Vedat Türkali

Konusu 'Yazarlar' forumundadır ve seaBahAR tarafından 30 Kasım 2008 başlatılmıştır.

    30 Kasım 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  1. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Vedat Türkali

    [​IMG]

    Asıl adı Abdülkadir Pirhasan. 1919 yılında Samsun’da doğdu. İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümünü bitirdi. Maltepe ve Kuleli Askeri Lisesi’nde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1951’de siyasal eylemlerde bulunmakla suçlanarak tutuklandı. Askeri mahkeme tarafından dokuz yıl hapis cezasına çarptırıldı. Yedi yıl sonra koşullu olarak serbest bırakıldı.

    Vedat Türkali 1944–1950 ağır baskı döneminde devrimci sanat çevrelerinde ilk kez el altında dolaştırılan gizli şiirleriyle (özellikle “İstanbul” şiiri ile) tanındı. Şiir uğraşlarını gizlilik döneminden sonra düştüğü hapishanede mapusluk süresince de sürdürdü.

    1958 yılında cezaevinden çıktıktan sonra sinema alanında çalıştı. 40'ın üzerinde senaryo yazdı ve üç filmin yönetmenliğini yaptı. Senaryolarını Vedat Türkali takma adı ile yazıyordu. Film alanındaki emekleri günümüz Türk Sineması’nda seçkin bir yer tutar. Geniş izleyici yığınlarını da saran bu çalışmalarının genç Türk Sineması’nın oluşum ve gelişiminde etkin bir yeri olduğu bilinen bir gerçektir.

    Yazdığı üç tiyatro oyunu, ulusal gelenek ve değerlere dayanan oyunlar olarak (ikisi türkülerle işlenmiş epik yapıda) özgün öncü nitelikler taşır. 141. Basamak 1970’de Ankara’da sergilendi. Bu ölü Kalkacak 1976 yılında İstanbul Belediye Şehir Tiyatrosu’nda sergilenirken yasaklandı. Dallar Yeşil Olmalı 1985’de yayınlandı.

    Vedat Türkali, Türkiye Yazarlar Sendikası ve Barış Derneği yöneticilik ve üyeliklerinde bulundu. Aydınlar Dilekçesi ve Barış Derneği davalarından yargılandı.

    İlk romanı Bir Gün Tek Başına 1974 yılında yayınlandı. Bu roman sanatsal ve yazınsal görüşlerinden ödün vermeden sinematografik özelliklerin romana aktarıldığı üstün başarılı bir yapıt olarak heyecanla karşılandı. Türkali, Bir Gün Tek Başına'da 27 Mayıs Askeri Darbesi öncesindeki Türkiye aydınlarının bunalımlı çıkmazını sergiler.

    İkinci romanı Mavi Karanlık ağır koşullarda aydınlar arası hesaplaşmaya dayanan acı umutsuz bir sevi romanı olarak 1983'te yayınlandı. Üçüncü romanı Yeşilçam Dedikleri Türkiye, Türk romanında bir dönüm noktasıdır denilebilir. Bu yapıtında da Türkali, bir tarih parçasının karmaşasındaki Türkiyenin çelişkilerle yüklü acı tatlı serüvenini bölüşen tanıklarıyla yüzyüze getiriyor okuyanları.

    Bu Gemi Nereye (1985) adlı düz yazıları, söyleşileri, soruşturmalarından oluşan kitabı, Türk Sineması üzerine araştırma yapacaklar için kaynakça niteliğindedir.

    Önsözlerinde Türk Sineması'nın yapısı ile ilgili önemli açıklamaları içeren iki senaryo kitabı var: 1. Üç Film Birden-1979 (Bedrana, Kara Çarşaflı Gelin, Analık Davası) 2. Eski Filmler- 1984 (Otobüs Yolcuları, Karanlıkta Uyananlar, Güneşli Bataklık, Umutsuz Şafaklar)

    1990'da Tek Kişilik Ölüm romanı yayınlanır. Gerçek kişilere ve gerçek olaylara dayalı bir dönem romanıdır. Daha sonra ki on yıl boyunca Türkiye Komünist Partisi’nin tarihi niteliğindeki, İkinci Dünya Savaşı döneminin siyasal yapısının sergilendiği Güven adlı iki ciltlik romanını yazar. Bu romanı rahat yazmak için 10 yıl Londra’da kalır.

