Yaşam aralığı nedirki?

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve Madamiks tarafından 25 Ekim 2010 başlatılmıştır.

    25 Ekim 2010
    Konu Sahibi : Madamiks
  1. Madamiks

    Madamiks Popüler Üye Üye

    Katılım:
    25 Ağustos 2009
    Mesajlar:
    7.397
    Beğenildi:
    48
    Ödül Puanları:
    153
    "Yaşam aralığı" diye bir kavram var mı literatürde? Ben hiç duymadım ama; içimden kararlı bir ses "Olmalı! Yoksa da şimdi icat ediverdim!" diyor.

    "Yaşam aralığı"ndan kasıt; içinde bulunulan yaşamın eksi ve artı kutuplardaki en uç noktaları arasındaki mesafe. Ya da düştüğünüz en derin nokta ile çıkabildiğiniz en üst yer arasındaki aralık diyelim. Acaba sürünebilme kapasiteniz ile uçabilme yetiniz arasındaki mesafe mi demeli?

    ...

    Yaşamda dibini boyladığınız en derin kuyunun uzunluğu neydi? Ya da elinizi vurabildiğiniz en tepe noktanın deniz seviyesinden yüksekliği? Derin bir kaygı ve panikle "Eyvah!" dediğiniz an ile "Yaşasın!" derken kulaklarınızın uğultusundan duramadığınız o an arasındaki mesafe ne kadardır? İkisini de hatırlayıverin bir zahmet! Niye mi? Siz o aralıktan başka bir şey değilsiniz de ondan! Burcunuzu okumaya ayırdığınız süre kadar olsun, vakit ayırmaya değmez mi bu soru?

    Yaşamın en bilge repliklerinden biri "Biz halden anlarız!" ifadesi değil midir hem? Peki siz de benim gibi damdan düşmediyseniz ne bileceksiniz halimi? Leb demeden leblebiyi anlamak da, halden bilmek de bir deneyim işi değil mi sonuçta? Dolayısıyla sürünebilme katsayınızın, yaşamsal algı düzeyinizin en önemli belirleyicisi olduğu gerçeğini nasıl yadsıyabilirsiniz ki?

    İşin bir de zafer kısmı var tabi! Ne kadar alçaktan sürünebildiğiniz kadar, ne kadar yüksekten uçabildiğiniz de bir o kadar önemli! İşte ben bu ikisi arasındaki serüvene, "yaşam aralığı" diyorum!

    Hem yaşam denilen şey de "tutunamayanlar" ile "zirveye oturanlar" ya da bu dünyaya geldiğine pişman olanlarla adeta hayata tapanlar arasındaki geniş mesafeden ibaret değil mi? Evet öyle! O halde böyle bir tanımlama da yapılabilir pekala! Kısacası bir yanda hayatın dibini boylayanlar var; diğer yanda da mutluluktan havaya uçanlar. Ortadaki geniş alan ise bu iki uç noktanın arasındaki zengin yelpazeden, dalgalı aralıktan ibaret! Siz neredesiniz acaba? Seçip beğenin kendinize bir yer.

    Ve işte "hayat" denilen ele avuca sığmaz enerjiyi kestik biçtik, aldık bir şablona oturttuk! Neden? Ona biraz daha yakından bakabilmek, fark etmekte zorlandığımız kıvrımlarına daha fazla detay verebilmek adına! Her şeyin üzerinde sörf yapılabilir sonuçta! Yeter ki elini, daha doğrusu düşünü korkak alıştırma! Yaşam ne ki; ölümün bile tüm detayları üzerinde gezinebilirsin. Eğer istersen?

    Peki kuyunun dibini boylamadan sıçramak diye bir şey var mı ki; bu yollar biri aşağı diğeri yukarı ayrılabiliyor öyle? Ben buna yanıt ararım işte! Zira yok öyle yağma! Hayat dediğin; kuyunun dibini boyladığı yerden doğanlarla, zirveye ulaştığını zannederken yok olanların hikayesinden ibarettir!

    Yani "Sen cehenneme, ben cennete!" deyip sağdan aşağı kıvrılmakla olmuyor bu işler! Tam da cennetin yolunu tutmuş gidiyorken bir de bakmışsın cehennemdesin! Sürprizlidir yaşam, kaygandır zemin, şeffaftır hakikat! Gizlenemezsin, saklanamazsın, kolayına kaçamaz, sağdan aşağı sallanıp arazi olamazsın!

    Eli kolu uzundur yaşam dediğinin, ne kadar uzaklaşırsan uzaklaş tutuğu gibi savurur istediği yöne! İstihbarat diyorsan, o zaten sonsuz! Daha aklından, kalbinden geçirmeye gör; bir de bakmışsın "Olmadıııı!" mesajı, türlü hadiselerle bitivermiş burnunun dibinde.

    İyisi mi açık ol sen! "Kolayına kaçar, nasıl olsa bir şekilde sıyırırım!" diyerek avutma kendini. Sonra düştüğün duruma eko veren şen kahkahalar hırpalar, örseler, sinirlendirir seni dayanamazsın! Kamuflajı çıkar aklından, çık meydana!

    Yaşamak ciddi iştir, vesselam! Yeter ki ciddiyetle detaycılığı ya da kendini hayata bırakmamaya yemin etmişliği birbirine karıştırıp yaşamın kıyısına vurma, bu gerçeğe ayak diremekte inat etme?

    Hem yaşamı kavramak o kadar kolay olsa; Kierkegaard "Hayat geriye doğru anlaşılır. Ancak daima ileriye doğru yaşanmak zorundadır!" der miydi hiç?


    alıntıdır