Ya yaparız ya da !

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve AYN tarafından 2 Mayıs 2007 başlatılmıştır.

    2 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  1. AYN

    AYN SİDİKLİ Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.495
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Çok uzun ama çok da güzel ve akıcı,mutlaka okuyun,

    ya yaparız ya da...

    Meltem Kazaz (Vakko Eğitim Direktörü)

    Yer, İstanbul, havuz başı; 2 - 2,5 yaşlarında bir
    çocuk babasının
    kucağında, arkasında annesi elinde plaj çantası
    ve çocuğa ait olduğu belli olan eşyalar ve oyuncaklarla geldiler, çocuk
    havuzunun olduğu bölüme yerleştiler. Çocuğa mayo giydirildi, kolluklar
    takıldı, kremlendi. Havuza girmek için hazır ama tutturdu baba sen de gel
    diye. Su seviyesi 50 cm.den biraz fazla olan havuza baba ile birlikte
    girildi. Baba ayakta, eller belinde çocuğun başında, anne hemen havuzun
    yanındaki şezlongda uzak mesafe takipte! Havuzda hemen hemen aynı yaşlarda 5 çocuk var. Bunlardan ikisi Hollandalı kardeş, biri İngiliz, diğer ikisi Türk. Diğerleri oynuyor ve hemen yeni arkadaşlarını da oyuna katıyorlar. Ama çocuk sürekli "anne bak, baba bak" şeklinde her hareketi için onayve aferim alıyor.
    Bütün oyuncakları havuzun hemen yanında olmasına rağmen, sürekli babadan kova,kürek, top isteniyor. oğlanın adı Kaan. Nereden mi biliyorum, çünkü bu
    arada her 5sn. de bir annesi ya da babası bağırıyor. "Kaan, zıplama...
    Kaan kolluğuna dikkat et.. Kaan su atma arkadaşına, Kaan kovalarını kenara
    koy..." çocuk daha suya gireli 5 dk. bile olmadan "Kaan hadi çıkma
    vakti", çocuk feryat figan sudan alınıyor, kurulanıp, mayosu değiştirilip şezlonga oturtuluyor. Islak gözlerle çaresiz havuza bakıyor Kaan. Biraz sonra bir kutu çıkıyor çantadan içinde Kaan'ın yemeği var, ama Kaan yine ağlıyor, "karnım tok, yemiycem" diye. Ama dinleyen kim, zorla kaşık kaşık
    yutturuluyor yemek. Diğerleri pür neşe oyuna devam. Kaan bütün gün izin almadan çişini bile yapamıyor.
    Sürekli "anne", sürekli "baba" diye hep birşeyler istiyor.
    Yer, Helsinki, havaalanı; 2 -2,5 yaşlarında bi çocuk. Tüm aile birlikte
    seyahat ediyorlar. 3 kardeşi daha var kendinden büyük, biri 5, diğeri 7, en büyüğü ise 12 yaş civarlarında. Terminalde bir uçtan Diğerine ilerliyorlar.Önde anne ve baba, arkada büyük çocuklar hemen
    arkalarında en küçükleri.Ama resim şöyle, anne ve baba dahil abla ve
    ağabeylerinin kendi valizleri var ya, onun da var. Tekerlekli pembe küçücük bir valiz. Üzerinde pokemon resimleri. Küçük kızın ağzında emziği, elinde
    içinde meyvesuyu olan biberonu ve koltuğunun altında oyuncak tavşanı
    aynı şekilde onlarla birlikte ilerliyor ve kontuarın önünde hemen anne
    ve babasının arkasında sıraya giriyor. Ne bir şikayet, ne bir talep, ne bir yaramazlık. Sıra bekliyor. Ama kontuara gelene kadar hepsi Hissettirmeden bu küçük kızın temposunda yürüyor. Kontrol altında ama kimse
    etrafında onu raptı zapta almamış. Bilet işlemlerinden sonra benim onları
    seyrettiğim kafeye gelip hemen yanımdaki masaya oturuyorlar. Baba tek tek
    herkese ne yemek istediğini soruyor. Anne ve 2 çocuk sandöviç
    istiyor, büyük olanının karnı tok, sıra en küçük kıza geliyor, o da birşey
    yemek istemediğini söylüyor.sorun ve sorgu yok! Annesi çantasından küçük bir torba çıkarıyor ve eğer sonradan acıkacak olursa muz ve bisküvilerinin
    olduğunu hatırlatıyor gülümseyerek sadece. Herşey yolunda sıkboğaz
    edilen, ağlayan, şikayet eden kimse yok masada herkes halinden memnun.

