Vertigo / Baş Dönmesi

Konusu 'Arşiv' forumundadır ve haten tarafından 27 Haziran 2007 başlatılmıştır.

Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.
    27 Haziran 2007
    Konu Sahibi : haten
  1. haten

    haten Aktif Üye Üye

    Katılım:
    30 Mart 2007
    Mesajlar:
    171
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    86
    Vertigo Nedir?

    Bazı insanlar denge problemlerini baş dönmesi olarak nitelendirirler. Çevrenin dönmediği bu denge bozukluğu bazen iç kulağa bağlı bir problemden dolayı ortaya çıkar. Bazı insanlar ise denge sağlamaktaki zorluklarını vertigo kelimesiyle açıklarlar. Bu kelime latince "dönmek" fiilinden gelmektedir. Bu hastalar sıklıkla kendilerinin veya çevrenin döndüğünü söylerler. Vertigo çoğunlukla iç kulak probleminden kaynaklanır.

    Hareket Hastalığı ve Deniz Tutması Nedir?

    Bazı insanlar uçağa bindiklerinde veya arabada bulantı hissederler, hatta bazen kusarlar. Bu duruma taşıt tutması denilir. Bir çok insan bu rahatsızlığı gemiye bindiği zaman çeker bu yüzden aynı olay olmasına rağmen buna deniz tutması denir. Deniz tutması sadece ufak bir rahatsızlıktır. Bunun dışında herhangi bir tıbbi bozukluğun ifadesi değildir. Ancak bazen yolcular bu rahatsızlıktan dolayı çok kısıtlanabilirler. Çok az bir kısmında da bu rahatsızlık yolculuk bitse dahi birkaç gün daha sürmektedir.

    Denge Sisteminin Anatomisi

    Baş dönmesi (Dizzines, vertigo) ve taşıt tutması denge sistemi ile ilgilidir. Uzay araştırmacıları bu duyguya uzaysal oriantasyon demektedirler. Denge sistemi iç kulaktadır ve beyine vücudun uzay içinde nerede olduğunu, pozisyonunun yönü, hangi yönde hareket ettiği ve dönüyor mu yoksa sakin durumda mı olduğunu bildirir. Denge duygunuz sinir sisteminin aşağıda belirtilen bölümleri arasındaki kompleks ilişkilerle sağlanmaktadır.

    1. İç kulak (aynı zamanda labirent adını da almaktadır.) hareketin yönünü yani dönüp dönmediğini, ileri veya geri, bir yandan diğer yana ve yukarı veya aşağıya doğru olduğunu belirler.

    2. Gözler vücudun uzay içindeki yerini (baş aşağı vs.) ve hareketin yönünü belirler.

    3. Eklemlerde ve omurgada bulunan basınç reseptörleri vücudun hangi parçasının aşağıda olduğunu ve neresinin yere değdiğini belirler.

    4. Kaslardaki ve eklemlerdeki algılama reseptörleri vücudun hangi parçasının hareket ettiğini belirler.

    5. Merkezi sinir sistemi (beyin ve omurilik) daha önceki dört sistemden gelen uyarıları işler ve sonuçta koordinasyonu sağlanmış bir algılama ortaya çıkar.

    Taşıt tutmasının bulguları ve baş dönmesi, merkezi sinir sistemine diğer dört sistemden birbirine zıt mesajlar geldiğinde ortaya çıkmaktadır. Örnek olarak fırtınalı bir günde uçağa bindiğinizi düşünün ve uçağınız hava akımlarından dolayı sallanmaktadır. Fakat gözleriniz bu hareketi algılamamaktadır. Çünkü bütün gördüğünüz uçağın içidir. Bunun sonucunda beyniniz birbiriyle uyuşmayan mesajlar almaktadır. Sizi bundan dolayı uçak tutabilir. Veya bir arabanın arka koltuğunda oturmuş kitap okuduğunuzu düşünün. İç kulağınız ve deri reseptörleriniz yolculuğun hareketini algılayacaktır. Ancak gözleriniz sadece kitabı görecektir. Bu nedenle sizi taşıt tutabilir. Gerçek bir tıbbi örnek vermek gerekirse bir darbeden dolayı yalnızca bir taraftaki iç kulağınızın hasarlandığını düşünün. Hasarlı iç kulak normal iç kulakla aynı mesajları göndermez. Bu beyine dönme eylemiyle ilgili yanlış bilgi verir. Kişi vertigodan veya dönüyormuş hissinden şikayetçi olabilir. Bazen bulantı da görülür.

