Vehbi Koç'un mektupları

Konusu 'İlişkiler, Duygular ve Hayatın İçinden' forumundadır ve realist tarafından 8 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    8 Ocak 2008
    Konu Sahibi : realist
  1. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    8'de geldim, mağaza pislikten geçilmiyor... Gazeteci Can Dündar'ın Vehbi Koç'un anılarını ve özel hayatından belgeleri derlediği "Vehbi Koç" kitabı piyasaya çıktı. Ünlü işadamının 10'uncu ölüm yıldönümü nedeniyle hazırlanan kitapta Koç ailesinin özel arşivinden pek çok ilginç belge yer alıyor....

    Ev ahalisi için tamim: Termosifonların ikisi birden çalışmasın...Yıl 1959... Koç ailesi Büyükler e'den Şişli'deki eve taşınmış. Belli ki henüz düzen oturmamış. Vehbi Bey, sinirleniyor ve 8 maddelik bir uyarı kaleme alıyor...

    "Şişli'deki evimize taşındık. Allah'tan ağız tadıyla oturmayı nasip etmesini dilerim. Çok meşgul olduğumu biliyorsunuz. Bazı ufak tefek işler beni sinirlendiriyor. Onun için sizlerden bu yazıyla ricada bulunuyorum.

    1- Gazete ve mecmuaların bir yeri olsun. Herkes oradan arasın,
    2- Bir sürü albüm var. Resimler ortada dolaşıyor. Bunları Sevgi ile Suna bir defa gözden geçirsinler. Resimleri sırası ile yeni albümlere koyalım. 3- İlaç dolabı bir defa elden geçsin, 4- Sıhhi dosyalar ve herkesin ufak tefek dosyalan odasında dursun. 5- Benim yazıhanemin gözündeki muhtelif işlere ait dosyalar temizlensin. Benim yazıhaneye önüne gelen her şeyin konulmasından da vazgeçilsin, 6- Deniz motoru bir tarafa kalksın. Merdiven altına bir masa konsun. 7- Elektrikli termosifonların ikisi birden sureli kafiyede çalışmasın, 8- Rahmi'nin tuvaletinin tahtası kırılmış, radyonun fişi yok. Daha ne eksikler varsa tespit ediniz, yaptıralım.

    Saygılarımla,"

    Kızı Semahat'e...
    "Kızım senin yerin diğer çocuklarımdan farklıdır.
    Tarih: 19. Temmuz. 1960"

    Semahat Koç, Zürih'e gider. Vehbi Bey kızından ayrılmanın üzüntüsü içindedir. Ona sevgisini bir mektupla anlatır...

    "Semoş'cuğum, dün bizden ayrıldın. Uçağı takip ettim. 2.20 geçe Zürich'e inmiş. Akşam eve geldik. Hakikaten senin yokluğunu hissettik. Annen biraz göz yaşı döktü, teselli ettim. Senin diğer çocuklarımdan başka her nedense ayrı bir yerin var. Büyük olduğun için bize arkadaş oldun. Her derdimizi söyleriz, her şeyi yanında rahatlıkla konuşuruz. Annenle aram açılır, onu bulursun. Velhasıl bir muvazene unsurusun. Şimdi bu mektubumu Suna'ya bahçedeki evde yazdırıyorum. Gözümün önünde hayalin canlanıyor. Bana daima yaz. Bütün işlerime rağmen kısa da olsa cevap vereceğim. Annen Sauna'ya gitti. Nüsret'in ve senin gözlerinden öper, ilk mektubunu beklerim."

    Sıkı bir milliyetçiymiş!
    "Çiçekleri hep Sabuncakis'ten alıyoruz, Türk firma yok mudur? Tarih: 9 Mayıs 1946"

    Vehbi Bey'in sahibi olduğu istanbul Divan Oteli'nin müdürü Bekir Kitar'a gönderdiği bu mektup milliyetçi yanı hakkında önemli bir ipucu..

    "Sayın Bay Bekin Kitar; gerek teşkilatımız ve gerekse ben şahsen her sene muhtelif düğünler, merasimler ve cenaze törenleri için çiçek alıp göndermekteyiz. Bunları da mütemadiyen Sabuncakis firmasından alır ve ne fiat isterlerse onu veririz. İstanbul'da teşkilatı olup istediğimiz zaman bu çiçekleri alıp gönderebileceğimiz bir Türk çiçekçisi yok mudur? Şayet tanıdığınız böyle bir çiçekçi varsa kim olduğunun ve adresinin tarafıma bildirilmesini rica ederim.

