vefasızlıktı benimkisi...

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve seyran tarafından 12 Aralık 2007 başlatılmıştır.

    12 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  1. seyran

    seyran Popüler Üye Üye

    Katılım:
    28 Şubat 2007
    Mesajlar:
    852
    Beğenildi:
    4
    Ödül Puanları:
    108
    *****ANNE*****
    “Halen sıcak mı dizin?Türkü tadar mı gülüşlerin yine?Kimlerle konuşursun,duyar mı seni ağabeylerim?Siyatiğin ve sağ böğründeki sancı yine acıtır mı seni?
    Sahi babam nasıl anne?”


    Çok zaman oldu anne,çok zaman…
    Son martı kesip çığlığını kulağımdaki…
    Son türkü sustuğundan beri…
    Çok zaman…
    Geçti…
    O bile geçti… vefasızım
    Bir sen geçmedin benden
    Televizyonlarda siyah-beyaz filmler oynadığı zamandı anne,senin izlerken ağladığın, sevdadan daha çok gurbete dair…Neden alıştırırdın kendini bu kadar gurbete? Bilir miydin bir gün uçup gider güvercinlerim,şahinlerim birer birer…
    Önce ben terk ettim seni
    Evlat tadar mıydı mektuplarım benimde?
    Unuttuğumda,
    Yazamadığımda /yalan anne…bağışla… zamanım vardı oysa ve ben yazmazdım sığınıp senin anne sabrının gölgesine/
    “Oğul tadında mektuplar yazamadıysam sana” böyle bir söz geçer Şafak Türküsünde… Oğul tadında yetişemedim bağışla… Bir avcı vurdu şahinini, avlanmak isterken av oldu anne ve tutsak ve köle ve aklı başından alındı…deli divane…
    Bilirim kızmadın bana asla,Özledin,hasretimi çektin,yandın…Göz yaşlarınla dindirdin yangınlarını yinede bir söz demedin…
    Ağlar mıydın?
    Açıp eski mektuplarımı yeniden koklar mıydın?
    Kaç postacı geçip gitti önünden penceremizin?
    Kaç postacı gelişinde umut bağladın anne?
    Kaç postacı çalmadan geçtiğin de kapını
    Kaç umuduna kerpeten atıldı ?
    Telefonlardaki ses ben olmadığımda…
    Bayat bir ekmek olup dikildim mi boğazına?
    Bir su gibi içti mi resmimi gözlerin?
    Kaç kez bana HAYIRSIZ!!! demedin
    / diyemedin anne?
    Önce ben gittim senden,yangınlara attım yüreğini… acımazsın sanmıştım, üzüntün geçer diye kandırmıştım kendimi
    Önce ben…
    Gözyaşlarında
    Kağıttan bir gemide,
    Doldurup yelkenini acılarınla…
    Önce beni…
    Bağışla…
    Ben seni anlamıştım, o anne olduğunda; vefasızım… ve kokladığında yavrumuzu… saçının tek teline dünyalar yakılası olanımızı / sen benim saçımın teli için kaç dünya yakardın ?Kaç ahiret anne? /
    İşte o zaman beni senden kopardığı yerim acıdı,
    Sızladı
    Kanadı anne…Kokladığında yavrumuzu…
    Hıdrellez çiçekleri toplamıştık kızımla ve sana geldik günler aşırı yollardan habersiz,sürpriz olsun diyeydi…Bir Pazar sabahı kapını çalacaktım ve bırakıp kapına ufaklığı, ağaçların arkasına saklanacaktım.Tanır mıydın acaba? Sana benzetiyorlar, ben senin çocukluğunu görmedim ki … Sen kendini hiç gördün mü anne?
    Sana geldik sana benzeyenimle,Pazar sabahını sevince boğmak için…O güzel bahçen tarumar,ot bürümüştü her yanı ve o sarmaşık alıp yürümüştü duvar boyunca kapın kilitli,pencerende içeriyi saklayan solgun tüller ve gitmişti sardunyaların…


    Geciktim,kusura bakma…ama bilki en güzel çiçeği getirdim sana… hep merak ederdin anne,hep sorardın rengini,yapraklarını “kime benziyor” derdin… ÇİÇEKLER KİME BENZER ANNE?
    Sen yoktun … bir daha hiç olmayacaktın…
    Oysa ben dinginleşmiştim,
    Durulmuştum
    Vurgun ve bela gelip duruşlar saklamıştım sana
    Vurgun ve bela gelip duruşlar…KUTLU OL DİYE ANNE…
    Geldim…Sen susuyorsun,ben üşüyorum…Göremedim,ellerini öpemedim… Gidiyorum anne…bir avuç verir misin toprağından?KOKUNU ÖZLEDİM ANNE…


    alinti
     
  2. 12 Aralık 2007
    Konu Sahibi : seyran
  3. irna

    irna Popüler Üye Üye

    Katılım:
    16 Haziran 2007
    Mesajlar:
    6.862
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    146
    seyranım yaa yine derinden vurdun beni,tüylerim diken diken oldu.
    insan kaybedince anlıyor,yüreğindeki en büyük değerli varlığı.
    dilerim kaybetmeden bilenlerden olalım.

    şimdi dahamı kötü dahamı iyi pek kestiremiyorum.elimizde mektup bile olmuyor avunacak,yada avutacak.artık bir telofon bir msn hepsi uçup giden.