YARDIMMMM LÜTFENNN!!!! RANA isminin anlami

Konusu 'Bebeklerimizin Cinsiyetleri ve İsimler' forumundadır ve Tuba_1984 tarafından 15 Aralık 2009 başlatılmıştır.

    15 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  1. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Arkadaslar benim ikinci cocugum nasipse kiz olacakmis! 3 yasinda bi oglum var ismi Hüseyin TAHA! Bizimde Rana ismi cok hosumuza gidiyo ama internetteki anlami kafami cok karistiriyor!
    Internetteki anlami

    1. Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala.
    2. Arapça'da "er'an" kelimesinin mücnnesi olup "ahmak, sünepe kadın" demektir. Erkek adı olarak da kullanılır.


    Köken : Arapça

    Ama bu ikinci siktaki anlamini tam anlamadim! Ne demek istedigini! "mücnnessi" kelimesinin anlamini hic bilmiyorum! Bana yardimci olun lütfen! Eger anlami kötü ise koymak istemiyorum!
    Evde isimlerle alakali kitabim var ve anlami olarak sadece :

    güzel, latif, hos görünen, parlak cok ala, cok iyi anlamindadir yaziyo!

    Interneti biraz karistirinca benimde aklim karisti! Sizce na yapmaliyim?????

    NOLUR BANA YARDIM EDIN ARKADASLAR!

    Belki biraz sacma düsünüyom ama napcamida bilmiyorum!

    CADIARZU
     
  2. 15 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  3. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Niye cavap yazan yokki!
    Napmaliyim sizce arkadaslar????
     
  4. 16 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  5. aisee

    aisee aileBiz Üye

    Katılım:
    21 Eylül 2009
    Mesajlar:
    264
    Beğenildi:
    2
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    RÂNÂ: (Ar.) Ka. 1. Güzel, hoş latif, parlak. Çok iyi, çok ala. 2. Arapça'da "er'an" kelimesinin mücnnesi olup "ahmak, sünepe kadın" demektir. Erkek adı olarak da kullanılır
    bende ki kitapta da böyle yazıyor. arapça da kelimenin kökeninden isimler türetiliyor "r" "n"
    bence başka isimleri de araştır...
     
  6. 16 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  7. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Sagol canim! Ama benim demek istedigim zaten bu ikinci siktaki yazan mücnnesi ne anlamina geliyo!

    Bilgisi olan arkadaslar yokmu???
    Arkadaslar sadece 3 haftam kaldi! Nolursunuz bir bilgisi olan yazsin!

    mafoldumben
     
  8. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  9. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Bu konu hakkinda kimsse bisey yazmicakmi??????

    Internetteki yazilara pek inanmiyorum! Kitaplarda cok farkli yaziyo anlamlari!
     
  10. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  11. GIYMATLIM

    GIYMATLIM Emrine Şükürler Olsun.. Üye

    Katılım:
    26 Ekim 2009
    Mesajlar:
    6.558
    Beğenildi:
    2
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    38
    canım seve seve gönül rahatlıyıyla kızına bu güzel ismi koymalısın.
    Rana ayrıca peygamber efendimize atfedilmiş isimlerden biri.
    Bazı Salavatların içinde Rana-yı Muhammed (SAV) olarak anılıyor... Buda tabiki ilk manasının doğru olduğuna işarettir.
    Kötü bir mana içerseydi hiç peygamberimiz için kullanılır mıydı..
    çok güzel bir seçim yapmışsın mübarek olsun.
     
  12. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  13. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Sagol canim! Zaten gecenlerde arastirirken bi siirle karsilastim ve cok begendim! Peygamber efendimize yazilmis bi siirdi!

    Gel Ey Gül-ı Rana …

    Kerem kıl,tesellim ol,düş içime cemreler gibi…Bir gelişle gel,bir gülüşle gel,güle düş de gel,hayalde gel,düşte gel…

    Ayı ikiye bölen kutlu ellerinle gel,şirki kara yere karan tatlı dillerinle gel,saadet muştusunda bahtlı kullarınla gel…Ve ıtır,ıtır tomur tomur güllerinle gel…

    Gel Efendim,Gül Kokulum…

    Yetiştir suyu çorağa,tutuştur gülü yaprağa…Gül dikilsin yeniden toprağa…

    Senin bir damla kokuna,bütün aşklarımı fedaya hazırım…!