    Saygılarımla, Vehbi Koç"

    Oğluna nasihat: Rahmi oğlum senden tek ricam iyi okuman... Yıl: 10 Ekim 1946,..

    Vehbi Koç Amerika'dadır, ingilizce bilmemekten dolayı sıkıntıdadır. Robert Kolej'de okuyan oğlu Rahmi'ye bu mektubu yollar...

    "Sevgili Oğlum; Bana çoktan beri mektup yazdığın yok, ikmal imtihanını verdiğine memnun oldum. İnşallah bu sene çok çalışır bir daha da ikmale kalmazsın. Ben şimdi Amerika'da bulunuyorum. Burada yalnız İngilizce hakimdir. Bu kadar ileri gitmiş bir memleketin lisanını bilmediğim, kültürüne vakıf olmadığım için pek fazla sıkıntı çekiyorum. Önüme gelenden yardım istemekteyim ve ne kadar iş bilirsem bileyim lisan bilmediğim için, kıymetim yarı yarıya düşüyor. Senden bir tek ricam iyi oku ve istikbalde işin başına geçtiğin zaman her şeyi kendin yapmak imkanını bulur ve başkasına muhtaç olmazsın. Birçok şeyler var ki, hayatta kendin bilmen lazım, bu da lisanla okumakla olur. Benim bu nasihatimin ehemmiyetini bu yaşta kavramalısın sana en büyük nasihatimiz okumandır. Sonra bana çok dua edersin. Oku adam ol. Amerika'dan bir istediğin varsa, yaz getireyim, gözlerinden öper, sıhhat mavaffakiyet ve iyi adam olmanı Allah'tan dilerim."

    Çalışanlarına ultimatom: Usandım, böyle giderse işi kapatırım...
    "Arkadaşlar, Bu sabah ticarethaneye tam saat 8'de geldim. Vaziyeti çok acıklı buldum. Mesai intizamı hakkında bu kadar yazdığım tamimler hiç nazarı dikkate alınmamıştır. Mağaza, Sahibinin Sesi, Ford pislikten geçilmiyor. Masaların üzeri, tezgahlar, malların üzeri bir karış tozdur. Şefler temizlik ve mesainin intizamı ile alakadar değildirler. Onlar da ayrı bir gün, biraz istirahatlarından fedakarlık yaparak iş arkadaşlarının mesai saatında gelip gelmediklerine dikkat etmiş olsalardı ben de bu kadar üzülmezdim. Emin olunuz arkadaşlar, yapınız, dikkat ediniz, muntazam devam ediniz, temiz olunuz demekten usandım. Her verdiğim emir yapılmazsa bu ticarethaneyi istediğim şekilde yürütmeğe imkan bulamazsam, daha fazla didinmeden vazgeçerek sıhhatimi düşünerek işi terk edeceğim. Bu sürede ticarethanemin kapanmasına sizler sebep olacaksınız. Ve belki de benden daha ziyade maddeten mutazarrır olacak sizlersiniz. Binaenaleyh bu husustaki son tamimi yazıyor ve bütün mesai arkadaşlarıma hitap ediyorum:Vazifenize intizamla geliniz. Ticarethaneyi temiz tutunuz."

    Vasiyetname: Bu isteklerim yerine gelmezse her şey onlara haram olsun!
    Tarih 13. Eylül. 1951... Vehbi Bey kaza olmasından endişelenerek hemen her seyahatinden önce bir vasiyetname yazar. Vefatı ilk vasiyetin yazıldığı 1951'den 45 yıl sonra gerçekleşecektir...

    "Bugün seyahate çıkıyorum. Başıma bir kaza gelir ve ölürsem bu vasiyeti yapıyorum. Varislerim tarafından harfiyen yerine getirilmesini isterim. Yerine getirmezlerse her şey onlara haram olsun... Anneme defterlerdeki kendi alacağından başka 100 bin lira verilecek ve ölünceye kadar oturduğu binanın her tarafındaki bölüm ican valideye ait olacak. Talebe yurdu için 300 bin liralık bir mülk alınacak, tesis senedimdeki gibi fakir çocuklar okuyacak. Şoför İbrahim Efendi'ye 20 bin, Hatice'ye 10 bin liralık bir ev alınacak. Bu yazıyı Büyükderede, evde salonda bugün saat 10'da yazdım ve kütüphanenin gözüne koydum,
    Hayırlısı Allah'tan."