gömleğini yıkamayıp, kokusu var diye, her gece sanki ona sarılıyormuş gibi; gömleğe sarılıp kanlı gözyaşınızla uyudunuz mu? Her an ölümü özlediğiniz oldu mu bu sevda geçmişe gömülürken?Hayır mı? O zaman ne diye yaşıyorum diyorsunuz?
    Durun bir dakika kızmayın hemen bana. İnsan ölümü özleyince mi yaşıyor demeyin, mutluluk mu bu diye mırıldanmayın sakın; hayatı dolu dolu yaşamaktır bu.Sevdayı dolu dolu, sindire sindire yaşamak; acılar çekilmezse mutlu olduğumuzu nasıl anlarız sorarım size? Hem sevgilinizden ayrı olsanız da önemli olan, yüreğinizdeki büyük sevda değil midir sizce? İster kızın bana isterseniz katılın sözlerime; önemli olan, gerçek olan , o olsa da olmasa da sevdanızın devam etmesidir. Acı da olsa güzeldir çünkü; gerçekten dosdoğru sevmek; sevdikçe güzelleşir insan, sevdikçe ağlamanın güzelliğine varır. Acı çektikçe dostlarının, ailesinin değerini anlar.. Asık suratla dolaşmak yerine hayalleriyle mutlu olmasını bilir seven insan;
    Bilmez misiniz yüzünüze vuran ufacık bir tebessüm bile farkında olmasanız da mutlu eder sizi? Hem siz biliyor musunuz küçük bir gülümsemenin; yüzünüzdeki bütün kasları çalıştırdığını ve yüzünüzün gerginleşmesine yardımcı olduğunu? Tabii birde dişlerinizi fırçalamıyorsanız, fırçalama gereği duyuyorsunuz ki bu da gülümsemenin diş sağlığına da yardımcı olduğunu gösteriyor.

    İşte istediğim de buydu; geçin aynanın karşısına ve gülen yüzünüze bakın.. Gözleriniz ne güzel parlıyormuş değil mi? Şimdi soruyorum size; neden büyük şeylerin peşinden koşup küçük mutluluklar elde etmek yerine, küçük şeylerden büyük mutluluklar çıkaramıyorsunuz?
    Hayal etmekten niçin korkuyorsunuz? Kaçınız dünya turuna çıkmayı hayal etti, kaçınız uzaya çıksam n’apardım acaba diye düşündü? Hiç güneşe dokunmayı arzuladınız mı, ya da yıldızların yanına çıkıp onlar gibi parlamayı ve el sallamayı dünyaya? Denizin derinliklerine inmeyi düşlediniz mi hiç, balıklarla dans etmeyi? Peki gördüğünüz bir rüyayı yazmayı denediniz mi? Hayır mı.. Bir kere deneyin bence…
    Hayal kırıklığına uğramaktan korkmayın, hayatın tadını çıkartmaktır bu; yalnız olsanız da aslında hep birilerinin yanınızda olması gibi bir şeydir.
    Kendi kendinize söz verin ertesi sabah için; gözlerinizi açtığınızda güne gülümseyerek başlayın, açın pencerenizi içeriye tertemiz bir hava girsin. Kaldırın başınızı gökyüzüne ve maviliğinde kaybolun. Uçan kuşlar için ekmek kırığı koyun pencere kenarına; annenize, babanıza, kardeşinize yada sevgilinize yani yüreğinizde yeri olan herhangi birine kocaman bir öpücük kondurun. İşe giderken ;off gene iş başı diye düşünmeyin. Gidebilecek bir işiniz olduğu için mutlu olun. Her zaman simit aldığınız ufaklığa hatırını sorun teşekkür edin…Akşam eve dönüp de uyuma zamanı geldiğinde; düşünün yaptıklarınızı ve mutlu olup olmadığınıza karar verin.
    Eğer hala her zaman ki gibi bir gündü, diyebiliyorsanız; ben söyleyecek bir şey bulamıyorum size. Çünkü zaman çoktan sıradanlaştırıp yok etmiş sizi; artık kimse kurtaramaz bu kayboluştan, kimse tutamaz elinizi. Yok eğer, bu gece kendimi daha farklı hissediyorum diyorsanız ve gülümseyerek yatağa girebiliyorsanız gecenin ışığında; size de diyorum ki, “hoş geldiniz aramıza.” Hep mutlu olmanız dileğiyle…

    Alıntıdır