Uğur'lar Olsun

Konusu 'Hiçbir başlığa uymayan yazılar !' forumundadır ve suavea tarafından 24 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    24 Ocak 2008
    Konu Sahibi : suavea
  1. suavea

    suavea Aktif Üye Üye

    Katılım:
    22 Ocak 2007
    Mesajlar:
    710
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    [​IMG]




    Bir pazar sabahıydı, Ankara kar altında
    Zemheri ayazıydı, yaz güneşi koynunda
    Ucuz can pazarıydı, kalemim düştü kana
    Zalımlar pusudaydı, bedenim paramparça

    Uğurlar olsun
    Hüzünlü bulutlar yoldaşın olsun
    Bir keskin kalem, bir kırık gözlük
    Yürekli yiğitlere hatıran olsun

    Çevirdim anahtarı, apansız bir ölüme
    Şarapnel parçaları, saplandı ciğerime
    Ucuz can pazarıydı, kan doldu gözlerime
    İsimsiz korkuları katmadım yüreğime
    Bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne

    Ne çok kalmıştık karlar altında, kıpkırmızı! Yolumuzu aydınlatan kitaplarla bombalandık evlerimizde. Hayatlarımız bir kontak anahtarına bağlıydı, arabalarımızda! Kurşunlar patladı cadde boyu, kulaklarımızda! Bıçaklandık daha yaralarımıza tuz basmadan! Kaldırımlara uzandık, yırtık ayakkabılarla… Kurtarmıştık biz bu ülkeyi karanlıktan. Güneş hiç parlamadığı kadar çok parlıyordu üstümüze. Doğusunu batısını ayırt etmeden! Türk-Kürt, Laz-Çerkez, Ermeni-Boşnak, Alevi-Sunni demeden her yere, herkese aynı parlıyordu! Sapsarı saçlarıyla, gökyüzü gözleriyle ışık saçıyordu bir adam!

    ''İsimsiz korkuları katmadım yüreğime/ Bembeyaz doğruları yaşadım ölümüne.''

    Bembeyaz doğrular… Evet, tek dertleri buydu. Hiçbir karaltıya yer olmayan, bembeyaz doğrular. Aydınlık saçan, çağdaşlaşma saçan, medeniyet saçan doğrular… Ama ne diyordu Özdemir Asaf, ''Bütün renkler aynı hızla kirleniyordu, birinciliği beyaza verdiler…''

    Biz sessiz kaldıkça, beyazlarımız hiç bembeyaz kalmayacak. Bembeyaz doğrularımızı onlar kapkara yanlışlarıyla kirletmeye devam edecekler… Daha ne kadar susacağız? Daha kaç şarapnel saplanmalı ciğerimize? Bırakalım artık bizi bize kırdıranlara karşı sessiz kalmayı, bırakalım…

    ''Ben yanmazsam/ Sen yanmazsan/ Biz yanmazsak/ Nasıl çıkar bu karanlıklar/ Aydınlığa…'' der Nazım Hikmet. Yeterince yanmadık mı? Demirkürekler, Kubilaylar, Mumcular, Aksoylar, Üçoklar, Kışlalılar, Hablemitler… Ömrünün baharında hemen hemen her gün yitirdiğimiz kınalı kuzu şehitler…

    Neden uyanamıyoruz hâlâ, neden açamıyoruz gözlerimizi? Neden 'isimsiz(!) korkuları' kovmuyoruz yüreğimizden, neden? Yeter artık… Yeter!

    15 yıl oldu sen gideli… Ben ve benim gibiler, seni ve senin gibileri unutmadı, asla da unutmayacağız. Bembeyaz doğrularınızın, yılmaz savunucusuyuz… sussak da, ölsek de!

    Ümit Özkaya


    --
    Karlı Kayın Ormanında Yürüyorum Geceleyin
    Memleketmi Yıldızlarmı
    gençliğimmi daha uzak
    Kayınların arasında bir pencere
    SARI SICAK

    Öyle bir hayat yaşadım ki,
    Cenneti de gördüm ,cehennemi de
    Öyle bir aşk yaşadım ki tutkuyu da gördüm , pes etmeyi de.
    Bazıları seyrederken hayatı en önden ,
    Kendime bir sahne buldum oynadım.
    Son yolculukları erken tanıdım.
    Öyle çok değerliymiş ki zaman,
    Hep acele etmem bundan, anladım......

    Derin bir nefes alır gibi batıyoruz yükümüz ağır
    Yeni bir söz sölemek için Ölmekmi gerekir
    Hadi bir cesaret sende taşın altına koy elini
    inadına inadına

    ***Yiğit harpte, dost dertte, olgun adam hiddette belli olur.***
     
  2. 10 Mayıs 2008
    Konu Sahibi : suavea
  3. baxgxcan

    baxgxcan Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Aralık 2007
    Mesajlar:
    248
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    geçmişleri ararken buldum bu konuyu ne kadarda güzel sabah sabah tüğlerim diken diken oldu.... ülkemde başka mumcular olması temennisiyle...