Yaşlı Bilgeden İş Hayatına Dair

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve kraker kız tarafından 18 Nisan 2008 başlatılmıştır.

    18 Nisan 2008
    Konu Sahibi : kraker kız
  1. kraker kız

    kraker kız Guest

    Yaşlı Bilgeden İş Hayatına Dair

    --------------------------------------------------------------------------------

    “Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse, michelangelo’nun resim yaptığı, bethoovenin beste yaptığı ve shakespeare’nin şiir yazdığı gibi sokakları süpürün. Öyle güzel olsun ki sokaklar, gökteki ve yerdeki herkes bu sokakta dünyanın en iyi çöpçüsü oturuyor desinler.”
    Martin Luther King


    Başarı, ulaşılması gereken bir hedef değil, gidilmesi gereken bir yoldur.
    Yavaş koşmasını öğrenmeden hızlı koşamazsınız.
    Rahat çalışarak hiçbir yere gidemezsiniz.
    Her zaman ‘’daha iyisini yapabilirim’’ demelisiniz.
    Hedeflerinizi belirleyin, nereye gittiğinizi kontrol edin. Nereye gideceğini bilenlere bütün dünya yol verir.
    Bir ödülü kazanmadan önce kendinizden emin olun.
    Sonuç ne olursa olsun sorumluluğu göğüslemeye hazır olun.
    İş hayatında şikayet edici surat ve davranışlar yapmayıp her türlü zorluğa hazır olmalısınız.
    ‘’imkansız’’ ı başarmak günlük hedefiniz olmalıdır.
    İşyerine daima 10 dakika erken gelip tüm evraklarınızı eksiksiz getirmelisiniz. Getireceğiniz malzemelerin en önemlisi ‘’çalışma isteği’’ olmalıdır.
    Başarının kolay olmadığını bilmelisiniz. Çalışmadan başarı olmayacağını bilmeyen merdiven basamaklarında yalpalayarak olduğu yerde kalır.
    Hayatta teslim bayrağını çekeceğiniz anlar olacaktır. Bu anlarda azimle devam edin.
    Başkalarının işlerinin sizi ilgilendirmeği hususunda açık bir görüşe sahip olmalısınız.
    Başkalarını anlamak için zaman zaman kendinize izin verin.
    Doğruluk, efendilik ve terbiye daima en önemli hayat felsefeniz olmalı. Çalışma arkadaşlarınıza bu davranışlarınız ile örnek olmalısınız
    Değerli şeylerin pek kolay elde edilmediğinin farkında olun.
    Sizi bir yere getiren yeteneğinizdir, fakat sizi orada tutacak olan karakterinizdir.
    Daima bilginin peşinden koşun, bileği güçlü kişi bir kişiyi yener, bilgisi güçlü kişi ise bin kişiyi yener.
    Duvarda asılı diplomaların insanı insan yapmadığının farkında olun.
    Size sözel saldırı ya da eleştiri yapıldığında korkmayın,bırakın sizin için yaptığınız işler konuşsun.
    Dayak, dövüş, kabadayılık, dedikodu, diğerlerini aşağılayıcı konuşmalar yapmak gibi karakter bozukluklarına hayatınızda yer vermeyin.
    Özür dilerim demenin sizi küçültmeyeceğini bilin.
    Amirlerinizi, düşman olarak değil, arkadaş olarak görün bilin. Sizlerin başarısı onların başarısıdır.
    Şunu daima hatırda tutun;
    Her çalışmada iyiyi, her verilen görevde en iyiyi yapamayacağınızı,
    Her işin olumlu sonuçlanmayacağı yahut zaman alacağı durumlar olabilir. Buna hazır olun ve hayal kırıklığına uğrayıp suçlamalar yapıp kendi kendinizi yok etmeyin.
    Anneciğinize-babacığınıza-kardeşinize her fırsatta sarılıp onlara teşekkür edin.
    Hepinize sonsuz başarı görevler, bol kazançlar diliyorum.
    Canım okurlarım….,
    Canım okurlarım….,


    Dönüşüm Konağı
    İrfan HATTATOĞLU



    Eski bir öyküye göre, eski Çin'de bir efendi, sağaltıcılar (çare, iyileştirme) ailesinden bir hekime, bu sanatta aileden hangisinin daha hünerli olduğunu sormuş.

    Adı Çin'de tıp bilimiyle özdeşleşecek kadar ünlenmiş olan bu hekim, şöyle yanıtlamış onu:
    "En büyük ağabeyim hastalığın ruhunu daha şekillenmeden görüp uzaklaştırır, bu nedenle adı evin dışına çıkmamıştır."

    "Ortanca ağabeyim hastalıkları daha çok başlangıcında sağaltır, bu nedenle adı mahallenin dışına çıkmamıştır."

    "Bana gelince, ben damarları deler, ilaçları yazar, tene masajlar yaparım, bu nedenle adım zaman zaman dışarı çıkıp efendilerin kulağına kadar ulaşır."

    Zoru henüz kolayken tasarla, büyüğü henüz küçükken yap... Dünyanın en zor işleri henüz kolayken gerçekleştirilmeli, dünyanın en büyük şeyleri henüz küçüklerken yapılmalıdır. Bu nedenle bilgeler asla büyük olanı yapmazlar ve ululuklarına bu yolla ulaşırlar.

