Yedi Adımda Yaşamda Denge

Konusu 'Kişisel Gelişim' forumundadır ve canavar tarafından 5 Nisan 2007 başlatılmıştır.

    5 Nisan 2007
    Konu Sahibi : canavar
  1. canavar

    canavar Yılmak yok. Yola devam... Pro Üye

    Katılım:
    12 Temmuz 2006
    Mesajlar:
    3.271
    Beğenildi:
    109
    Ödül Puanları:
    353
    Şaşırtıcı değil mi? Hepimiz, bu teknoloji denen şeyin, sistemleri otomatikleştirip yaşamlarımızı düzene sokarak bize zaman kazandıracağına inandırıldık… Peki ya kim zaman kazandı?

    Şehiriçi telefon konuşması parasına ışık hızıyla hareket etmemize yardımcı olduğu için teknolojiyi sevsek de, günlük yaşamlarımızın yavaşladığını görmedik henüz...

    Gerçekte olup biten şu. Bahse girerim, tamamlamayı istediğimizi düşündüğümüz şeyleri olmaya ya da yapmaya asla yeterli zamanımız olmayacak. Zaman, yalnızca evrenin Trump’larının ya da Michael Jordan’larının satın alabilecekleri bir meta değil. Hepimiz, “yaşamlarımızı” yaratma umuduyla odaklandığımız işleri başarmak için, bir günde aynı miktarda zamana sahibiz.

    Özsaygı, sağlık ve yaşamdaki çabalar arasında denge sağlamak için, önümüzdeki yılları öncekilere göre daha tatminkar, daha az suçluluk dolu ve daha doyurucu yapabilecek olasılıkların bir iki tanesine göz atalım.

    Aşağıda, büyük resme “kilitlenmemize” yardımcı olabilecek bazı yararlı stratejiler yer alıyor.

    “Büyük Taş” teorisiyle başlayın.
    Dr. Stephen Covey, “Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı” adlı kitabında, öğrencilerine cam bir kabın içine taşların nasıl yerleştirileceğini gösteren bir profesörün öyküsünü anlatır. Kaba önce büyük taşları, daha sonra küçük taşları, kumu ve son olarak suyu koymak, süreci tersine çevirmeye çalışmaktan açıkça çok daha kolaydır. Yaşamınızı tasarlarken, “büyük taşlarınızın” ne olduğuna karar verin ve bunları, tanımlanmış zaman dilimleri ya da günler olarak yıllık takviminize işleyin. Bunu, hedefinizi aklınızda tutarak işe başlamak suretiyle başarın. Çalışmaya, bir sonraki takvim yılının sonundan başlayın.

    Geriye doğru çalışın.
    Basitçe, yıl içinde önemli önceliklerinizin, ya da “büyük taşların”, olduğu günleri işaretleyin. Hangi güne hangi önceliğin verildiğini saptamak, kişisel bazda bir miktar araştırma yapmanızı gerektirecektir. Yaşamdaki önemli olaylar için öncelikli günler belirlemek, “Zamanım yoktu” bahanesinin en alt düzeyde kullanılmasını sağlar.

    Özel günleri tespit edin.
    Asla zaman bulamadığınızdan yakındığınız işlerin tamamını programlayacağınız yer bırasıdır. Yaşamınıza katmak istediğiniz şeyleri kaleme alma fırsatını değerlendirin. Bu, üç ayda bir “yakın bir arkadaşınızla öğle yemeğinde buluşmak” olabilir. Ayda bir gününüzü kendinize çekidüzen vermek ve doktor ziyaretlerinde bulunmak için ayırın. Hep gitmek istediğiniz ama fırsat bulamadığınız özel seminerler ya da kurslar için, üç ayda bir düzenli olarak “kişisel gelişme” günü saptamayı ihmal etmeyin.

    Bir “flört gecesi” programlayın.
    Sevgilinizle geçirmek üzere haftada bir gününüzü düzenli bir biçimde “flört gecesi” olarak tayin ederseniz, kişisel ilişkilerinize çok faydası dokunur. Bunu, aile üyelerinin birlikte yemek yiyip zaman geçirdikleri haftalık düzenli “aile” geceleriyle karıştırmamak gerekir. İstatistikler, bir ilişkinin gelişimi için haftada en az 2 saat yüz yüze zaman geçirmek gerektiğini göstermektedir.