    Ve bir kırıntısına nazarının,bütün yüreğimi kanatmaya…

    Bir gülü koklamak gibi seni anmak…

    Gel Ey…!

    Avucumda hep dikenler…Kanıyor…Kanıyor..

    ((ıskender Pala))
     
  14. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  15. el-muallim

    el-muallim kırk yaşımın çiçekleri.. Üye

    Katılım:
    18 Haziran 2008
    Mesajlar:
    13.673
    Beğenildi:
    4
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    rana farsca kokenlıdır guzel hoş anlamındadır........arapca kokenlı anlamı ısım olarak kullanılmıyorkı ............ısım olarak kullanolan farsca anlamından gelıyo ıcınız rahat etsın............hayırlı ols
     
  16. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  17. el-muallim

    el-muallim kırk yaşımın çiçekleri.. Üye

    Katılım:
    18 Haziran 2008
    Mesajlar:
    13.673
    Beğenildi:
    4
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    yukardakı ıskender palanın yazısı cok guzel bı ornek.............gul ı rana guzel gül hoş gül demek....................elıne saglık canım
     
  18. 25 Aralık 2009
    Konu Sahibi : Tuba_1984
  19. Tuba_1984

    Tuba_1984 Yeni Üye Üye

    Katılım:
    17 Mart 2009
    Mesajlar:
    68
    Beğenildi:
    0
    Beğendikleri:
    0
    Ödül Puanları:
    0
    Allah razi olsun sizlerden! Icimi rahatlattiniz! Gül-i Rana adli cok cesit peygamber efendimize yazilmis siirler var!


    Gül-i Rana ••• ♥




    Seherlerde kuş sesleriyle Selam!
    Gül-i rana, gonca güllerle Selam!
    Al gelincik buseleriyle Selam!
    İğde çiçeğinin hoş kokusuyla Selam!
    Anka kuşu kanatlarıyla Selam!
    Selam sana! iki Cihanın Güneşi.
    Selam sana! Alemlerin Efendisi...

    ••• ♥ -

    Merhameti sen, sana en çok benzeyen,
    Hz Fatıma`nın en içten gelen sevgisi...
    Canlar canısın titreyen yüreğimizde,
    Sevgisin hiç cıkmayan benliğimizde...
    Sen Ey Peygamber! Allah'ın habibi,
    Öğrettin bize sevgiyi, şefkati, merhameti...

    ••• ♥ -

    Seherlerde kuş sesleriyle Selam!
    Gül-i rana, gonca güllerle Selam!
    Al gelincik buseleriyle Selam!
    İğde çiçeğinin hoş kokusuyla Selam!
    Anka kuşu kanatlarıyla Selam!
    Selam sana! iki Cihanın Günesi...
    Selam sana! Alemlerin Efendisi...

    ••• ♥ -

    Bağlıyız islam´ın umutlarına,
    Cenneti muştuladın inananlara...
    Önce kendi nefsinde denedin her emri,
    Güzel bir anlatımla sevdirdin emirleri...
    Senin kadar kimse sabrı tatmadı,
    Senin kadar hiç kimse merhametli olmadı...

    ••• ♥ -

    Seherlerde kuş sesleriyle Selam!
    Gül-i rana, gonca güllerle Selam!
    Al gelincik buseleriyle Selam!
    İğde çiçeğinin hoş kokusuyla Selam!
    Anka kuşu kanatlarıyla Selam!
    Selam sana! iki Cihanın Günesi...
    Selam sana! Alemlerin Efendisi...

    ••• ♥ -

    Güller açar gül bahçesinde senin hasretinle,
    Çiçekler kokularını salar senin tebessümlerinle...
    Sen bir başka seversin inananları,
    Onlara ayırdın en makbule geçen duanı...
    Kimse senin kadar hoşgörülü değildi,
    Derinliğine hiç kimse senin kadar sevilmedi...

    ••• ♥ -

    Fatima Hümeyra Kavak




    Gül-i Rânâ
    İlk göz ağrıma...

    Ey Gül-i Rana:
    Bir su gibi susadım sana,
    Sevmekten ne mana?
    Cana ve Kana!

    Başkaları sen varken bir hiç benim için
    Aylar ve yıllar an gibi geliyor seninle. Niçin?
    Boşuna dememiş saki “mey için! ”
    “İçin, için ki kendinizden geçin,
    Gönül tarlasını yârin aşkı ile biçin! ”

    Sen gelince aklıma, düşer bir damla yanağıma,
    Ermez sensiz firaklar vuslata,
    Gündüzler akşama, geceler sabaha,
    Bedelsin sen benim için tüm dünyaya.

