Yakup Kadri Karaosmanoglu - Kiralık Konak

Konusu 'e-Kitap Roman, Öykü ve Anı' forumundadır ve Elif tarafından 29 Aralık 2006 başlatılmıştır.

    29 Aralık 2006
    Konu Sahibi : Elif
  1. Elif

    Elif Onur Üyesi Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    24.653
    Beğenildi:
    5.191
    Ödül Puanları:
    438
    Naim Efendiler bu yaz Kanlıca'ya taşınmadılar. Zamanlar artık eski zamanlar
    değil, iki sene içinde pek çok adetler değişti. Kışın konaklarda, yazın
    yalılarda oturan aileler gittikçe azalmaktadır. Hele, Mısırlıların
    üşüşmelerinden sonra Boğaziçi'nde yalısı, köşkü olup da kiraya vermekten
    sakınanlara ya çok zengin, ya çok hesapsız gözüyle bakılıyor. Naim Efendi ise,
    ne çok zengin, ne çok hesapsızdır. Babasından kalmış bir serveti gençliğinden
    beri oldukça büyük bir ihtimamla idare ve muhafaza ediyor. Kendisi, İkinci
    Abdülhamit devri ricalinden olmakla beraber bu servete hiçbir şey ilave
    etmedi. İlave edebilirdi, çünkü senelerce devletin yüksek mevkilerinde
    bulundu. Gençliğinde babası gibi Mabeyni Humayun'a mensuptu, sonra birçok
    defalar valiliklerde dolaştı. Şürayı Devlet azası, Rüsumat Müdiri Umumisi oldu
    ve nihayet Defterihakani ve Evkaf nezaretlerine geçti. İnkılaptan iki sene
    evveldi, dolaşık bir tevliyet (Mütevellilik) davası yüzünden istifasını
    verdi ve günden güne bulanan hükümet işlerinde tiksinerek bir köşeye çekildi.

    Bununla beraber hiçbir zaman kenara atılmış bir memur haline düşmedi, devrin
    ricaliyle münasebette bulunur ve Muayede (Bayramlaşma) merasiminde hiç değilse
    defteri mahsusa (Özel deftere) imzasını atmaya giderdi. Memuriyet hayatında
    yakından gördüğü resmi ve gayrı resmi bütün pisliklere rağmen, devlete ve
    devlet adamlarına karşı hala derin bir saygısı vardı. Naim Efendi o terbiyeli
    kimselerdendir ki evliya, enbiya isimlerinin sonunda Radiyallahu anh demeyi
    hiç unutmazlar ve Paşa kelimesini med (Uzatarak) ile telaffuz edip, mutlaka
    hazretleri ile nihayetlendirirler. Bu gibi kimselerin başlıca fazileti,
    itaat ve hürmettir. Bütün terbiye ve ahlak düsturları onlar için yalnız bu iki
    kelimenin ifade ettiği manadan ibarettir. Bununla ,beraber, Naim Efendinin iki
    esaslı fazileti daha vardı: Bir ana kadar müşfik ve bir dul kadın kadar
    titizdi. Fakat, titizliği asla bir huysuzluk derecesine. varmazdı; bu, temiz
    ruhunun ve temiz vücudunun maddi ve manevi pislikler önünde bir nevi
    tiksinmesinden gelirdi. Göğüs üstünde bir yağ lekesi, bir kaba söz,
    mübalatasız (Dikkatsiz) bir hareket, onu müsavi derecede kederlendiren
    şeylerdendir; fakat, pek içli, pek nazik bir adam olduğu için, kederlendiğinin
    kimse farkına varmazdı.

    İstanbul'da iki devir oldu: Biri İstanbul'un; diğeri redingot devri...
    Osmanlılar hiçbir zaman bu İstanbul'un devrindeki kadar zarif, temiz ve kibar
    olmadılar. Tanzimatı Hayriye'nin en büyük eseri, İstanbulinli İstanbul
    Efendisidir. Bu kıyafet dünyaya yeni bir insan tipi çıkardı ve Türkler bu
    kıyafet içinde ilk defa olarak vahşi Asya ile haşin Avrupa'nın arasında gayet
    hususi yeni bir millet gibi göründü. Yaşayış ve giyiniş itibariyle Şimal
    kavimlerinden daha sade ve daha düşünceli olan bu millet, duyuş ve düşünüş
    itibariyle Akdeniz kıyılarındaki medeniyetlerin bir hulasası şeklinde tecelli
    ediyordu. Ağır kavuklu, alacalı, kesif Yeniçerilerin demir çarıklarının
    çiğnediği bu toprakta hangi tohum, hangi hava bu çiçeği veriyordu? Zira, bu
    beyaz pantolonlu, beyaz yelekli ve lüstrin kaloşlu Türkler, ince bir halattan
    ibaret endamlariyle biraz evvelki boğum boğum adamlara hiç benzemiyorlardı.
    Sultan Mecit devri ricalinin, Halet Efendi muasırlarının çocukları olduğuna
    kim ihtimal verebilir? Bunlar, boyunlarından ipekli bir mendille boğulmuş
    solgun benizleriyle onların cebir ve huşunetinden (Zorbalık ve sertliklerden
    ürkmüş kimseler gibidirler. Hepsi de umumi işlerden çekinir, hiddetlerinde ve
    hazlarında ölçülü, namuslu aile babaları ve kibar konak sahipleri idiler.

    Devamı için tıklayın