    Bunların dışında düz yazıları, söyleşileri, savunmaları Tüm Yazıları Konuşmaları (2001)adlı bir kitapta toplanmıştır.

    Komünist (2001) adlı bir anı kitabı vardır. Bu kitap çocukluğundan, tutuklanma sürecine kadar ki yaşamından kesitler içerir.

    Son romanı Kayıp Romanlar (2004) dır. *Doktor Nahit Kotar yıllar süren siyasal sürgünden, tutkuyla bağlı olduğu İstanbul'una dönebildiğinde yetmişinin sonlarındadır. Devrimci bir emeklilik yaşam çizgisi çekmiştir kendince. İstanbul'uyla özlem giderecek, dış ülkelerde sürekli içinde olduğu sanat etkinliklerini ülkesinde izleyecek, artık kapalı olan eski örgütü adına dış ülkelerde sürdürdükleri etkinliklerden üstünde kalmış yüklüce parayı vereceği en uygun örgütü arayıp bu ağır yükten kurtulacaktır. Bir de roman yazmayı düşünmektedir bu arada.

    Çelişkilerle çalkalanarak değişen, değişemeyen Türkiye'de şaşkınca dolaşmaya başladığı daha ilk günlerinde bir genç kız çıkar karşısına. Aralarında yaş uçurumu olan, inandıklarının tam karşısında değerler tablosunu benimsemiş görünen bu genç kızla, Esme'yle karşılaşması yeni bir dönem başlatmıştır yaşamında. Kızgınlıklar, karşılıklı suçlamalar içinde bağlı oldukları değerleri tartışmaları, birbirlerini gizli, açık, kaçınılmaz biçimde de kendilerini sorgulamaya başlamalarıyla yepyeni bir yola düşerler. Ülkenin özgürlük kavgası, tarihten gelen, çözüm bekleyen Kürt, Ermeni sorunları, tüm bu sorunlarla birlikte dış-iç egemen karanlık güçlerin, mafyaların kanlı gölgesi vardır bu bin bir tehlikeyle dolu yolun üzerinde.

    Vedat Türkali, senaryoları, oyunları ve romanları ile ulusal ve uluslararası alanda bir çok ödüller almıştır. Bir Gün Tek Başına adlı romanı ile 1974 Milliyet Roman ödülü ve 1976 Orhan Kemal Roman ödülü; Çekoslovakya’da Carlovy Vary Film Festivali’nde Bedrana filmiyle, 1982 Cidale, Güneşli Bataklık ile 1982 sendika ödüllerinden başka Dallar Yeşil Olmalı oyunu ile de 1970 TRT Sanat ödüllerini almıştır.

    1 Mayıs 2004’den - 1 Mayıs 2005’e kadar ki bir yıl, aydınların, sanatçıların, kültür sanat kurumlarının ve insan hakları savunucularının katılımı ile "Vedat Türkali Yılı" ilan edilmiştir. Çok çeşitli etkinliklerle geçen bu bir yıl, ilk kez yaşayan bir aydına armağan edilmiştir.



    -yazarın kişisel sitesinden alıntıdır-
     
  2. 29 Aralık 2008
    Konu Sahibi : seaBahAR
  3. Womanizer

    Womanizer Popüler Üye Üye

    Katılım:
    11 Eylül 2008
    Mesajlar:
    2.739
    Beğenildi:
    5
    Ödül Puanları:
    106
    Kızı Deniz Türkali, Atıf Yılmaz'ın 'kadın filmleri' sevdasına kurban gitti bence oysa çok daha iyi yapıtlarda oynaması gereken bir oyuncudur Deniz Türkali.

    Oğlu Barış Pirhasan'ın senaryolarını ise başarılı bulurum.

    Vedat Türkali'nin Mavi Karanlık adlı kitabını ise tavsiye ederim.
     
