uzun süre uçuruma bakar*san, uçurum da senin içine bakar."

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve xsxulem tarafından 9 Kasım 2006 başlatılmıştır.

    9 Kasım 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Güzel bir yazı



    Gece yarısıydı. Arabadaydım. Radyo Maydonoz'da Selim gazete köşelerinden internete yayılmış bir öykü*yü anlatıyordu. Kulak kesildim:

    "Bir sonbahar günü Londra'daki doktor muayenehanesinin bekleme odasında otu*ran adam, yaprakların dökülmesini hüzün*lü bir gülümsemeyle seyrediyordu. Biraz sonra muayene odasında doktor, teşhisi açıkladı kendisine:

    '- Bay Winkelman, beyninizde bir ur var. Hemen ameliyat olmalısınız.'

    Yüz hatları gerildi Winkelman'ın:

    '- İngiltere'de bu ameliyatı yapabi*lecek doktor var mı' diye sordu.

    '- Amerika'da yaşadığınıza göre orada olmanızı öneririm' dedi doktor; 'Zaten sizi ameliyat edebilecek tek operatör olan Charles Wronkow da orada yaşıyor.

    Winkelman teşekkür edip ayrıldı. Ote*le giderken derin derin düşünüyor ve yere dökülen yaprakları ayaklarıyla yavaşça iti*yordu.

    Birkaç gün sonra gazeteler tanınmış Amerikalı operatör Charles Wronkow'un İngiltere'de tatilini geçirirken intihar ettiği haberini verdiler.

    Polis, böyle tanınmış bir doktorun ne*den Wilkelman adı altında, Londra'nın yoksul bir mahallesindeki otelde kaldığını merak ediyordu."

    * * *

    Bu öyküyü dinlediğim gecenin sabahın*da gazeteler Reve Favaloro'nun intihar haberini duyurmuşlardı.

    Favaloro, 1967'de bulduğu by-pass yöntemiyle kalp ameliyatlarında bir çığır açan ve milyonlarca hastayı kurtaran Ar*jantinli cerrahtı. Buenos Aires'teki muhte*şem villasında kalbine sıktığı tek kurşunla son vermişti hayatına...

    Milyonların kalbine giden kanalları açan bir insanın, kendi yüreğindeki tıkanmaya deva bulamaması ve sonunda onu kurşun*layarak susturması ne trajik bir final!..

    Bütün bir salonu gülmekten kırıp geçir*dikten sonra çekildiği makyaj odasında ses*sizce ağlayan bir palyaço gibi... Çevremize yaydığımız ışıktan biz nasiplenemeyiz çoğu zaman... insanın sözü geçmez, gücü yetmez ba*zen kendine...

    En güzel aşk filmlerinde oynayan kadın, alabildiğine mutsuzdur bakarsanız...

    Diline doladığı herkesin iç dünyasını ka*lemiyle didikleyen yazar, kendi içindeki keş*mekeşi tariften acizdir.

    Cemaate iman telkin ederken içten içe Tanrı'yı sorgulamaya başlamış bir din ada*mı kadar çaresiz, kıvranır insan...

    Yalnızlık korkusunu bastırmak için ömrü boyunca sayısız kadına tutulmuş bir Kazanova'nın sonunda anavatanı yalnızlığa dönmesi,

    ...ya da cehennemi bir cephede gün bo*yu askerlerine cesaret aşılayan kumandanın gece karargahta korkudan titremesi gibi,

    ...en yakından tanıdığı zaafı, en güven*diği yanına yakıştıramaz insan:

    ...ve kendini en bildiği yerinden vurur: Kalpse kalp; beyinse beyin...

    ...bir kurşunla durur.

    * * *

    Çünkü en beteridir kendisiyle savaşan*ların, kendine yenilmesi...

    İnanmadan din adamı olarak kalamaz*sınız; sevmeden aşık rolü oynayamaz, cesa*retsiz savaşamazsınız; beyninizde bir urla beyinlere deva, kalbinizde kanayan bir ya*rayla kalplere şifa taşıyamazsınız.

    Bu kuşatmayı yarmak için o "zaaf”ları*nızı yok etmek zorundasınızdır; çoğu kez kendinizden vazgeçmek pahasına...

    insan, kendine rağmen gider o zaman...gençliğinde nice cana kıydığı kılıcının üzerine karnıyla yatıveren yaşlı bir Samuray savaşçısı ya da intihar için artık hükmedemediği tanıdık bir mikrofonu seçen Zeki Müren gibi, ölümü beklemeden onun kol*larına koşar.

    Bazen uluorta, bazen yapayalnız,

    ...uçsuz bucaksız bir boşluğa akar...

    Malum; "uzun süre uçuruma bakar*san, uçurum da senin içine bakar."
     
  2. 9 Kasım 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  3. Krdi

    Krdi Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.157
    Beğenildi:
    12
    Ödül Puanları:
    148
    gerçekten güzel bir paylaşımdı suslu. İnsanın kendine yenilmesi kötüdür ama kendine yenilenler hep izlenilen hayatları yaşayanlardır çoğunlukla.