    Hangi Tıbbi Rahatsızlıklar Baş Dönmesine Neden Olur?

    1. Dolaşım: Dolaşım bozuklukları baş dönmesinin en sık nedenleri arasındadır. Eğer beyniniz yeterince kan almazsa başınız dönmeye başlar. Hemen hemen herkes yatarken aniden ayağa kalktığında birkaç defa hissetmiştir, ancak bazı insanlar sık veya kronik nedenlerden ötürü baş dönmesi şikayetlerinde bulunurlar. Bu arterioskleroz (damar sertliği) dan dolayı olur. Bu rahatsızlık çoğunlukla yüksek tansiyon hastalarında, şeker hastalarında ve kan yağları yüksek olanlarda görülür. Bazen de kalp fonksiyonları yetersiz olanlarda veya kansızlık şikayeti olanlarda rastlanır. Bazı ilaçlar özellikle nikotin ve kafein beyne giden kan akımını azaltır. Dietteki çok miktarda tuz da kan akımının azalmasına neden olur. Bazen dolaşımında strese, sinirlenmeye veya gerginliğe bağlı olarak bazı bozukluklar olabilir. Eğer iç, kulak yeterince kan alamazsa daha özel bir baş dönmesi durumu olan vertigo ortaya çıkar. İç kulak kan dolaşımındaki değişikliklere çok hassastır. Bu yüzden beyin için bahsedilen zayıf kan dolaşımı durumlarının hepsi iç kulak için de geçerlidir.
    2. Yaralanma: Kafatasında meydana gelen, iç kulağı da zedeleyen bir kırık sonrasında aşırı,kısıtlayıcı bir vertigoyla birlikte bulantı ve işitme kaybı gelişir. Baş dönmesi birkaç hafta sürer. Bu süre içinde normal taraf yavaş yavaş karşı tarafın fonksiyonlarını üstlenir.
    3. Enfeksiyon: Virüslerden örneğin soğuk algınlığına neden olanlar iç kulağı ve onun beyinle olan sinir bağlantılarını etkileyebilirler. Bu kötü bir vertigoya neden olurken işitme genellikle etkilenmez. Buna rağmen bakteriler sonucunda oluşan enfeksiyonlarda hem denge hemde işitme fonksiyonlarının bozulmasına neden olur. Baş dönmesinin şiddeti ve iyileşme zamanı kırıklarda olduğu gibidir.
    4. Allerji: Bazı insanlar allerjik oldukları besinlerle veya havadaki parçacıklarla karşılaştıklarında baş dönmesi veya vertigo ile karşılaşabilirler.
    5. Nörolojik hastalıklar: Multipl Skleroz, sifiliz, tümör gibi sinir sistemini etkileyen hastalıklar dengenin bozulmasına neden olur. Bunlar nadir nedenler olmasına rağmen doktorunuz muayene sırasında bunları da düşünecektir.

    Araç Tutmasına Karşı Ne Yapabilirim?

