Yaşantimizdan Bazi önemli Işaretler

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve EU1 tarafından 26 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    26 Nisan 2007
    Konu Sahibi : EU1
  1. EU1

    EU1 Guest

    :
    Bence, bir insanı hayata bağlayan en önemli şey yaşama sevincidir.
    Yaşamak çok zor olmasına rağmen sevilecek tarafları da vardır.
    Ömrümüz bize göre çok uzun gibi gözükse de aslında bizi yaratanın nazarında okyanusta bir zerre gibidir.
    İnsanoğlu dünyaya geldiğinde nelerle karşılaşacağını hiç bir zaman bilemez. Şöyle çevremize baktığımız da yeryüzünde yaşayan hemen hemen tüm insanların sıkıntıları olduğu gibi sevinçleri de vardır.
    Önemli olan bu karmaşık yaşantımız da sevgiyi, saygıyı ve aşkı acı ve tatlı yönleriyle yaşayabilmek...
    Dünyaya gelmeseydik hiç bir şeyden haberimiz olmayacaktı. İyiyi, kötüyü, güzeli, aşkı, acıyı ve tatlıyı bilemeyecektik. Ama dünyaya gelmekle bütün bu olayları görme ve yaşama şansımız olmaktadır.
    Şimdi ben bu satırları yazdığım şu sıralarda, imkan olsa da tüm insanların kalbinden geçenleri, yaşadıklarını, sevinçlerini ve sıkıntılarını bilebilseydik ortaya hiç birimizin hayal bile edemediği çok farklı bir tablo ile karşılaşabilirdik.
    Bir insanın kalbini bilemiyoruz, bakıyoruz kimisi gülüyor kimisi azap çekiyor kimisi insanlara hizmet edeceğim diye uğraşıyor velhasıl herkes kendi çapında bir şeyleri yaşıyor ve uyguluyor.
    Şu kısacık ömrümüzü lüzumsuz işlerle geçirmemek ve güzel hizmetler yapmak ve en önemlisi de kalp kırmamak, kalp kazanmaktır .
    İnsanları mutlu eden ve etmeye çalışan bir kişinin kendisi de mutlaka sonuçta mutluluğu yakalayacaktır. Bazen insan kendisini yapayalnız hisedebilir, işte böyle durumda gerçek samimi dostların bir tatlı söz söylemesi ve küçükte olsa bir hediye vermesi insanı mutlu etmeye yeter de artar bile.
    Yalnız çoğumuz mutlu olmayı unumuş gibiyiz, gülmeyi rafa kaldırmış gibi bir halimiz var. Üstelik birbirimiz le konuşmayı da yasaklamış gibiyiz.
    Son zamanlarda sokaklarda asık yüzle gezenler daha da arttı. İnsanlar adeta bir barut fıçısı gibi. Bunun başlıca sebebi manevi yönden vücudumuzun gıdasını alamamasından ekonomik, sosyal ve psikolojik sorunlar da buna eklendimi hayatımız zindan olmaya yetiyor.
    İnsanların birbirine olan güveni, sevgisi ve saygısı gün geçtikçe daha da azalmaya başladı, her şey maddiyatla ölçülmeye, para için gözünü kırpmadan cinayet işlemeye her şeyi bir nevi ticarete dökülmeye başladı.
    Birisinin düğününde altın takan karşılığında mutlaka altın bekliyor...
    Yani karşılıksız hediyeleşme ortadan kalkmış gibi gözükoyor.
    Birbirimizle hayır da yarışacağımız yerde şerde yarışır hale geldik, birbirimizin en gizli sırlarını en ufak bir münakaşada ifşaa etmeye başladık.
    Velhasıl dinimizce kesinlikle yasaklanan ve "ölü eti yenmesine" benzetilen gıybet aldı başını gidiyor. Hemen hemen aramızda birbirinin dedikodusunu yapmayan kalmadı gibi gözüküyor.
    Hadi diyorsun akşam ana haberlerini bir dinleyelim diye televizyonun düğmesine bastığımız da karşımıza çok kötü haberler çıkıyor;
    Falanca yerde kaza oldu bilmem şu kadar ölü, şu kadar da yaralı, komşumuz Irak'ta her yer kangölü, bir kız çocuğu para için sevgilisiyle anlaşarak kendi öz annesini öldürdü. Bir anne ve çocuklarını eşi öldürülmüş olarak bulundu. v.b gibi hep kötü hatta beter olaylarla karşılaşıyoruz.
    Eğer sofradaysak yemekler boğazımıza diziliyor.
    Haberler sadece kötü haberler olarak içimizi karartmaya devam ediyor, sanki iyi haberler bitmiş gibi bir tablo karşımıza çıkıyor.
    Bunca kötü haberin arasında hiç mi iyi haber kalmadı?
    İyi haberleri şahsen ben çok özledim.
    Çocuklarımızı bin bir zorluklarla okutmaya çalışıyoruz. Ama okuyan bir kızımız tam beş yıldır işe yerleşmeyi bekliyor.
    Bu karamsar tabloyu dağıtmak gene insanların elindedir.
    Birbirimizi karşılıksız sevmeyi yeniden istemeliyiz ve bu isteği hayata geçirmeliyiz.
    Bedenimizi sadece yemek içmekle değil manevi duygularla da doldurmalıyız.
    Birbirimizle hediyeleşmeyi ticaret olma özelliğinden kurtarmalıyız.
    Yuvalarımızı çok basit nedenlerle dağıtmamalıyız, biraz da birbirimize karşı hoşgörülü olmalıyız.
    Tıpkı eskiden olduğu gibi komşuluk ilişkilerimizi yeniden gözden geçirerek, hak ettiği düzeye getirmeliyiz.
    Öğrencilerimize güzel bir gelecek hazırlamak, umutlarını kırmamak için elimizden geleni yapmalıyız.
    ve,
    Her şeye rağmen hayatı sevmeliyiz.
    Yaşama sevincimizi hiç bir zaman kaybetmemeliyiz.
     
  2. 28 Nisan 2007
    Konu Sahibi : EU1
  3. gumusboncuk

    gumusboncuk Aktif Üye Üye

    Katılım:
    2 Mart 2007
    Mesajlar:
    488
    Beğenildi:
    1
    Ödül Puanları:
    86
    çok güzel konulara değinmişsin selena gerçekten hepsine katılıyorum bazen insana dünya zindan oluyor ama yaşamın güzel yönlerini görmemiz lazım her şeye ramen yaşamaya değer teşekkürler canım:1yes2:
     
  4. 28 Nisan 2007
    Konu Sahibi : EU1
  5. melisxoxzge

    melisxoxzge Aktif Üye Üye

    Katılım:
    25 Nisan 2007
    Mesajlar:
    37
    Beğenildi:
    0
    Ödül Puanları:
    76
    insan umut ettigi sürece yasar umudumuzu ve sevincimizi kaybetmeyelim herseye ragmen hayat yasamaya deger bence aciysiyla,tatlisiyla.