    Uzaktasın ve hiç çıkmıyorsun aklımdan,
    Öpe sim geliyor seni al yanağından,
    Bir gül, bir mey kopardım dalından,
    Bil ki mahrum ettin beni iki cihandan.

    Ey ozan! Vur sazının bam teline!
    Aşksız olanın gam neyine?
    Ona vasıl olamayacağını bile bile,
    Düştü bu mecnun bu derde.

    Son adımda, cananın yanında,
    Yürek kafeste, kan damarda,
    Durmuyor O’nun yanında,
    İşte buldum ya, karşımda!
    Hülyamın son anında, tadında.

    Ben(bir) mecnunsam,
    Seni serap sansam,
    Sana koşsam, sana varsam
    Seni sarsam, sana doymasam,
    Şu güzel rüyadan uyanmasam!

    Yürek kafeste; gönül firarda,
    Şu mecnun ki ondan uzakta hep darda,
    Hayatta en dayanılmaz anlarda.
    Yârim halimi anlar da!
    Yalnız koymaz beni buralarda,

    Hicranla yanar gönlüm her dem.
    Ah ki sensiz ben ne edem?
    Fiz an’a mı yoksa izaha mı gidem?
    Anla artık sensiz olmuyor dide-m.

    An gelir suda süzülen iki kuğu,
    An gelir guruptaki iki kuş oluruz.
    Fırat ve Dicle gibi önce hemhâl olur;
    Sonra, akar akar duruluruz.

    Ey Gül-i Rana:
    Değersin her tatlı ana,
    Yeter bu hasret bana,
    Gel artık Ey Gül-i Rana


    Yunus Bursevi





    GÜL-İ RANA

    Bütün yolculuklar sanadır
    Yıldız dokulu bütün yolculuklar.
    Ufuklar seni gizler çizgilerinde ve uç noktalarında.

    Bu yüzden sana koşar yalnızlar
    Ve sâbâ rüzgârını duyanlar seherlerde.

    Sana koşarlar
    Elleri böğürlerinde
    Ve zülüflerinde
    Bir gül kokusu
    Gözlerinde aşk buğusu.

    Seni tüter buhurdanlar o zaman
    Ve her zaman.

    Böyledir sana yolculuklar
    Böyledir gül
    Ey gül
    Gülller gülü
    Medine’nin Gülü
    Reyhan zülüflü
    Ümit ulağı
    Haktan gelen
    En şerefli elçi
    Sana.
    Ey gül-i Rânâ…

    Bak işte ben de böyle boynu bükük
    geldim yoluna
    Yolunun engelleri de var ama
    Bunlar bir tebessüm gibidir cana
    Gülistana bir çekiliştir
    Ona bir gamze
    Ve işaret gibi
    Yoksa asıl acıları görse gönül
    Ebedî olanları
    Bunları basardı bağrına
    En çetin çileleri
    Özüne perçinlerdi
    Bir ananın evlâdını sarışı gibi.

    Evet sana bütün yolculuklar
    Zira sensin ilk mayası âlemin
    Yani aşktır ilk mayası
    Sen zaten aşktan yaratıldın
    Sevdadan doğdun
    Ve dünyaya teşrif buyurdun
    Bir Cibril kanadında
    Sonra Cibril senin ardında
    Kemerbeste-i Ubudiyetle
    Hakk’a saygılı
    Ama senin ardında
    Hiç yoktu bunlar yadında
    Bir an bile geçirmemiştin aklından
    Peygamberlik ünvanını
    Kutsî görevi.
    Zira sen tevazu iklimlerinin üveyiki
    Başı öne eğik
    Mekke’nin en yetimi
    Ümmilerin ser tacı
    Ama âlemin tek ilacı
    Ve huzur iklimi sendeydi…

    Ufuklar sana sarılmıştır
    Katmer katmer
    Gül yapraklarının özünü sarışı gibi
    Bütün ufuklar ama
    Bütün ufuklar
    Sana
    Ey gül-i Rânâ.
    Sancısız gece olur mu?
    Olursa şafak doğar mı ondan
    Elbette bütün sancılardır
    Sabaha gebe olan.