    1. Her zaman vücudunuzun hareketinin iç kulağınız ve gözleriniz tarafından aynı şekilde algılanabileceği bir yerde oturun. Örnek olarak arabanın ön tarafında oturup uzak manzaralara bakabilirsiniz veya geminin güvertesi ne çıkıp ufku izleyebilirsiniz yada uçakta cam kenarında oturup dışarıyı seyredebilirsiniz. Uçak yolculukların da hareketin en az olduğu kanat üstüne denk gelen koltukları tercih edin.
    2. Eğer araba sizi tutuyorsa kitap okumayın yada zıt yöndeki koltuklara oturmayın.
    3. Araç tutması olan bir başka yolcuyla konuşmayın veya onu izlemeyin.
    4. Yolculuktan hemen önce yada yolculuk sırasında keskin kokulardan, baharatlı ve yağlı yiyeceklerden uzak durun. Araştırmalar halk arasında yaygın olarak kullanılan formüllerin etkinliğini bilimsel olarak kanıtlayamamıştır.
    5. Doktorunuz tarafından tavsiye edilen ilaçlardan birini yolculuğunuzdan önce alın. Bu ilaçlardan bazıları reçetesiz olarak da satın alınabilir. Sakinleştirici veya sinir sistemini etkileyen ilaçlar için doktorunuzun reçetesi gerekir. Bazıları hap veya fitil şeklindedir bazıları ise (scopolamine) kulak arkasına yapıştırılabilen bantlar şeklindedir.

    Şunu hatırlayın: Baş dönmesi ve araç tutması olaylarının büyük çoğunluğu hafiftir ve kişi bunu kendi kendine tedavi edebilir. Ancak ağır veya giderek daha da ağırlaşan vakalar Kulak Burun Boğaz, denge ve sinir sistemi konusunda uzman bir doktor tarafından takip edilmelidir.

    Doktor Baş Dönmesi için Ne Yapar?

    Doktorunuz baş dönmesini tarif etmenizi isteyecektir. Bunun bir göz kararması mı yoksa bir hareket hissi mi olduğunu, ne kadar sürdüğünü, işitme kaybı veya bulantı ve kusma olup olmadığını soracaktır. Hangi durumların baş dönmesi oluşturduğu da sorulabilir. Genel durumunuz, ilaç alıp almadığınız, kafa travması, son zamanlarda geçirilmiş bir enfeksiyon, ve kulağınızla, sinir sisteminizle ilgili birçok soruya cevap vermek durumunda olabilirsiniz. Doktorunuz kulağınızı, burnunuzu ve boğazınızı muayene ettikten sonra sinir sistemiyle ilgili bazı testler yapacaktır. İç kulak hem işitme hem de dengeyle ilgili olduğu için dengedeki bir bozukluk işitmeyi de etkileyecek veya bunun tersi olacaktır. Bu nedenle doktorunuz işitme testi (odiogram) isteyebilir. Bazı durumlarda kafatasınızın röntgenini, tomografisini veya manyetik rezonans ile görüntülenmesini veya iç kulağınızı uyarmak için kullanılan sıcak veya soğuk sudan sonra göz hareketlerinizi izleyecek bir test (elektronistagmografi - ENG) isteyebilir. Bazı durumlarda da kalbinizin değerlendirilmesini veya bazı kan testlerini önerebilir. Her hasta için her test gerekmemektedir. Doktorunuzun kararı hangi testlerin gerekli olduğunu belirleyecektir. Benzer olarak önerilen tedavi de konulan teşhis ile ilişkili olacaktır.

    Baş Dönmesini Azaltmak için Ne Yapabilirim?

    1. Ani pozisyon değişikliklerinden kaçının. Örnek olarak yatar durumdan aniden ayağa kalkmayın veya bir taraftan diğerine ani olarak dönmeyin.
    2. Aşırı kafa hareketlerinden (özellikle yukarı bakmak) veya hızlı baş hareketlerinden kaçının.
    3. Dolaşımı bozacak (nikotin, kafein ve tuz) ürünlerinin kullanımını azaltın.
    4. Baş dönmenize neden olan stresden, sinirlilikden uzak durun ve allerjiniz olan maddelere maruz kalmamaya çalışın.
    5. Baş dönmeniz olduğunda araba kullanmak tehlikeli alet kullanmak veya merdiven tırmanmak gibi zarar verebilecek aktivitelerden uzak durun.

