Vucut ritmi ..

Konusu 'Faydalı Bilgiler' forumundadır ve xsxulem tarafından 18 Ekim 2006 başlatılmıştır.

    18 Ekim 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Aktif Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenildi:
    9
    Ödül Puanları:
    86
    Gun 24 saat ve insanlarin vucut ve
    ruh durumlari 24 kez degisiyor.


    Doktorlar, biyologlar ve farmakologlar bu duruma kronobiyoloji adini veriyor.

    Vucut ritmine gore hangi eylemin hangi saat uygun olacagini da soyle siraliyorlar:


    07:00: Kortizon salgilamasiyla organizma uyanir.
    Ancak vucut hâlâ zayiftir, bu nedenle spor yapmaktan kacinin.

    08:00: Seks icin en iyi zamandir, cunku bezler fazla miktarda hormon salgilarlar.

    10:00: Organizma simdi faaliyete hazir.
    Insan yaratici ve dinamik olur.

    11:00: Vucudumuz formundadir.

    13:00: Vucut formdan bir hayli dusmustur.
    Verimlilik gun ortalamasinin yuzde 20 altindadir.

    15:00: Enerjimiz geri gelmistir, bellegimiz tam formundadir.
    Ama bu enerji sabahkinden azdir.

    16:00: Spor icin en uygun saat.
    Tansiyon ve dolasim cok iyi durumdadir.

    17:00: Organlarin faaliyeti ust duzeydedir.
    Bobrekler ve mesane cok calisir. Tirnaklarin ve sacin
    en cabuk uzadigi zamandir.

    19:00: Tansiyon ve nabiz tembellesir.
    Tansiyon dusurucu ilaclar tehlikeli olabilir.

    22:00: Sindirim organlarinin gunluk gorevi sona ermistir.
    Yenen her sey midede sabaha kadar hazmedilmeden kalir.

    23:00: Tam dinlenme saatidir.
    Metabolizmanin faaliyeti giderek azalir.

    01:00: Verimliligimiz en alt duzeyde.
    Bu saatte calisanlar hata yapar, dikkat son derece azalir.

    03:00: Bedensel ve ruhsal olarak karanlik bir safhadir.
    Bu saatte intihar edenlerin sayisi fazlalasir.

    05:00: Hormon salgilamasi giderek yukselir,
    kaybolan enerji geri gelir. Vucut, yeni gun icin hazirlanir.
     
  2. 21 Kasım 2008
    Konu Sahibi : xsxulem
  3. seaBahAR

    seaBahAR de profundis Editor

    Katılım:
    13 Nisan 2007
    Mesajlar:
    10.950
    Beğenildi:
    8.196
    Ödül Puanları:
    238
    Konuya dair ilginç anektodlar:

    Japonlar, her 90 dakikada 5 - 10 dakika zorunlu olarak dinlenirler. Böylece her 1.5 saatte bir uyuklama ve uyanmaya eğilimli organizmanın devinimine saygı gösterirler.

    ABD ve Avrupa'da yok satan "Her Saat Başı Zirvede Olmak" isimli kitabın yazarı, Fransız kronobiyoloji uzmanı De Marc Schwab "Bu mekanizmaya saygı göstermezseniz, fiziksel ve ruhsal sağlığınızı da tehlikeye atabilirsiniz" diyor.

    Canlılardaki ritim mekanizmasının iç bir kaynaktan yönetildiğine dair ilk deneysel kanıt, Jean Jacques De Marian (1729) adlı araştırıcıdan gelmiştir. Bu araştırıcı heliotropik (güneşte yaprak veya çieklerini açıp, karanlıkta kapatan) bitkilerde yaptığı çalışmalar sonucu, bu bitikilerdeki ritimlerin, ışık olmasa da faaliyet gösterebildiklerini kanıtlamıştır. De Marian ünlü deneyinde, heliotropik bir bitki türünün iki örneğinden birini tamamen karanlıkta, bir diğerini de normal güneş gören bir yerde muhafaza etmiştir. Bir süre sonra, karanlıkta yetişen bitkinin de aynı güneşteki türdaşı gibi, gündüz vakti yapraklarını açıp, gece kapattığını gözlemlemiştir

    Jet-lag, özellikle kıtalar arası uçuşların yoğun olduğu günümüzde gözlenen yeni bir hastalık biçimidir. Bu rahatsızlık, büyük zaman dilimlerinin aşıldığı, doğu-batı doğrultusunda gerçekleşen jet uçuşları sonucu ortaya çıkar. Jet uçuşları, insanın uyarlanabilme kapasitesinin çok üzerinde bir hızla zaman değişimine neden olur. Doğu batı arasında 3-4 saatlik zaman dilimini kapsayan bir yolculuk, tüm zaman belirleyici unsurlarda (zitgeber) birden değişmeye neden olur. Jet-lag, bu değişime organizmanın uyum sağlaymamasından kaynaklanır

    Vücudumuzda salgılanması ortamdaki ışık düzeyi ile ayarlanan bir hormon vardır. Beyindeki pineal bezden salgılanan bu hormonun adı “melatonin”. . Hepimizin bildiği tiroid hormonları, cinsel aktivite ile ilgili hormonlar, kan şekerini ayarlayan hormonlardan farklı olarak, etkileri çok yaygın, tüm hücrelerimize girebilen enteresan bir hormon. Ruh dünyamızla ilişkileri olduğu kesin. Bu hormonun kan seviyesi, akşam üzeri yükselmeye başlıyor ve gece yarısı en üst düzeye çıkıyor. Sabaha karşı azalmaya başlıyor ve aydınlıkta (gündüz) en düşük seviyelerine iniyor.

    Özetle diyebiliriz ki; gecenin doğasındaki karanlığın önemini bilelim ve ışığı gerektiği kadar kullanalım.

    -alıntı-