Yahya Kemal Beyatli Siirleri

Konusu 'Şiir' forumundadır ve xsxulem tarafından 22 Ağustos 2006 başlatılmıştır.

    22 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  1. xsxulem

    xsxulem Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    695
    Beğenileri:
    5
    Ödül Puanları:
    0
    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil, ne de bir kol.

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Biçare gönüller! Ne giden son gemidir bu!
    Hicranlı hayatın ne de son matemidir bu.

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.

    Yahha Kemal BEYATLI
     
  2. 22 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  3. runya505

    runya505 Guest

    BU ŞİİRİ ÇOK SEVEREK VE ZEVKLE OKURUM HERZAMAN.
    BANA MESAJ OLARAK GÖNDERİLMİŞTİ.AŞAĞIDAKİ DİZELER.
    CEVABIDA BUDUR SANIRIM.

    MESAJ

    Artık demir almak günü gelmişse zamandan
    Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan.

    Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden,
    Bir çok seneler geçti; dönen yok seferinden.


    **********************************

    CEVABI

    Rıhtımda kalanlar bu seyahatten elemli,
    Günlerce siyah ufka bakar gözleri nemli,

    Dünyada sevilmiş ve seven nafile bekler;
    Bilinmez ki giden sevgililer dönmeyecekler.


    *********************************
     
  4. 22 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  5. Che

    Che Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.708
    Beğenileri:
    3
    Ödül Puanları:
    0
    Canım çok güzel bir paylaşımdı emeğine sağlık...
     
  6. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  7. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Yahya Kemal Beyatlı (1884 - 1958)



    2 Aralık 1884 yılında Üsküp'te doğdu. Asıl adı Ahmed Agâh'tır. İlk öğrenimini İstanbul’da Vefa Lisesi’nde tamamladı. Paris’e giderek (1903) bir yıl bir kolejde Fransızca’sını ilerlettikten sonra Siyasal Bilgiler Fakültesi’ne girdi. Dokuz yıl kaldığı Paris’ten döndükten (1912) sonra, İstanbul’da üniversitede çeşitli dersler okuttu (1915-1923),


    Urfa milletvekili oldu (1923); Varşova (1926), Madrid (1929) Ortaelçiliklerine atandı, Tekirdağ (1935-1942) ve İstanbul (1943-1946) milletvekilliklerinde bulundu.

    Büyükelçi olarak Pakistan’a gitti (1948), bir yıl sonra emekliye ayrılarak yurda döndü (1949). Rumelihisarı mezarlığında gömülü. Spor ve Sergi Sarayı civarındaki parka bir anıtı dikildi (1968) Kişiliğini Paris’te okurken ünlü tarihçi Albert Sorel’in derslerinden aldığı tarih zevkiyle, Fransız şairlerinin (Jean Moreas, Baudelaire, Verlaine, vb.) ölçü ve biçim güzelliklerinde buldu.

    Paris’e gidişi, II. Abdülhamit baskısından bir kaçış olduğu halde, orada siyasi faaliyetlere katılmayarak sanat çevrelerinde kendini yetiştirdi. Paris öncesi Hamid ve Servet-i fünun şiiri etkisinden kendisini böylelikle kurtardı, klasik divan şiirimizi Batı şiirindeki bütünlük anlayışıyla ele aldı. Avrupa dönüşü Yeni Mecmua’da "bulunmuş sayfalar" başlığıyla yayımladığı gazel ve şarkılarla tanındı (1918). Bu neoklasik şiirler, onun çıkış noktasının Osmanlı tarih ve şiiri olduğunu gösterdiği gibi, sonradan yeni şekiller ve sade dille yazdıklarında da şairin genel olarak Osmanlı medeniyet ve kültürüne bağlı kaldığı görülür.


    Onda tarih, vatan, millet ve İstanbul sevgisi, hep bu açıdan işlenir. Osmanlı medeniyeti yüzyıllar boyu en yüce eserlerini İstanbul’da yarattığı için, Yahya Kemal’deki İstanbul, Boğaziçi ve Türk musikisi hayranlığına, tabiat güzellikleri yanı sıra, tarih değerleri de girer. Duygu, düşünce ve hayali ustalıkla kaynaştıran şair, pek çoğuna hikaye karakteri verdiği lirik-epik şiirlerinin konularını aşk, tabiat, deniz, ölüm ve sonsuzluktan da alır. İç ahengi her şeyden üstün tutuşu, şiiri "musikiden başka türlü bir musiki" kabul edişi; "Ok" şiiri bir yana, bütün şiirlerini, bu ahengin sağlanmasına daha elverişli gördüğü aruzla yazmasına sebep oldu Yahya Kemal, şiirlerini, makale ve hikayelerini sağlığında kitaplarda toplamamış, eserleri dergilerde, dağınık kalmıştı.