    Nöral Terapi

    1920’li yıllarda ‘’Huneke ‘’isimli tıp doktoru iki kardeşin eskiden uygulanan ama unutulmaya başlanan bir metodu bir hastalarında tekrar kullanmak istemeleri ve iyi sonuç alınca da bunu geliştirmeleri ile tekrar gündeme gelmiştir.

    ‘’Nöral terapi’’ deyimi, iyileşme elde etmek için vegetatif sinir sistemi üzerine etki etmek veya uyarmak anlamında kullanılmaktadır ve etki mekanizması da bu sistem üzerinden açıklanmaktadır.

    Vegetatif (Otonom ) sinir sistemi vücudumuzda çok geniş bir elektriksel ağ yapısı (network ) içindedir.Bu sistem birbirinden farklı ancak birbiri ile uyumlu çalışan sempatik ve parasempatik sistem adı verilen iki farklı bölümden oluşur.

    Prof. Dr. Pischinger bunu ‘’hücre- çevrel sistem ‘’ ( Cell enviorement system ) olarak adlandırmıştır. Otonomik sinir sistemi ve kan damarlarının uç uzantıları her hücrenin çevresindeki sıvının içinde sonlanır. Burada metabolizma ve yaşam ile ilgili çok önemli biyokimyasal ve biyofiziksel işlemler oluşur. Buradaki denge sağlık demektir, bu dengenin bozulması ise hastalık demektir.

    Prof. Dr. Ricker’ e göre mekanik, termal, elektromagnetik, kimyasal, fiziksel, toksik, mikrobik…. tüm bilinen uyaranlar afferent sempatik nöronların frekans ve amplitüdlerinde değişiklik yapar.

    Uzun süreli araştırmalar sonucunda sağlıklı hücrelerin hastalıklı hale dönmesine sebep olan zararlı uyaranın etkisinin hücre yada hücre duvarına değil sempatik sinir lifleri üzerine olduğu gösterilmiştir.

    Avrupa’da ağrı tedavi merkezlerinde çok sık kullanılan bir yöntemdir. Ayrıca vücutta biriken toksinlerin atılmasında çok önemli rol oynar. Detoks programlarında mutlaka uygulanmalıdır.


    Uygulama Şekli

    Nöral terapi üç şekilde uygulanmaktadır :

    lokal / yüzeysel injeksiyon
    segmental/ derin injeksiyon
    bozucu alan tedavisi

    İnjeksiyon için lokal anestezikler kullanılır. Lokal anesteziklerin vücutta regülasyon ve detoks yapma yeteneği vardır. Bunu hücre düzeyinde gerçekleştirir. Uygulandığı bölgede kan akımını arttırır, oksijen geçişini arttırır, hücre zarının elektriksel potansiyelini düzeltir, antibakteriyel, antiviral, antiinflamatuar özellikleri vardır.

    Uygulandığı bölgeden başlayan bu uyarı vücudu ağ gibi saran otonom sinir sistemi aracılığıyla çok uzaktaki bir refleks alanda da aynı iyileşmeyi başlatır hem de birkaç saniye içinde. Uyguladığımız anestezik maddenin vücutta kalma süresi 20 dakikadır, ve bir ilaç damar içine uygulansa bile etkisinin görülme süresi dakikalar sürer. Öyleyse bu etki ilacın etkisi olamaz birkaç saniye da başlayan ve kalıcı bir iyileşmeye neden olan otonom sinir sisteminin regüle olması ve organların sağlıklı bir şekilde çalışmaya başlamasıdır.