    Sonradan düşünürken aradaki farkları, zihnimdeki resimleri alıp yetişkin
    olan bizlerin dünyasına ve özellikle iş yaşamına uyarladım. Yönetici ve
    ekiplerinden oluşan bir nevi şirket içindeki aile düzenine. Yukarıda yer
    alan 2 örnekten yola çıkarak bakındım en yakınımdaki yönetici arkadaşlarıma, ekiplerinde yer alan çalışanlara. Yaptığım tespitler sadece
    Vakko'dan değil, ülkemizin köklü kuruluşlarından ve uluslararası şirketlerden örnekler var.
    Aynen yukarıdaki iki ebeveyn örneğinde olan yöneticiler, yönetim tarzları
    ve iki ayrı çocuk örneğinde çalışanlar. Tıpa tıp aynısı, ya sürekli etrafındakileri kendine bağımlı kılan yöneticiler ve inisiyatif alamayan,
    almaya korkan çalışanlar var, yada etrafındakilere bağımsızlık sağlarken
    daima yanlarında olduklarını hissettiren yöneticiler ve kendi işini kendi
    halledebilecek kabiliyette, rahat inisiyatif alan çalışanlar.Şans eseri inisiyatif alamayanlarla baskıcı yöneticiler bir araya gelmez
    herhalde. Biraz kaba bir tabir olacak ama, bir söz vardır "at, sahibine
    göre kişner". Pek çok şeyi o kadar net açıklıyor ki bu söz. Sonuçta hepimiz
    bir işe en alt basamaktan ve bir yöneticinin liderliğinde başlıyoruz.
    İlk işimiz olmasının toyluğunu, iş yaşamının zorluğunu gözönüne alınırsak,
    bazılarımız o günlerde nasıl yoğruluyorsak öyle devam ediyoruz, bazılarımız
    ise tecrübeyle kalıplarımızı değiştiriyoruz.İlk iş görüşmemi hatırlıyorum, yöneticimle konuşurken büyük laflar edip kendimi beğendirmeye çalışıyordum ve "bana verdiğiniz inisiyatifler doğrultusunda sizi mahcup etmem" dedim. Aldığım sarsıcı cevabı bugün kulağıma küpe yaptım, "İnisiyatif verilmez,
    alınır. Ben köle aramıyorum,kendi sorumluluklarının bilinciyle inisiyatif
    kullanacak bağımsız ekip arkadaşı arıyorum". Sonuçta işe kabul edildim ama
    bu cevabı hiç unutmadım.Sadece yöneticinin ağzından çıkacak emirlerle
    hareket etmektense, işe ne katabilirimin hesaplarını yaptım. Ama bunun için
    bana fırsat tanındı.Maharet sadece inisiyatif alabilende değil yani,
    ona o bağımsızlığı tanıyanda da.
    Bugün en iyi yöneticilerin kendi yerlerine kendilerinden daha iyi yönetici
    adayı çıkaranlar olduğunu herkes kabul ediyor. Bu olgunluğu göstermek,
    bunun için çaba sarf etmek, ekibini kontrol altında geliştirirken baskıcı
    olmamak, onları sahip olduğu güce bağımlı kılmamak ama gerektiğinde de
    bak bisküvi torban ve muzun burada, acıkınca ben sana veririm" güvenini sağlamakta. Bugün bu yazıyı okuyanlar hangi kategoride çalışıyor acaba, yönetici mi, yoksa bir ekip üyesi mi bilmiyorum ama, her iki tarafa da düşen sorumluluk eşit. Yönetici olarak korkmadan, güvenle ekibinizdeki yıldızları daha yükseye taşıyacak bağımsızlığı ve güveni verin. Çalışanlar olarak da, kader kurbanı olmaktansa, kadere yön vermeye çalışın. Bunun için geç diye bir an yok, sadece sonuçlar var. Ya yaparız ya da
     
  2. 2 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  3. next

    next Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    30
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    ayn seni seviyorum ben ya...
    bu kadar güzel örneklendirilebilir...
    seni anlıyorum...
    ama başka anlayanlar çıkar mı onu bilemiyorum...
    ama bir kişi bir kişidir değil mi?
    eminim bu yorum bir kişiyle kalmayacak...
    başarılarının devamını dilerim :içelim:
     
  4. 2 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  5. emrecemre

    emrecemre Aktif Üye Üye

    Katılım:
    7 Mart 2007
    Mesajlar:
    178
    Beğenildi:
    3
    Ödül Puanları:
    86
    Gerçekten süper bir örnekleme..buna benzer birşeyi antalyada bi otelde tatildeyken yakınen yaşadım...biz niye böyleyiz acaba diye ozamanda düşünmüştüm....çocularında birer birey olduğunu unutmayan istediklerine yada bizler gibi istemedilerine saygı duyulması gerekiyor diye düşünüyorum.....
     