    Ölümünden sonra dostları ve hayranları tarafından bir Yahya Kemal’i Sevenler Cemiyeti kurulduğu gibi, İstanbul Fetih Cemiyeti’ne bağlı bir de Yahya Kemal Enstitüsü ve Müzesi açıldı (1961). Bu Enstitü’nün yayımlamaya başladığı Yahya Kemal Külliyatı’nda şairin ilk üçü şiirlerini; diğeri makale, deneme ve anılarını derleyen şu eserleri çıktı: Kendi Gök Kubbemiz (1961), Eski Şiirin Rüzgariyle (1962), Rübailer ve Hayyam Rübailerini Türkçe Söyleyiş (1963), Aziz İstanbul (1964), Eğil Dağlar (1966), Siyasi Hikayeler (1968), Siyasi ve Edebi Portreler (1968), Edebiyata Dair (1971), Çocukluğum, Gençliğim, Siyasi ve Edebi Hatıralarım (1973), Tarih Müsahabeleri (1975), Bitmemiş Şiirler (1976), Mektuplar-Makaleler (1977) Hakkında yayımlanan kitapların sayısı yirmiyi geçer.


    Bir başka tepeden

    Sana dün bir tepeden baktım aziz İstanbul!
    Görmedim gezmediğim, sevmediğim hiçbir yer.
    Ömrüm oldukça, gönül tahtıma keyfince kurul
    Sade bir semtini sevmek bile bir ömre değer.

    Nice revnaklı şehirler görülür dünyada,
    Lakin efsunlu güzellikleri sensin yaratan.
    Yaşamıştır derim, en hoş ve uzun rü'yada
    Sende çok yıl yaşayan, sende ölen, sende yatan.


    (Kendi Gök Kubbemiz adlı kitabından alınmıştır)


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  8. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  9. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Deniz Türküsü

    Dolu rüzgarla çıkıp ufka giden yelkenli!
    Gidişin seçtiğin akşam saatinden belli.
    Ömrünün geçtiği sahilden uzaklaştıkça
    Ve hayalinde doğan aleme yaklaştıkça,
    Dalga kıvrımları ardında büyür tenhalık,
    Başka bir çerçevedir, git gide dünya artık.
    Daldığın mihveri, gittikçe, sarar başka ziya;
    Lavidir her taraf, üstün gece, altın derya.. .

    Yol da benzer hem uzun, hem de güzel bir masala
    O saatler ki geçer başbaşa yıldızlarla.
    Lakin az sonra leziz uyku bir encama varır;
    Hilkatin gördüğü ra'ya biter, etraf ağarır.
    Som gümüşten sular üstünde, giderken ileri
    Ta uzaklarda şafak bur bur açar perdeleri.. .
    Musıkisiyle bir alem kesilir çalkantı;
    Ve nihayet görünür gök ve deniz saltanatı.

    Girdiğin aynada, geçmiş gibi diğer küreye,
    Sorma bir saniye, şüpheyle, sakın: "Yol nereye?"
    Ayılıp neş'eni yükseltici sarhoşluktan,
    Yılma korkunç uçurum zannedilen boşluktan
    Duy tabiatte biraz sen de ilah olduğunu,
    Ruh erer varlığının zevkine duymakla bunu.

    Çıktığın yolda, bugün, yelken açık, yapyalnız,
    Gözlerin arkaya çevrilmeyerek, pervasız,
    Yürü! Hür maviliğin bittiği son hadde kadar!..

    İnsan, alemde hayal ettiği müddetçe yaşar.


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  10. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  11. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Duyuş ve Düşünüş

    Sevdiklerim göçüp gidiyorlar birer birer
    Ay geçmiyor ki almayayım gamlı bir haber.

    Kalbim zaman zaman bu haberlerle burkulu;
    Zihnim düşünceden dağınık, gözlerim dolu.

    Kaybetti asrımızda ölüm eski hüznünü,
    Lakayd olan muhimsemiyor gamlı bir günü.