  4. 3 Şubat 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  5. lxoxliz

    lxoxliz 7 bela Pro Üye

    Katılım:
    15 Haziran 2008
    Mesajlar:
    227
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Canım vedat türkali min sayfasını boş görmeye dayanamadım her kitabını en az 2 kez okumuşumdur.Ben kadınlar kulübüne yakışan bir tarafından bahsedeceğim Vedat Türkali nin.Kitaplarında ki o sürükleyici hikaye, muhteşem kurgu ve ülkenin bir dönemine bir belgesel tadında ışık tutan arka planı bir tarafa Vedat Türkali nin kadınları olağanüstüdür arkadaşlar.Güçlü, özgün,samimi ve farklı kadınlar.
     
  6. 1 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  7. h_i_s

    h_i_s OĞLUM BERKİN'İM <3 Pro Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.351
    Beğenildi:
    36
    Ödül Puanları:
    153
    Bir Gün Tek Başına..... Bir Gün Tek Başına.... Defalarca okudum yine de bıkmadım.... İstanbul şiiri zaten ayrı bir ekol.... Bekle Bizi İstanbul.... Haramilerin saltanatını yıkacağız..... Bekle o günler gelsin İstanbul....
     
  8. 1 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  9. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238
    Off off ki offf
    İki ayrı yerden vurdun beni şimdi..
    "Bir Gün Tek Başına" yı okumayan var mıdır acaba? Vardır.. nedenleri yazmayayım şimdi.. yerimseniben

    Derhal pc başından kalkıyor ve Edip Akbayram dinlemeye başlıyorum..

    "Bekle o günler gelsin İstanbul"

    ....ve elbette okumakta olduğum kitabımı ellerimin arasına alıyorum..

    Internetin benim için kısa olan günlük ömrü de şu anda bitmiştir benim için.

    Teşekkürler Hiscim.. a.s. Vakit kaybetmememi hatırlattın bir lahzada..
     
  10. 3 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  11. kazulet

    kazulet L'Etre et le Néant Üye

    Katılım:
    9 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.405
    Beğenildi:
    207
    Ödül Puanları:
    153
    bir belgeselde
    usta diyordu ki
    ben devrime gönül verdim
    benimle birlikte yolda yürüyenler oldu
    öldü bzıları
    bazıları bambaşka
    bazılarıysa benim gibi kendilerini devrime tabi ttutlar
    devrimi kendimde gerçekleştirdim sanırım....

    ustaya ne denir... ne denilebilir...
     
  12. 3 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  13. h_i_s

    h_i_s OĞLUM BERKİN'İM <3 Pro Üye

    Katılım:
    29 Kasım 2007
    Mesajlar:
    8.351
    Beğenildi:
    36
    Ödül Puanları:
    153
    Rica ederim püsküütüm, bi faydam olabildiyse ne mutlu bana yerimseniben
     
  14. 3 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  15. lxoxliz

    lxoxliz 7 bela Pro Üye

    Katılım:
    15 Haziran 2008
    Mesajlar:
    227
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    106
    Ne güzel yazmışsın arkadaşım ne denilebilir sen hep var ol demekten başka
     
  16. 3 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  17. kazulet

    kazulet L'Etre et le Néant Üye

    Katılım:
    9 Temmuz 2008
    Mesajlar:
    1.405
    Beğenildi:
    207
    Ödül Puanları:
    153
    Bir şiir
    İnsana çok yardım edebilir
    Işıtmaz
    Karın doyurmaz
    Eve döndürmez
    Sevdiğine bile kavuşturmaz adamı
    Yine de çok yardımcı olabilir

    Kim istemez derdini anlatmayı
    Hem derdini söylerken insan
    Komşuyu da ağlatır bazen

    Hepimizede yürek yarası
     
  18. 9 Mart 2009
    Konu Sahibi : seaBahAR
  19. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.193
    Ödül Puanları:
    238

    Ağlamak için dinlemek gerek.. Dinleyen kaç kişi kaldı sizce.. Bizim buralar ıssız.. hem de çok..