Yaşamı Otomatiğe Bağlamışsın

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve talin tarafından 18 Aralık 2008 başlatılmıştır.

    18 Aralık 2008
    Konu Sahibi : talin
  1. talin

    talin Popüler Üye Pro Üye

    Katılım:
    20 Haziran 2007
    Mesajlar:
    4.253
    Beğenildi:
    19
    Ödül Puanları:
    148
    Öğretmen matematik dersindeydi ve kara tahtaya bir takım formüller yazıyor, diğer taraftan da çocuklara bu formüllerden bahsediyordu. İşini bitirdiğinde arkasını döndü ve çocuklara “ Söyleyin bakalım bu formülü bana kim anlatacak?” diye sordu. Orta sıradaki küçük çocuk parmağını kaldırdı ve söz aldı “Öğretmenim, o formülü yazarken kullandığınız tebeşir küçük mü yoksa biraz daha uzun olan mıydı?

    Öğretmen anlam veremediği bir ifade ile sadece bakındı küçük çocuğa bir an duraksadı ve bunu farkındalıkla yapmadığını hatırladı.

    Öğretmen ne yaptığının da farkında değildi, sadece yazıyordu, bu bir görevdi onun için bunu yapmak zorundaydı. Zorundalık hissi taşıyordu. Berrak bir zihne sahip değildi. Bir çok öğretmen farkında değil ne verdiğinin. Farkında olmazsan veremezsin, bilinç aşılayamazsın. Senin onlara bir şeyler anlatmana gerek yok! Sen sadece farkında ol. O zaman sınıfında güneş açacaktır. O zaman öğrencilerin senin zihninde oluşan düşünceyi hissedecek ve bilinç edinecektir. Bırak onlara bir şeyler anlatmayı! Kendinin farkında olmadan onlara asla ulaşamazsın. Önemli olan hangi tebeşirle yazı yazdığın değil, önemli olan orada ne yaptığının farkında olmak, bunu tüm hücrelerinde hissetmek. Bunu sevgi ile yapmak.

    Bana “ Sen okullara, öğretmenlere neden bu kadar karşısın?” diyorlar. Gülüyorum sadece, ömrünün bir kısmı orada geçiyor ve bana söyle! Akşam olduğunda çocuğuna sor. Ona “ bugün ne öğrendin?” diye sor. İstisna… bir şey öğrenmiş olabilir. Aklında bir şeyler kalmış olabilir, o zaman şunu sor!

    “En soğuk havada bile öğretmeninin sevgisi ile sınıfınız ısınıyor mu?”

    O sevgiyi hissetmiyorsa isterse verdiği bütün bilgiler altın kaplı olsun anlamsızdır. Öğretmen çaba harcıyor evet harcıyor sence bu güzel ve doğru bir şey olabilir ama ben bunu benimsemiyorum.

    Çaba gösterdiğinde sürekli zihinsel olarak koşturuyorsun, bir şeyler yakalama arzusu var içinde. Oysa yaşam zaten akış içindesin demiştim sana. Durağan hiçbir şey yoktur. Gökyüzünü izle! Bulutlara bak. Hareketlerine dikkat et bulutların. Sürekli akıyorlar, ve bir an da Güneş ile karşı karşıya geliyorsun.



    Güneşi görmek için çaba göstermene gerek yok, bulutlar zaten kenara çekilecektir. Sadece izlemen yeterli. Verici olmanın hazzını yaşaman için bunun farkına varman gerekiyor. Bir şeyler vermeye çabalamazsan ne demek istediğimi anlayacaksın. Bu çok farklı bir şey. Bana “ Bir şeyler vermezsem çocuklar nasıl öğrenecekler? “ diye soracaksın.

    Sen sadece onların içindeki karanlığa ışık ol. Sen onlara fener ol! Onlar senin tuttuğun ışıkla yolu bulacaklardır. Onların kendilerini keşfetmelerine izin ver. Bırak artık bilgi depolamayı! Beyinlerinde o kadar çok gereksiz bilgi var ki bu yavaş yavaş aşağıya doğru iniyor ve çok yakında hepsini kambur yapacaksın!

    uğur koşar'dan alıntıdıra.s.