    İşte zaman da sana gebe
    Soluklarına.
    Bir zamanlar Mekke sokaklarında
    Söylediğin
    Söylettirilen nağmeye gebe.
    Hurma dallarının inlediği
    Kuru direklerin bile
    Ağladığı bu nağmeyi duyunca
    İşte o melodi dudaklarından yükselmişti.
    Bu atmosfere.
    Hâlâ o solukları taşır mecnun rüzgâr
    Yüreğinde
    Saçlarının telinde
    Ve kanatlarında
    Şardan şara
    Ey gül -i Rânâ…

    Tatlı bir leylaktı bakışların
    Rengini ötelerden almış
    Bir leylaktı çehrendeki pembelik
    Ve dudaklarındaki şafak kırmızılığı
    Ve içinde ebed kızıllığı
    Bir leylaktı
    Rengini Cemil- i Rahmi-i Kebirden almış
    Bir leylak
    Ey levlak
    Ey rahmet avuçlarının bizlere uzattığı
    Çöllerdeki tek vaha
    Ey gül-i Rânâ
    Sar bizi o gizemli ufuklarında
    Sar bizi
    Aşk kanatların gerilsin üstümüze
    Bir anne şefkatiyle
    Bir baba rikkatiyle
    Sar bizi
    Nazar bizi çeksin
    Bu sebepten sonsuzluktan dünyaya ağan nazar
    Cazibesiyle
    Her Kadir Gecesi’nde.
    Sonsuzluktan yağan damlalar
    Çeksin bizi kendine
    Sevgi ve aşk bu damlaların bulutudur
    Ümit ve azim bu damlaların buutudur
    İşte o nazara çekilelim biz de
    Hazer edip günahlardan
    Korkarak Rabbin celalinden
    Bir Mecnun olalım yollarında
    Önümüzde leyla
    Ardı sıra koşalım ve dağlar denizler aşalım
    Ey gül-i Rânâ.

    "Sancısız geceler doğumsuzdur." dedim
    Evet sancısız gecelerimiz olmasın
    Ve içimize dolmasın yakut rengi faniler
    Dolmasın onların çizgileri
    Karanfil kırıkları gibi ruhumuza
    Yangını düşmesin geçici olanın
    Ve esip giden rüzgâr gibi günlerin
    Ve geçici düğünlerin ateşi vurmasın içimize.
    Biz size gelelim
    Hep birlikte size
    Gündüze
    Sabaha
    Bahara
    Teşrin yapraklarını da toplayıp
    Sabaha erelim
    Ellerimizde eteklerimizde
    Sonbahar mevsimi olsa da
    Size
    Bu dermandır cana
    Ey gül-i Rânâ.

    Artık Ebu Lehepler bitti
    Ebu Cehiller yılgın ve ürkek
    Çekildi köşelerine
    Bir gulyabaninin
    Mağarasına ve inine çekilişi gibi
    Artık Kalem ve Nun devri başladı
    Leyla ve Mecnun devri başladı
    Kerem ile Aslı
    Ferhat ile şirin faslı
    Asr-ı saadette olduğu gibi
    Evet gül devri
    Her ne kadar olsa da cevri
    Birtakım zavallının
    Bunlar o eski cühelanın
    Kalıntıları.

    Bitti onlar bitti.
    Bir gurup vakti fıtratlarına uygun
    Yere gitti.
    Ama sen
    Ama senin Mekke’den Medine’den uçan solukların
    Ve kanat açıp âlemi dolaşan nefesin
    Hâlâ atmosferimizde
    Bizleri çağrı çağrı
    Deste deste
    Birliğe çeken solukların
    Onlar var
    Bize yar solukların
    Onunla dolduk biz de onunla
    İçimizi gülşene çevirdik
    Ve bir yorgun dünyayı devirdik
    Sonra onun yerine yepyeni filizlerden
    Dallardan
    Mercan dalllardan
    Zebercet yapraklardan
    Ve altın çiçeklerden bir dünya ördük
    Ve seni gördük orda
    Ufkun en ucunda
    Ve başında
    Ya kırmızı ya siyah
    Ya da beyaz sarığın
    Sırtında rida
    Dudaklarında tek nida
    La ilahe illalah…
    Billah seni gördük
    Başkasını değil
    Nurs köyünden ağan ışıkta
    Korucuk’tan yanıp alemi tutan kandilin
    Gülen çehresinde
    Seni gördük
    Çizginin tam ortasında
    Seni
    Kana kana içtik avuclarındaki kevserden
    Ötelerden sunduğun o vaha ırmaklarından
    Kana kana
    Ey gül-i Rânâ.