Yağmur Yağar Sel Alir Gurbete Gidenin Sevdiğini El Alir

Konusu 'Yaşanmış Gerçek Aşk Hikayeleri' forumundadır ve nbatur55 tarafından 9 Ocak 2008 başlatılmıştır.

    9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  1. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    YAĞMUR YAĞAR SEL ALIR GURBETE GİDENİN SEVDİĞİNİ EL ALIR

    YAĞMUr yAĞAR SEL ALIR GUBETE
    GİDENİN SEVDİĞİNİ EL ALIR"devamı"
    ekrem güneşli

    Gök gürledi..Şimşek çakmaya başladı. Osman

    "yağmur indirmeden köye varabilseydik !"dedi..

    Ahmet, "Az bir yolumuz kaldı karındaş..şu tepenin

    ardında Hüseyin ağanın köyü !" dedi..

    İlk damlalar toprağa düştü. Yağmur kokusuna

    yazılarda biten ,kekik ,peryavşanı, daha birçok

    yabani ot kokusu karıştı...Yağmur, giderek hızını

    artırmıştı, aşağıda bir yere, yeri göğü inleten çok

    kuvvetli bir patlama, ile birlikte, gözü kör eden bir

    ışık süzüldü, açıkta oldukları için , her an yıldırım

    düşebilirdi...Atlar, yağmurdan, sucuk gibi ıslanmıştı

    Birden kesildi yağmur, güneş açtı.

    Osman, " Biraz önce ortalık sel sele gidiyordu

    şimdi güneş açtı, Allah'ın hikmeti !" diye söylendi.

    "Yaz yağmuru !"dedi Ahmet. Çocukluğumda,

    yağmur yağarken bir tekerleme söylerdik, dur

    bakıyım, neydi, hah, hatırladım, yağ yağ yağmur

    teknede hamur, ver Allah'ım ver selli sulu yağmur.

    Osman güldü. "Yahu Ahmet ? Nereden

    bulursun bu antika lafları "dedi...

    Ahmet, atı dizginledikten sonra, güldü.

    "Bende daha ne gün görmemiş laflar var..."

    Yağmurdan otlar daha bir yeşil görünüyordu.

    Tepenin üstünde, sarı, kırmızı, mavi, mor yeşil

    renlerden oluşan " ebem kuşağı" doğmuştu.

    "Bak karındaş, tepenin üstüne bak, bu ebem

    kuşağı bize uğur getirecek !" dedi..

    Hüseyin ağa, iyice öfkelenmişti."Nerde kaldı

    bu adamlar ? Millet, güreş görmek istiyor...Bunlar

    dan da güreşçi olacak !" diye ağzına geleni

    söylüyordu ki, iki atlı uzaktan göründü. Atlılar

    yaklaşınca, "Nuri Ahmet pehlivanın yanındaki

    şu delikanlı kim ?"dedi..

    "Osman pehlivan ! Yaman pehlivandır !"

    Gelenler ,atlardan indi. Hüseyin ağa, demin ağ-

    zına geleni söyleyen o değilmiş gibi şimdi sırıtarak

    "hoş geldiniz pehlivanlar !" dedi..

    Ahmet , "Hoş bulduk Hüseyin ağa...Bu

    karındaşım Osman pehlivandır...!"dedi.

    "Pehlivanlar, size masa hazırlansın da, uzak

    yoldan geldiniz, yimek yiyin !" dedi..Sonra,

    "Nuri, aşçı kadına söyle, misafir geldi, yimek çıkar

    sın !" diye talimat verdi.

    "Şöyle buyurun ağalar !" diye boş bir masayı

    gösterdi. Ahmet, ile Osman, oturdu. Nuri, masaya

    yemek getirdi, koydu.

    "Başka bir emrin var mı ağalar ?" dedi.

    "Yok...Sağol Nuri efendi "

    Osman, bir yandan yemek yerken bir

    yandan da, masada yemek yiyen bir adama gözü

    takıldı. Bu, , göbekli, siyah gözlüklü, badem bıyıklı

    çil yüzlü bir adamdı.