    Sun Tzu

    GÜL YAPRAĞI

    Bir zamanlar bilginler ve şairler, 'suskunlar meclisi' adıyla bir topluluk oluşturmuşlardı. Üye sayısı otuz kişiydi ve bunu arttırmıyorlardı. Üyeliğin ilk şartı çok düşünmek, az yazmak ve çok az konuşmaktı.

    O zamanlar meşhur şair ve bilgin Molla Camî, bu meclisin aşkındaydı. Günün birinde suskunlar meclisinin bir üyesinin öldüğünü duyunca, onun yerine aday olmak için bilginlerin bulunduğu köşke geldi. Kendisini karşılayan kapıcıya bir şey söylemeden, ismini bir kağıda yazarak o sırada toplantı halinde bulunan suskunlar meclisine gönderdi.

    Meclis üyeleri bu teklifi görünce biraz üzüldüler. Molla Camî oraya layık bir bilgindi, ama ölen üyenin yerine başka birini almışlardı. Yeni bir üye için yer yoktu. Meclisin başkanı, bir bardağı tamamen suyla doldurduktan sonra Molla Camî'ye gönderdi. Zeki bilgin durumu kavramıştı. Bir damla daha olsa bardak taşacaktı.

    Bunun üzerine o da hemen oracıktaki bir gül dalından küçük bir yaprak koparıp, nazikçe suyun üstüne koyuverdi. Bardak taşmamıştı. Bunu içeri gönderdi.

    Meclistekiler bu kibar cevabın mânasını anlamışlardı: Zarif insanların yeri başkaydı. Üyeler, bu değerli bilgini de aralarına almaya karar verdiler. Başkan listeye Molla Camî'nin adını ekledi. Otuz sayısının sonuna bir sıfır koyarak, 300 yazdı. Bununla Molla Camî sayesinde, meclisin değerinin on misli arttığını belirtiyordu.

    Listenin son şekli Molla Camî'ye gelince, meseleyi anladı. Ancak sayının büyük gösterilmesinden hoşlanmadı. Sağdaki bir sıfırı silerek, otuz sayısının soluna koydu. Yani 030 yazdı. Alçak gönüllü Molla Camî, böylece kendisini solda sıfır sayıyor, bardağı taşırmadığı gibi, o meclisin yapısını da etkilemeyeceğini söylemek istiyordu.

    Diğer üyeler bunu görünce, saygı ve hayranlıkları bir kat daha artmış olarak suskunlar meclisinin yeni üyesini selâmladılar.

    siirparki.com 'dan alinmistir

    =============================

    * Hoşgörü, yapılan her şeyin kolayca kabul edilip onaylanması değildir. Hoşgörü, başkalarının görüşlerini anlama yeteneği ve acı bir duygu beslemeden, anlayışlı bir tartışma arzusudur. Macintosh

    * Yüksek mevkiler, her eşyayı büyülten bazı camlar gibidir. Bu mevkilerde bütün kusurlar olduklarından daha büyük görünür. FENELON

    * Hoşgörüsüzlük, insanın kendi davasına inanmasının bir kanıtıdır.Gandhi

    * Doğruluk sonsuzluğun güneşidir, nasıl olsa doğar. WENDELL PHILLIPS

    Özlü sözler-Öyküler

    --------------------------------------------------------------------------------

    Yolcular uçağın yanında otobüsten inmişler.. Bavullarını gösteriyorlar. Bir bakmışlar uçak şirketinin minibüsü yanlarında durmuş. İçinden kaptan pilotla, yardımcı pilot inmişler... Yolcular fena halde şaşırmışlar.. Nasıl şaşırmasınlar.. Kaptan pilotun elinde bir beyaz baston. Kolunda üç noktalı bant.. Yardımcı pilotun elinde bir köpek tasması.. Tasmanin ucunda bir köpek.. Sağa sola çarparak öylece ilerliyorlar uçağa.. Günlerden 1 Nisan değil ama, "Şaka herhalde" demiş yolcular, doluşmuşlar uçağa..Uçak pistte hızla ilerlemeye başlamış. Yolcuların gözleri camda. Uçak hızlanmış.. Yolcular endişelenmeye başlamışlar.. Ucak daha hızlanmış. Pistin sonu hızla yaklaşmaya başlamış.. Uçak iyice hızlanmış.. Bazı yolcular paniklemiş, dua etmeye başlamışlar. Uçak son hıza ulaşmış. Bu arada pistin sonuna da ulaşılmış. 100metre sonra betonun bitip çimlerin başladığını gören yolcular dehşet içinde çığlığı basmışlar..Tam o anda da kaptan pilot levyeyi sonuna kadar çekmiş...Uçak tam pist biterken tekerleklerini yerden kesmiş, havalanmış. Kaptan pilot arkasına yaslanmışderin bir nefes almış ve yardımcı pilota dönmüş:
    Biliyor musun? Bir gün çığlık atmakta gecikecekler ve hep birlikte geberip gideceğiz!..."

    Dünyada nice kör yöneticiler var.. Çığlık atmaktan vazgeçmeyin...