( Yaşamin Karari Elimizdedir )

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve kraker kız tarafından 2 Haziran 2008 başlatılmıştır.

    2 Haziran 2008
    Konu Sahibi : kraker kız
  1. kraker kız

    kraker kız Guest

    "Yaşlı bilge!" demiş çocuk. "Ellerimde tuttuğum kuşun canlı mı, ölü mü olduğunu söyleyebilir misin?" Yaşlı bilge gözünü dikip çocuklara sessizce bakmış ve "Evlat," demiş. "Ellerinde esir kalmış kuşun canlı olduğunu söylersem, ellerini iyice sıkıştırıp onu öldüreceksin. Ölü olduğunu söylersem ellerini açacaksın ve kuş özgürlüğüne uçacak. Ellerinde, yaşamın ve ölümün gücünü tutuyorsun oğlum. Yaşam ile ölüm arasında seçim yapabileceğini bilecek kadar bilgi var sende." "Kuşun veya herhangi bir olayın sonuçlarına benim yanıtımın belirlemesine izin verirsen, kendi gücünden ve kararlarından yoksun kalırsın. Aynı zamanda, doğru seçimi yapma sorumluluğunu üzerinden atmış, kendi gücünü ve bilginin mutluluğunu hissetme ve kullanabilme fırsatını yitirmiş olursun." "Kendin karar ver ve sonradan da pişman olma!" Geliştiren Öyküler.

    TAMİR OLMAYAN DELİKLER

    Kötü huylu bir genç varmış. Birgün babası ona çivilerle dolu bir torba vermiş. 'Arkadaşlarınla kavga ettiğin zaman her seferinde bu tahta perdeye bir çivi çak.' demiş. Genç, ilk gün tahta perdeye otuz çivi çakmış. Sonraki haftalarda kendi kendini kontrol etmeye çalışmış ve geçen her günde daha az çivi çakmış. Nihayet bir gün gelmi§ ki hiç çivi çakmamış. Babasına gidip söylemiş. Babası onu yeniden tahta perdenin önüne götürmüş. Gence: 'Bu günden başlayarak tartışmayıp kavga etmediğin her gün için tahla perdeden bir çivi çıkart.' demiş. Günler geçmiş. Bir gün gelmiş ki her çivi çıkarılmış. Babası ona 'Aferin, iyi davrandın ama bu tahta perdeye dikkatli bak. Artık çok delik var. Artık geçmişteki gibi güzel olmayacak.' Arkadaşlarla kavga edildiği zaman kötü sözler söylenir. Her kötü kelime bir yara (delik) bırakır. Arkadaşına kendisini affettittiğini söyleyebilirsin ama bu delik aynen kalacak. Bir arkadaş ender bir mücevher gibidir. Seni dinler, yüreklendirir, güldürür, sen ihtiyaç duyduğunda yardımcı olur, sana yüreğini açar.

    HAFIZANIN İHTİŞAMI
    Yavuz Sultan Selim Han zamanında bir şair yeni yazdığı şiirini pek beğenmiş ve sultana okumak dilemiş. Tabii o zamanlar gerçek sanatkara çok kıymet verildiği için, kısa zamanda huzura kabul edilmiş. Selim ilan'ın yanında Hasan Can ve diğer vezirlerde varmış. Şair zat, heyecandan sesi titreyerek şiirini okumuş bitirmiş, sonra da padişaha bakmış. Yavuz Selim Han hiç tereddüt etmeden: 'Ama ben bu şiiri biliyorum.' deyince, adamcağız şaşırmış. 'Nasılolur efendim, bu şiiri ben yazdım ve ilk defa burada okuyorum.' 'İstersen bir de ben okuyayım' demiş padişah. 'Siz bilirsiniz.' Selim Han gerçekten teklemeksizin adamın az evvel okuduğu şiirin aynısını okumuş. Adam şaşkınlıklar içindeyken bu sefer Hasan Can atılmış: 'Bu şiiri ben de biliyorum sultanım,' demiş. 'Destur verirseniz ben deokuyayım’ o da okumuş. Sonra hemen yanındaki vezir ve diğerleri de sırasıyla okumuşlar.. Böylece huzurda şiiri okuyan on kişi çıkmış. Şair ne yapacağını şaşırmış. 'Nasıl oluyor anlayamıyorum efendim. Ama bu şiiri gerçekten ben yazdım' diye kendini savunmaya çalışmış. Neyse ki sonradan gerçeği anlatıp, adamcağızın gönlünü almışlar. Padişah'ın duyduğunu bir seferde ezberlediğini, Hasan Can'ın iki ve diğerlerinin de sırayla artan sayılarda ezberleyebüdiklerini söylemişler. Böylece şair de rahatlamış.