    "Şu adamı görüyor musun ? Milletvekili, bu

    adama bir işim düştü, yüzüme bile bakmadı, ama

    seçim zamanı gelip Milleti kandırırlar...!"

    "Kabahat bizde karındaş, onları tepemize

    çıkaran biziz...Adam gibi bir adam seçsek

    Zübükzadeler zor çıkar ....!"

    "Haklısın..." dedi Osman

    Adam, kasılıyordu. Karşısında oturan eşraftan

    bir adamla birşeyler konuşuyor, arada bir kasıkla

    rını tuta tuta gülüyordu.

    Osman, sinirlendi, kalktı milletvekilinin masa

    sına gitti. " Beni tanıdın mı ?" dedi.."Hani meclise

    gelmiştim...Adım Osman ! Benim oyumla seçilirsin

    millete hava atarsın !" Ahmet, araya girdi, tatsız

    bir olayı önledi. "Kusura bakma, arkadaş çok

    sarhoş ta !" dedi..Sonra, Osman'ın koluna girdi

    "Ne yapıyorsun yahu ! O adamın dokunulmazlığı

    var ! Suçlu sen olursun !" diye uzaklaştırdı.

    " Kusura bakma, kendimi tutamadım karındaş

    Nuri geldi, " ağa, yorgunlardır, yataklarını yaptı

    rıyım da yatsın !" dedi..

    " Eyi olur ..."dedi Ahmet
    * * *
    Hüseyin ağanın kızı, Dilruba,ile amcasının

    kızı Mihrican, pencereden, dışarı bakıyordu,

    konağa yaklaşan, Osman ile Ahmet 'i gördüler

    Dilruba, " Amca kızı, babamın söylediği pehlian-

    lar ,bunlar olmasın sakın ?"dedi."Çok yakışıklılar,

    şu, uzun boylu, esmer ,geniş omuzlu, tam bir erkek

    "Gız, o Osman Pehlivan ! Bir düğünde

    gördüm ..."

    Osman,başını kaldırınca, iki kızın pencereden

    kendilerine baktığını gördü. Gülümsedi.

    Ağanın kızı olduğunu bilmediği Dilrubaya

    gönlü akmıştı. "Karındaş, çaktırmadan bak...karşı

    konakta iki kız bize bakıyor...Sarı saçlı, mor

    kadife işlemeli olanı benim, yanındaki de senin

    Nuri, onları karşıladı. Koca konak, kale gibi

    korunuyordu. Etrafı yüksek duvarla çevrili konağın

    demir kapısından girdiler...Sanki bir cennete gel-

    mişlerdi. Bahçede her çeşit meyve ağaçları, süs

    bitkileri, ve çam ,ladin ağaçları ile ortada büyük

    bir havuz vardı. Havuzun etrafı, damarlı yeşil mer-

    merden yapılmıştı, Hüseyin ağanın sabahları dinlen

    diği çardak, ve çardağı geçince, yeşil çimenlerle

    kaplı bir alan çıktı önlerine.

    Osman, "Hüseyin ağa, çok zengin galiba !"

    dedi.

    Nuri, gülümsedi" Zengindir, ama fakir fukara

    babasıdır da...!" dedi..

    Osman, "ağanı öğme, nasıl bir adam olduğu

    H... yerinde biliniyor !" diye içinden geçirdi.
     
  2. 9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  3. ooopapatyaaa

    ooopapatyaaa Aktif Üye Üye

    Katılım:
    18 Temmuz 2007
    Mesajlar:
    91
    Beğenildi:
    2
    Ödül Puanları:
    76
    eeeeee neydi bu şimdi nerde bunun devamı?
     
  4. 9 Ocak 2008
    Konu Sahibi : nbatur55
  5. nbatur55

    nbatur55 baldan tatlı can kızım... Üye

    Katılım:
    23 Ekim 2007
    Mesajlar:
    513
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86