    Çok şey bilen diyor:'Gidecek her gelen nesil
    Ey sade-dil Bu bahsi hayatında böyle bil

    Hiç durmadan, hayat öğütür devreden bu çark,
    Ölmek sırayladır, sıralanmakta varsa fark.

    İlmin derin görüşleri, aklın hükümleri
    Doldurmuyor boşalmış olan hisli bir yeri.


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  12. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  13. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Endülüste raks

    Zil, şal ve gül. Bu bahcede raksın bütün hızı...
    Şevk akşamında endülüs üc defa kırmızı.

    Aşkın sihirli şarkısı yüzlerce dildedir
    İspanya neş'esi ile bu akşam bu zildedir.

    Yelpaze çevrilir gibi birden dönüşleri,
    İşveyle devriliş, örtünüşleri...

    Her rengi istemez, gözümüz şimdi aldadır.
    İspanya dalga dalga bu akşam bu şaldadır..

    Alnında halka halka aşüfte kakülü
    Gögsünde yosma gırnatanın en güzel gülü...

    Raks ortasında bir durup oynar, yürür gibi;
    Bir baş çevirmesiyle bakar öldürür gibi...

    Gül tenli, kor dudaklı, kömür gözlü sürmeli,
    Şeytan diyor ki, sarmalı yüz kere öpmeli.

    Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle
    Her kalbi dolduran zile, her sineden "Ole!"


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  14. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  15. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Erenköy'ünde Bahar

    Canan aramızda bir adındı,
    Şirin gibi hüsnü ana unvan,
    Bir sahile hem şerefti hem şan,
    Çok kerre hayalimizde canan
    Bir şir'i hatırlatan kadındı.

    Doğmuştu içimde ta derinden
    Yıldızları mavi bir semanın;
    Hazzıyla harab idim edanın,
    Hala mütehayyilim sedanın,
    Gönlümde kalan akislerinden.

    Mevsim iyi, kainat iyiydi;
    Yıldızlar o yanda, biz bu yanda,
    Hulya gibi hoş geçen zamanda
    Sandım ki güzelliğin cihanda
    Bir saltanatın güzelliğiydi.

    İstanbul'un öyledir baharı;
    Bir aşk oluverdi aşinalık..
    Aylarca hayal içinde kaldık;
    Zannımca Erenköy'ünde artık
    Görmez felek öyle bir baharı.


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  16. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  17. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Eylül sonu

    Günler kısaldı. Kanlıca'nın ihtiyarları
    Bir bir hatırlamakta geçen sonbalarları.

    Yalnız bu semti sevmek için ömrümüz kısa...
    Yazlar yavaşça bitmese, günler kısalmasa...

    İçtik bu nadir içki'yi yıllarca kanmadık...
    Bir böyle zevke tek bir ömür yetmiyor, yazık!

    Ölmek kaderde var, bize ürküntü vermiyor;
    Lakin vatandan ayrılışın ıztırabı zor.

    Hiç dönmemek ölüm gecesinden bu sahile,
    Bitmez bir özleyiştir, ölümden beter bile.


    (Kendi Gök Kubbemiz adlı kitabından alınmıştır)


    Yahya Kemal Beyatlı
     
  18. 26 Ağustos 2006
    Konu Sahibi : xsxulem
  19. roxett

    roxett Yeni Üye Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    2.286
    Beğenileri:
    4
    Ödül Puanları:
    0
    Gece

    Kandilli yüzerken uykularda
    Mehtabı sürükledik sularda..

    Bir yoldu parıldayan, gümüşten,
    Gittik... Bahs açmadık dönüşten.

    Hulya tepeler, hayal ağaçlar...
    Durgun suda dinlenen yamaçlar...

    Mevsim sonu öyle bir zaman ki
    Gaalip bir musıkiydi sandi.

    Gitmiş kaybolmuşuz uzakta,
    Rü'ya sona ermeden şafakta...

    (Kendi Gök Kubbemiz adlı kitabından alınmıştır)


    Yahya Kemal Beyatlı
     
Benzer Konular: Yahya Kemal
Forum Başlık Tarih
Şiir Bir Kentin Üşüyen Çocukları / Yahya Kemal Taş 14 Ağustos 2007
Şiir Orhan Kemal 1 Mayıs 2007
Şiir Sevemedi İstanbul İkimizi / Kemal Kaptan 28 Şubat 2007
Şiir Namık Kemal şiirleri... 27 Ağustos 2006