Ve kararlar birer kibritti.....

Konusu 'Alıntı Yazılar' forumundadır ve EU1 tarafından 10 Ocak 2007 başlatılmıştır.

    10 Ocak 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    Adamın biri bilge bir kral olmakla ün salmış kralın yanına gider. Krala şunu

    sorar "Efendim söyleyin bana hayatta özgürlük var mıdır?" Kral "Elbette" der

    "Kaç bacağın var senin?" Adam soruya şaşırarak "İki efendim" der. Kral

    "Pekala, tek bacağının üstünde durabilir misin?" "Elbette" diye cevap verir

    adam. Kral "O halde hangi bacağın üstünde duracağına karar ver". Adam biraz

    düşünür ve sol bacağı üstünde durmaya karar verir. "Tamam" der kral "Şimdi

    de öteki bacağını kaldır." Adam şaşırır "Bu imkansız kralım" der. "Gördün

    mü?" der kral " Özgürlük budur. Sadece ilk kararı almakta özgürsün. Ondan

    sonrasında değil."



    Tiziano Terzani'nin Atlıkarıncada Bir Tur Daha adlı kitabında okuduğum bu

    küçük öykü yıllardır tartışılan özgürlük kavramı üzerinde bir kez daha

    düşünmeme yol açtı. Hayat gerçekten böyleydi. İlk kararı alıyordun ve gerisi

    o ilk karara bağlı olarak gerçekleşiyordu. Hayat hata kabul etmiyordu. ilk

    kararın doğruysa işler yolunda gidiyordu ama eğer yanlış bir karar aldıysan,

    herşey zincirleme yanlış gidiyordu.



    Mesela mesleğini seçerken... Hasbelkader, iyi düşünmeden, yeteneklerinin

    farkında olmaksızın bir meslek seçtiğinde ömür boyu işini zorla yapmaya

    mahkum oluyordun. İşinin başındayken başka bir iş yapmayı özlüyordun. Ama

    biliyordun ki; özgürlüğünü kullanmış ilk kararı vermiştin ve yeniden başlama

    cesaretin yoktu. Bazı insanlar vardı hayatta...Onlar ise herşeyi ardlarında

    bırakıp yeniden başlayacak kadar cesurlardı. Ama sen onlardan biri

    olamıyordun. Bunca emek bunca çalışmayı sanki çöpmüş gibi bir çırpıda

    atıveremiyordun. Oysa göz ardı ettiğin bir şey vardı. Hayat çok kısaydı ve

    mutsuz olduğun işlerle zaman öldürmek aynı zamanda ruhunu öldürmekle eş

    anlamlıydı.



    Evlilik konusunda da iyi karar vermek gerekiyordu. Yanlış bir karar aynı

    evde yaşayan iki düşman yaratabilirdi. Aşk zorunluluğa dönüşebilir ve

    hayatını cehenneme çevirebilirdi. İlk kararı alıyordun, bu konuda özgürdün

    ama devamında senin kararına bağlı olmayan pek çok şey gerçekleşiyordu.



    Hayat kararlardan ibaretti ve kararlar birer kibritti. Doğru yerde

    ateşlediğinde seni ısıtacak ateş, çorbanı kaynatacak ateş oluyordu, yanlış

    yerde ateşlediğin vakit ise içinde bulunduğun evle birlikte seni de

    yakıyordu.



    Hayat öyle basite alınacak bir oyun değildi. Oyunun kurallarını bilmen ve

    ona göre oynaman gerekiyordu. Ama çoğu zaman oyunun kurallarını bilmek

    yetmiyordu. Çok daha önemli olan başka bir şey vardı. Kendini bilmek... Ne

    istediğini, neyin seni mutlu edeceğini ve kim olduğunu, neler yapabileceğini

    bilmek zorundaydın. Ancak o zaman doğru kararlar veriyor ve mutlu bir hayata

    sahip oluyordun.



    Ve kararlar birer kibritti... Ya kendini yakıyordun ya da ısıtıyordun...