    Nöral Terapi Uygulanan Hastalıklar

    Ağrı tedavisi
    Migren ve diğer başağrıları
    Boyun, Sırt ve Bel ağrıları
    Trigeminal nevralji
    Yüz felci
    Alerji
    Sinüzit
    Kronik tonsillit
    Fibromyalji
    Kronik kabızlık
    Çeşitli kas ağrıları
    Detoksikasyon

    Beyin ve Sinir Sistemimiz

    Doç. Dr. Serdar Dağ

    Nörolog



    Baş dönmesi ((Vertigo)

    Hastalar baş dönmesinin; ‘’ etrafımda her şey dönüyor, yer altımdan kayıyor ’’ gibi sözcüklerle anlatırlar.

    Baş dönmesine hemen her zaman eşlik eden bulantı, kusma, yürümede zorluk eşlik eder.

    Psödovertigo ise, hasta tarafından sersemlik hissi, havada ya da bulutlarda yürümek gibi aktarılır. Psödovertigo en sık görüldüğü tablolar, anksiyete atakları, ağır anemiler (kansızlık), hipotansiyon (düşük tansiyon) ve hipoglisemidir (düşük şeker düzeyi).

    Vertigoları aşağıdaki gibi sıralayabiliriz.

    Nörolojik Kökenli Vertigo:

    Bu tür baş dönmesi bazı epilepsi (sara hastalığı) türlerinde ender de olsa görülür. Beynin Cerebellum denen kısmının hasarlarında; baş dönmesi görülür. Nörolojik kökenli baş dönmelerinde, baş dönmesine eşlik eden başka semptomlarda vardır.

    Meniere Hastalığı:

    Tekrarlayan baş dönmesi atakları, kulak çınlaması ve zaman içerisinde tekrarlayan ataklarla yerleşen sağırlık vardır. Tipik bir atakta; ani başlayan birkaç dakika ile saatler arasında süren baş dönmesi ve değişen şiddette kusma bulunur. Kulakta çınlama vardır. Atak sıklığı hastadan hastaya farklılık gösterir.

    Pozisyonel Vertigo :

    Başın ani pozisyon değiştirmesine, gövde uyum sağlayamaz ve yataktan kalkma; başın çevrilmesi v.b. nedenlerle baş dönmesi atakları ortaya çıkar. Ataklar, genelde bir dakikadan az sürer. İşitme ve çınlama baş dönmesine eşlik etmez. Bazen yaşlılarda bu tür baş dönmesi; birkaç saniye sürer ve yıllarca devam eder.

    Vestibüler Nörinit:

    Sıklıkla tek bir baş dönmesi atağı ile beliren selim bir tablodur. Bu türde de, çınlama ve sağırlık yoktur. Hastalar, genelde genç-orta yaş erişkinlerdir. Hastaların hemen hemen hepsi, birkaç hafta önce geçirilmiş üst solunum yolu (grip vs..) enfeksiyonu bilgisini verirler. Bu baş dönmesinin nedeni, tam ispatlanmamış olsa da virüs denen bir mikrop türü sorumlu tutulmaktadır. Vertigo atağı ve kusma günler içinde şiddetini azaltarak geçer. Ani hareketle başlayan fenalık hissi ise, haftalarca kalabilir.

    Tanı ve Tedavi:

    Baş dönmesi ile başvuran hastayı, hekim iyice dinlemeli, detaylı bir muayene ile düşündüğü baş dönmesi türünü, hastaya yaptırdığı tetkiklerle doğrulamalıdır. Bu tetkikler, baş dönmesinin türü doğru tespit edildikten sonra baş dönmesine sebep olan bir etken varsa, bunun tedavisi yapılmalıdır. Hastalıkla ilgili; hasta ve hasta yakınına bilgi verilmeli ve baş dönmesinin tedavisi düzenlendikten sonra hastanın tekrardan hekim ile ilişki kurulması önerilmelidir.
     
  2. 23 Ekim 2008
    Konu Sahibi : haten
  3. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
Konu Durumu:
Mesaj gönderimine kapalı.