Uğur Mumcu Şiirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve eny tarafından 23 Temmuz 2006 başlatılmıştır.

    23 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  1. eny

    eny Guest

    Sesleniş
    Dağ gibi karayağız birer delikanlıydık. Babamız,
    sırtında yük taşıyarak getirirdi aşımızı, ekmeğimizi.
    Arabalar şırıl şırıl ışıklarıyla caddelerden geçerken
    bizler bir mum ışığında bitirdik kitaplarımızı.
    Kendimiz gibi yaşayan binlerce yoksulun yüreğini
    yüreğimizde yaşayarak katıldık o büyük kavgaya.
    Ecelsiz öldürüldük. Dövüldük, vurulduk, asıldık.
    Vurulduk ey halkım, unutma bizi...
    Yoksulluğun bükemediği bileklerimize çelik kelepçeler
    takıldı. İşkence hücrelerinde sabahladık kaç kez.
    İsteseydik, diplomalarımızı, mor binlikler getiren
    birer senet gibi kullanırdık. Mimardık, mühendistik,
    doktorduk, avukattık. Yazlık kışlık katlarımız,
    arabalarımız olurdu. Yüreğimiz, işçiyle birlikte attı.
    Yaşamımızın en güzel yıllarını birer taze çiçek gibi
    verdik topluma. Bizleri yok etmek istediler hep.
    Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
    Fidan gibi genç kızlardık. Hayat, şakırdayan bir
    şelale gibi akardı gözbebeklerimizden. Yirmi yaşında,
    yirmi bir yaşında, yirmi iki yaşında, işkencecilerin
    acımasız ellerine terk edildik. Direndik küçücük
    yüreğimizle, direndik genç kızlık gururumuzla.
    Tükürülesi suratlarına karşı bahar çiçekleri gibi,
    taptaze inançlarımızı fırlattık boş birer eldiven
    gibi. Utanmadılar insanlıklarından, utanmadılar
    erkekliklerinden.
    Hücrelere atıldık ey halkım, unutma bizi...
    Ölümcül hastaydık. Bağırsaklarımız düğümlenmişti.
    Hipokrat yemini etmiş doktor kimlikli işkencecilerin
    elinde öldürüldük acınmaksızın. Gelinliklerimizin
    ütüsü bozulmamıştı daha. Cezaevlerine kilitlenmiş
    kocalarımızın taptaze duygularına, birer mezar taşı
    gibi savrulduk. Vicdan sustu. Hukuk sustu. İnsanlık
    sustu.
    Göz göre göre öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
    Kanserdik. Ölüm, her gün bir sinsi yılan gibi
    dolaşıyordu derilerimizde. Uydurma davalarla
    kapattılar hücrelere. Hastaydık. Yurtdışına gitseydik
    kurtulurduk belki. Bir buçuk yaşımızdaki kızlarımızı
    öksüz bırakmazdık. Önce, kolumuzu, omuz başından
    keserek, yurtseverlik borcumuzun diyeti olarak
    fırlattık attık önlerine. Sonra da, otuz iki yaşında
    bırakıp gittik bu dünyayı, ecelsiz.
    Öldürüldük ey halkım, unutma bizi...
    Giresun’daki yoksul köylüler, sizin için öldük.
    Ege’deki tütün işçileri, sizin için öldük. Dogu’daki
    topraksız köylüler, sizin için öldük. İstanbul’daki,
    Ankara’daki işçiler, sizin için öldük. Adana’da,
    paramparça elleriyle ak pamuk toplayan işçiler, sizin
    için öldük.
    Vurulduk, asildik, öldürüldük ey halkim, unutma
    bizi...
    Bagimsizlik, Mustafa Kemal’den armağandı bize.
    Emperyalizmin ahtapot kollarına teslim edilen
    ülkemizin bağımsızlığı için kan döktük sokaklara.
    Mezar taşlarımıza basa basa, devleti yönetenler, gizli
    emirlerle başlarımızı ezmek, kanlarımızı emmek
    istediler. Amerikan üsleri kaldırılsın, dedik, sokak
    ortasında sorgusuz sualsiz vurdular.
    Yirmi iki yaşlarındaydık öldürüldüğümüzde ey halkım,
    unutma bizi...
    Yabancı petrol şirketlerine karşı devletimizi
    savunduk; komünist dediler. Ülkemiz bağımsız değil
    dedik; kelepçeyle geldiler üstümüze. Kurtuluş
    Savaşı’nda emperyalizme karşi dalgalandirdigimiz
    bayragimizi daha da dik tutabilmekti bütün çabamiz.
    Bir kez dinlemediler bizi. Bir kez anlamak
    istemediler.
    Vurulduk ey halkim, unutma bizi...
    Henüz çocuklugumuzu bile yaşamamiştik. Bir kadin eline
    degmemişti ellerimiz. Bir sevgiliden mektup bile
    almamiştik daha. Bir gece sabaha karşi, pranga
    vurulmuş ellerimiz ve ayaklarimizla çikarildik idam
    sehpalarina. Herkes taniktir ki korkmadik. Içimiz
    titremedi hiç. Mezar topragi gibi taptaze, mezar taşi
    gibi dimdik boynumuzu uzattik yagli kementlere.
    Asildik ey halkim, unutma bizi...
    Bizi öldürenler, bizi asanlar, bizi sokak ortasinda
    vuranlar, agabeyimiz, babamiz yaşlarindaydilar. Ya bu
    düzenin kirli çarklarina ortak olmuşlardi ya da
    susmuşlardi bütün olup bitenlere. Öfkelerini bir gün
    bile, karşisindakilere bagirmamiş insanlarin gözleri
    önünde, öldürüldük. Hukuk adina, özgürlük adina,
    demokrasi adina, Bati uygarligi adina, bizleri, bir
    şafak vakti ipe çektiler.
    Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
    Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma
    bizi...
    Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
    halkim, unutma bizi.
    Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
    birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi,
    unutma bizi...

     
  2. 23 Temmuz 2006
    Konu Sahibi : eny
  3. PANDORA_AMAZON

    PANDORA_AMAZON Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    191
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    Korkmadan öldük ey halkim, unutma bizi...
    Bir gün mezarlarimizda güller açacak ey halkim, unutma
    bizi...
    Bir gün sesimiz hepinizin kulaklarinda yankilanacak ey
    halkim, unutma bizi.
    Özgürlüge adanmiş bir top çiçek gibiyiz şimdi, hep
    birlikteyiz ey halkim, unutma bizi, unutma bizi,
    unutma bizi...


    eline sağlık eny
    ALLAH RAHMET EYLESİN UĞUR MUMCU
     
  4. 12 Aralık 2008
    Konu Sahibi : eny
  5. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.195
    Ödül Puanları:
    238

    Bir kişiye yapılan haksızlık

    Bir kişiye yapılan haksızlık,
    bütün topluma karşı
    işlenmiş bir suçtur.
    bu bilinci paylaşmak ve
    bu sorumluluğu yerleştirmek
    zorundayız.
    Uygarca paylaşılan sorumluluk bilinci,
    özgürlüğün de,
    demokrasinin de
    tek güvencesidir.
    Bu güvence sağlanmadıkça,
    demokrasinin temeline
    tek bir taş bile konmuş olamaz.
    Unutmayalım ki "cesur bir kez,
    korkak bin kez ölür".
    Önemli olan,
    insanın böyle bir toplumda
    "mezar taşı" gibi
    suskunluk simgesi
    olmamasıdır.

    Uğur Mumcu