  6. 2 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  7. realist

    realist Popüler Üye Üye

    Katılım:
    3 Aralık 2006
    Mesajlar:
    3.088
    Beğenildi:
    75
    Ödül Puanları:
    148
    Biz neden bu kadar koruma altına alıyoruz çocuklarımızı acaba?Şartlar hakikaten kötü.Çocuklarımız yara almasın diye uğraşıp duruyoruz.Ben açıkcası çok korkuyorum.Zaman hakikaten kötü.Daha dün alt kata içeride insan varken hırsız girdi.Ben bu şartlar altında çocuğumu hele ki kız çocuğumu nasıl evde tek başına bırakabilirim.
     
  8. 3 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  9. AYN

    AYN SİDİKLİ Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.495
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    Next,Next,Next,
    canım bende seni seviyorum ve beni anladığını da biliyorum:1yes2:

    Melekler ağlarken,ve realist,okuduğunuz ve güzel yorumlarınız için teşekkür ederim,
    gönül isterdi okuyan ve anlayan daha çok olsun!
     
  10. 3 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  11. esyn

    esyn Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    23 Mart 2007
    Mesajlar:
    2.868
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    148

    sevgili ayn paylaşımın için teşekkürler, tamamen koruma ve annelik içgüdüsüyle yaptığımız şeylerin çocuklarımızın gelecekteki davranışlarını ipotek altına alabileceğini de düşünmeden de yapamıyorum
    :çok üzgünüm:
     
  12. 3 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  13. next

    next Aktif Üye Üye

    Katılım:
    21 Ağustos 2006
    Mesajlar:
    30
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    Sadece yöneticinin ağzından çıkacak emirlerle
    hareket etmektense, işe ne katabilirimin hesaplarını yaptım. Ama bunun için
    bana fırsat tanındı.Maharet sadece inisiyatif alabilende değil yani,
    ona o bağımsızlığı tanıyanda da.
    Bugün en iyi yöneticilerin kendi yerlerine kendilerinden daha iyi yönetici
    adayı çıkaranlar olduğunu herkes kabul ediyor. Bu olgunluğu göstermek,
    bunun için çaba sarf etmek, ekibini kontrol altında geliştirirken baskıcı
    olmamak, onları sahip olduğu güce bağımlı kılmamak ama gerektiğinde de
    bak bisküvi torban ve muzun burada, acıkınca ben sana veririm" güvenini
    sağlamakta. Bugün bu yazıyı okuyanlar hangi kategoride çalışıyor acaba, yönetici mi, yoksa bir ekip üyesi mi bilmiyorum ama, her iki tarafa da düşen sorumluluk eşit. Yönetici olarak korkmadan, güvenle ekibinizdeki yıldızları daha yükseye taşıyacak bağımsızlığı ve güveni verin. Çalışanlar olarak da, kader kurbanı olmaktansa, kadere yön vermeye çalışın. Bunun için geç diye bir an yok, sadece sonuçlar var. Ya yaparız ya da[/SIZE][/QUOTE]

    Ben bu yazıda sadece çocuklarımızın değil kendimizin de birilerinin -özellikle yöneticilerin- dediklerini irdelemeden, motomot yapmamıza, onay vermemize çok iyi bir örnek olduğu için sevdim.
    Ayn anladın sen onu...
     
  14. 5 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  15. yesilim

    yesilim Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    25 Kasım 2006
    Mesajlar:
    9.033
    Beğenildi:
    11
    Ödül Puanları:
    148
    ayn güzel bir yazıydı burada paylaşımın için teşekkürler canım
    her gittiğim yerde gözlemlediğim sıkça yaşanılan gerçekler..eksiklikler.
     
  16. 31 Mayıs 2007
    Konu Sahibi : AYN
  17. royall

    royall yaşamak herşeye rağmen Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.214
    Beğenildi:
    13
    Ödül Puanları:
    106
    evett aynn ımm uzun ama gerçekten çok güzel örneklendirilmiş ve işhayatına geçirilmiş bi yazıydı canımm ellerine sağlıkkk
     
  18. 15 Ekim 2008
    Konu Sahibi : AYN
  19. AYN

    AYN SİDİKLİ Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    1.495
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    106
    eski mesajlarıma bakıyordum
    bu yazı çok hoşuma gitti
    üste çıksın istedim