    Üç ayda bir kendinize “sakinleşme” günü belirleyin.
    Edison, Ford, Firestone, Carrel ve Lindberg yaratıcılık için zaman bulmuşlarsa, siz de bulabilirsiniz. Bu özel günde ne yapmak istediğinizi önceden kararlaştırın.

    Bedeninizi yitirirseniz nerede yaşayacaksınız?
    Genellikle günde 30 dakikalık egzersizimizi yapamıyoruz; ama hayatta olduğumuz her dakika, üstümüzdeki 5-10 kilo fazlalığı sağa sola sürüklemeye razı oluyor, gücümüzü ve enerjimizi tüketiyoruz... Kendinizle bir anlaşma yapın ve şu andan itibaren, yaşamınızın geri kalan kısmında sağlıklı ve zinde olmayı tercih edin.

    Kontrol edebildiğiniz tek şeyi kontrol edin…
    En çok gıpta ettiğimiz insanların “her şeye sahip” gibi görünen bireyler olduklarını fark ettiniz mi hiç? Hiçbir gün dağınık saçları olmamış gibidirler; arabaları kusursuzdur ve evleri karakter, ilgi ve konfor açısından şaşırtıcı derecede zengindir. Buna ek olarak, sınırsız enerjiye ve eşi benzeri olmayan bir bakış açısına sahipmiş gibi görünürler. Siz de çoğumuz gibiyseniz, gizliden gizliye bu kişilerin “sırlarını” bilmeyi istiyor ya da onları “gerçekdışı” farz edip yok sayıyorsunuz. Gerçek şu ki bu insanlar, dürüst ve onurludurlar; çünkü ilk etapta kendilerini kontrol altına almışlardır ve zamanla yaşamın önlerine çıkardığı engellerle baş etmeyi öğrenmişlerdir. Kendimizi kontrol etmek, son derece mantıklıdır. Yoksa, çevremizdeki dünyayı değil.

    Havayı kontrol edemeyiz; ama hava çok sıcak ya da çok soğuk olduğu için yürümekten büsbütün vazgeçmek yerine, bir spor salonunda egzersiz yapmayı ya da alışveriş merkezinde yürümeyi tercih edebiliriz. Randevu zamanına uymaları konusunda müşterilerimize, eşlerimize, meslektaşlarımıza ya da çocuklarımıza güvenmek mümkün olmayabilir; ama bekleyip kendimizi kurban gibi hissetmeyi, sinirlenmeyi, zamanı boşa harcamayı ya da alternatif bir plan yapmayı seçmek bizim kararımızdır.

    “Herşeyi bir arada yürütmeyi beceren” tipleri kıskanmak yerine, gıpta ettiğiniz şeylerden keyif almak için kendinize izin verin.

    Anlayış basit; yalnızca kendinizi kontrol edebilirsiniz. Öyleyse, ne istediğinizi, nereye gitmeyi arzuladığınızı, yeni hedefinize ulaşmak için ne yapılması gerektiğini ve bu hedefi gerçekleştirmek üzere gerekli zamanı ve mekanı tanımlamakla işe başlayın.

    Yaşamı sonuna kadar yaşamayı tercih edin. Ebeveynlerin ve öğretmenlerin geçmişte kendilerini “değerli” ya da “yetkili” bulmadıkları için söyledikleri “Bunu alamazsın” tarzı sözleri göz ardı edin.

    “İyi” yaşamın zengin ve ünlü insanlara özgü olduğunu düşünmeye gerek yok. Siz de azıcık planlama ve disiplin ile, payınıza düşeni, hatta daha fazlasını alabilirsiniz… Seçim sizin, yalnızca sizin. Şunu bilin ki “oyun” bittiğinde, yapmak istediğiniz her şeyi ve daha fazlasını kendi yönteminizle yapmış olacaksınız.

    Terri Murphy

    Bakalım yapabilecek misiniz ?